KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/816
- Karar No
- 2024/991
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2024
Karar Metni
2.083 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/816 Esas
KARAR NO: 2024/991
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/11/2023
KARAR TARİHİ: 26/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla taraflarınca --------- hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun, borcu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, iş bu itirazın takibi sürüncemede bırakarak müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapılmış olduğunu, haksız ve mesnetsiz olduğunu, -------- başvurulduğunu, bu süreçte taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, davalının itirazının iptali amacıyla işbu davayı açma zorunluğunun hasıl olduğunu belirterek açıklanan nedenlerle,
fazlaya ilişkin talep ve haklarının saklı kalması kaydıyla; davanın kabulüne, davalının menkul ve gayrimenkul ve 3. kişilerdeki alacaklarının öncelikle teminatsız olarak, aksi halde mahkemece uygun görülecek olan teminat karşılığında ihtiyaten haczine, fazlaya ilişkin hak ve alacak talep etme haklarıının saklı kalması kaydı ile; davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptaline ve takibin takip tarihi itibariyle işleyecek faiz, takip öncesi işlemiş faiz, vekalet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, cari hesap ve faturaya dayalı alacak sebebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd. maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir. İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Buna göre; ilamsız takip yapılmış olması, borçlunun bu takibe itiraz etmesi, itirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır.
Nitekim aynı hususlara ------ kararında da değinilmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış,----- üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, ---- kayıtları celp edilmiş-------- tarafların ticaret sicil kayıtları celp edilmiş, --- tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.İtirazın iptali istemine konu,
------------sayılı takip dosyasının incelenmesinde.
19.08.2023 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalı olduğu; takibin 89.697,60-TL fatura ve cari hesap alacağı, 10.135,83-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 99.833,43-TL alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 07.10.2023 tarihinde e tebligat yoluyla tebliğ edildiği, borçlunun 03.10.2023 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçeleri sundukları, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 14.11.2023 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 99.833,24-TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi tarafından düzenlenen 14.08.2024 tarihli raporunda özetle. "Davacı Şirketin 89.697,60-TL asıl ve 10.135,83-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 99.833,43-TL alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle, itirazın ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında.
Davacı şirketin davalı şirketten, takip ve dava tarihi itibarıyla faturalara dayalı açık cari hesaptan kaynaklanan 94.627,89 TL asıl alacak bakiyesinin bulunduğu, dolayısıyla takipte talep edilen 89.697,60 TL asıl alacağa yapılan itirazın yerinde olmadığı,
davalı şirketin, takip ve dava tarihi sonrası tarih olan 20/11/2023 tarihinde haricen gerçekleştirdiği 20.000,00-TL ödemenin takip dosyasının infazı aşamasında değerlendirilebileceği, davacı şirketin takip öncesi işlemiş faiz talebinde bulunup bulunamayacağı hususu hukuki değerlendirmeye muhtaç olduğunu, değerlendirme ve takdirinin mahkemeye ait olabileceği" yönünde görüşlerini bildirmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde.
Taraflar arasında yazılı sözleşmeye dayalı olmaksızın yapılan mal alım/satım konusunda ticari ilişki bulunduğu, davaya konu ihtilafın, davacı firmanın davalı şirketten takip tarihi itibarıyla faturalardan kaynaklı cari hesap alacağının bulunup, bulunmadığı ve varsa miktarı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
Dosya münderecatına göre, davanın tarafları arasında 2023 yılında gerçekleşen ve açık hesap şeklinde yürütülen ticari ilişkinin temelini, davacı şirketçe davalı şirkete yapılan gıda ürün satışları oluşturmakta olup, davacı firmanın ticari defter ve kayıtları ile dosya kapsamında yer alan dayanak fatura vs. örneklerinden görüldüğü üzere, davacı Şirketçe davalı şirkete,
2023 Yılında yapılan gıda ürün satışları sonucunda muhtelif tarih ve tutarlarda olmak üzere toplamda KDV Dahil 184.325,49 TL Toplam tutarlı E-Faturaların düzenlenerek elektronik ortamda davalı şirkete keşide/tebliğ edildiği ve işbu satış faturalarının davacı şirketin incelenen ticari defterlerinde davalı şirket adına borç olarak kaydedilmiş olduğu,
davacı firmanın ticari defterlerinde davalı şirket borcu olarak kaydedilmiş işbu faturalara istinaden, davalı şirketçe takip tarihi öncesi muhtelif tarih ve tutarlarda olmak üzere banka havale/EFT, kredi kartı ödemeleri ile çek keşidesi yapılmak suretiyle toplam tutarı 89.000.-TL olan kısmi ödemeler ile Toplam tutarı kdv dahil 697,60 TL iade fatura işlemiş gerçekleştirmiş oldukları davacı şirket ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda tespit edilmiş, davalı şirketçe gerçekleştirilen bu ödemelerin ve düzenlenen iade faturalarının,
davacı şirketin incelenen ticari defterlerinde davalı şirketin faturalardan kaynaklanan borçlarından mahsup edilmek suretiyle kayıt altına alınmış ve sonucunda, davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi itibarıyla faturalara dayalı açık cari hesaptan kaynaklanan 94.627,89 TL asıl alacak bakiyesinin kaldığı ve iş bu 94.627,89 TL bakiye asıl alacağın, 89.697,60 TL'lık kısmının davanın dayandığı takipte asıl alacak olarak talep edildiği,
ancak, davalı takip borçlusu şirketin----- dava tarihi sonrası tarih olan ----- tarihinde banka aracılığıyla haricen yapmış olduğu 20.000.-TL havale/EFT şeklindeki kısmi ödeme sonrası, davacı şirketin davalı şirketten olan asıl alacağının 74.627,89 TL'ye inmiş bulunduğu davacı şirket ticari defter kayıtlarından tespit edilmiştir.Davalı taraf yapılan ihtara rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize ve bilirkişi incelemesine sunmamıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1).
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1).
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.
Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur.
Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.
Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir.
Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir.
Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı davacının defter ve belgelerinden çıkan sonuca katlanmak zorunda kalmış ve davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 89.697,60-TL alacaklı olduğu, davacı tarafça takipten önce davalıya yapılan bir temerrüt ihtarı bulunmadığından davacının işlemiş faiz talep edemeyeceği kanaatine varılmış, Davanın kısmen kabulü ile.
Davalının ----sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibe asıl alacak olan 89.697,60-TL üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine, davadan sonra 20.11.2023 tarihinde davalı tarafından yapılan 20.000,00-TL kısmi ödemenin infaz aşamasında icra müdürlüğünce resen nazara alınmasına, karar verilmiştir. İcra inkar tazminatı yönünden.
İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.Eldeki davada alacak likit olduğundan.
Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 89.697,60-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/816, K. 2024/991, 26 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama