KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/621
- Karar No
- 2024/556
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2024
Karar Metni
1.249 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
T.C.İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/621 Esas
KARAR NO: 2024/556
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/08/2022
KARAR TARİHİ: 04/07/2024
----- maddesine göre ---- adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
I.DAVA
Davacı vekili; davacı tarafından iş güvenliği danışmanlık hizmetine dayalı alacağına ilişkin davalı tarafa karşı ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının icra takibine itiraz etmesi üzerine TTK 5/A maddesince zorunlu arabuluculuk yoluna gidildiğini, ancak söz konusu arabuluculuk sürecinde taraflarca anlaşmaya varılamamış, bu sebeple işbu itirazın iptali davasını açma gereği hasıl olduğunu, davacı şirket -------- başlangıç tarihli sözleşmeler kurulduğunu, bu sözleşme ile davacı iş güvenliği hizmeti vermeyi, davalı ise bunun karşılığında anlaşmış oldukları ücreti ödemeyi kabul etmiş,
bu sözleşmeye istinaden davacı firma davalıya karşı tüm edimlerini yerine getirmiş, fakat davalının borcunu ödemediği, davacı şirketin davalıdan olan alacaklarının bir kısmı olan 5.000 TL için (faiziyle birlikte takip çıkışı 5.798,56 TL) 02.04.2019 tarihinde icra takibi başlatmış, davalının faaliyet gösterdiği iş kolu tehlike sınıflandırmasında "tehlikeli" şirketler sınıfında olduğu, 6331 sayılı kanunumuzun 38. Maddesi gereğince iş güvenliği hizmeti alması zorunluluğunun bulunduğu,
davacı şirket ise verilen hizmetin başlangıç tarihinden itibaren ------------ sistemi üzerinden davalı firmaya personel atamaları yapmış, işverence de bu hizmet sistem üzerinden onaylanmış, davacı şirket, taraflar arasında kararlaştırılan ve kanunlarca verilmesi zorunlu tutulan hizmeti vermiş ve edimini yerine getirmiş olmasına rağmen davalı şirket kararlaştırılmış ücreti ödememiş ve taraflar arasındaki hizmet ilişkisine aykırı davrandığı,
davacı tarafından söz konusu hizmet satışına ilişkin fatura tanzim edilmiş ve davalı tarafa tebliğ edilmiş, davalı taraf da bu faturaları gider olarak işlemiş dolayısıyla borcu kabul etmiş, davalının ticari defterlerindeki gider kalemleri incelendiğinde söz konusu durumun ortaya çıkacağını, davalı borçlu haksız olarak borca itiraz etmiş olup bu nedenle İİK m.67/2 maddesi gereğince borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, davanın kabulüne, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptali ile 5.798,56 TL borca takip tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiz ile birlikte takibin devamına,
borçlu şirketin menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklar üzerine İİK m.259/2 maddesi gereğince teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, haksız olarak itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafına yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ll. CEVAP:Davalı tarafın davaya cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, fatura alacağının ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.-------sayılı dosyasının tetkikinde;Davacı alacaklı tarafından, davalı borçluya yönelik 5.000,00 TL asıl ve 798,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.798,56 TL alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, akabinde takibin durduğu, borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir.
Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.Uyuşmazlık, davacının davalıdan fatura alacağı bulunup bulunmadığı,
31.08.2016 tarihli iş güvenliği hizmeti verilmesine dair sözleşme kapsamında, tarafların edimlerini ifa edip etmedikleri, hususundadır.Mahkememizce yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 08.07.2023 tarihli raporda, davalı tarafın inceleme gününe katılmadığı ile defter ve belgelerini ibraz etmediğini, davacı yanın ticari defterlerin incelemeye tabi tutulduğu, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı lehine delil vasfı bulunduğu,
davacı şirketin defterlerine göre davacının takip tarihi itibari ile davalı şirketten faturadan kaynaklı olarak 10.100,00 TL alacaklı olduğu, belirtilmiştir.Tüm Dosya Münderecaatı Kapsamında Yapılan Değerlendirmede;Davacı vekili 31.08.2016 tarihli iş güvenliği hizmeti verilmesine dair sözleşme kapsamında davacının davalıdan 5.000,00 TL tutarında alacaklı olduğunu iddia etmiştir.Davacı yanca sunulan sözleşme kapsamında, davalı yan isticvap edilmiş, ihtarlı davetiyeye rağmen davalı yanca beyanda bulunulmadığından sözleşmedeki imza davalıdan sadır olduğu kabul edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde, sözleşmenin konusunun iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri olduğu, hizmet bedelinin ise mali sözleşme formunda 425 TL olarak düzenlendiği, sözleşme süresinin ise belirtilmediği, çizili olduğu, görülmüştür.--------yazılan müzekkerelere verilen cevabi yazılardan ve ticari defter kayıtlarından davacının davalıya iş güvenliği hizmeti verdiği anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3.
Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ------yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. ---- Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere inceleme günü verilmiş, bu karar davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, davalının ticari defterlerini sunmadığı, bilirkişi raporunun davacının ticari defterlerinin incelenmek suretiyle hazırlandığı,
dava konusu fatura alacağının davacı şirketinin defterlerinde ise kayıtlı olduğu ise, bilirkişi raporu ile sabittir.
HMK 222/3. maddesine göre davalının ticari defterlerini sunulmaması halinde davacının ticari defterleri lehine delil olarak sayılacağından, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak ve asıl alacağın varlığına kanaat getirerek, asıl alacak yönünden yapılan takibin yerine olduğu değerlendirilerek davanın kabulü yolunda hüküm tesis edilmiştir.İşlemiş Faiz Talebi Yönünden Yapılan Değerlendirmede. Her ne kadar takip dosyasında işlemiş faiz talep edilmiş ise de.
Taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığında ve borçlunun bir ihtar veya ihbarla temerrüde düşürülmediğinde işlemiş faiz talebi kabul edilemeyeceği, davacının düzenlemiş olduğu fatura tutarının ödeneceği vade belirtilse dahi bu durumu değiştirmeyeceği ------- anlaşılmakla, anılan bu şartlar gerçekleşmediğinden davacının işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir.
İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. ----------
Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/621, K. 2024/556, 4 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama