KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/631
- Karar No
- 2024/1027
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2024
Karar Metni
1.171 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/631 Esas
KARAR NO: 2024/1027
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/08/2023
KARAR TARİHİ: 23/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirketin, 1973’ten bu yana faaliyet göstermekte olup, kurulduğu günden bu yana geçen zamanda içinde markalaşma, projelendirme ve satış konularında yapmış olduğu çalışmalar, hareketli mobilya yanında bünyesine kattığı sabit ahşap imalatı, üstün kalitesi ve kapasitesiyle sektörünün önemli firmalarından biri haline geldiğini, beş yıldızlı oteller başta olmak üzere AVM, ofis, restoran, cafe, residance gibi birçok projede ---------- markası tercih edildiğini, yurt içinde ve yurt dışında 700’ün üstünde otelin mobilya tedariklerine katkıda bulunan,
çalışanları ve sektörel çözüm ortakları ile her zaman “bir adım ileri” ilkesini benimseyen müvekkili şirketin tüm dünyada bilinen, kaliteli, çeşitli, uzun süre kullanımlı, kullandıkça beğenilen bir dünya markası olarak yolunda gelişmeye ve büyümeye devam edeceğini, malum olduğu üzere, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü başlıklı 29’ncu maddesi uyarınca taraflar, dürüstlük kurallarına uygun davranmak zorunda olup, davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun biçimde yapmak ile yükümlü olduğunu, Türk Medeni Kanunun 2.’nci maddesi (“Herkes,
haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz”) şeklinde düzenlenmiş olup, işbu düzenleme gereğince de bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzeni tarafından korunmamakta olduğunu, Türk Ticaret Kanununun “Tacir olmanın hükümleri” başlıklı 18/2 maddesine göre her tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir tacir gibi hareket etmek ile yükümlü olduğunu, davalı şirketin, müvekkili şirketten mubayaa ettiği özel üretim konusu muhtelif malların/ürünlerin bedelini ödemediğini, işbu sebeple,
bakiye borç olan 46.586,49-USD alacağın fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı tahsili için --------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyası tahtında davalı şirket aleyhinde iflas yoluyla takip başlatıldığını, davalı borçlu şirketin, müvekkili şirkete ödeme emrinde belirtilen miktarda borcu olmadığı yönündeki soyut ve mesnetsiz gerekçesi ile icra takibine vaki itirazı neticesinde icra takibinin durmasına neden olduğunu,
--------- Arabuluculuk Bürosunun ---------- Arabuluculuk Numarası ve ---------- dosya numarası tahtında yapılan 07.08.2023 tarihli dava şartı arabuluculuk müracaatı neticesinde anlaşma sağlanamamış ve borçlu şirket borcunu ödememiş, 09.08.2023 tarihli anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, davalı şirket ve yetkililerinin zaman kazanmaya yönelik haksız ve kötü niyetle itiraz ettikleri izahtan vareste olup, alacağın tahsilinin de tehlikele olduğunu belirterek özetle davanın kabulüne, davalının haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptaline ve takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine,
davalı şirketin iflasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; kendilerinin 1973'ten yana faaliyet gösterdiklerini, yapmış olduğu çalışmalar ile sektörün önemli firmalarından biri haline geldiğini, müvekkili şirketin özel üretim konusu muhtelif malların/ürünlerin bedelini ödemediği iddiasıyla --------İcra Dairesi ---------- Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan iflas yoluyla icra takibine müvekkili şirketin haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile İflas kararı verilmesini talep ve dava ettiğini,
Yargıtay Yerleşik içtihatlarında da açıkça görüldüğü üzere fatura tek başına alacağın varlığına delil olmayacağını, dava konusu ürünlerin teslimi hukuki bir işlem olup ancak TMK 6. ve HMK 190 ve 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir." hükmü bulunduğunu, bu nedenle davaya konu faturalar malın teslim edildiğini göstermeyeceğini, davacı tarafın yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmesi gerektiğini, kaldı ki Adalet Bakanlığının 05/10/2021 tarihli yazısı ile;
dava ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanununun 207 nci maddesinin ikinci fıkrasında "Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça ,satıcı ile alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür." hükmünün düzenlendiğini, buna göre bir mal alışverişi yapıldığında malın teslimi ile bedelinin ödendiği karine olarak kabul edildiğini, bu nedenle malı satıp teslim eden davacının karinenin aksini kanıtlaması gerekeceğini belirterek davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE :Dava, bakiye fatura alacağından doğan itirazın iptali davasıdır.Davacı bakiye faturaların ödenmediğini ileri sürmüş; davalı iflaslık bir borcun olmadığını, mal teslimini yazılı olarak ispatlanması gerektiğni, yetkisiz icra ve mahkemelerde takip yapıldığınnı ileri sürmüştür. Mahkememizin görevli olduğu, davalı şirketin dava tarihi itibariyle ticari merkezinin ---------- olduğu, mahkememizin İİK.nun 154/1.maddesine göre kesin yetkili olduğu , tüm dava şartlarının tamam olduğu görülerek davanın esasına geçilmiştir.
Davacının ----------- İcra Müdürlüğü'nün ----------- Esas sayılı dosyası ile 18/05/2023 tarihli iki adet fatura bedeli ile iki fatura için işlemiş faiz kalemleri olmak üzere toplamı 46.586,49 USD alacak üzerinden adi takip başlattığı, borçlunun ödeme emrine itiraz ettiği; davacının 24/07/2023 tarihli dilekçe ile takibi İİK.nun 43/2 m uyarınca iflas yolu ile takibe çevirdiği, ör no 11 in usulünce düzenlendiği ve borçluya tebliğ edildiği,
borçlunun da yetkiye, borca faize ve ferilerine itiraz ettiği, davacının da İİK.nun 156/4.maddesinde belirtilen 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde iş bu itirazın kaldırılması ve iflas davasının açıldığı görümüştür.
Bir mali müşavir bilirkişi marifetiyle davacının alacağı olup olmadığı varsa duruşma tarihine en yakın tarih itibariyle depo emrine esas tutarın tespiti için inceleme yaptırılmıştır.Bilirkişi -----------, 20/02/2024 tarihli kök ve 16/08/2024 tarihli ek raporunu sunmuştur. Davalının ayrıca takipten ve davadan sonra 23/08/2023 tarihinde icra dosyasına 600.000 TL deme yaptığı görülmüş, ek rapor aşamasında dosyaya Davacının defter ve kayıtları , vergi bildirimleri incelenmiştir.
DAvalı şirket defter ve kayıtlarını ibraz etmemiştir. Davacının takibe konu ettiği faturaların tarafların BA- BS formlarında uyumlu şekilde bildirilmiş olduğu görülmüştür.
Bilirkişi takip tarihi itibariyle davacının 44.149,79 USD asıl alacak, 130,50 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 44.280,49 USD alacaklı olduğunu, yapılan ödemenin öncelikle faiz ve masraflardan düşülmesi ile duruşma günü olan 13/11/2024 tarihi itibariyle davacının 32.879,15 USD asıl alacak toplam 35743,28 USD alacağı kaldığını, 40.332,60 TL nakliye bedeli alacağı olduğunu mütalaa etmiştir.Bilirkişi raporuna karşı davalı beyanda bulunmuşsa da, somut bir itiraz belirtilmemiştir.
BA formlarına göre artık teslimin yapılmadığı itirazı anlamsız kalmış davalı yazılı delillerle aksini ispatlamadıkça malın satılıp teslim edilidği kabul edilmelidir. Kısmi ödeme öncelikle fazi ve masraflardan düşünce geriye takip masrafı da kalmamıştır. Nakliye bedeline ilişkin bilirkişi bir hesap yapmışsa da takipte iki fatura bedeli istem konusu olup nakliye bedeli istenmemiştir.
Buna göre depo emri düzenlenmiştir. ---------- ve ---------- sayılı kararlarda belirtildiği üzere depo emri Türk Lirası cinsinden hesaplanmıştır. Davalı 14/11/2024 tarihli tahsilat makbuzu ve icra müdürülüğünün 22/11/2024 tarihli yazısı ile anlaşıldığı üzere icra dosyasına olan borcu ödemiş olup; neticede iflas takibi infazen kapatılmıştır. Bu sebeple davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle davacının haklı olduğu anlaşılarak davacı yararına davanın niteliği gereği maktu vekalet ücreti hükmetmek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/631, K. 2024/1027, 23 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama