İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/553 K.2024/745

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2022/553Karar2024/745Tarih7 Kasım 2024Okuma23 dk · 4.514 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/553
Karar No
2024/745
Karar tarihi
7 Kasım 2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.514 kelime·23 dk okuma·9 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/553

KARAR NO : 2024/745

DAVA

Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)

DAVA TARİHİ : 04/08/2022

KARAR TARİHİ : 07/11/2024

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/

DAVA/TALEP

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı sigorta şirketinin kasko sigortası himayesinde olan --- tescilli --- plakalı ---- model --- marka Otomobilin 10.07.2021 tarihinde ---- ilçesi sınırları içinde meydana gelmiş olan maddi hasarlı trafik kazasında.

Davalı ---- kaza tarihini kapsar 04.11.2020-2021 vadeli ----- sayılı poliçesi ile ZMSS/Trafik Sigortası teminatı altına almış olduğu; davalı ” --- malik olduğu ve bir diger davalı --- -” in sevk ve idaresinde bulunan ----- plaka sayılı otomobille çarpması neticesinde hasarlanmış olduğunu, davacı, yabancı sigorta şirketi tarafından sigortalısının yabancı plakalı aracının hasarının tazmini 16.874,60 EURO hasar ödemesi yapıldığı;

sigortalı aracın hasarlanmasına neden olan trafik kazası ile ilgili kolluk tarafından tanzim edilmiş olan Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre davalı yan aracının tam kusurlu olmasından dolayı, sigortalısının zararını tazmin eden davacının davalılara rücu etme hakkının bulunduğunu, davalılardan kusurlu aracın trafik sigotacısı olan---- 17.11.2021 tarihinde başvuruda bulunulmuş ise de davacı sigorta şirketine herhangi bir ödemede bulunulmadığını, davalılardan sigorta şirketinin başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası temerrüde düştüğünden faizden sorumlu olduğu belirtilerek;

davalılardan kusurlu aracın trafik sigortacısı olan -----. bakımından poliçe teminat limitleri dahilinde olmak kaydı ile davacı sigortacı tarafından sigortalısına ödenmiş olan 16.874,60 Euro hasar bedelinin fiili ödeme tarihinde ---- Efektif kur üzerinden hesaplanacak olan TL karşılığının yine ödeme tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP

Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı sigortacının kazalı olan ---- plaka sayılı otomobili 04.11.20220-2021 vadeli ----- sayılı poliçe ile trafik sigortası himayesine almış olduğunu, teminat limitlerini kaza tarihi itibari ile 43.000 TL olup fazlasından davalı sigortacının sorumlu olmadığını, davacı tarafa (dava dışı olan sigorta ettirene olmalı) poliçe limitleri dahilinde 42.056,03 TL hasar ve 943 TL değer kaybı tazminatı ödenmiş olduğundan teminat limitlerinin dolmuş olduğunu, davanın açılmasına davalı sigortacının bir kusuru bulunmadığından temerrüde düşmediğinden aleyhte yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadıklarını beyan ederek davalı sigorta şirketi bakımından davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

Davalılar --- ve Sürücü ----- vekili tarafından cevap dilekçesinde özetle. Davalı ----' un malik olup diger davalı ---- sürücülüğünü yaptığı ---- plaka sayılı araçla davacı yabancı sigodrta şirketinin sigortalısı ---- plakalı aracın karıymış olduğu trafik kazasında; davalı yan aracının kaza mahalli yolun sağ şeridinde ilerlemekte iken;

davacının sigortalısının sol şeritte seylir ettiği ve önünde bulunan başka bir araca çarpmamak için fren yaparak sağ şeride girip davalıların aracının arka kısımlarına çarptığını, sol şeritte bulunna fren izlerinin bunun göstergesi olduğunu, buna rağmen tutanağın hatalı olarak davalı yan aracının sağ yşeritten sol şeritte girmiş gibi gösterilmiş olduğunu, gerçeği yansıtmayan tutanağın davalılara imzalatılmasından sonra okutulmuş olduğunu, davalılarca bu durumun düzeltilmesi için ---- Sulh Ceza Mahkemesi'nin ---- iş dosyasında trafik kazası tespit tutanağına itiraz etmiş iselerde sonuç alamamış olduklarını,

diger davalı olan sigorta şirketleri tarafından davacı sigorta şirketinin sigortalısının zararının 42.999,03 TL ödeme yapılarak tazmin edilmiş olduğunu, olayda davacının sigortalısının kusurlu olması ve maddi zararının diger davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmiş olması nedeni ile davanın reddine ve davacı tarafın kötü niyetli olmasından dolayı %20 kötü niyet tazmınatına, yargılama giderleri ve vekalet giderlerinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER

Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kayıtları, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ZMMS Sigorta Poliçesi, Sigorta Hasar Dosyası, ---- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Kaza Fotoğrafları, Yurt dışı Bilirkişi/Ekspertiz Hasar Raporu, Faturalar, ---- Tükçeye Hasar dosyası tercümeleri, Banka Dekontu, Bilirkişi Kusur ve Hasar Raporları, ATK kusur raporu, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLAR:

Dava , 6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca; davacı sigorta şirketinin kasko sigorta poliçesi nedeniyle sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle, dava dışı sigortalısına maddi hasarlı trafik kazasına bağlı olarak meydana gelen hasar için ödediği tazminatın; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğinc davalı sigorta şirketi ile 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince malik/işleten ve 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu sürücü tarafından karşılanması istemine ilişkindir.

6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereği sigortaya başvuru, zorunlu arabuluculuk ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartları ile yeki ilk itirazının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş,

uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin ve davalı gerçek kişiler vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Davacının aktif dava ehliyeti yönünden ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet"

başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.

Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur.

Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir.

Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.

Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen KSGŞ A/1 maddesine göre de ; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler ve fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütünü sigortanın teminatı kapsamındadır.

Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir.

Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1.

Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1.

Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu,

ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.

Yine 6098 Sayılı TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.

Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Buna göre zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmını zarara sebebiyet veren sürücü, işleten ve trafik sigortacısından talep edebilir. Bunlar 6098 sayılı TBK. madde 61. gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur.

Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (TBK 163/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1).

Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer.

Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır (TBK 168/2). Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemen ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür.

Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır.

İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır.

Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.

Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.

Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (-----).

2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.

Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.

Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda.

10.07.2021 tarihinde kaza tarihi itibarıyla yabancı menşeli davacı sigorta şirketine kasko sigortası ile sigortalı dava dışı sürücü ---- adına kayıtlı ve sevk idaresinde bulunan----- yabancı plakalı araç ile davalı gerçek kişi ---- sevk ve idaresindeki, diğer davalı gerçek kişi adına kayıtlı( işleten) kaza tarihini kapsar şekilde diğer davalı sigorta şirketine 04/11/2020 başlangıç 04/11/2021 bitiş olmak üzere araç başına 41.000,00 TL limitli ZMMS poliçeli ---- plaka sayılı hususi araçlar maddi hasarlı trafik kazasına karışmışlardır.

Meydana gelen trafik kazası sonucunda ----- Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmiş ve olayda davalı sürücünün tamamen (% -100) kusurlu olduğu tespitine yer verilmiş olup işbu tutanak dosyaya mübrezdir.

Davacı kişi yurt dışında (---) yaşamakta olup zarar gören aracını ----- düzenlenen hasar onarım raporlarına göre 25.961,60 Euro hasar onarım masrafı bulunduğu tespiti yapılmış ve davacı sigorta şirketi tarafından karşılanmıştır.

Davacı sigorta şirketi tarafından işbu dava ile aracın hurda değeri düşülerek 16.699,60 Euro ve masraflar dahil 16.874,60 Euro zararının rücuen davalılarca tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülmüş ve -----' da yapılan hasar ve onarım işlemelerine ilişkin bilgi ve belgelerin yeminli tercüman tarafından yapılan çevrileri dosyaya sunulmuştur.

Davacı tarafın KTK'nin 97.maddesi gereğince davalı sigorta şirketine başvuru yaptığı anlaşılmış olup davalı sigorta şirketi tarafından oluşturulan hasar dosyası ve poliçe örneği de celbedilmiştir. Somut olayda uyuşmazlığın temelinin meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle doğrudan kusur, hasar ve hasar onarım bedeli üzerinde yoğunlaştığı ve kusur oranının tespiti ile hasar onarım maliyetinin ortaya çıkarılması halinde uyuşmazlığın aydınlanacağı aşikardır.

Öncelikle her ne kadar kaza tespit tutanağında davalı sürücünün tam kusurlu olduğu tespit edilmiş olsa da; bu tutanak davalıların yoğun itirazına maruz kaldığından bu yöndeki savunma ve savunma ve itirazlar gözetilerek dosya kusur raporu düzenlenmesi için konusunda uzman bir bilirkişiye verilmiştir. ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen Adli Trafik Bilirkişisi --- tarafından hazırlanan 15.03.2023 tarihli raporda özetle; " Davalı sürücünün bu davranışları:

2918 sy. KTK. nun:

Karayollarında trafiğin akışı başlıklı:

Madde 46 –b-c ) “ Sürücüler; şerit değiştirmeden önce gireceği şeritte sürülen araçların emniyetle

geçişini beklemek, Trafiği aksatacak veya tehlikeye sokacak şekilde şerit değiştirmemek zorundadır”

Karayolları Trafik Yönetmeliğinin

Araçların Manevralarına Dair Kurallar Başlıklı

Madde 137- Araç sürücülerinin;…., taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, şerit

değiştirirken, sağa, sola, geriye dönerken, geri giderken ve bunlara benzer hallerde; karayolunu

kullananlar için tehlike ve engel yaratmamaları.. mecburidir.

Maddelerinin ihlali niteliğinde olarak trafik kurallarına aykırılıkla;

Aynı yasanın; 84 j maddesinde trafik kazalarında asli kusur olarak kabul edileceği hüküm

altına alınan “Manevraları Düzenleyen Genel Şartlara Uymamak” asli kusuru kapsamında kazanın

esas nedenini oluşturmuş olduğundan;

Davalı sürücü ---- kazanın oluşumunda asli kusurlu olarak % 60

yüzde altmış) oranında kusurludur.

Sigortalı sürücünün bu davranışları;

Seyri esnasında 350 metre olan hızlanma şeridinde bulunan araçların anayola

katılacaklarını göz ardı ederek seyrini zamanında tedbir alabileceği şekilde ihtiyatlı sürdürmeyip

dikkat ve özen yükümlülüklerini yerine getirmemiş olması sureti ile “Tedbirsizlik Dikkatsizlik” ve

yine:

2918 sy KTK nun:

Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak başlıklı:

Madde 52 a-b “Sürücüler: Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken,

dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve

menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak- Hızlarını,

kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği

şartlara uydurmak zorundadır”

Maddesinin ihlali niteliğinde olarak trafik kurallarına aykırılıkla kazanın oluşumuna

ikinci dereceden ancak üst seviyede katkıda bulunduğundan:

Davacı sigorta şirketinin sigortalısı sürücü ----- kazanın oluşumunda tali

kusurlu olarak % 40 (yüzde kırk) oranında kusurludur.

"yönünde tespit ve görüşlerine yer verilmiştir. Mahkememizce işbu bilirkişi raporu taraf ve taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Bu kapsamda bilirkişi kusur raporundaki dağılımın hatalı olduğu değerlendirilerek dosya ----- ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek kusur raporu düzenlenmesi istenmiştir.

ATK tarafından düzenlenen 13/09/2023 tarihli raporda A) Sürücü -----, idaresindeki araç ile seyir halinde iken, yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, sol şeride geçmeden önce sol gerisinden akan trafiği yeterli ve gerekli şekilde kontrol etmesi, sol gerisinden yaklaşan araçların varlığı halinde bu araçlar geçişlerini tamamladıktan sonra kontrollü bir şekilde sol şeride geçmesi gerekirken, bu hususlara riayet etmeyerek, sol gerisinden gelen araca rağmen kontrolsüzce sola manevra yapıp gerisinden gelen bu aracın seyir istikametini kapatması sonucu meydana gelen olayda, asli derecede kusurludur.

B)Sürücü -----, idaresindeki araç ile istikametine seyir halinde iken, yolun sağından kontrolsüzce manevra ile istikamet şeridine giren araca karşı mevcut şartarda alabileceği herhangi bir önlem bulunmadığından atfı kabil kusuru yoktur yönünde rapor tanzim edilmiştir. Bu raporda taraf vekillerinin bilgisine sunularak özellikle davalı gerçek kişiler vekilinin öne sürdüğü itirazlar değerlendirilmiştir.

Burada hemen ifade edilmelidir ki; adli bilirkişi tarafından kazanın meydana gelişi ve sürücülerin kural ihlalleri tek tek gösterilmiş ve özellikle kaza yeri ve araçların konumu ve seyir yönleri harita üzerinde renkli olarak gösterildiğinden kusur tayininde çok faydalı olmuştur.

Ne var ki işbu kusur raporundaki dağılım hatalı bulunmuş olup, ATK raporunda belirtildiği gibi davalı sürücünün davacıya sigortayı araç sürücüsünün o sırada hiç gerekmediği halde seyir yönüne geçerek kazaya sebebiyet verdiği , davalı sürücünün olay mahalli, hava ve yol durumu ile trafik kural ve işleyişi temelinde olması gereken genel sürücü davranışları gözetildiğinde, davalı sürücünün bağlantı yolundan ana yola girer girmez sol şeride geçmesi eyleminin amacının anlaşılması bakımından sürücünün psikoteknik testine tabi tutulması ve bu yönde olumlu belge edinmesinden sonra trafiğe çıkması gerektiği de değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla gerekçeli, denetime açık ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görülen kaza tespit tutanağı doğrultusundaki ATK kusur raporunda da açıklandığı üzere kazanın davalı sürücünün birden çok asli ve tali kural ihlali yapmasından ve hatta hiçbir sürücünün hiçbir zaman sergilememesi gereken ağır trafik hatasından kaynaklandığı,

davacıya sigortalı araç sürücüsünün öngörülemez şekilde ana yolda önüne aniden çıkan araç karşısında alabileceği bir tedbir bulunmadığından hiçbir kusurunun bulunmadığı açık bir şekilde ortada olup davalı sürücünün kusurunun ispat edildiği ve bu durumda yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince davalıların zarardan ortakalaşa sorumlu tutulabilecekleri anlaşılmıştır. ( TBK 74, HMK 282,

Yargıtay ----HD.----) Bu tespitten hareketle zararın belirlenmesi gerekmekte olup dosya bu sefer makine mühendisi bir bilirkişiye verilmiş ve yurt dışında yaptırılan hasar onarım miktarına ilişkin rapor düzelemesi istenmiştir. ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen bilirkişi ----- tarafından hazırlanan 07.01.2024 tarihli raporda özetle ; davacının bakiye zarar miktarının 6.449,44 Euro olduğu yönünde hesap ve görüş bildirilmiştir.

Bu rapora karşı yapılan itirazlar üzerine dosya farklı bir bilirkişiye verilmiştir. Bu sefer bilirkişi ----- tarafından hazırlanan 07/10/202t tarihli raporda ise Dosya içeriğinde mevcut ---- Araç Ekspertiz Bürosu tarafından düzenlenmiş hasar raporunda ----

plakalı, ---- marka, ---- model aracın araç için 16.699,60-EURO olarak belirlendiği, davacı tarafın sigortalısına 16.699,60 EURO (16.849,60 euro- 150 euro tenzili muafiyet = 16.699,60 euro) 17.08.2021 tarihinde fiili ödeme yapmış olduğu yapılan incelemelerde tespit edilmiştir. Bu kapsam dahilinde

➢ 17.08.2021 tarihinde 16.699,60 EURO (---- efektif döviz satış kuru üzerinden hesaplama 17.08.2021 tarihli EURO= 9,9350 TL) karşılığı = 16.699,60 EURO x 9,9350 TL = 165.910,53 TL olarak hesap edilmiştir şeklinde rapor verilmiştir.

Mahkememizce işbu bilirkişi raporu da taraf ve taraf vekillerine tebliğ edilerek özellikle davalı sigorta şirketi vekili tarafından öne sürülen vaki beyan ve itirazlar da değerlendirilmiştir. ---- yapılan hasar onarım bedeline ilişkin yapılan değerlendirmede öncelikle hemen ifade edilmelidir ki.

Yargıtay HGK'nin 06.04.2016 tarih, -----Karar sayılı kararı uyarınca; araç malikinin geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının meydana gelen kaza sonucunda hasar görmesi nedeniyle aracın onarımını Türkiye’de yapması konusunda zorlanamayacağı, aracını Türkiye’de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olduğu, yabancı ülkede tamiri seçmiş olması halinde o ülkedeki tamir bedellerinin tahsilini talep etme hakkının bulunduğuna hükmedilmiştir.

Öte yandan 6098 sayılı TBK'nin 99. maddesi gereğince konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacak ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez.

Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir.

Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede. “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında tekrar somut olaya döndüğmüzde davacı seçimlik hak kapsamında aracının yurt dışında onarımını gerçekleştirmek suretiyle her bir işlemi belgeye bağlamış ve tercümelerini dosyaya sunarak yine seçimlik hak kapsamında alacağını yabancı para alacağı olarak dava konusu yapmış durumdadır.

Bu kapsamada dosyaya sunulan ve yedek parça ve işçilik yönünden tek tek değerlendirilen işlemlere göre yerinde görülen ve benimsenen ikinci bilirkişi raporunda davacı sigorta şirketinin hasar için ödediği meblağın ve aracın pert işlemine tabi tutulmasının ---- ülkesinin ekonomik rayiçlerine göre makul/ kadri maruf olduğu kabul ve takdir edilmiştir.

Filhakika, zarar gören aracın marka ve modeline göre işbu pert işleminin, araç değeri ile hurda değeri miktarlarının dosyaya sunulan tercümeli belgeler ışığında; günümüzün küresel ekonomik uygulamaları ve özellikle Avrupa Birliği hukuku ve uygulamalarının ülkemiz ekonomisi ve sigorta hukuku başta olmak üzere genel kural ve işleyiş yönünden benzerlik göstermekte olup ----- yapılan hasar işlemlerinin ve onarım/pert işlemine esas miktarların gerek o ülke gerekse ülkemiz hukuku yönünden geçerli, kadri maruf ve gerçek zararı yansıttığı kabul edilmiştir.

Böylece olaya uygun ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görülen bilirkişi kusur (ATK) ve hasar raporları da gözetilerek davacının hukuken sigortalısının yerine geçtiği, haksız fiil kapsamında işbu zararını, zarar veren aracın sigortacısı sıfatıyla davalı sigorta şirketinden, malik/ işleten kişiden ve haksız fiil sorumlusu sürücüden ispat edilen kusur ve zarara göre müştereken ve müteselsilen isteyebileceği değerlendirilmiştir.

Ancak davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin müteselsil sorumluluk ilkeleri ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan yasal nedenlere göre tüm boçlular/davalılar yönünden tenzil edilmesi gerektiği, buna göre de davalı sigorta şirketi yönünden yapılan ödemelerle poliçe limitinin tükendiği tespit edildiğinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kalmadığı ve ona yönelik davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiği;

diğer davalılara yönelik davanın ise sigortanın yapmış olduğu ödeme (davalı sigorta şirketinin iki ayrı ödeme miktar ve tarihlerine göre ayrı ayrı o günlerdeki kur üzerinden Euro olarak hesaplanmış olup 4.264,87 Euro'ya karşılık gelmektedir, Davacının zararı da açıklatıldığı üzere ---- geçerli 25.00,Euro sabit oran ödeneği dahil 16.874,60 Euro-4.264,73 Euro ödeme =12.609,73 Euro olarak bulunmuştur.) oranında borçtan kurtuldukları kabul edilerek bakiye zarar yönünden müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Binaenaleyh.

Davacının, davalı ----- aleyhinde açtığı davasının tümüyle reddine, davacının davalı gerçek kişiler aleyhinde açtığı davasını ise TBK,49, 50/1, KTK,91/1, 85/1-son, 86/1 , 88/1 , Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları temelinde TMK, 6 ve HMK, 190. maddeleri esaslarına göre ispat ettiği ve davasında kısmen haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle; taleple bağlılık ilkesine göre TBK'nin 99.maddesi gereği yabancı paraya ilişkin seçimlik hak gözetilmek suretiyle davanın, davalı gerçek kişiler yönünden kısmen kabulü ile.

12.609,73 Euro'nun ödeme tarihi olan 17/08/2021 tarihinden itibaren avans faizin geçmemek üzere 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para (Euro) türünden bir yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz uygulanmak ve fiili ödeme günündeki---- döviz satış kuru üzerinden hesaplanmak suretiyle işbu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı gerçek kişiler yönünden fazlaya ( 4.264,87 Euro ) ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

(AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6, TBK, 49, 50/1, 51/1, 74, 117/1,2 TTK, 1401 vd, 1409, 1459, 1461, 1463, 1472, 1483, KTK.84, 85, 86, 88, 91, 97, 99, 109/1, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, HMK, 25,27, 30,33, 146, 187/1, 190, 198, 266 vd, 282 ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu esas alınarak kabul-ret oranlarına göre belirlenmiştir.

Yargılama giderlerinin (harç ve vekalet ücreti) hesabında yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası esas alınmıştır. (Yargıtay ----.

HD'nin 12/05/2022 tarih ve ----- Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretlerinin de yukarıdaki esaslar çerçevesinde karşılıklı olarak sorumlu görülen taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-) Davacının, davalı ----- aleyhinde açtığı davasının tümüyle reddine,

2-) Davacının, davalı gerçek kişiler (işleten ve sürücü) aleyhinde açtığı davalarının kısmen kabulü ile; 12.609,73 Euro'nun ödeme tarihi olan 17/08/2021 tarihinden itibaren avans faizin geçmemek üzere 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para (Euro) türünden bir yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz uygulanmak ve fiili ödeme günündeki ---- döviz satış kuru üzerinden hesaplanmak suretiyle işbu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı gerçek kişiler yönünden fazlaya ( 4.264,87 Euro ) ilişkin taleplerin reddine,

3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.780,05 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.279,30 TL harcın mahsubuyla bakiye 10.500,75 TL harcın davalı gerçek kişilerden (işleten ve sürücü) alınarak hazineye gelir kaydına,

4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(1).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%75) üzerinden hesaplanan 1.165,73 TL arabuluculuk ücretinin davalı gerçek kişilerden (işleten ve sürücü) alınarak hazineye gelir kaydına,

5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(1).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%25) üzerinden hesaplanan toplam 394,27 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

6-)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 5.279,30 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 5.371,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalı gerçek kişilerden (işleten ve sürücü) alınarak davacıya verilmesine,

7-)Davacı tarafından yapılan 294,00 TL posta ücreti, 7.950,00 TL bilirkişi ücreti, 2.345,00 TL ATK ücreti, olmak üzere toplam 10.589,50 TL yargılama giderinin davanın kabul (%0,75) ve ret (%0,25) oranına göre 7.913,12 TL yargılama giderinin davalı gerçek kişilerden (işleten ve sürücü) alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına

8-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 36.961,04 TL nispi vekalet ücretinin davalı gerçek kişilerden (işleten ve sürücü) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

9-)Davalı gerçek kişiler (işleten ve sürücü) ile davalı sigorta şirketi kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre işbu davalı vekilleri için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 3/2 , 13/1,3 maddeleri uyarınca davalılar yönünden ret sebepleri ortak olduğundan ret edilen miktar/miktarlar üzerinden hesap ve takdir edilen 36.961,04 TL nispi vekalet ücretinin ( davalı gerçek kişiler yönünden 30.000,00 TL kısmı ile sınırlı olmak üzere- ) davacıdan alınarak davalı sigorta şirketine ve davalı gerçek kişilere (işleten ve sürücü) müştereken (1/2- 21.961,04 TL kısmı sigorta şirketine; 15.000,00 TL kımı gerçek kişilere müştereken verilmesi gerekmektedir) verilmesine,

10-)Davalılar tarafından kendilerini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

11-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatıran tarafa iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )

Dair, davacı vekilinin ve davalı gerçek kişiler vekilinin yüzlerine karşı, davalı sigorta şirketi vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/553, K. 2024/745, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No : 2022/553
  4. Karar No : 2024/745
  5. Dava
  6. Dava Tarihi : 04/08/2022
  7. Karar Tarihi : 07/11/2024
  8. Gereği Düşünüldü/
  9. Dava/talep
  10. Cevap /talep
  11. Deliller
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/553
Karar No
2024/745
Tarih
7 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/554 K.2024/768
  • İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/555 K.2024/942
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2022/555 K.2024/1643
  • Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/556 K.2024/799
  • İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/557 K.2024/850
  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/557 K.2024/1177

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.