KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/274
- Karar No
- 2024/809
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
Karar Metni
1.974 kelime·10 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/274
KARAR NO : 2024/809
DAVA
İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 18/04/2023
KARAR TARİHİ : 07/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketi davalı firmaya ait kargoların taşımalarını yapmış ve davalı adına gelen kargoları
yasalara uygun olarak taşımasını yapıp ihtirazı kayıtsız olarak kargo alıcısına teslim etmiş olup, davalı Firmanın dava ve takip konusu olan taşıma bedellerini ödememesi nedeni ile kendisine
müvekkili şirket tarafından defalarca ihtarname gönderilerek fatura bedellerinin ödenmesi talep
edilmiş olmasına rağmen borcunu ödememesi nedeni ile hakkında---İcra Müdürlüğünün ---- Esas
takip sayılı dosyası ile icra takibi yapılmış, davalı-borçlunun haksız olarak borcun tamamına itiraz
etmesi nedeni ile takibin durmuş olduğunu,
oysa taşıması yapılan ve davalı tarafa teslim edilen kargoya ait taşıma faturalarının kargonun
teslimi anında düzenlenmiş ve davalı tarafça da gerek bu taşımaya ve gerekse taşıma ücreti ile ilgili
olarak herhangi bir itirazda bulunmamış olduğunu,
dava şartı olan, arabuluculuğa başvurulmuş ve 17.02.2023 tarihinde düzenlenen arabuluculuk son
tutanağı ile “Görüşmeler Sonucunda Anlaşmama” tutanağı ile davalı taraf ile arabuluculuk
görüşmeleri olumsuz olarak sonuçlanmış olduğunu belirterek,
davanın kabulü ile icra dosyasında asıl alacağa yapılan itirazın iptali ile takip tarihinden itibaren
işleyecek olan avans faizi üzerinden takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak itiraz nedeniyle
asıl alacak üzerinden %20 inkar tazminatının davalıdan tahsili ile; dava giderleri, arabuluculuk ücreti
ile vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tüm hak ve alacakları eksiksiz ödenmiş olup cevap dilekçesi ekinde sunmuş oldukları cari hesap ekstresi ve banka dekontlarında açıkça görüleceği müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu, itirazın iptali davalarının kısmî dava şeklinde ikame edilmesinin hukuka aykırı olduğu aşikar olup,
İşbu sebeple davacının, kısmi dava açmakta hukukî yararı bulunmadığı gözetilerek öncelikle
davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini,
Hiçbir şekilde aleyhe hususları kabul anlamında olmamak kaydıyla, davacının talep ettiği hak ve
alacakları zamanaşımına uğramış olup, bu sebeple davacı taleplerinin reddine karar verilmesini
talep ettiklerini,davacı taraf, 03.01.2015-01.12.2015 tarihleri arasında gerçekleştirilen hizmet ilişkisi kapsamında,
1.306,58 TL alacaklı olduğundan bahisle ---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra dosyası ile
müvekkili şirket aleyhine icra takibine girişmiş ve akabinde huzurdaki davayı ikame etmişse de
davacı tarafın iddia ettiğinin aksine tüm alacaklarının eksiksiz olarak ödenmiş olduğunu,
davacının Alacak Talebine Dayanak Olarak Sunmuş Olduğu Fatura Teslim Tutanaklarında Müvekkili
Şirkete Ait Olmayan İşlemler bulunmakta olup, Ancak Davacı Taraf Bunu Görmezden Gelerek Tüm
İş ve İşlemlerin Karşılığını Müvekkili Şirketten Talep Etmiş olduğunu,
Davacı taraf, dilekçesi ekinde sunmuş olduğu fatura teslim tutanaklarını dayanak alarak toplamda
1.273,61 TL alacağı bulunduğundan bahisle huzurdaki itirazın iptali davasının ikame etmiş, Ancak,
aleyhe hususları kabul anlamına gelmemekle beraber, fatura teslim tutanakları incelendiğinde de
görüleceği üzere söz konusu teslim tutanaklarında ---firmasına, --- firmasına,
----- adına da iş ve işlemler gerçekleştirildiği ancak davacı tarafın bunları mahsup etmeden
müvekkili şirketten alacak talebinde bulunduğunun görülmekte olduğunu,
İşbu sebeple davacının başkaca firmalar için yapmış olduğu işlemlere karşılık olarak müvekkili
şirketten alacak talebinde bulunmasına itiraz ettiklerini, Bu yönüyle huzurdaki haksız ve mesnetsiz
davanın reddini talep ettiklerini, Ekte Sunulan Cari Hesap Ekstresi Ve Dekontlar İncelendiğinde Görüleceği Üzere Davacının Tüm
Alacaklarının Ödendiği Ancak Davacının Yapılan Ödemeleri Cari Hesabından Mahsup Etmediğinin
Görüleceğini,
Aleyhe hususları kabul anlamına gelmemekle beraber, Davacı taraf dilekçesi ekinde 3 farklı fatura
teslim tutanağı sunmuş ve bunlara dayanarak alacak iddiasında bulunmuş olup,
01.09.2015 tarihli fatura teslim tutanağı uyarınca 1.002,88 TL, 08.10.2015 tarihli fatura teslim tutanağı uyarınca 263,96 TL, 08.10.2015 tarihli fatura teslim tutanağı uyarınca 601.11 TL alacağı bulunduğunu beyan etmiş,buna göre toplamda 1.273,58 TL [1867,95 TL - 594,37 TL (15.10.2015 tarihinde ödenen 914,61 TL'den mahsup edilen kısımdır.)] alacağı bulunduğundan bahisle icra takibine girişmiş olduğunu, ancak söz konusu fatura teslim tutanaklarının düzenlenmesinden itibaren davacı tarafa; 03.09.2015 tarihinde toplam 378,09 TL,
30.09.2015 tarihinde 334,45 TL (--- logolu, ----- numaralı, 09.09.2015 tarihli
334,45 TL ödeme makbuzu ektedir.)
15.10.2015 tarihinde 914,61 TL,
30.11.2015 tarihinde 586,75 TL olmak üzere toplamda 1.619,53 TL (15.10.2015 tarihli 594,37 TL
mahsup edilmiştir.) aslında davacı tarafın hesap etmiş olduğu bedelden 345,95 TL fazla ödeme
yapıldığının görülmekte, Bununla beraber fatura teslim tutanaklarında dava dışı firmalar için
yapılan iş ve işlemlerin de yer aldığı göz önüne alındığında davacıya fazla ödeme yapıldığı açık ve
aşikar olduğunu, Hulasa davacının tüm alacağının ödenmiş olduğu açık olup huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın
reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Davacı her ne kadar alacağın likit olduğunu ve yargılamaya gerektiren bir husus bulunmadığını
beyanla icra inkar tazminatı talep etmişse de davacının icra inkar tazminatı talep etmesinin haksız
olduğunu,
Davacının faiz talebi de haksız olup faiz talebine ve faiz oranına açıkça itiraz ettiklerini, Bu yönüyle
de davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini
Hulasa, yukarıda arz ve izah edildiği üzere davacının tüm hak ve alacakları eksiksiz ödenmiş, bakiye
hiçbir hak ve alacağı kalmamış, Bununla beraber davacı taraf dava dışı üçüncü kişiler için yapmış
olduğu iş ve işlemelerin karşılığını da müvekkil şirketten tahsil etme çabası içine girdiğini belirterek,
İtirazın iptali davasının kısmî dava şekline ikame edilemeyeceği göz önünde bulundurularak
huzurdaki davanın usulden reddine, Davacının tüm hak ve alacaklarının ödendiğinden bahisle
huzurdaki davanın reddine, zamanaşımı def'ilerinin kabulü ile davanın reddine, Esas
ilişkin itirazlarımız doğrultusunda davanın reddine, neticeten izah edilen tüm sebeplerden haksız
davanın reddine, Davacının haksız icra inkar tazminatının reddine, Talep edilen bedelin
%20'sinden aşağı olmamak kaydıyla l kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları
ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle,-----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir.
Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ----İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile davacı şirketin 686,86 TL’ lık bakiyeyi şüpheli alacak hesabına virman ederek huzurdaki davada talep konusu yaptığı, bir anlamda 2014 yılından devir gelen 61.34 TL mutabakat farkını sarfı nazar ederek dava konusu yapmadığı, ancak 686,86 TL’ lık kısmı ise harçlandırmak suretiyle huzurdaki davada asıl alacak olarak talep edildiğini, davacı şirketin yukarıda listelenen ve toplamda 602,51 TL mutabakatsızlığa sebebiyet veren
kayıtlara ilişkin dayanak belgeleri sunması,davalı şirketin ise, 05.01.2015 Tarihli 88,81 TL tutarlı 2 Adet ödeme kaydının mükerrer kayıt olmadığını ispata elverişli makbuz, dekont vb. belgeyi sunması halinde,tarafların hangi kayıtlarına itibar edileceği ve aralarındaki Borç/Alacak ilişkisinin varlığı ve
miktarı huşularında tespitte bulunabileceği sonuç ve kanaatlerine varılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile davacının Beyan/İtiraz Dilekçesindeki “Müvekkil Şirket kayıtlarında gözüken ancak davalı şirket kayıtlarında yer almayan faturalar incelendiğinde 972,51 TL mutabakatsızlığa sebebiyet veren faturaların ----- cari hesabına farklı müşteri kodlarından virman yapılmış faturalardan kaynaklanma ihtimalinin çok yüksek olduğu tespit edilmiş olup,
Nitekim örnekleme yoluyla kontrol edildiğinde bazı faturaların farklı müşteri kodlarından virman yapıldığının tespit edilmiş olup,370,00 TL alacak bakiyesi veren nakit ödemeler ise virman yapılan müşterilerden alınan nakit tahsilatlar olma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduklarını,” yönünde açıklamalarının ve sunulan Fatura Listesi ile Ekstrenin ispata yeterli olamayacağı sonuç ve kanaatlerine varılmıştır.
Değerlendirilmesi ve Takdiri Mahkemeye ait olduğu, sonuç olarak, Mutabakatsızlık konusu Faturalara konu hizmetleri Davalı şirkete verdiğini ve fatura bedellerini davalı şirketten talep edebileceğini kanıtlayamayan davacı şirket karşısında, sadece
88,81 TL’ lık Ödemenin Mükerrer ödeme olmadığını kanıtlayamayan Davalı Şirketin, Ticari
Defterlerindeki bu kayda itibar edilmeyerek, davacı şirkete 88,81 TL borç Bakiyesinin mevcut
olduğu sonuç ve kanaatlerine varıldığı bildirilmiştir.Tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun olarak incelendiği ticari defterler arasında mutabakatsızlık bulunduğu, davacı şirketin bilirkişi raporunda listelenen ve toplamda 602,51 TL Mutabakatsızlığa sebebiyet veren
kayıtlara ilişkin dayanak belgeleri sunamadığı davalı şirketin ise, 05.01.2015 Tarihli 88,81 TL Tutarlı 2 Adet ödeme kaydının mükerrer kayıt olmadığını ispata elverişli makbuz, dekont vb. belgeyi sunamadığı, mutabakatsızlık konusu faturalara konu hizmetleri davalı şirkete verdiğini ve fatura
bedellerini davalı şirketten talep edebileceğini kanıtlayamayan davacı şirket karşısında, sadece
88,81 TL’ lık ödemenin mükerrer ödeme olmadığını kanıtlayamayan davalı şirketin, ticari
defterlerindeki bu kayda itibar edilmeyerek, davacı şirkete 88,81 TL borç bakiyesinin mevcut
olduğu sonuç ve kanaatlerine varılarak bilirkişi kök ve ek raporu hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir.
İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE
1-Davalının ---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 88,81 TL asıl alacak üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,
2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 427,60 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 247,70 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 359,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 140,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 3.140,00 TL yargılama giderinin davada haklı çıktığı %12,93 oranında olmak üzere 406,00 TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 88,81 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 598,05 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
10-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranı gözetilerek 403,42 TL sinin davalıdan, 2.716,58 TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
11-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin e-duruşma vasıtası ile yüzüne karşı davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/274, K. 2024/809, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama