KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/374
- Karar No
- 2026/122
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2026
Karar Metni
1.744 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/374
KARAR NO : 2026/122
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 30/11/2020
KARAR TARİHİ : 12/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı banka tarafından talimat dışı işlem yapılarak davacı şirketin zararına sebebiyet verildiğini, uğranılan zararın giderilmesi adına davalıya davacı tarafça ihtarname gönderildiği, davalı tarafından ihtarname doğrultusunda hiçbir işlem yapılmadığını, ihtarnameye cevap vermeyen ve zararı da gidermeyen davalı aleyhine takip başlatıldığını ancak davalı takibe zamanında itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı banka objektif özen yükümlülüğünü ihmal ettiğini, arabulucuya başvurulduğu ancak anlaşılamadığını, davalı tarafından talimat dışında ve teyit alınmaksızın dava konusu para transferi yapıldığını,
ancak daha sonrasında gelen sahte talimatlar doğrultusunda işlem yapılmadığını, dava konusu hadiseye ilişkin davacı tarafça suç duyurusunda bulunulduğunu, davanın kabulünü, davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı ile davalı arasında itirazın iptali konusunda arabuluculuk anlaşmama tutanağı tanzim edilmediğini, davacı vekili olduğunu beyan eden Avukatın vekaletnamede ismi olmadığı için dava açabilmesinin mümkün olmayacağını, davacının kendi ihtiyarı ile gerçekleştirdiğini EFT işleminde bankanın her hangi bir kusuru bulunmadığını, davaya konu EFT talimatı bizzat davacı şirket tarafından verildiğini, 23/03/2020 tarihi saat 09:57 'de davacı şirketin finans departmanı yetkilisi ---- tarafından --- adlı mail adresinden bankanın ---- Şubesin yetkililerine gönderilen " --- 8.009,50-USD transfer talimatı konulu mail ekinde iletildiğini,
işbu talimat incelendiğinde talimatın ilgili şirket yetkilisi ----- tarafından imzalandığının açıkça göründüğünü, bu nedenle davacı bizzat kendisinin verdiği bir talimatı inkar etmesinin hukuken bir karşılığının bulunmadığını, davacı tarafından itiraza konu talimata kadar ki 2018-2020 yılları arasındaki talimatlar incelendiği, hepsinde aynı şekilde talimat verildiği, davacı ile davalı arasındaki talimat usulü konusunda teamül oluştuğu tespit edildiğini, davacı tarafından EFT alıcısı----- dava/şikayet edilmemesinin şüphe uyandırdığını, davacı tarafından EFT işleminden 5 gün sonra bankadan ilgili işlemin iptali istenildiği,
bu süre zarfında EFT nin geriye dönük iptal edilmeyeceğini, açıklanan bu sebeplerden dolayı davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İncelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına göre davanın, davacı tarafından davalı aleyhine----. İcra Müdrülüğünün -----. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yöneltilen itirazın iptaline ilişkin olduğu, dava konusu icra dosyasının incelemesinde takip alacaklısının mahkememiz dosyasının davacısı, takip borçlusunun mahkememiz dosyasının davalısı olduğu, haksız itirazın iptaline dayalı olarak toplam 8.389,68 USD tutarlı ilamsız icra takibine davalı borçlunun süresinde itirazı doğrultusunda takibin durduğu, davanın itirazın iptali ve takibin devamı istemi ile açıldığı görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık ise; davalı bankanın davacının hesabından mail yolu ile gelen talimata bağlı olarak yapmış olduğu para transferi işlemi nedeniyle, davacının talimatın kendisi tarafından gönderilmediği iddiası kapsamında, paranın transfer edilmesinde tarafların kusur durumunun ne olduğu, --- İcra Müdürlüğü'nün ------ sayılı takibi davalı tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı, itirazın iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkin uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.
Eldeki davada mahkememiz ----- Esas, ----- Karar sayılı kararı ile "...davalı bankanın davacıdan gelen mailleri telefon ile arayarak, mesaj atarak teyit etmemesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğu, davacının ise davalı banka ile olan işlemlerini teamül oluşacak şekilde mail olarak talimat vermesinden kaynaklı müterafik kusurunun olduğu kabul edilmiş, tarafların eşit kusurlu olması nedeniyle EFT işlem tutarının yarısı üzerinden takibin devamına karar verilmiştir. (Bu hususta benzer karar: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu -----
Davacı tarafından zararın ödenmesi için ihtarname keşide edildiği ve ihtarnamenin 30.03.2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, bu tarih itibariyle davalının temerrüde düştüğü, icra takibinin ise 27.07.2020 tarihinde başlatıldığı, ihtarnamenin tebliğ tarihi ile icra takibinin başlatıldığı tarih aralığında işlemiş faiz talep edilebileceği, bu faizin 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsi yabancı paraya uyguladığı en yüksek faiz olması gerektiği, faiz hesaplamasının bu hususlar dikkate alınarak mahkemeizce resen hesaplandığı,
davacının 52,23 USD faiz talep edebileceği belirlenmiş olup, fazlaya ilişkin faiz talebi reddedilmiştir. Ayrıca takipten itibaren de 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsi yabancı paraya uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmiş, fazlaya ilişkin talep reddedilmiştir.
Alacağın belirlenmesi için tarafların kusur durumunun belirlenmesi gerekmekte olup, zararın meydana gelmesinde davacının müterafik kusurunun bulunması ve bu müterafik kusurun belirlenmesinin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle alacak belirli olmadığından icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiği..." şeklinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Tarafların istinaf başvurusu üzerine ------Karar sayılı kararında; "...
Davacı firmanın firma e-mail adresinden gönderilen e-mail ve ekinde yer alan talimat ile Davalı banka hesabından EFT ve Havale işlemleri yaptırdığı, bu işlemlerin taraflar arasında teamül haline geldiği, EFT işlem tutarı ile bir önceki işlemde tutarın aynı olduğu görülerek, Bankaların halihazırda yaptıkları tüm işlemlerin kaynaklarını araştırdığı, özen yükümlülüğü gereği bankaya gelen her talimatın sorgusuz ve kontrolsüz olarak işleme alınmaması banka çalışanının titiz ve araştırmacı olması, alacağı riskleri hesaplaması,
yapılan işin gerektirdiği özeni göstermesi gerektiği, bankanın gelen talimatın hatalı yada sahte olması ihtimalini teyit etmediği, bu nedenlerle davacı ve davalının müterafik kusurlu olduğu bilirkişi raporunda belirtildiği ve mahkemece rapora istinaden hüküm kurulmuş ise de, öncelikle sahtecilik yolu ile gönderilen talimatın davacı tarafından gönderilip gönderilmediği davacı tarafından bu konuya ilişkin olarak C.
Başsavcılığı 'na şikayette bulunup bulunmadığı ve kendisine para gönderilen ----- hakkında ki C.Başsavcılığının soruşturma akıbetinin araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir iken eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına..." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
İstinaf karar ilamının taraflara tebliğ edildiği, mahkememiz 09/10/2025 tarihli kararı gereğince ----- CBS ---- soruşturma sayılı dosyasının bir suretinin dosyaya celp edildiği, davacı vekiline EFT alıcısı ----- hakkında suç duyurusunda bulunup bulunmadığı, tazminat davası açıp açmadığı hususunda beyanda bulunması için süre verildiği, davacı tarafından beyan dilekçesi sunulduğu, özetle; bankaya talimatın kendileri tarafından verilmediğini, ----- CBS --- soruşturma sayılı dosyası kapsamında suç duyurusunda bulunduklarını, bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından istinaf kararına karşı beyan dilekçesinde özetle; EFT talimatının bizzat davacı tarafından verildiğini, EFT işleminin davalı tarafından yapılması nedeniyle bankanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İstinaf kararı doğrultusunda --- CBS ---- Soruşturma sayılı dosyasının akıbeti sorulmuş, yapılan incelemede EFT alıcısı ------ şüpheli olarak ifadesinin alındığı, ancak hakkında iddianame düzenlenmediği bir kısım yabancı şahıslar hakkında yakalama kararlarının olduğu, dosyanın daimi arama bürosuna alındığı anlaşılmıştır.
İstinaf sonrası yapılan araştırma neticesinde mahkememizin ilk kararından farklı bir kanaate ulaşılmadığından aşağıda belirtilen aynı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar.
Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir ------O hâlde bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 20/2 maddesi gereğince; tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır.
Nitekim bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır.
Ancak; davalı bankanın, bir güven kuruluşu olması nedeniyle var olan ağırlaştırılmış sorumluluğu gereği objektif özen yükümlülüğünü çok daha ağırlaştırılmış bir şekilde yerine getirmesi gerektiği kabul edilebilir ise de; normal şartlarda davacıya ait banka hesabından para transferi yapılması için davacı şirket yetkilisinin imzasını içeren talimat alınması gerekmekte olmasına rağmen somut olayda davacı ile davalı banka arasında para tansferi işlemlerinin davacının mail yolu ile verdiği talimat ile gerçekleştirildiği, davacının bu uygulamaya rıza gösterdiği, bu uygulamanın taraflar arasında teamül haline geldiği,
davacının da bu uygulama nedeniyle ortaya çıkan risklerde müterafik kusurlu olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak; davalı bankanın davacıdan gelen mailleri telefon ile arayarak, mesaj atarak teyit etmemesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğu, davacının ise davalı banka ile olan işlemlerini teamül oluşacak şekilde mail olarak talimat vermesinden kaynaklı müterafik kusurunun olduğu kabul edilmiş, tarafların eşit kusurlu olması nedeniyle EFT işlem tutarının yarısı üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.
(Bu hususta benzer karar: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu----Davacı tarafından zararın ödenmesi için ihtarname keşide edildiği ve ihtarnamenin 30.03.2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, bu tarih itibariyle davalının temerrüde düştüğü, icra takibinin ise 27.07.2020 tarihinde başlatıldığı, ihtarnamenin tebliğ tarihi ile icra takibinin başlatıldığı tarih aralığında işlemiş faiz talep edilebileceği, bu faizin 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsi yabancı paraya uyguladığı en yüksek faiz olması gerektiği, faiz hesaplamasının bu hususlar dikkate alınarak mahkemeizce resen hesaplandığı,
davacının 52,23 USD faiz talep edebileceği belirlenmiş olup, fazlaya ilişkin faiz talebi reddedilmiştir. Ayrıca takipten itibaren de 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsi yabancı paraya uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmiş, fazlaya ilişkin talep reddedilmiştir.
Alacağın belirlenmesi için tarafların kusur durumunun belirlenmesi gerekmekte olup, zararın meydana gelmesinde davacının müterafik kusurunun bulunması ve bu müterafik kusurun belirlenmesinin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle alacak belirli olmadığından icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/374, K. 2026/122, 12 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama