KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/333
- Karar No
- 2024/914
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
Karar Metni
4.336 kelime·22 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/333
KARAR NO : 2024/914
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/06/2021
KARAR TARİHİ : 19/12/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
19.12.2018 tarihinde ---- ilçesi ---- Mahallesi --- Caddesi üzerindeki kavşaktaki yaya geçidinde karşıdan karşıya geçmeye çalışırken ---- plakalı aracın sürücüsü ---- sürücüsü olduğu aracın sol yan dikiz aynası ile davacıya çarpması ile meydana gelen trafik kazasındaki yaralanmasından sebep çektiği ıstırapların ve sarf ettiği giderlerin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile araç maliki, sigorta şirketi ve sürücüden müteselsilen tahsilini talep ettiklerini, kazanın oluşumunda iş yerinden kontrollü bir şekilde karşıya geçmeye çalışan davacının maruz kaldığı trafik kazası nedeniyle hastaneye kaldırıldığını,
tedavisi yapılarak taburcu edildiğini, davalı araç sürücüsü ----asli kusurlu olduğunu, davacının ise tali kusurlu olduğunu, beden gücü kaybı için 3.000,00 TL, sorumluluğun derecesine ve maddi zararın kapsamına göre 10.000,00 TL manevi tazminat taleplerinin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile araç sahibinden kaza tarihindeki sigorta şirketler kasko ve mesuliyet sigorta poliçesinin ait olduğu sigorta ve sürücüden müteselsilen tahsilini, talebin artırılıp eksiltme (ıslah) hakları saklı tutulmasını, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraf davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalılardan ---- cevap dilekçesinde özetle.
19.12.2018 günü saat 07:45'te sevk ve idaresinde bulunan ---- plaka sayılı otomobil ile ---- caddesi üzerinden gelip ---- mahallesine yönüne gitmek üzere döner kavşak girişine seyir esnasında yaya geçidinin üstünden geçerken çizgilerin üstüne geldiğim esnada --- isimli şahıs aracımın kapısına ve dikiz aynasına çarpmak suretiyle bahse konu trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kazadan sonra adı geçen şahıs yaya geçidinde koşarak arabanın önüne hızlıca çıkmasına rağmen kapıma ve dikiz aynama çarpmış yere düştüğünü, daha sonra mahkemeye “....gözümü hastanede açtım....” diye yalan beyan verdiğini,
kazadan sonra şahısla beraber araca yürüyerek, ---- karakoluna beraber gittiklerini, ----- Devlet Hastanesi Hastane Polisine şikayetçi olmadığına dair beyanı mevcut olduğunu, ---- envanterine ---- Şirketi nden kiralık olarak kayıtlı aracın sigorta ve kaskosu olmadığı ifade edilmiş olsa da; söz konusu araç resmi kurumda kullanılan şirket aracı olduğundan bahse konu kaza tarihinde sigorta ve kaskosu bulunmadığını, kazaya ilişkin ---- Asliye Ceza Mahkemesi ---Sayılı davada --- Kurumunun Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan raporda 'Yaya ---- tali kusurlu olduğu,
Sürücü --- asli kusurlu olduğu belirtildiğini, manevi zararın para ile tazmin ve telafisi, hiç bir zaman haksız kazanca ve sebepsiz zenginleşmeye kaynak teşkil etmemesi gerektiğini, arz olunan nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderinin de karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.Davalı ----Şirketi dilekçesinde özetle;
davanın haksız ve hukuka aykırı olarak açıldığını, manevi tazminat şartlarının oluştuğu ispat edilmeden hukuka aykırı şekilde karar verilemeyeceğini, davacı ---- kazanın oluşumunda tali kusurlu bulunduğu ve sebepsiz zenginleşmeye sebep verecek derecede tazminat talebinde bulunduğunu, söz konusu olayda davalı şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, maluliyet raporu, kusur raporu ve delil tespitinin yapılmasını talep ettiklerini, davanın süresi içinde açılmadığı ve zamanaşımına uğradığı hususlarında itiraz ettiklerini, izah edilen nedenlerle;
hukuka ve yasalara aykırı olarak açılmış olan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.Davalı---- Şirketi dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava konusu delillerin kendilerine tebliğ edilmediğini, şirketin sorumluluğunun teminat limiti ile sınırlı olduğunu, kusur oranının tespiti için dosyanın adli tıp trafik ihtisas dairesine gönderilmesi gerektiğini, maluliyetin tespiti için dosyanın adli tıp 3.ihtisas dairesine gönderilerek rapor alınması gerektiğini,
geçici iş göremezlik tazminatı tedavi gideri ve bakıcı gideri talepleri de tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğu, davacıya bu kaza sonucunda SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, davalı şirketin ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu tutulabileceği belirtilerek davanın öncellikle yetkisizlik sebebiyle reddine mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine; temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan davalı şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesine,
kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
Hukuk Mahkemeleri Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, Nüfus Kayıtları----Asliye Ceza Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyası UYAP kayıtları, Ekonomik Sosyal Durum Araştırma Sonuçları, ZMMS ve Kasko Sigorta Poliçeleri, Başvuru/ İhtarname ve Hasar Dosyası, Hastane Kayıtları, ATK Kusur Raporu, ATK Maluliyet Raporu, Bilirkişi Hesap Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, Yaralanmalı Trafik Kazasından kaynaklanan bedensel zararlar nedeniyle 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince (1.Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar) doğan zararların ve işbu olay nedeniyle TBK'nin 56. maddesi kapsamında Manevi Zararın.
6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketi ile 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince malik/işleten ve 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu sürücü tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereği sigortaya başvuru, arabuluculuk ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş,
uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin ve davalı ---- beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin ve davalı gerçek kişinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Dosyada mukim belgelere göre ZMMS poliçesi yönünden sigortaya başvuru yapıldığı; arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir.
Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören , zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı yasa'nın 85/1.
Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1.
Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu,
ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.
Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir.
Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür.
Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır.
İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir.
Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır.Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de,
“Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (----).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. 2918 Sayılı KTK'nin 90. maddesinin yaptığı atıf gereğince uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. Maddesinde ise “Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. '' Buna göre bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebilir.
Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik, kalıcı sakatlık ya da maluliyet nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince. 19/12/2018 tarihinde saat 07.45 sularında ----Caddesi üzerinde kavşak geçişi sırasında davalı--- sevk ve idaresindeki ----- plaka sayılı hususi nitelikteki otomobilin yaya konumunda bulunan davacıya çarpması şeklinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği ve davacının geçici ve kalıcı şekilde yaralandığının ileri sürüldüğü tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Kazaya ve dava konusu zarara sebep olduğu ileri sürülen ---- plakalı motorlu aracın kaza tarihinde malik- işleteninin davalı şirket olduğu ve aracın kaza tarihi itibarıyla 24/04/2018-24/04/2019 başlangıç ve bitiş tarihli kişi başına sakatlanma ve ölüm halinde 360.000,00 TL ve kişi başına sağlık gideri 360.000,00 TL teminat limitiyle davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS sigortalı olduğu tespit edilmiştir.
Meydana gelen trafik kazası nedeniyle davalı sürücü tarafından davacı doğrudan hastaneye kaldırılmış ve bu nedenle trafik zabıtası tarafından kaza tespit tutanağı hazırlanamamıştır. Ancak olaya ilişkin CBS tarafından yapılan soruşturma kapsamında açılan davaya göre ---Asliye Ceza Mahkemesinin ---- Esas sayılı dosyasından bilirkişi raporu alınmış ve bu raporda sürücü asli davacı tali kusurlu bulunmuştur.
Buna göre mahkememizce gösterilen tüm deliller ve resen getirtilmesi gereken bilgi ve belgeler dosyaya kazandırılmıştır. Akabinde davalıların hukuki sorumluluğu kusura dayalı olduğundan ve kazada kusuru ilişkin uyuşmazlık bulunduğundan öncelikle kusur durum ve oranının tespiti için dosya ---- ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilmiş ve rapor alınmıştır. Daire tarafından düzenlenen 13.04.2022 tarihli raporda özetle.
A) Davalı sürücü ---- idaresindeki otomobil ile seyri sırasından gereken dikkat ve özeni yola vermesi, yaya geçidi noktasından geçmekte olan yayaya ilk geçiş hakkını vermesi, seyrini uygun bir anda kontrollü sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek mevcut seyri ile geldiği yaya geçidi noktasında geçiş yapmakta olan yayaya rağmen seyrini sürdürmesi sonucu gerçekleşen olayda asli kusurludur.
B) Davacı yaya ----, yaya geçidi üzerinden karşıdan karşıya geçtiği sırada sağından seyirle gelmekte olan aracın sadmesine maruz kaldığı olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır.
SONUÇ
Yukarıdaki hususlar çerçevesinde gerçekleşen olayda. A) Davalı sürücü --- %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, B) Davacı yaya ---- kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapor sunulmuştur.
ATK raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiş, ATK raporunun dosya kapsamındaki beyan, bilgi ve belgelere göre olayın oluş şekline uygun olduğu , kazaya karışan sürücünün kural ihlallerinin gösterildiği ve oranların doğru şekilde tespit edildiği anlaşılmakla hükme esas alınması gerektiği kabul ve takdir edilmiştir.
(HMK,266 vd.TBK,74/1) Davalıların kusura dayalı sorumluluğu bulunduğunun bu şekilde tespit edilmesine müteakip ise davacının geçici ve kalıcı maluliyet durumunun ve tedavi gideri kapsamında bakıcı ihtiyacının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından kazadan itibaren tüm tedavi ve tetkiklere ilişkin sağlık kuruluşlarından bilgi ve belgeler celbedilmiş ve dosya bu kez --- ATK ----.İhtisas Dairesine gönderilerek kaza tarihideki yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet durumu; oranı, süresi ve bakıcı ihtiyacı ve süresine ilişkin rapor tanzim edilmesi istenmiştir.
Anılan kurum/daire tarafından düzenlenen 18/04/2023 tarihli raporda özetle; ---- oğlu, 15.06.1955 doğumlu, ----’ın 19.12.2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30.03.2023 tarih ve ---- sayılı ---- Gazetede Yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla;1.
Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, 2. İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 1,5 (birbuçuk) aya kadar uzayabileceği" yönünde görüş , oran ve süre verilmiştir. Bu rapor da, taraf ve taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve rapora karşı özellikle davacı tarafından bir itiraz ileri sürülmemiş; rapor hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görüldüğünden işbu ATK raporuna itibar edilmesi gerektiği düşünülmüştür.
Böylece maluliyet raporunun da usul ve yasaya uygun ve yerinde olduğu kabul ve takdir edildiğinden tazminat hesabı aşamasına geçilmiş ve dosya özel ve teknik bilgi gerektiren tazminat hesabı konusunda ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen nitelikli hesaplamalar uzmanı bir bilirkişiye verilmiş ve kusur ve maluliyet oran, süre ve durumlarına göre tazminat hesabı yapılarak rapor düzenlenmesi istenmiştir.
Bilirkişi Aktüerya uzmanı Dr.----tarafından hazırlanan 31/08/2024 tarihli raporda özetle ;19.12.2018 tarihinde gerçekleşen kazadan dolayı ---’ın 1,5 ay iyileşme süresi, %0 engel oranı ve %0 kusur oranına göre, 1. Geçici İş Göremezlik Tazminatı tutarının kaza tarihi itibariyle 2.579,68 TL olduğu, 2. Maluliyet oranı % 0 olarak tespit edildiği için işleyecek dönem tazminat tutarının 0,00 TL olacağı ve hesaplanmasına gerek olmadığı yönünde tespit ,görüş ve hesap içren rapor verilmiştir.
Anılan bilirkişi hesap raporu da taraf ve taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Davacı vekili tarafından bunun üzerine davanın esasına ilişkin beyan dilekçesi sunulmuş ve diğer davalılar yönünden dosyaya esaslı bir itiraz yansımamıştır.
Mahkememizce dosya kapsamı ve taraf vekillerinin tüm beyan ve itirazları gözetilerek yapılan değerlendirmede öncelikle kusur durum ve oranının olaya ve dosya kapsamına uygun bir şekilde belirlendiği ve kusurun % 100 oranının davalı sigorta şirketine sigortalı davalı araç sürücüsünde olduğu, davacı yayaya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı tespit edildiğinden varsa doğan zarardan davalı sigorta şirketinin poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutulmasının yukarıda açıklanan yasal nedenler ve ilkeler uyarınca mümkün olduğu tespit edilmiştir.
Yine ATK raporuna göre davacının kalıcı ve geçici maluliyet oranlarının Yargıtay uygulamasına göre kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre belirlenmiş olup hükme esas alınabileceği anlaşılmıştır.
Nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen hesap raporuna gelince; raporun Yargıtay uygulaması gereği TRH 2010 Yaşam tablosu esas alınarak proğrasif rant yöntemine göre düzenlendiği, raporun gerekçeli, denetime açık , hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu yasal sebeplerin bulunduğu ve hesaplanan geçici maluliyetten kaynaklanan tazminattan sigortalısı araç sürücüsünün % 100 oranındaki kusur oranına göre sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde olmak üzere tüm davalıların müteselsilen sorumlu tutulabileceği anlaşılmıştır.
Binaenaleyh; mahkememizce taleple bağlılık ilkesi, sigorta poliçesinin türü, tarih, kapsamı ve limitleri, talebe bağlı temerrüt tarihi, sigortalı aracın hususi nitelikte olmasına ve talebe göre da yasal faiz uygulanmasının gerekmesi, özellikle kusur, hasar (maluliyet) ve hesaba (tazminat) ilişkin genel olarak denetimi yapılan ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görüldüğü için benimsenen ATK raporları ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisi tarafından geçici maluliyet içir ibraz edilen rapor da gözetildiğinde;
davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6, HMK'nin 190 maddeleri gereğince maddi tazminat yönünden usulüne uygun olarak kısmen ispat ettiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacının maddi tazminat davasının kısmen kabul; kısmen reddi ile.
2.579,68 TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; -davalı Sigorta Şirketinin kişi başına Sağlık Giderleri Teminatı olarak 360.000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla- tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (420,32 TL) talebin reddine karar verilmesi gerekmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK.
3, 84, 85, 86, 88, 91, 97,99, 109/1,2 Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, TBK, 49, 50/1 50/2, 51/1, 52, 54, 74/1 117/1,2 TTK,16/1, 1401 vd,1409,1459,1461,1463 1483 vd, HMK, 25,26, 27, 30,31,33, 146, 187,190, 198, 266 vd,282 )Davacının tüm davalılar aleyhinde açtığı Manevi Tazminat davasına gelince.
6098 Sayılı TBK'nin 56. maddesinde "Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmüne yer verilmiştir.
4721 Sayılı TMKnin 4.maddesinde ise ' Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir' düzenlemesi bulunmaktadır.
6098 sayılı TBK'nin 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve ---- sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.
Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında tekrar somut olayımıza döndüğümüzde; kazada davalı sürücünün tam kusurlu oluşu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay ve dava tarihindeki ekonomik ve sosyal şartlar, paranın satın alma gücü, manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması ilkesi nazarında zarar veren açısından da her halükarda caydırıcılık etkisine sahip olmasının gerekmesi,
belirlenen tazminatın davacıda yaratacağı huzur ve tatmin duygusu ve benzer olaylara ilişkin güncel içtihat ve yargısal uygulamalar ve kararlar ışığında mahkememizin somut olaya ilişkin hukuki ve vicdani kanaatine göre davacının manevi tazminat talebinin haklı ve yerinde olduğu sonuç ve kanaatiyle; taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacının davalı ---- aleyhinde 6098 sayılı TBK'nin 56/1 maddesi gereğince açtığı manevi tazminat davasının kabulü ile;
talep gibi 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte işbu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Mamafih, dava dilekçesinde manevi tazminatın açıkça davalı sigorta şirketinden de diğer davalılar ile birlikte müteselsil olarak talep edildiği tespit edilmiştir.
Ne var ki, 2918 sayılı KTK'nin 92/f maddesi ve Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları 3/e maddesi gereği manevi zararlar trafik sigortası teminatı dışındadır. (Yargıtay ----- sayılı ilam).Bilindiği üzere 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince her bir talep hakkında olumlu ve olumsuz bir karar verilmesi zorunludur.
Buna göre davalı sigorta şirketinin yalnızca ZMMS sigortacısı olması ve manevi tazminatın teminat kapsamı dışında olduğunun açıkça anlaşılması karşısında davacının davalı sigorta şirketi aleyhinde 6098 sayılı TBK'nin 56/1 maddesi gereğince açtığı manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi zorunlu olmuştur.
6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise; maddi tazminat yönünden davacının reddedilen davasının değerine göre , toplam maddi ve manevi tazminat olarak kabul edilen miktarlar ve işin niteliği gereği reddedilen maddi tazminat ve davalı sigorta şirketi yönünden reddedilen manevi tazminat için kendisini vekille temsil ettiren işbu davalı şirketlere vekalet ücreti hesap edilmesi dışında ; dürüstlük kuralı tamelinde yargılamaya matuf giderlerin dosya bütünü için yapılmış olması,
davadaki ihtiyari dava arkadaşlığı ve davaların yığılması gibi hukuki durumlar da nazara alındığında açıklanan vekalet ücreti hesabı dışında tüm yargılama giderlerinden HMK'nin 326/1,2,3,327/1 maddeleri gereğince aleyhinde maddi ve manevi tazminata hükmedilen davalılar ortaklaşa sorumlu tutulmuştur. Bu kapsamada Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13)maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2.
Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de son tutanağa ve sarf kararına göre davalılardan hazineye irad kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/333, K. 2024/914, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama