KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/913
- Karar No
- 2025/813
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2025
Karar Metni
1.366 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/913
KARAR NO : 2025/813
DAVA
Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/09/2024
KARAR TARİHİ : 04/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı -----Şirketi tarafından davacı müvekkil aleyhine -----İcra Müdürlüğü nezdinde ---- Esas, ve ----- Esas sayılı olmak üzere icra takipleri başlatıldığını, ancak davacı müvekkilin takip alacaklısı şirkete böyle bir borcu bulunmadığını, Müvekkil icra dosyasındaki diğer borçlu şirket ------Şirketi ile 22/06/2018 İle 31.01.2019 tarihleri Arasında satın alma yöneticisi olarak çalışmakta olup söz konusu diğer borçlu şirketten ayrıldıktan sonra herhangi bir iş ilişkisi içinde bulunmadığını, iş bu dava davalısı alacaklı şirket ile diğer borçlu şirket aracılığıyla tanışmış,
bu şirketten çalıştığı şirket adına meşrubat alım satımında şirket yetkilisi olarak bulunduğunu, Şirketin çalışanı olarak yaptığı alımlar haricinde hiçbir şekilde davalı tarafla bir mal alım ve satımında bulunmadığını, 2019 ocak ayında icra dosyalarının borçlusu olan diğer şirketten ayrılan müvekkilim bu süreçten sonra alacaklı şirket ile hiçbir şekilde muhattap olmadığını, bu süreçte müvekkilim -----iline taşındığını, daha sonra diğer borçlu şirket ile davalı şirket arasındaki ticari uyuşmazlık oluşmuş olup sanki müvekkil bu uyuşmazlığın bir tarafıymışcasına ---- İcra Müdürlüğü nezdinde ---- Esas,
ve ----- Esas sayılı iki ayrı icra dosyasında borçlu olarak eklendığını, tüm bunlar olurken ----- iline taşınan müvekkilime icra dosya ödeme emirleri Tebligat Kanunu 21.maddesine göre Muhtara teslim şeklinde eski ev adresine gönderildiğini, Müvekkilim hakkında açılan icra takipleri kendisinin haberi olmadan kesinleştiğini, Müvekkil gönderilen tebligatlar usülsüz olup iptali gerektiğini, Müvekkil hakkında başlatılan takiplerde herhangi bir dayanak belge bulunmadığını, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte Bu takiplerin konusu alacağın ne olduğu belli olmadığını,
iğer ki söz konusu takipler takibin diğer borçlusu ----- Şirketi'nin bir borcuna dayanarak açıldıysa müvekkilin borç konusunda mükellef olması söz konusu olmadığını, Müvekkil TBK'nın adam çalıştıranın sorumluluğu hükümleri uyarınca söz konusu-----Şirketi adına işlem yaptığından yapılması gereken icra takibinin Yalnızca bu şirket adına yapılması gerektiğini, Son olarak icra dosyası borçlusu diğer şirketin gerçekten böyle bir borcu dahi olsa yukarıda sözü edilen iki icra takibinin mükerrer icra takibi olduğu anlaşıldığını,
Davacı Müvekkilin davalıya söz konusu takiplerden borcu olmadığının tespit edilmesine tespit sonucu icra dosyalarının ayrı ayrı iptaline karar verilmesini, İcra İflas Kanunu ilgili hükümleri uyarınca teminatsız olarak icra takiplerinin ayrı ayrı durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, bu mümkün değilse icra dosyasında tahsil olacak meblağın alacaklıya ödenmemesi yönününde ihtiyati tedbir kararı verilmesini,
Davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile ---- İcra dairesinin ---- Esas ve ----- takip dosyaları için ayrı ayrı hükmolunmak üzere takip bedelleri üzerinden %40 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı aleyhinde ----İcra Müdürlüğü'nün --- ve---sayılı dosyaları üzerinden davacı aleyhinde başlatılan icra takipleri davacı yönünden kesinleştiğini, her iki takip dosyasından gönderilen ödeme emri 24.08.2020 tarihinde davacı borçluya tebliğ edilmiş olup, söz konusu takiplere davacı borçlu tarafından 30.03.2021 tarihinde itiraz edildiğini, Ödeme emrinin tebliğin üzerinden 7 ay geçtikten sonra davacı yan tarafından borca itiraz edildiğinden icra müdürlüğü tarafından verilen karar ile itirazın yasal süresi içerisinde yapılmadığından bahisle reddedildiğine dair karar verildiğini,
Davacı taraf bakımından huzurdaki davaya konu icra takip dosyaları kesinleşmiş durumda olduğunu, öncelikle Huzurdaki menfi tespit istemli dava 09.09.2024 tarihinde ikame edilmiş olup, davacı davasında samimi olmadığını, Nitekim, 30.03.2021 tarihli itirazı nazara alındığında aradan geçen 3 yıldan fazla bir süre sonra işbu davayı açması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Zira, gerçek anlamda borçlu olmadığı iddia eden tarafın uzun bir süre beklemesi olağan karşılanmaması gerektiğini,
Davacı yan dilekçemizin ileride bahsini geçireceğimiz delilleri de gözetildiğinde işbu takip dosyaları nedeniyle sorumlu ve borçlu olduğunun bilincinde olduğunu, Davacı aleyhine usulüne uygun takip başlatılmış, ayrıca tebliğ de usule uygun gerçekleştiğini, Davacı yan her ne kadar ----- taşındığını, takipten haberdar olmadığını iddia etse de bu durum gerçek dışı olduğunu, Davacı tarafa ödeme emri 24.08.2020 tarihinde tebliğ edilmiş, ilgili adreste muhatabın olmaması nedeniyle kapıcı ----- muhatabın akıbeti sorulmuş ve iş'te olduğu beyan edilerek imzadan imtina edildiğini,
Davacının adreste oturduğu tespit edilerek kapısına haber kağıdı yapıştırılmak suretiyle söz konusu tebliğ mahalle muhtarına imzası karşılığı teslim edildiğini, dolayısıyla davacı yanın icra takibinden haberdar olmaması gibi bir durum söz konusu olmadığını, Diğer yandan davacı taraf ------ adresine takipten ve ödeme emrinin tebliğinden çok sonra 26.08.2021 tarihinde taşındığını, bu durum Mernis Sorgu Evrakı ile de sabit olduğunu, haliyle davacı yanın iddia ve beyanlarının somut gerçeklikle örtüşmediği ortada olduğunu, -----.
İcra Dairesi'nin ----- Sayılı dosyasından başlatılan takipte müvekkil şirket ile takip borçluları arasında imza edilen 21.09.2018 tarihli Satış Noktası Sözleşmesi'nin ihlali kapsamında söz konusu sözleşme de yer alan ceza şartı başlıklı sözleşme hükmü uyarınca 10.000 USD cezai şart bedeli takip konusu edilmiş, ----- Sayılı dosyasından ise yine aynı sözleşme uyarınca satış noktasına müvekkil şirket tarafından ürünlerinin satışı nedeniyle münhasırlık kapsamında satış ve reklam yeri bedeli olan kdv dahil 60.000,64-TL tutarındaki bedelin sözleşme şartlarının yerine getirilmemesi ve ihlali neticesinde iadesi talep edildiğini,
Sözleşmenin Özel Şartlar’ının 3. maddesinde ise “İşbu sözleşmede işletmeye bir defaya mahsus 2018 yılında Münhasır Satış ve Yatırım Bedeli olarak 50.848,00-TL+KDV (%18) verilecektir." hükmü yer aldığını, Söz konusu münhasır satış ve yatırım bedeli sözleşme kapsamında davalı borçluya ödendiğini, Haksız ve yersiz davanın reddini, Davacı yanın huzurdaki dava yönünden haksız ve kötü niyetli olduğu nazara alınarak takip bedelleri üzerinden %40 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, Menfi Tespit talebine ilişkindir.------. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.04.2025 Tarih, ---- Esas ve ----- Karar sayılı görevsizlik kararı ile dava dosyası mahkememize tevzi edilmiştir.
Tüm dosya kapsamının degerlendirilmesinde özetle; ödenen senet bedeli nedeni ile yapılan İhtiyati haciz talebinden dolayı borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiği anlaşılmış olup, 7445 Sayılı Kanunun 31. Maddesi ile yapılan değişiklikle 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan " paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali,
menfi tespit ve istirdat davalarında" olarak değiştirilmiş olup ilgili değişikle beraber 01/09/2023 tarihinden itibaren açılacak menfi tespit davalarında arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir. 6325 Sayılı Hukuk Uyusmazlıkların Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. Fıkrasında "Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlasmaya varılamadığına iliskin tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.
Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.
Arabulucuya başvurmadan dava açıldığının anlasılması halinde herhangi bir islem yapılmaksızın davanın, dava sartı yoklugu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır.Somut olayda davalı şirket ile dava dışı ------ Şirketi arasında sözleşme bulunduğu, davacının davalı ile ticari ilişkisinin bulunmadığı iddiasına dayalı borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiği, eldeki davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, dava açılırken arabuluculuk tutanak aslının sunulmadığı,
davaya ilişkin arabulucu son tutanak aslını sunması için 14.10.2025 tarihli ara karar ile davacı tarafa bir haftalık süre verildiği, verilen süre içinde davacı tarafça arabuluculuk son tutanağı mahkememize sunulmamış olduğu, arabuluculuk dava şartı gerçekleştirilmeden dava açıldığı anlaşılmıştır.
Anılan düzenlemelere göre dava açılmadan arabuluculuğa başvurulması gerektiği, iş bu dava şartının sonradan tamamlanabilir nitelikte olmadığı, aksinin kabulü düzenlemenin amacına aykırı olacağı, bu hali ile arabulucuya başvuru şartının dava açılmadan önce yerine getirilmediği, açıklanan nedenlerle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği yönünde olusan tam ve bağımsız vicdani kanaat ile aşağıdaki gibi hüküm kurulmustur.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/913, K. 2025/813, 4 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama