KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/310
- Karar No
- 2024/756
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2024
Karar Metni
1.546 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/310 Esas
KARAR NO:2024/756
DAVA
3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 07/09/2021
KARAR TARİHİ: 18/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;-------sayılı dosyası kapsamında davacıya birinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davacının söz konusu ihbarnameye iadeli taahhütlü ----yoluyla itiraz ettiğini, İcra müdürlüğü bu itiraz yapılmamış gibi davacıya ikinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davacının buna da iadeli taahhütlü --- yoluyla itiraz ettiğini, İcra Müdürlüğü bu itiraz da hiç yapılmamış gibi davacıya üçüncü haciz ihbarnamesini gönderdiğini, davacının bu ihbarnameye de iadeli taahhütlü-------- yoluyla itiraz ettiğini, ancak icra Müdürlüğü davacının bu itirazını da dikkate almadığını, davacı, icra müdürlüğünden,
itirazının geçerli kabul edilmesini talep ettiğini, İcra Müdürlüğü 27.08.2021 tarihinde itirazlarının geçersiz olduğuna karar vererek davacının talebini reddettiğini, davacının, takip dosyası borçlularına borçlu olmadığının tespiti için bu davayı açmasının zorunlu olduğunu, davacının takip borçlularına hiçbir borcunun olmadığını, davacının ticaret şirketi olduğunu, davalılardan birisi kamu kurumu, diğeri ticaret şirketi olduğunu, davacı üçüncü kişi ve borçlular ticari defter tutmakla yükümlü olduklarını, alacak ve borçlarını ticari defter ve belgeleriyle ispatlayabileceklerini, davacının ve
takip borçlularının ticari defter ve belgelerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığında davacının takip borçlularına herhangi bir borcunun bulunmadığı görüleceğini, ----------- dosyası kapsamında takip borçlularına borçlu olmadığının tespitini, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama harç ve masraflarıyla vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı şirket tarafından------------ dosyası kapsamında İİK m.89 hükmü uyarınca kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerine itiraz edildiği iddia edilmiş olsa da davacı tarafın bu iddiasının haksız olduğunu, her ne kadar davacı şirket dava dilekçesinde kendisine 24.06.2021 tarihinde tebliğ edilen İİK m.89/1 haciz ihbarnamesine karşı------------ aracılığıyla iadeli taahhütlü olarak itiraz ettiğini iddia etse davacı şirkette imza yetkisine sahip herhangi bir kişiye ait imza bulunmadığını, işbu sebeple davacı şirket tarafından 89/1 haciz ihbarnamesine karşı itiraz edildiği iddiasının haksız olup hukuka aykırılık teşkil ettiğini,
davacı şirket tarafından İİK md 89 gereği gönderilen haciz ihbarnamelerine usulüne uygun olarak itiraz edilmemesi neticesinde davacı şirketin dosyaya borçlu olarak kaydedilmesinde ve halihazırda bulunan davanın açılmasında müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını beyanla açılan davanın öncelikle usulden, bunun mümkün olmaması halinde esastan reddini davalının dava konusu icra takip dosyasından kaynaklı alacağın % 20’sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve yasal vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE;Dava,2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan 3. kişi tarafından açılan borçlu olmadığının tespiti davasıdır.Davacı-----İİK 89.madde gereği 3.şahıs konumunda olduğu--------- sayılı takip dosyası uyarınca birince ve ikinci haciz ihbarnamenin gönderildiği, akabinde mahkememizde menfi tespit davası açıldığı tespit edilmiştir.
Uyuşmazlık;2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan 3. kişi tarafından açılan borçlu olmadığının tespiti davasında, davacının borcu olup olmadığı , tarafların tacir ve temel ilişkinin ticari nitelikte bulunduğu ya da borcun kambiyo senedinden kaynaklandığı durumlarda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi mi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi mi olduğu hususuna ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 1 inci maddesinde. Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir hükmü, Asliye hukuk mahkemelerinin görevi başlıklı 2 nci maddesinde Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir" hükmü düzenlenmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) "Ticari davalar, çekişmesiz yargı işleri ve delilleri" başlıklı 4 üncü maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın.
6102 sayılı Kanun'da, sayılan diğer Kanun ve düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı öngörülmüştür.Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler başlıklı 5 inci maddesinde ise "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır.
Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde ------------, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.
Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükmü düzenlenmiştir.Takip hukukunda, borçlunun kendi elindeki alacakları yanında üçüncü kişilerde bulunan mal ve alacakları da haczedilebilir.
Borçlunun üçüncü kişilerdeki bir kıymetli evraka bağlı olmayan maaş ve ücretler dışındaki alacakları 2004 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre menkul hükmünde olduğundan menkul haczine ilişkin usule göre de haczedilebilir. Alacaklının, borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczi talebi üzerine icra müdürü alacağı haczedip, icra tutanağına geçirip üçüncü kişiye bildirir. Böylece borçlunun üçüncü kişideki alacağı haczedilmiş olur.
2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde öngörülen usule göre üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderilmesi üçüncü kişideki borçlunun alacağının borçluya ödenmesini önleyen bir muhafaza tedbiridir. Takibin kesinleşmesi üzerine ve alacaklının talebi ile icra müdürü borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczine karar vererek haciz tutanağı düzenler.
İcra müdürü 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde öngörülen süreci işleterek birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerini düzenler.Üçüncü kişi, ikinci haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde bu ihbarnameye itiraz edebilir. Tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci haciz ihbarnamesine itiraz etmez ise borcun üçüncü kişi zimmetinde sayılması kesinleşir.
Üçüncü kişi yedi gün içinde ikinci haciz ihbarnamesine itiraz etmemesi nedeniyle zimmetinde sayılması kesinleşen borcu, icra dairesine ödemez ise icra dairesi alacaklının talebi ile üçüncü kişiye üçüncü haciz ihbarnamesi gönderir.
Üçüncü haciz ihbarnamesi ile üçüncü kişiye ikinci haciz ihbarnamesine de yedi gün içinde itiraz etmediği için zimmetinde sayılması kesinleşen, borcu (parayı) (üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren) onbeş gün içinde icra dairesinin banka hesabına ödemesi veya aynı onbeş gün içinde takip alacaklısı aleyhine menfî tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye zorlanacağı bildirilir.Bu kapsamda üçüncü kişi tarafından açılacak menfi tespit davası, takip alacaklısına karşı açılır.
Uygulamada söz konusu menfi tespit davasında, takip borçlusunun da davalı olarak gösterdiği de olmaktadır. Menfi tespit davası yalnızca takip alacaklısına karşı açılmışsa takip alacaklısı bu davayı takip borçlusuna ihbar edebilir.
Takip borçlusunun menfi tespit davasına feri müdahalede bulunması da mümkündür.Üçüncü kişi tarafından açılacak menfi tespit davasının konusu, takip borçlusunun kendisinde hiç ya da haczedilen miktarda alacağının bulunmadığı, yani takip borçlusuna borcunun olmadığı, malın yedinde bulunmadığı, haciz ihbarnamesi tebliğinden önce ödendiği veya borcun sona erdiğine ilişkin iddiadır.
Takip alacaklısı, takip borçlusu ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye yabancı olduğu gibi üçüncü kişi de takip alacaklısı ile takip borçlusu arasındaki ilişkiye yabancıdır. 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme belirlenirken 6100 sayılı Kanun'un göreve ilişkin hükümlerine bakmak gerekir. 2004 sayılı Kanun'unda söz konusu dava bakımından görev yönünden özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Bu nedenle genel kurallara göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir. 6100 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu, bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu kabul edilmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde ticari davalar ve çekişmesiz yargı işleri düzenlenmiş, 5 inci maddesinde de ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görüleceği hükme bağlanmıştır. Uyuşmazlıkların çözümünde asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir.
Özel mahkemede görüleceğine dair açık bir kanuni düzenleme bulunmayan her davanın, genel mahkemelerde görülmesi esastır. 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme konusunda Kanun'da özel bir düzenleme bulunmamaktadır.
Buna göre davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığının kabulü gerekmiştir.------Somut olayda önce ---- tarafından ------ ilamı ile Görevsizlik Kararı üzerine mahkememize geldiği anlaşılmış olup yargılama yapıldığı sırada mahkememizin yukarıda belirtilen -----ilamı ile görevli olmadığı ,
asıl görevli mahkemenin tarafların tacir olup olmadığı , temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veya temel ilişkinin kambiyo senedinden kaynaklanıyor olmasının görevli mahkemenin belirlenmesinde etkili olmadığı , uyuşmazlığı çözme görevinin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu ancak ilgili mahkeme tarafından daha önce görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle dosyanın görevli mahkemenin tayini için ----- Hukuk Dairesine gönderilmesine dair aşağıda ki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/310, K. 2024/756, 18 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama