İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/55 K.2024/1002

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2023/55Karar2024/1002Tarih24 Aralık 2024Okuma17 dk · 3.348 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/55
Karar No
2024/1002
Karar tarihi
24 Aralık 2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.348 kelime·17 dk okuma·9 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO

2023/55 Esas

KARAR NO: 2024/1002

DAVA

Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 20/01/2023

KARAR TARİHİ: 24/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

İDDİA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili tarafından kaba inşaatı yapılan taşınmazların üzerine müvekkilinin alacağının temini için TMK m.893/3 maddesi gereğince yapı alacaklısı ipoteği tesis edilmesini, ----------- D.iş sayılı dosyasından yapılan delil tespiti ile müvekkilinin sözleşmeye konu edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini ancak parasının ödenmediğini,

dava konusu maliki davalı ----------- Şirketi olan tapunun --------- İli --------- İlçesi --------- Mahallesi--------- Pafta --------- Ada --------- Parselde bulunan taşınmaz ve maliki davalı --------- ve ---------- Şti. olan tapunun ---------- İli ---------- İlçesi ---------- Mahallesi ---------- Pafta ----------- Ada ----------- Parselde bulunan taşınmaz üzerine ihtiyati haciz mahiyetinde tedbir konulmasını, aksi halde teminatsız şekilde ihtiyati haciz konulmasını,

taraflar arasında imzalanan sözleşme ve ek sözleşme gereğince tüm edimlerini eksiksiz yerine getiren müvekkilin yaptığı işler karşılığında ödenmeyen alacakların tahsili için şimdilik 49.000,00 TL bedelin davalı ---------- Şti.'den temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile müvekkile ödenmesini, TBK m.122 gereğince, davalı ---------- Şti. tarafından müvekkilin sözleşme kapsamında yaptığı işler karşılığında alacakları kasten zamanında ödenmediği için;

müvekkilin borçlarını ödeyememesi sonucunda kredi ve nakit avans çekmek zorunda kaldığını ve bunların borçlarını da ödeyemediği için maruz kaldığı icra takiplerinden ötürü gördüğü aşkın zararların tazmini için şimdilik 500,00 TL, müvekkilin alacağının enflasyon karşısında değer kaybetmesi ve davalı ----------- firmasının kusurlu davranışı ile bu duruma sebebiyet verdiğinden müvekkilin enflasyon sebebiyle görmüş olduğu aşkın zararların tazmini için şimdilik HMK m.107 gereğince belirsiz alacak davası olarak 500,00 TL,

bedellerin davalı ---------- Şti.'den temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsili ile müvekkiline ödenmesine, aksi takdirde avans faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine, müvekkil tarafından davalı ----------- Şti.'ye verilen 300.000,00 TL bedelli teminat senedinin müvekkile iadesini,

6325 sayılı Yasanın 18/A-11 maddesi gereğince tüm yargılama giderleri ve her iki dosyanın vekalet ücretlerinin öncelikli olarak arabuluculuk toplantısına katılmayan davalı---------- ve davalı -----------Şti. üzerine bırakılması ve her halde tüm yargılama giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalı ---------- vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, eksik harcın ikmal edilmesi gerektiğini, davacının işi tamamlamadığı eksik ve kabul edilemeyecek derecede bıraktığının tespit edildiğini, ----------- D.iş sayılı dosyasında yaptırılan tespitte "fen ve sanat kurallarına aykırı imalat yapıldığı, imalatta kullanılan kalıp malzemesinin eski ve çok kullanılmış olması nedeniyle istinat duvarlarının büyük bir bölümünde kabarmalar görüldüğü, sökülen kalıp parçalarının istinat duvarları içinde kaldığı,

yaklaşık 70 m uzunluğunda ve ortalama 4,85 m yüksekliğindeki duvarda 7 mm.'ye yakın çatlaklar olduğu ve bu durumda duvarın göçme riski ve can ve mal tehlikesi bulunduğu"nun tespit edildiğini, 6098 sayılı TBK'nın 475. Maddesinde, "Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı" olması halinde sözleşmeden dönebileceği hüküm altına alındığını, aynı kanunun 479.

Maddesinde de, "İşsahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olacağı" hüküm altına alındığını, davacının yaptırdığı tespitin saha ve yapılan işleri yansıtmadığını, davacının 300.000,00 TL bedelli senedin iadesini istediğini, davacının bu konu ile ilgili harç ödemediğini, senedin iadesinin kısmi dava ikamesi ile mümkün olmadığını, inşaatçı ipoteği bakımından da şartların oluşmadığını, davacının tazminat istemlerinin yerinde olmadığını, davacının basiretli tacir gibi hareket etmeyerek içinde düştüğü finansal zorluk kendi kusuruna dayandığını, müvekkil davalı şirket ile yaptığı iş ve sözleşme ile doğrudan ilgili olmadığını,

davacının bu yöndeki istemleri de yerinde olmadığından reddi gerektiğini, arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, karşı dava haklarını saklı tuttuklarını savunarak; davanın usulden ve esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir. Dava dilekçesi ve tensip zaptının davalı --------- ve ---------- ŞİRKETİ'ne tebliğ edildiği, davalıların cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.

İNCELEME

---------ş.,----------- Şirketi, ----------- Şirketi, ---------- Belediye Başkanlığı, ---------- Müdürlüğü, ------------ Şirketi, ----------- İcra Dairesi, ---------- İcra Dairesi, ---------- Vergi Dairesi Müdürlüğü, ----------- Şirketi, ----------- Şirketi, ----------- Sulh Hukuk Mahkemesi, ------------ Sulh Hukuk Mahkemesi, ----------- Şirketi,---------- Belediye Başkanlığı, ---------- Tapu Müdürlüğü, ----------- Ticaret Sicili Müdürlüğüne müzekkereler yazıldığı görüldü. 13/12/2023 tarihli bilirkişi raporunun dosyamız arasına alındığı görüldü.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Dava, davacının maliki davalı ---------- Şirketi olan ---------- İli, ---------- İlçesi, ---------- Mahallesi, -------- Ada, ---------- Parsel'de ve maliki davalı ---------- ve --------- Şti olan --------- İli, --------- İlçesi, ---------- Mahallesi, ---------- Ada, ------------ Parsel'de bulunan taşınmazlar üzerinde davalılardan --------- Şti ile arasında akdettiği eser sözleşmesi kapsamında meydana getirdiğini iddia ettiği eser karşılığında; eser bedeli alacağına, eser bedeli alacağı nedeniyle taşınmazlar üzerinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 893 ve devamı maddeleri gereğince yapı alacaklısı ipoteği tesis edilmesine,

davacının bundan dolayı kredi ve nakit avans çekmesinden ve bunları ödeyememesinden kaynaklı olarak maruz kaldığı icra takiplerinden ötürü ve enflasyon sebebiyle temerrüt faizini aşan aşkın zarara ve davacı tarafından davalı ----------- Şti'ne verildiği iddia edilen 300.000,00 TL bedelli senedin iadesine ilişkin alacak, eda, tazminat ve menfi tespit davasıdır. Eldeki davada davaların yığılması söz konusu olup, her bir dava ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Bu kapsamda, eldeki davalar ----------- alacaklısı ipoteği tesis edilmesi,Eser bedeli alacağı,Aşkın zarara ilişkin tazminat alacağı veMenfi tespitdavalarıdır. Bu tespit dikkate alındığında eldeki davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri'nin 110. maddesi kapsamında davaların yığılması söz konusudur.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri'nin 110. maddesi uyarınca "(1) Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir.

Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır."Dava yığılmasında görünüşte tek dava var iken gerçekte talep sayısınca dava mevcuttur ve söz konusu birden fazla talepler birbirinden bağımsızdır.

Taleplerin birbirinden bağımsız olması diğer bir deyişle mahkemenin önünde birden çok talep sonucu bulunması sebebiyle mahkemenin her bir talebi ayrı ayrı incelemesi ve her biri için ayrı ayrı hüküm kurması gerekir. Bu gereklilik çerçevesinde varılan önemli sonuçlardan biri de kendisini vekalet ücretinin, her bir talep için ayrı ayrı takdir edilmesi noktasında gösterir.

Gerçekten de dava yığılmasında her bir talebin tek başına dava edilme olanağı bulunduğuna göre, her bir talep bakımından da ilgilisi yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir. Davacının aşkın zarara ilişkin tazminat talepleri yönünden;

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307. maddesi uyarınca “(1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.”6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 309/1-2 ve 4. maddeleri uyarınca “(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.

(2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (…) (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.”6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 312. maddesi uyarınca “(1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir.”492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca “(1) Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.”

Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacı vekilinin 16/12/2024 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesindeki 4/A ve 4/B numaralı talep sonuçlarından feragat ettiği, vekilin vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu, feragatin şekil itibariyle ve kayıtsız şartsız olması nedeniyle usulüne uygun yapıldığı, karşı tarafın muvafakatine bağlı olmaksızın sonuç doğurduğu,

bu sebeplerle davaya son veren taraf işlemi olan feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, feragat halinde feragat beyanında bulunan taraf aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesi gerektiği, ancak feragatin muhakemenin ilk celsesinden sonra vuku bulması nedeniyle karar ve ilam harcının üçte ikisinin alınması gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle davacının aşkın zarara ilişkin tazminat taleplerinin feragat nedeniyle reddine hükmedilmiştir.

Davacının yapı alacaklısı ipoteği tesis edilmesine ilişkin talebi yönünden;

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 893. maddesi uyarınca "(1) Aşağıdaki alacaklılar, kanunî ipotek hakkının tescilini isteyebilirler:

1. Satıştan doğan alacağı için satılan taşınmaz üzerinde satıcı,

2. Elbirliği ortaklığına giren taşınmazlarda paylaşmadan doğan alacakları için birlikte mirasçı olanlar veya diğer elbirliği ortakları,

3. Bir taşınmaz üzerinde yapılan yapı veya diğer işlerde malzeme vererek veya vermeden emek sarf ettikleri için malzeme ve emek karşılığı olarak malik veya yükleniciden alacaklı olan alt yüklenici veya zanaatkârlar. (...)"4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 895. maddesi uyarınca "(1)Zanaatkârların ve yüklenicilerin kanunî ipotek hakları, çalışmayı veya malzeme vermeyi yüklendikleri andan başlayarak tapu kütüğüne tescil olunabilir. (2)Tescilin yüklenilen işin tamamlanmasından başlayarak üç ay içinde yapılmış olması gerekir. (3)Tescilin yapılması için alacağın malik tarafından kabul edilmiş veya mahkemece karara bağlanmış olması şarttır. (4)Malik yeterli güvence gösterirse tescil istenemez."

Bu halde alt-yükleniciye karşı borçlu olan ana yüklenicidir. İnşaat sahibi taşınmaz maliki, alt-yükleniciye karşı borçlu olmayıp, sadece ana yüklenicinin borcu açısından ipotek yükümlüsüdür.

Taşınmaz maliki, inşaat dolayısıyla ana yükleniciye olan borcunu ödemiş olsa dahi, bu yükleniciden alacağını alamamış olan alt yüklenicinin kanuni ipotek hakkının tescil edilmesini isteyebileceği genel olarak kabul edilmektedir .İnşaatçı ipoteğinin kurulması, tapu kütüğünde tescilin yapılmasına bağlıdır. İnşaat alacaklısının, sadece ipoteğin kurulmasına yönelik bir yenilik doğuran hakkı vardır. Bu hak doğrudan doğruya tapu memuruna karşı kullanılır.

İnşaat alacaklısı, hakkını inşaat borcunu yüklendigi andan itibaren kullanabilir ve tescil en geç işlerin bitiminden itibaren 3 ay içinde yapılabilir. Tescilin icrası için MK. m. 895 uyarınca, inşaat alacağının ipotek yükümlüsü taşınmaz maliki tarafindan tanınmış olması veya bir mahkeme kararı ile tespit olması gerekir. MK.m. 895'deki taşınmaz malikinin alacağı tanımasından maksat, malikin bir borç ikrarında bulunması değildir.

İfade olunmak istenen, taşinmaz üzerinde ipoteğin ne miktar için bir yük teşkil edeceğinin veya yapılan işin değerinin taşınmaz maliki tarafından kabul edilmesidir. Malik bu anlamda inşaat alacağını tanımışsa, inşaatçı ipoteğinin tescili mümkündür. Önceden değer tespit edilmișse, inșaat alacaklısı işini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmezse, malik ipoteğin terkinini veya teminat miktarının azaltılmasını isteyebilir.

Taşınmaz maliki, iş yapılmış olmasına rağmen, alacağı tanımaktan kaçınırsa, yük miktarını mahkeme tespit eder. Bununla birlikte işin bitmesinden önce de yük miktarının, bir azami meblağ olarak tespitinin istenebileceği kabul edilmektedir. Taşınmazda yük miktarının belirlenmesine ilişkin olan bu dava, yüklenicinin ücret alacağının ödenmesi için açabileceği davadan farklıdır.

Bu yüzden böyle bir dava açılmış olsa dahi, yük miktarının belirlenmesi davasında, ücret alacağının ödenmesi davasını bekletici mesele yapmak yerinde olmaz.

İnşaat alacaklısı davanın uzaması halinde, tescil için tanınan süreyi kaçırmamak ve ipoteğin tescil tarihine göre sırası tespit edileceği cihetle, hakkını taşınmaz üzerinde tescil edilebilecek sınırlı aynî hak sahiplerine karşt ileri sürebilmek için, mahkeme kararı ile TST m. 58'e dayanarak ipotek hususunda MK. m. 1011 uyarınca, geçici tescil şerhi verdirebilir.

Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alındığında, davacının alt-yüklenici olarak dava konusu --------- İli, ------- İlçesi, --------- Mahallesi, --------- Ada, --------- Parsel ve ---------- İli, ----------- İlçesi, ----------- Mahallesi, ---------- Ada, ----------- Parsel sayılı taşınmazlar üzerinde yapı alacaklısı ipoteği tesis ettirme hakkının bulunduğu, ancak tescilin yüklenilen işin tamamlanmasından başlayarak üç ay içinde yapılmış olması gerektiği ve yine tescilin yapılması için alacağın malik tarafından kabul edilmiş veya mahkemece karara bağlanmış olmasının şart olduğu,

alacağın malik tarafından kabul edilmiş olduğuna veya davacı tarafından yükün tespiti yönünden dava açtığına dair bir beyan ve delilinin bulunmadığı, yine davacının yüklendiği işi 05/07/2022 tarihinde bitirdiği, dava tarihinin 20/01/2023 olduğu, dolayısıyla işin tamamlandığı tarihten itibaren üç ay içerisinde yapı alacaklısı ipoteği tesis talebinde bulunulmadığı gibi, dava konusu taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde bu hakka ilişkin süresi içerisinde geçici tescil şerhi de bulunmadığı,

bu sebeplerle yapı alacaklısı ipoteği tesis edilmesinin yasal şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmış, bu davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Davacının menfi tespit davası yönünden;7445 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile TTK 5/A maddesi "paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında," şeklinde değiştirilmiş maddenin son hali "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olmuştur.

Bu maddenin yürürlük tarihi 01/09/2023 tarihidir. Eldeki dava tarihinin ise 20/01/2023 olduğu görülmüştür. Her ne kadar yasanın yürürlüğe girmeden önceki halinde menfi tespit davalarının arabuluculuğa tabi olup olmadığı yönünden istinaf ve Yargıtay ilamları arasında bir birlik bulunmasa da, bu husustaki baskın uygulama menfi tespit davalarının arabuluculuğa tabi olmadığı yönündedir.

Bu sebeple menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı, bu yönden dava şartı eksikliğinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

Davacının davasını taraflar arasındaki adi yazılı protokole dayandırdığı görülmüştür. Protokol aşağıdaki gibidir: Davacı vekilinin protokol uyarınca imzalanan senedin bir örneğini ibraz edemediği, davalı tarafça da belgenin elinde bulunduğu değil, ancak varlığı (yani belgenin hiç var olmadığı beyan edilerek) inkar edilmiştir.

Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacının 300.000,00 TL bedelli senedin iadesi talebinin menfi tespit davası niteliğinde olduğu, davacının senedin varlığını taraflar arasındaki yukarıda ortaya konulan protokole dayandırdığı, protokol uyarınca senet düzenlenip düzenlenmediği, senedin adi senet veya kambiyo senedi olup olmadığı hususunun sabit olmadığı, davacı tarafından senedin düzenlendiğine dair yeterli bir delil sunulmadığı, davalı tarafın da verilen kesin süre içerisinde senedin varlığını (düzenlenmiş olduğunu) inkar ettiği, senede dayalı herhangi bir takip yapıldığına ilişkin beyan ve delil de olmadığı,

bu sebeple davacının menfi tespit davasına konu senedin var olmadığı, bu sebeple davacının 300.000,00 TL bedelli senedin iadesi talebinin ispatlanamamış olması nedeniyle reddinin gerektiği kanaatine varılmış, bu hususta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Davacının eser bedeli alacağı yönünden;Tanık --------- 02/04/2024 tarihli celsede "Tanık beyanında: Davacı ---------- ile birlikte inşaat işi yaparız, davalı ------------ bize kalıp işi yaptırdı, ayrıca demir ve duvar yapıldı, evin duvarı ve çevre duvarı yapıldı, bedel olarak ne kadara anlaştığımızı hatırlamıyorum, --------- ve -------- blok çevre duvarı tarafımızca yapıldı, Bu sırada tanığa başka bir bloğun çevre duvarının yapılıp yapılmadığı soruldu: Davacı söze atlayarak C blok da yapıldı şeklinde tanığa beyanda bulundu.

Davacı asil tanığa müdahale etmemesi gerektiği konusunda uyarıldı. Tanık beyanında; ---------- Blok da yapıldı, tüm bu işleri sözleşme gereği yaptık dedi. Davacı vekili tanıktan; davalı müteahhit firma yaptığınız işi kontrol ediyor muydu, imalatta beton duvarda çatlama oldu mu ve işi eksiksiz teslim ettiniz mi diye sordu.

Tanık beyanında; davalı firma işi bitirdikçe sürekli kontrol ediyordu, işi bitirdiğimizde çatlama yoktu, sonradan olduysa bizimle ilgili değil, işi tamamen bitirdik ve teslim ettik, ancak ödeme yapılmadı dedi." şeklinde dinlenmiştir.

Tanık ----------- 02/04/2024 tarihli celsede "---------- ile çalıştım, kalıpçı ustası olarak çalışırım, ------------ konut ve perde işi yaptık, ev olarak bir tane bina yaptık, 6-7 katlı bina idi, bunun kalıbını betonunu yaptık, bir de daha önceden yapılmış, binalar vardı, konut tipi binalardı, apartman idi, 3-4 blok idi, bunların çevre perdelerini yaptık, ayrıca ------------ şantiye de kalıp çaktık, bu işler yapılırken müteahhit kontrol etti, sorun bildirmedi, duvarlarda çatlama olmadı, daha sonradan olduysa da bizi ilgilendiren bir durum değil, sözleşmedeki tüm işleri teslim ettik,

anlaşan kişiye ödeme yapmamışlar" şeklinde beyanda bulunmuştur.

Dava konusu taşınmazlar başında 29/09/2023 tarihinde keşif yapılmış, keşif sonucu inşaat mühendisi bilirkişi ------------ tarafından düzenlenen 13/12/2023 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür:İnşaat mühendisi bilirkişi ------------- tarafından düzenlenen 13/12/2023 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür:

Tarafların bilirkişi raporuna itirazları olmakla beraber davacı vekilinin eser bedeli alacağı yönünden yargılamanın uzamaması nedeniyle davasını ıslah ettiği görülmüştür. Islah dilekçesinin talep sonucunun "Dava dilekçemizin 3 nolu alacak talebi bakımından müvekkilin yaptığı işler karşılığında ödenmeyen alacaklarının tahsili için 229.611,25 TL bedelin davalı --------- Şti.'den temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile müvekkile ödenmesine,

(Temerrüt tarihi olarak müvekkilin işi teslim için davalı yetkilisini arayıp mesaj attığı 05.07.2022 tarihinin baz alınmasını aksi takdirde arabuluculuk başvuru tarihi olan 06.10.2022 tarihinin aksi takdirde son tutanak tarihi olan 17.11.2022 tarihinden itibaren faiz işletilmesine,)" şeklinde olduğu görülmüştür.Temerrüt tarihinin tespiti açısından taraflar arasındaki protokolün aşağıdaki gibi olduğu görülmüştür:Protokol hükümleri incelendiğinde, davacının eser bedeli alacağı yönünden herhangi bir kesin, belirli veya belirlenebilir vade öngörülmediği anlaşılmıştır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 479. maddesi uyarınca "(1)İşsahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur. (2) Eserin parça parça teslim edilmesi kararlaştırılmış ve bedel parçalara göre belirlenmişse, her parçanın bedeli onun teslimi anında muaccel olur."6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca "(1)Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.

(2) Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği,

sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. (..)"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/3 maddesi uyarınca "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır."Mahkememizce yapılan değerlendirmede, taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu ve davacının sözleşme kapsamında eseri teslim ettiği hususunun keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporları ve tanık beyanları ile sabit olduğu,

yine taraflar arasındaki ----------- yazışmaları dikkate alındığında eserin 05/07/2023 tarihinde teslim edildiğinin kabulünün gerektiği, bu sebeple davacının eser bedeli alacağının bu tarihte muaccel olduğu, bilirkişi ek raporunda da tespit edildiği üzere eser bedeli alacağının ayıp oranında indirim (davalı tarafın bu hususta süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunduğu kabul edilmiş ve cevap dilekçesindeki ifadelerinden ayıp oranında bedelden indirim istediği irade beyanını gösterdiği anlaşılmıştır) hususu da dikkate alındığında 229.611,25 TL olduğu,

davalı tarafça her ne kadar eserin kabul edilemeyecek ölçüde ayıplı olduğu ileri sürülmüş ise de bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere eserin kabul edilemeyecek ölçüde ayıplı olarak teslim edilmediği, kaldı ki davalının bu durumdan kaynaklı olarak sözleşmeden dönme iradesini (TTK 18/3 maddesinde öngörülen) şekle uygun olarak davacıya yöneltmediği,

bu sebeple taraflar arasındaki eser sözleşmesinin geçerli olduğu ve tarafların borçlarını ifa etmekle yükümlü oldukları, davalı tarafın itirazları hakkında denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli şekilde değerlendirme yapılmış olması nedeniyle dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesine gerek bulunmadığı, davacı tarafın ise ayıbın davalının sağladığı malzemeden kaynaklanması yönündeki itirazının incelemeye değer olduğu, ancak davacının itiraza rağmen davasını ıslah ederek hükme çıkartılmasını talep ettiği, bu sebeple bu itirazlar doğrultusunda incelemeye yapılmasına eldeki davada gerek bulunmadığı,

her ne kadar davacı tarafça işin teslim edildiği, olmadı arabuluculuk başvuru veya son tutanak tarihinden itibaren temerrüt faizi talep ettiği anlaşılmış ise de, yukarıda da belirtildiği gibi taraflar arasındaki protokolde davacının eser bedeli alacağı yönünden herhangi bir kesin, belirli veya belirlenebilir vade öngörülmediği, temerrüt için ihtarın şart olduğu, ancak davacının (TTK 18/3 maddesinde öngörülen) şekle uygun olarak temerrüt ihtarının bulunmadığı, arabuluculuk başvuru evrakının ya da son tutanağının geçerli bir temerrüt ihtarının şartlarını taşımadığı, zira bu belgelerde belli bir miktarın ödenmesi,

aksi takdirde hukuki yollara başvurulacağı ihtarının yer almadığı, bilakis uzlaşmaya ilişkin irade beyanlarını içerdiği, bu sebeple temerrütün dava tarihinde gerçekleştiği, tarafların tacir olması nedeniyle alacağa ticari faiz işletilmesi gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi açıklandığı üzere;

1-Davacının yapı alacaklısı ipoteği tesis edilmesi talebinin REDDİNE,

2-Davacının eser bedeli alacağının KABULÜ ile, 229.611,25 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ---------- Şti'nden alınarak davacıya verilmesine,

3-Davacının aşkın zarara ilişkin tazminat taleplerinin feragat nedeniyle REDDİNE,

4-Davacının 300.000,00 TL bedelli senedin iadesi talebinin REDDİNE,

5---------- alacaklısı ipoteği tesis edilmesi davası yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının dava açıldıktan sonra tamamlanan 836,80 TL harçtan mahsubu ile bakiye 409,20 TL’nin hükmün kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,

6-Aşkın zarara ilişkin tazminat alacağı davası yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 285,06 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

7-Menfi tespit davası yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının dava açıldıktan sonra tamamlanan 5.123,25 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.695,65 TL’nin hükmün kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,

8-Eser bedeli alacağı davası yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (229.611,25 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 15.684,74 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 853,88 TL peşin harç ve 3.085,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 11.745,86 TL harcın davalı ---------- Şti'nden alınarak Hazineye gelir kaydına,

9-Yalnızca eser bedeli alacağı davası yönünden yargılama gideri yapıldığı anlaşıldığından, davacı tarafça buna ilişkin yapılan 1.059,38 TL dava açma masrafı, 1.912,35 TL keşif harcı, 3.085,00 TL ıslah harcı ve 10.171,00 TL bilirkişi/ulaşım/posta masrafından ibaret 16.227,73 TL yargılama giderinin davalı ----------- Şti'nden alınarak davacıya verilmesine,

10-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,

11-Yapı alacaklısı ipoteği tesis edilmesi davası yönünden; davalı ----------- Şti yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (davacının davasını takip ettiği değer) (49.000,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı -------- Şti'ne verilmesine,

12-Aşkın zarara ilişkin tazminat alacağı davası yönünden; davalı ---------- Şti yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (davacının davasını takip ettiği değer) (1.000,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 6/1 ve 13/2 uyarınca hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ----------- Şti'ne verilmesine,

13-Menfi tespit davası yönünden; davalı --------- Şti yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (davacının davasını takip ettiği değer) (300.000,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 48.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ---------- Şti'ne verilmesine,

14-Eser bedeli alacağı davası yönünden; davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (229.611,25 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 36.737,80 TL vekalet ücretinin davalı ---------- Şti'nden alınarak davacıya verilmesine,

15-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilmesi gereken 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin zorunlu arabulucuğa tabi eser bedeli ve aşkın zarar alacağı davaları bakımından kabul/dava değeri oranına (229.611,25/230.611,25) göre 1.553,23 TL’sinin davalı ------------ Şti'nden alınarak Hazineye gelir kaydına, bakiye 6,77 TL’sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

Dair, davacı vekilinin ve davalı ------------ vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ----------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/12/2024

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/55, K. 2024/1002, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No
  4. Karar No: 2024/1002
  5. Dava
  6. Dava Tarihi: 20/01/2023
  7. Karar Tarihi: 24/12/2024
  8. İddia
  9. Savunma
  10. İnceleme
  11. Hukuki Değerlendirme Ve Gerekçe
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/55
Karar No
2024/1002
Tarih
24 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/56 K.2024/902
  • Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/56 K.2024/1854
  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/56 K.2024/1151
  • Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/57 K.2024/273
  • Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/57 K.2024/1853
  • İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/58 K.2024/811

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.