KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/73
- Karar No
- 2024/605
- Karar tarihi
- 16 Temmuz 2024
Karar Metni
766 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/73 Esas
KARAR NO: 2024/605
DAVA
Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 31/01/2022
KARAR TARİHİ: 16/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili acente ile davalı arasında acentelik sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmenin davalı firmanın,---------- sayılı ihtarnamesi ile herhangi bir gerekçe göstermeden ve TTK md 121 hükmü gereği, tek taraflı olarak feshedildiğini, ihtarnamede sözleşmenin, bildirimden 3 ay sonra etki doğuracak şekilde fesih olunduğunun belirtildiğini, müvekkilinin 3 aylık dönemde sözleşme yapmaya devam ettiğini ayrıca müvekkilinin fesihte hiçbir kusurunun bulunmadığını,
davalının fesihten sonra müvekkili acentenin davalıya getirdiği müşterilere tek tek mektup göndererek Acentelik sözleşmesinin sonlandığını ve yeni poliçeler için kendileriyle iletişime geçmeleri gerektiğini bildirdiğini, böyle yaparak müvekkilinin müşteri çevresini hukuka aykırı olarak kendilerine yönlendirdiğini,
davalının bu tür davranışları nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın Denkleştirme Tazminatıyla giderilmesi için iş bu davanın açıldığını beyan ederek müvekkiline ödenmesi gereken Denkleştirme Tazminatının (Portföy Tazminatı) 1.000,00 TL’sinin (Fazlaya Dair Talep ve Dava Hakları Saklı Kalmak Kaydıyla) sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
sözleşmenin davacının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle haklı olarak müvekkili tarafından feshedildiğini, haklı fesih nedeniyle davacının denkleştirme talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.Hmk'nın 324.
Maddesinde "(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir.
Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır." denilmekle delil avansının belirlenen kesin süre içinde yatırılmamasının yaptırımı düzenlenmektedir.Delil avansı tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Kesin süreye ilişkin ara kararın verilmesiyle karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğmaktadır.
Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur.Tarafların bazı usuli işlemleri belli bir süre içinde yapmaları için hakimin bir tarafa kesin mehil verebileceği HMK'nun 94 ve devamı maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Kesin mehil, davanın en az masrafla ve sürüncemede bırakılmadan bir an evvel sonuçlanmasını temin için hakime tanınan yasal takdir yetkisidir. Ancak, kesin mehil verilen işlemin yapılmaması, bir hakkın ortadan kalkması sonucunu doğurduğundan bu konudaki kararın yasaya uygun olması zorunludur.
Bu nedenle HMK'da taraflara verilecek kesin süreye ilişkin ara kararlarda, yapılması gereken işlerin neler olduğunun açıklıkla belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve bu konuda tarafın uyarılması gereklidir.
Aksi takdirde kesin mehle uymama, hukuki sonuç doğurmaz.Bilirkişi raporu alınması gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 324. Maddesi düzenlemesi karşısında bulunmamaktadır. Ayrıca delil ikamesi avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekir. Hmk.
190.maddede "(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir" denilmekle genel bir ispat kuralı koymuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “İspat Yükü” başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Hmk'nın 266.
Maddesine göre; mahkeme çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebilir.Somut olayda; davacı vekiline 23.01.2024 tarihli celsenin (3) numaralı ara kararı ile Hmk'nın 324. maddesi uyarınca bilirkişi ücretini yatırması için iki haftalık kesin süre verildiği, verilen kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, ihtaratın29.01.2024 tarihinde yapıldığı, delil avansının hangi delil için istenildiğinin açıkça belirtildiği, davacının ispat yükü altında bulunduğu,
uyuşmazlığının çözümü için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, verilen kesin süre içerisinde davacı tarafından delil ikame avansının yatırılmadığı, bu itibarla dosya içerisindeki delil durumuna göre karar verilmesi gerektiği, anlaşılmakla dosyanın mevcut haliyle davacı davasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/73, K. 2024/605, 16 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama