KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/319
- Karar No
- 2024/679
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
Karar Metni
1.134 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/319 Esas
KARAR NO:2024/679
DAVA
5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ:27/04/2023
KARAR TARİHİ:24/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu borcun-------- ile dava dışı ----- arasında akdedilen ticari kredi sözleşmesine dayalı olarak------- tarafından verilen kredi taksitlerinin vadesi geldiği halde davalılar tarafından bankaya ödenmemesinden kaynaklandığını, ---- müvekkili şirket arasında -------- numarasıyla davaya konu alacak ile ilgili olarak Alacağın Temliki Sözleşmesi akdedildiğini, davacı şirketin davaya konu borcun alacaklısı durumunda olduğunu, borçlunun krediden kaynaklanan taksit ödemelerini gerçekleştirmediğinden dolayı kendilerine ihtarname gönderildiğini, netice alınamadığını,
davalıların dava konusu borca müteselsilen kefil olduklarını gösteren kefalet sözleşmesi mevcut olduğundan borçlu İflas Halinde----- hakkında----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların haksız olarak takibe itiraz ettiklerini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, davalıların %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar cevap dilekçesinde özetle;
davanın İİK 67 gereği süresinde açılmadığını, hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, davacının asıl borçlulara başvurmaksızın kefillere gidemeyeceğini bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini, asıl borçlu yönünden devam eden bir iflas dosyası bulunduğunu bu dosyanın beklenmesi gerektiğini, beyan ederek davanın reddine karar verilmesini, davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
----- sayılı dosyası dosyamız arasına getirilmiştir.
İncelemesinde; dava dışı----- ve dosyamız davalıları aleyhine 08.08.2016 tarihinde 913.250,30 TL asıl alacak 28.919,59 TL işlemiş faiz, 1.445,98 TL faizin BSMV’si ve 26.102,92 TL sair masraf olmak üzere toplam 969.718,79 TL alacak üzerinden ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin borçlu---- tebliğ edilemediği, borçlu ----- tarihinde tebliğ olduğu, borçluların 12.08.2016 tarihinde takibe itiraz ettiği, takibin işbu borçlular yönünden durduğu, itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmediği belirlendi.
Dosya rapor tanzim etmek üzere bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş olup, bilirkişi ---hazırlamış olduğu raporda özetle; dava konusu alacağın------- arasında imzalanan -------- uyarınca asıl borçluya toplam 25 taksit ödemeli, yıllık % 16,50 sabit faiz oranlı, ilk 1 yıl ödemesiz sonraki 2 ay sadece faiz ve sonraki 22 ay boyunca aylık taksitler halinde ödemeli kullandırılan 837.000,00 TL tutarındaki Taksitli Ticari Kredi olduğunu bankanın alacağını davacıya temlik ettiğini, davalıların müteselsil kefil sıfatı ile işbu kredi sözleşmesini imzaladıklarını, TBK’nın 583’ncü maddesinde belirtilen şekil şartların sağlanmış olduğunu,
geçerli kefalet nedeniyle davalıların borçtan sorumlu olduklarını, 22.07.2016 tarihinde bankanın hesabı kat ettiğini, ancak ihtarnamenin tebliğine ilişkin dosyada evrak bulunmadığını, dosyadaki mevcut deliller ile takip tarihi itibari ile alacak tutarının 913.250,30 TL olduğunu, bu tutara %25 oranında faiz işletilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bilirkişinin belirlemiş olduğu eksikler tamamlandıktan sonra dosya aynı bilirkişiye tevdi edilerek ek rapor düzenlenmesi istenilmiş olup bilirkişi hazırlamış olduğu ek raporda özetle; kök raporunda değişikliğe gitmemekle beraber temerrüt şartları oluşmadığından temerrüt faizini hesaplanmadığını belirtmiştir.Dava, ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava dışı---------- dava dışı şirket arasındaki sözleşme kapsamında dava dışı banka tarafından hangi tutarda kredi kullandırıldığı,
kullandırılan kredinin hangi tutarının davalılar tarafından ödendiği, davacının usulüne uygun alacağı temlik alıp almadığı, davacının bakiye alacağının ne olduğu, kredi hesabının usulüne uygun kat edilip edilmediği, davalının kredi borcundan sorumlu olup olmadığı, bu itibarla ------- takip dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir.
Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir.
Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.TBK'nın 586. maddesi uyarınca alacaklının müteselsil kefile başvurabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.6098 sayılı TBK'nın 88 ve 120. maddelerindeki faizle ilgili sınırlama tacirlerin ticari işleri hakkında uygulanmaz.
Zira, 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesi hükmüne göre "ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir." Somut olayda; dayanak sözleşme "genel kredi sözleşmesi" olup, kullandırılan kredilerin ticari nitelikte olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağı, sözleşmede belirtilen oranda akti ve temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşıldığından, bilirkişi raporu ile belirlenen faiz oranı hükme esas alınmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan rapor içeriğine göre; dava dışı şirket ile yine dava dışı banka arasında kredi sözleşmesi akdedildiği, diğer davalıların müteselsil kefil olarak sorumluluk altına girdiği, kullandırılan kredinin davalılar tarafından ödenmediği, davacının işbu alacağı temlik aldığı, davacının bakiye alacağının 913.250,30 TL olduğu kefiller yönünden temerrüt koşullarının oluşmadığı,
işbu nedenle temerrüt faizi hesaplaması yapmayan bilirkişi raporunun elverişli olduğu kabul edilerek 913.250,30 TL asıl alacak üzerinden takibin devamı gerektiği kanaatine varılmıştır.İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir.
Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. ---------Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/319, K. 2024/679, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama