KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/387
- Karar No
- 2024/744
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2024
Karar Metni
5.129 kelime·26 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2021/387 Esas
KARAR NO: 2024/744
DAVA
Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/06/2021
KARAR TARİHİ: 25/09/2024
Mahkememizde görülen Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle.
Taraflar arasında ---------- tarihinden başlamak üzere 35 yılı aşkın süredir devam eden ticari ilişkinin bulunduğunu, davacı şirketin 35 yıllı aşan bu ticari ilişkide davalı şirketin yetkili satıcısı/bayisi olarak faaliyet göstermiş olup bu faaliyet kapsamında yüklendiği tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, iş bu ilişkide davalı şirket her yıl geçerli olmak üzere sözleşme hazırlamakta ve karşı tarafın müdahalesine kapalı olacak şekilde imzalatıldığını, bu kapsamda davacı ile son olarak 06.12.2019 tarihli yetkili satıcılık sözleşmesi------- başlıklı sözleşmesi imzalandığını,
iş bu sözleşme uyarınca davacı şirketin üzerine düşen edimleri eksiksiz yerine getirdiğini, 2020 Nisan ayından davacı şirkete tek taraflı olarak mal satışını durdurduğunu ve sonradan tek satıcı olarak atadığı rakip firmaya mal satışına başladığını, bunun sebebinin de davacı şirketin rakibi olan firmanın davalı şirkete olan ve yapılandırma ile ödenmesi temin edilmeye çalışılan borcunun ödenmesine katkı yaptığını, bunun yanında sözleşmenin yenilenmemesi sonrasında benzer şekilde tek satıcı olan bazı firmalar ile yapılan görüşmelerde savalı şirketin bir çok bayinin bütçelerinde aşağı doğru iyileştirme yaptığı öğrenildiğini, davacı şirket
bakımından ise herhangi bir iyileştirme yapılmamış ve sözleşmenin süresinin bittiğini beyan edilerek 35
yıllık ilişki haksız ve hukuka aykırı şekilde sonlandırıldığını, davalı şirketin bu şekilde hareket etmesinin nedeni davacı şirket ile 35 yılı aşkın devam eden ilişkiyi sonlandırmak isteği olduğu sonradan 2021 yılı için yeni sözleşmenin imzalanmaması ve davacının yetkilendirildiği bölge olan -----bölgesinde davalı şirkete milyonlarda lira borcu olup borcu yapılandırılan ve bu yapılandırma gereğinin yerine getirilmesini teminen başkaca tüzel kişilik ile yetkili satıcı olarak sözleşme imzalanması ile açıkça ortaya çıkacağını,
davalı şirketin 35 yılı aşkın süredir devam eden ilişki bakımından haksız ve hakkaniyete uymayan bu davranışı üzerine davacı şirket tarafından davalı şirkete 04.01.2021 tarihinde e-tebligat olarak gönderilen ------ yevmiye no.lu ihtarnamesi ile sözleşmenin eki olup tek nüsha olarak düzenlenen -----------bilirkişi raporu
uyarınca prim ödeme yükümlülüğünüz bulunduğundan tarafımızca fazlaya ilişkin her türlü hakkımız
saklı kalmak kaydıyla hesaplanan 2020 yılı prim bedeli olan 375.000,00 TL’nin iş bu ihtarnamenin tarafınıza tebliğini izleyen 5 gün içinde müvekkili şirkete ait -----şeklinde ihbar/ihtar ve talepte bulunulduğunu, ancak iş bu haklı taleplerinin ne yazık ki, davalı şirket tarafından keşide edilen ve tarafına 18.01.2021 tarihinde tebliğ
edilen ------- yevmiye no.lu ihtarnamesi ilereddedildiğini, bu sebeplerledir ki haklı ve hukuka uygun taleplerini haksız ve hukuka aykırı şekilde reddeden davalı
şirkete karşı iş bu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, taraflar arasında 06.12.2019 tarihli sözleşmede davalı şirketin, davacı şirket ve davacı şirket gibi yetkili satıcılık sözleşmesi imzalayan gerçek/tüzel kişilere kendisinden yapılan alım miktarına bağlı olarak prim ödemesi yapmakta olduğunu, burada önem arz eden hususun primin yapılan satış miktarına değil yapılan alım miktarına bağlı olduğunu, yapılan alıma dair işleyiş tümüyle davalı şirket tasarruf alanında gerçekleşmekte bütçe olarak ifade edildiği, ve yetkili
tek satıcılara bildirilmekte olduğunu, esasen aradaki sözleşmede bu hususa dair açıkça bir miktar
belirtilmese de davalı şirket belirlediği bütçeyi yetkili tek satıcıya bildirerek o miktarda alım yapılmasını
şart koşulduğunu, davalı şirket belirlediği ve kendi nezdinde tuttuğu bütçe kayıtlarını esas alarak sözleşmenin uygulandığı yıl içinde çeyrek, yarıl yıl ve yıl sonu periyotlarında prim ödemesi gerçekleştirmekte olduğunu, ancak davalı şirketin davacı şirkete ------- içinde ne yazık ki, uzun yıllardır ödeme yaptığı primi ödemediğini,---------Sistemi’’ şeklinde imzalı evrakın ve yetkili satıcılık sözleşmesinin kurulması sırasında tarafların mutabakatı ile kararlaştırıldığı iddia edilen bütçe mutabakatının, mutabakata dair evrakın ibrazı ile
mümkün olacağını, davacı şirketin ------ arasında yaptığı alım (KDV HARİÇ) ve aldığı prim miktarı (KDV HARİÇ) ile prim miktarının (KDV HARİÇ) mal alımına oranın, söz konusu tabloda ortaya çıkan prim oranlarının aritmetik ortalaması alındığında %14,49 oranı ortaya çıktığını, yetkili satıcılık sözleşmesinin kurulması sırasında tarafların mutabakatı ile kararlaştırıldığı iddia
edilen bütçe mutabakatının, mutabakata dair evrakın ibrazı ile tam olarak belirlenebilecek prim alacağına ilişkin (6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 107’nci Maddesi Uyarınca Belirsiz Alacak Davası) olmak
üzere fazlaya ilişkin hakları, taleplerini arttırma ve/veya ıslah hakkımız baki kalmak kaydıyla şimdilik 80.000,00 TL prim alacağının ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 09.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsilini, portföy tazminatı yönünden; yıl alım TL prim oranı -----sözleşmesinin yetkili tek satıcının kusuru dışında bir sebeple sona ermiş olması şartı bakımından;
‘’Acentelik Sözleşmesinin süresinin dolması sebebiyle sona ermesi durumunda, diğer şartlar varsa, acente denkleştirme isteyebileceğini, bunun için sona ermenin gerçekleşmesi ve bu olgunun devamlılık arz etmesini, yani tarafların anlaşmaları veya süre dolduktan sonra uygulamaya devam edilmesi suretiyle sözleşmenin belirli veya belirsiz süreli sözleşme olarak yenilenmemesi gerekeceğini, Taraflar arasındaki sözleşme süresi sona erdikten sonra ne yazık ki, herhangi bir neden olmadan yenilenmediğini, 35 yılı aşkın vefa, emek ve kazanılan bilgi bir yana bırakılarak başkaca kişi/kişilerle ile yetkili tek satıcılık sözleşmesinin imzalandığını,
davacı şirketin 35 yıllık katkısı aynı piyasada rakibi olan firma yeni tek satıcıya aktarıldığını, bu sebepledir ki, denkleştirme taleplerinin yasal dayanak sahibi olduğunu, sözleşmenin yürürlüğü boyunca davalı şirket marka ve ürünlerinin alıcıya ulaşmasına katkıda bulunarak yeni bir müşteri çevresi oluşturması ya da mevcut müşteri çevresini önemli ölçüde genişletmiş olması şartı bakımından görevlerini yerine getirdiğni, sözleşmesinin uygulamasının yapıldığı ------ kayıtlarının tespiti ile mümkün olup söz konusu programa davalı şirketten ulaşılabileceğini, 35 yılı aşan bir ticari ilişkide davacı şirketin,
davalı şirketin ürünlerinin satılmasına katkısı olmadığının iddia edilmesi en hafif tabiri ile hakkaniyete aykırılık teşkil edeceğini, davalı şirketin mallarını davalı şirketten daha uygun fiyata davalı şirketin ---------programında kayıtlı olup davacı şirket tarafından oluşturulan müşteri çevresine satamayacağından artık eskiden satış yaptığı kişilere satış yapması da mümkün olmayacağını, bu sebepledir ki denkleştirme taleplerinin yasal dayanak sahibi olduğunu, somut olayın koşullarına göre denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olması bakımından tüm hususlar davacı şirkete denkleştirme tazminatı ödenmesini hakkaniyet gereği gerektiğini,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu‘nun 122’nci maddesinin 5’inci fırkası gereği denkleştirme talebi hakkını haiz davacı şirketin bu hakkının tespiti ancak yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu tespit edilebilecek portföy tazminatı alacağına ilişkin olmak üzere fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydıyla şimdilik 80.000,00 TL alacağının ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 09.01.2021
tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, haksız ve hukuka aykırı şekilde iş bu davanın açılmasına sebebiyet veren davalı şirket aleyhine HMK m.329/1 uyarınca mahkemenizce Avukatlık Asgari Ücret tarifesi ile belirlenen miktardan daha fazla bir miktar ile vekâlet ücretine ve HMK m.329/2 uyarınca para cezasına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin (avukat olarak adımıza olacak ve ayrıca KDV bedeli eklenecek şekilde) davalı şirkete yükletilmesine karar
verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle.
Davacı her ne kadar şimdilik 80.000 TL tutarında prim alacağı talebini ve 80.000 TL tutarında portföy tazminatı talebini belirsiz alacak davası şeklinde ikame etmiş olsa da, işbu talepleri belirsiz alacak şeklinde ileri sürmesinde de hukuki bir yararının bulunmadığını, davacının prim alacağı talebini belirsiz alacak davası olarak ileri sürmesinde hiçbir hukuki yararı olmadığından, işbu talebin dava şartı yokluğu sebebiyle usulden tamamen reddi gerektiğini davacının elindeki bilgi belgelerle talep ettiği portföy tazminatını hesaplamasının pekala mümkün olması,
miktara ulaşmak için ortada herhangi bir maddi veya hukuki imkansızlığın olmaması sebebiyle varlığını iddia ettiği alacak belirlenebilir nitelikte olduğunu, denkleştirme isteminin hesaplanması için hesaplamada kullanılan müşteri bilgileri, alınan ücretler, müşterilerin sadakat süreleri, davacının son beş yıl içindeki gelirleri gibi tüm veriler, doğrudan doğruya davacının elinde olduğu,
hatta davacının davalı şirketten celbini talep ettiği ---- sisteminde yer alan bilgilerin sisteme girişi de tamamen davacı tarafından yapıldığını, bu sebeple denkleştirme isteminin hesaplanmasında da, aynı prim alacağı talebinde olduğu gibibirbelirsizliktenbahsedilemeyeceğini, alacağın belirlenebilir olmasına rağmen belirsiz alacak davası açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığından,
huzurdaki davadaki işbu talebin de dava şartı yokluğundan doğrudan reddedilmesi gerektiğini, huzurdaki dava ticari bir dava olup yargılama süreci de incelemeler de resen yürütülemeyeceğini, gerek somutlaştırma gerekse ispat yükü davacı tarafta olduğunu, kuşkusuzdur ki portföy tazminatı iddiasında bulunan bir tacir hangi yeni müşterileri sağlayıcının
portföyüne kazandırdığının listesini paylaşmak, bunlar üzerinden sağlayıcının ne tür ve kapsamda
"önemli menfaatler" elde etmiş olduğunu da açıklamak sureti ile taleplerini gerekçelendirmek zorunda
iken davacının bunu yapmadığını, davacı taraf üstüne düşen bu yükü dava dilekçesi ile olması gerektiği
şekilde yerine getirmediğinden işbu dilekçemizdeki davalı taraf savunmaları da ancak bu çerçeve ile
kısıtlı kalmak zorunda kaldığını, ileride yargılamanın seyri ve gelişmelere bağlı olarak ek vakıalar ve
savunmalar getirme hakkının saklı tutulduğunu, eğer ki, davacı tarafından bu eksiklik tamamlanmaz ise de
talepler ispatsız kalacağından davanın reddine karar verilmesi gerekeceğini, çok uzun süredir davalı şirket
ile ticari ilişkilerini sürdüren davalı şirketin prim sisteminden de her yıl yararlanmış olan davacının,----- sözleşme ekleri ile kendisine de iletilmiş olan davalı şirketin prim sisteminden haberdar olmaması imkan
ve mantık dışı olduğunu, tüm bunlara rağmen şartlarını sağlamadığını gayet iyi bildiği bir prim için alacak
davası açmasında iyi niyetli hiçbir yön olmadığından ve ayrıca sözleşmenin süreli olduğunu, davalının
sürenin sonuna kadar alım yapması için iyiniyetli beklediğini bilmesine rağmen sanki davalı sözleşmeyi
haksız bir şekilde sonlandırmışçasına iddialar ortaya atmasını ve hatta alımı bizzat kendisi durdurmasına
rağmen davalı satışı durdurmakla itham ederek işbu talepleri ileri sürmesi HMK m. 329 hükmünün
esasen davacı hakkında uygulanmasını gerektirmekte olup yargılama giderlerinden başka, davalının vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamının davacıdan, tahsiline ve yine davacı aleyhine disiplin para cezası hükmedilmesine karar verilmesini, davacı, işbu sözleşme uyarınca üzerine düşen edimleri eksiksiz yerine getirmişken 2020 Nisan ayında mal satışının davalı şirket tarafından tek taraflı olarak durdurulduğunu, 2021 yılında rakip firmanın tek satıcı olarak atandığını ve söz konusu rakip firmaya mal satışına başlandığını,
bunun sebebinin de davacının rakibi olan firmanın davalı şirkete olan ve yapılandırma ile ödenmesi temin edilmeye çalışılan borcunun ödenmesine katkı yapmak olduğunu iddia ettiğini, davacının edimlerini eksiksiz yerine getirmiş olduğu ve mal satışının davalı tarafından tek taraflı olarak durdurulmuş olduğu ve takip eden yeni dönemde rakip bir firmaya mevcut borçlarının ödenmesinde kolaylık sağlanması amacıyla tek satıcılık yetkisi verildiği iddiaları tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, davacı taraf bütçesini gerçekleştiremediği gibi satış yapmayı durduran davalı olmayıp bizzat davacı taraf alımı durdurduğunu,
davacı Ocak 2020 ayında davalı şirketten hiçbir alım yapmadığını, 03 Şubat – 25 Mart 2020 tarihleri arasında 2.2 M TL alım yaparak çeyrek yıl bütçesinin yalnızca %50’sine ulaştığı, daha sonrasında ise bizzat davacı, Mart ayı içerisinde alımlarını durdurma kararı aldığını davalı şirkete bildirdiği,
çeyrek dönem kapanışına yakın olması sebebiyle davacıya prime hak kazanabilmesi için alım yaparak tamamlaması gereken tutar sözlü ve yazılı şekilde bildirilerek tekrar hatırlatıldığını, buna uymadığı gibi davacı 6 Nisan 2020 tarihi itibariyle, bir de, tüm siparişlerinin iptal edilmesini istediğini e-posta yoluyla davalı şirkete ilettiğini, çeyrek yıl bütçesini gerçekleştirmediği gibi davacı kalan yıllık bütçe için de hiçbir adım atmadığını, 2020 yılı sonuna kadar
devam ettirdiği yegane alım yalnızca ------------- markalı kapaklar ile sınırlı kaldığını, davacı bu dönemden sonraki----kapsamına girip prime hak kazanabilmesi için davalıdan tedarik etmesi gereken ürün alımlarını ise yine kendi tercihi ile ve kendisinin rakip firma olarak adlandırdığı davalı şirketin bir diğer yetkili satıcısı olan----- üzerinden gerçekleştirdiğini, davacının Mart ayından sonra alım yapmamasına karşın Nisan ayında iş planlarının paylaşıldığı ------ toplantısına katılmaları için e-posta yoluyla kendileri ile yine de davet paylaşılmış olup davacı tarafından da söz konusu toplantıya katılım sağlanmadığını,
görüldüğü üzere davacının iddia ettiğinin aksine satışı durduran davalı şirket değil, alımı tek taraflı olarak durduran davacının kendisi olduğunu, davacıya davalı şirket yetkilisi tarafından bizzat elden teslim edilmiş olan 2020 prim sistemi isimli belge incelendiğinde görülecektir ki davacının 5 farklı şekilde prim kazanma ihtimali mevcut olduğunu,---- prim ödemesine hak kazanabilmek için ilgili dönem bütçe hedeflerinde, her bir ürün kategorisi bazında en az %70 bütçe gerçekleşmesini toplamda ise Çeyrek, yarıyıl ve yılsonu bütçelerinde %95 ve üzerinde bir gerçekleşme arandığını, Stratejik Ürün Priminde, -----çeyrek
dönem bazında stratejik ürün listesi bildirildiğini, prime hak kazanabilmesi için stratejik ürünlerden gerçekleşen alım tutarının--- dönem bütçesinin minimum %5’i oranında olması gerekmekte olduğunu, ilgili prim Haziran ve Aralık aylarında tahakkuk ettirildiğini, ön sipariş priminde, ön sipariş listesindeki ürünlerin toplam fiili satın alımının, ön siparişe oranlanması ile sağlanan gerçekleşmeye göre --------- açısından ise davacı 1. çeyrekte KDV dahil 20.146,19 TL tutarında prim hak etmiş olduğunu, kendisine ödeme yapıldığını, davacının ödenmiş olan bu prime dilekçesinde hiçbir şekilde yer
vermediğini, davacı, dilekçesinde portföy tazminatı talep etmek için kanun koyucu tarafından aranan
şartları karşıladığından bahisle, belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik 80.000 TL talep etmekte ise de,
portföy tazminatının şartları yerine getirilmediğinden işbu talebin reddi gerektiğini, TTK m. 122 f.1-4
acentelerin portföy tazminatı talebini ve koşullarını düzenlemekte olduğunu ve beşinci fıkra bu hükmün,
hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme
ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacağını düzenlediğini, TTK m. 122/1 hükmünün
gerekçesinde de açıkça ifade edildiği üzere, portföy tazminatı talep edebilmek için kanunda düzenlenen
tüm koşulların kümülatif olarak, aynı anda gerçekleşmesi gerekmekte olduğunu, Bir diğer deyişle şartlardan biri bile sağlanmamışsa, portföy tazminatı talebini ileri sürmek mümkün olamayacağını, . Davalı Şirketin satış organizasyonu ile ulaşamayacağı kişilere ulaşmasını sağladığını ve yeni müşterilerin kaydı Davalı
Şirketin tüm verilerin işlenmesini zorunlu kıldığı diğer bir ifade ile Yetkili Tek Satıcılık Sözleşmesinin
uygulamasının yapıldığı ---- kayıtlarının tespiti ile mümkün olduğunu Belirttiğini, Detaylı açıklamalara geçmeden önce, davacı işbu iddiasını ispatlamak bir yana, somutlaştırmaktan dahi kaçınmıştır davalı şirkete yüzlerce yeni müşteri kazandırdığını ortaya atmak bu
durumun gerçek olduğu anlamına gelmeyeceği, afaki iddialar ileri sürmek yerine, iddiasını ispatla
yükümlü olan davacının basiretli bir tacir gibi davranarak davalıya kazandırdığı müşterinin net sayısını,
isimlerini tek tek listeleyip, her bir müşteri ile ne zaman çalışılmaya başlandığını, iş hacminin geçmişte
ve kendi döneminde ne kadar olduğu gibi hususları tüm delilleriyle Mahkemeye sunmasının bekleneceğini, oysa davacı bu lazımeyi yerine getiremediği, kanunun açık lafzı uyarınca, tek satıcının------ şartını sağlayabilmesi için sağlayıcının çevresine kendi emeğiyle yeni bir
müşteri kazandırması gerektiğini, yani sağlayıcının halihazırda çevresinde mevcut olan müşteri ile
çalışmaya devam edilmesi kendi başına yeni müşteri anlamına gelmeyeceğini, davacı dilekçesinde,
sözleşmenin sona ermesi ile tek satıcılık hakkı sona eren davacının, sözleşme sona erdikten sonra
müvekkili şirketin ürünlerinden sözleşme eğer devam etseydi elde edebileceği kazancı artık elde
edebilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket ile çalışmadığı taktirde yetkili satıcılığın getirdiği
avantajlardan da yararlanamayacağını, kendisi tarafından oluşturulan müşteri çevresine Satamayacağından artık eskiden satış yaptığı kişilere satış yapması da mümkün olmayacağını ifade ettiğini, Portföy tazminatı şartlarından biri olan kazanç kaybından kasıt sözleşme süresindeki veya sözleşmeye bağlı olarak kazanılan ücretlerin kaybı olmadığını, Davacının sözleşmenin sona ermesiyle birlikte aslında söz konusu sözleşmenin semerelerinden daha fazla faydalanamayacağı için kayba uğradığını
iddia etmekte olduğunu, Ancak portföyden kaynaklı denkleştirme taleplerinin bir sözleşmenin sona ermesiyle birlikte o sözleşmeden doğan kazançların kaybı ile bir bağlantısı bulunmadığını, davacının portföy
tazminatı talebini tek satıcılık sıfatının getirilerinden daha fazla yararlanamayacak olmasına dayandırması hiçbir surette hukuken doğru bir yaklaşım olmadığını, portföy tazminatına ancak esas müşteri çevresi, yani yeni kazandırdığı müşteri çevresi ile kuracağı ilişkilerden elde edeceği geliri kaybetmesi yol açabileceğini, Bunun yanı sıra, sözleşme sona erince aynı veya benzer ürünlerle aynı müşterilerin ihtiyacının karşılanmaya devam olunması halinde ise herhangi bir kayıptan da söz edilemeyeceğini, her ne kadar davacı yeni müşteri kazandırmış olmasa da, bir an için aksi kabul olunduğu durumda dahi, an itibariyle bile pazardaki faaliyetine,
kendi çevresinde var olan müşterilere piyasadan tedarik ettiği davalı şirketin ürünlerini satmak suretiyle devam etmekte, ithalat ya da iç pazardan tedarik etmek suretiyle elde ettiği ürünleri satmaya devam etmekte oldupu, davacı 2020 Haziran ayından itibaren kendisinin dilekçenin çeşitli yerlerinde-------milyonlarca lira borcu olan tüzel kişilik" olarak adlandırdığı -----üzerinden alım yapmış olup, kendi müşterilerine satışa da devam ettiğini, Nitekim ----siparişleri kapsamında ---- davacıya direkt sevkiyatlar yaptığını, Sonuç olarak,
davacı, ihtilaf konusu ürün pazarındaki faaliyetlerini devam ettirmiş olduğunu ve devam ettirdiğini, TTK m. 122 kapsamında davacının müşterilerden elde ettiği herhangi bir kazancın kaybından bahsedebilmek bu açıdan da mümkün olmadığını, davalı şirketin tanınmışlığı ve yıllardır süregelen talep portföyü sebebi ile müşterilerin
ağırlıklı kısmı satış ağında mevcut olup yeni bir müşteri piyasaya girmek istediğinde ise alım için çoğunlukla doğrudan davalı şirket ile irtibata geçmekte ve müşteri ilgili yetkili satıcıya yönlendirilmekte olduğunu, davalı şirketin davacı ile aralarındaki ---- sözleşmesinin 2021 yılı için yenilememesinin sebebi kendi ifadesiyle rakip firmanın davalı şirkete olan borçlarını ödemesinin temini olmadığını, hem alım
yapmayarak hem de rakip ürünler satarak sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, tüm hak ve taleplerini saklı tutmak kaydı ile, portföy tazminatı ve prim alacağı talepleri yönünden belirsiz alacak davası açmakta HMK m. 114 uyarınca hukuki yararı bulunmadığından dava şartı noksanlığı sebebiyle davacının işbu taleplerinin usulden reddini, Sayın Mahkemenizce yeni bir vakıa meydana getirmeden, sadece mevcut vakıa kapsamında olmak kaydı ile, portföy tazminatı yönünden somut olmayan hususların somutlaştırılması için davacıya kesin süre verilmesine, söz konusu eksikliklerin giderilmemesi halinde ispatsız kalan bu talebin reddine karar verilmesine,
davacının prim alacağı, portföy tazminatı ve ticari sırların ifşası iddiasına dayanarak ileri sürdüğü yoksun kalınan kâr taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olmaları ve kanuni şartları karşılamamaları nedeniyle esastan tümden reddini, ücreti vekâlet ile yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesini ve HMK m. 329 kapsamında işbu davanın kötü niyetle açılması sebebiyle davalı şirketin vekiliyle aralarında
kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamının tahsiline ve davacı aleyhine disiplin para cezası hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tanık beyanları, bilirkişi raporları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan, prim alacağı ve portföy (denkleştirme ) ticari sırların ifşa edilmesi ve gizliliğin ihlal edilmesi sebebiyle uğranılan zarardan yoksun kalınan kazanç tazminatı istemi ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın, davacı davalının yetkili satıcısı/bayisi olduğu noktasında uyuşmazlık olmadığı; taraflar arasında 06/12/2019 tarihli yetkili satıcılık sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeden kaynaklanan edim yükümlülüklerinin taraflarca yerine getirip getirmediği, sözleşmenin yenilenmemesi durumunun haklı olup olmadığı,
sözleşmeden kaynaklanan satış yapmayı durduranın kim olduğu ve sebeplerinin, sözleşmeden kaynaklanan şimdilik 80.000 TL prim alacağı, şimdilik 80.000 TL portföy (denkleştirme) tazminatı, şimdilik 80.000 TL ticari sırların ifşa edilmesi ve gizliliğin ihlal edilmesi sebebiyle uğranılan zarardan yoksun kalınan kazancın davalıdan tahsilinin mümkün olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Davacının iddiası; davalı ile aralarında tek satıcılık sözleşmesi bulunduğu,
sözleşmenin gereklerini yerine getirmesine rağmen davalı tarafından sözleşmenin haksız nedenlerle feshedildiği gerekçesiyle uğradığı maddi zararın tazminini ve davalıya sağladığı müşteriler nedeniyle portföy tazminatı istemidir.Davalının savunması; davacının kendisinin davalıdan alımı durdurduğunu, sözleşmeye uymadığını dolayısıyla feshin haklı olduğunu iddia ederek davanın reddini savunmaktadır.
Tek satıcılık sözleşmesinin, yapımcı ile tek satıcı arasında hukuki ilişkileri düzenleyen, yapımcının ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belli bir coğrafi bölgede tekel hakkına sahip olarak tek satıcıya göndermeyi, tek satıcının da söz konusu malları kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü artırmak için faaliyette bulunma yükümlülüğü üstlendiği bir sözleşmedir.
Denkleştirme tazminatı (portföy tazminatı) 6102 sayılı TTK 122 maddesinde acentelik sözleşmelerinden kaynaklan portföy oluşturma karşılığı olarak düzenlenmiş, yasanın 5 fıkrasında "(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır." düzenlemesini içermektedir.
Genel olarak denkleştirme tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır.
Somut olayda uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde açıkça "denkleştirme istemi" olarak tanımlanan, doktrinde de "müşteri tazminatı", "portföy tazminatı", "portföy akçesi" olarak da ifade edilmektedir.Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir: 1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi,
3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması, 4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması ------Mahkemece öncelikle bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmelidir. Bundan sonra, koşulları varsa, alacağın hesaplanmasına geçilmelidir.Denkleştirme alacağının hesaplanma şekli konusunda mevzuatta bir formül verilmemiştir.
Bu durumda karşılaştırmalı hukuktan ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesindeki düzenlemeden ve Yargıtay uygulamasından hareketle bir hesaplama yöntemi uygulanmalıdır. Denkleştirme talebinin temelinde, acentenin kendi çabasıyla oluşturduğu yeni müşteri çevresinin, sözleşme ilişkisi sona erdiğinde müvekkile devredilmiş olması ve bu yeni müşteri çevresinin ekonomik bir değerinin olması yatmaktadır. Bu nedenle, öncelikle oluşturulan yeni müşteri çevresinin tespiti yapılmalıdır.
Acentenin göreve başladığı tarihte mevcut olan müşteri çevresi hariç, yeni oluşturulan müşteri çevresi belirlenmelidir.Bundan sonra hesaplama üç aşamada yapılır: Birinci aşamada, acentenin kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden müvekkilin elde ettiği/ elde etmesi muhtemel menfaatler/gelirler hesaplanır. Daha sonra, acentenin yeni müşteri çevresiyle işlem yapamayacak olması nedeniyle uğradığı gelir kaybı hesaplanır.
Bu kayıp, acentelik sözleşmesi devam etseydi, acentenin temel edimleri karşılığında elde edeceği ücret (provizyon) gelirleridir. Burada temel bir kural vardır: Müvekkilin menfaati, acentenin ücret kaybı kadardır. Bu nedenle, müvekkilin elde edeceği menfaatin, acentenin gelir kaybı kadar olduğu ilkesinden hareketle, öncelikle acentenin gelir kaybının hesaplanması uygun olacaktır.
Bu hesaplama yapılırken, acentenin temel ediminin karşılığı olan ücretler esas alınmalı ve maliyetler düşüldükten sonraki net gelir esas alınmalıdır. Acenteye arızi olarak ödenen ücretler bu hesaplamada dikkate alınmamalıdır. Acentenin bir yıllık gelir kaybı bulunmalıdır.
Gerek müvekkilin elde edeceği menfaat miktarının gerekse acentenin yoksun kaldığı toplam gelir miktarının hesaplanabilmesi için, yeni müşteri çevresinin müvekkille ne kadar süreyle ticari ilişkide bulunacağının, somut olayın özelliklerine göre tahmin edilmesi gerekir. Daha sonra, işin niteliğine ve acentelik ilişkisinin devam ettiği süredeki veriler dikkate alınarak, yıllık müşteri kayıp oranı belirlenir.
Yeni müşterilerle müvekkilin tahmini ilişki süresi esas alınarak her yıl için belirlenen miktarlardan, müşteri kayıp oranında indirim yapılır. Her yıl için bulunan zararlar toplanır. Bulunan bu ham alacak üzerinden, acentenin denkleştirme alacağını peşin olarak alacağı düşünülerek, faiz indirimi yapılır ve birinci aşamadaki ham alacak bulunur.İkinci aşamada hakkaniyet denetimi yapılır. Bu aşamada üst sınır dikkate alınmaz.
Somut olayın özelliklerine göre, hakkaniyet ilkesi gereğince alacak tutarında indirim veya artırım yapılabilir. Örneğin, müvekkilin markasının tanınmışlığı yeni müşteri çevresinin oluşumunda etkili olmuşsa, alacak miktarından uygun bir oranda indirim yapılmalıdır. Acente olağanüstü çaba göstermiş, önemli reklam ve tanıtım çalışmaları yapmışsa alacak miktarı hakkaniyet gereği artırılabilir. Hakkaniyet ölçüsü de uygulanarak, acentenin denkleştirme alacağı hesaplanmış olur.
Üçüncü aşamada, hesaplanan denkleştirme alacağının, yasal üst sınırı aşıp aşmadığı denetlenir. Eğer üst sınırın altındaysa hesaplanan alacağa aynen hükmedilir; üst sınırı aşıyorsa, alacak tutarı üst sınıra indirilerek hüküm altına alınır. Denkleştirme talebinin üst sınırı, 6102 sayılı TTK’nın 122/2. maddesinde şöyle tanımlanmıştır: “Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz.
Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır”. Üst sınırın hesaplanmasında, ilk basamaktaki hesaplamadan farklı olarak, acentenin her türlü geliri hesaplamaya dahil edilmeli ve bürüt gelir esas alınmalıdır. Üst sınır acentenin alacak talebini sınırlayan bir düzenleme olduğundan, hesaplamanın bu şekilde yapılması hakkaniyete uygun olacaktır.
Yukarıda açıklandığı üzere, hesaplama aşamalarla yapılmalı ve üst sınır denetimi en son yapılmalıdır.Diğer yandan, TTK'nın 122/4. maddesi uyarınca denkleştirme isteminin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içerisinde ileri sürülmesi gerekir.
Bu sürenin niteliği hususunda öğretide görüş birliği olmadığı, hak düşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi mi olduğunun yasal düzenlemede açıklanmadığı; maddenin gerekçesinde de sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği yazılıdır. Acentenin denkleştirme istemini ileri sürmesi bir irade beyanıyla gerçekleşecek olup, bu beyanda bulunulmaması halinde acente TTK'nın 122. maddesinden doğan hakkını kaybetmektedir.
Dolayısıyla denkleştirme miktarı kadar alacak hakkı kazanmanın ön koşulu, irade beyanının yöneltilmesidir. Bu kurgu göstermektedir ki denkleştirme talep hakkı tipik bir bağımlı ve kurucu yenilik doğuran haktır.
Yenilik doğuran haklar için öngörülen süreler hak düşürücü süre niteliğindedir ----- Kanunda dava açılmasından söz edilmeyip tazminat talebinin ileri sürülmesinden söz edildiği hususu dikkate alındığında, bir yıllık sürenin dava açılması için değil, tazminat talebinin ileri sürülebilmesi için bir hak düşürücü süre olarak anlaşılması gerektiği kabul edilmelidir.Tarafların bildirdikleri tanıklar dinlenmiş, tarafların delilleri toplanarak, taraf defterlerinin incelenmesi için gün tayin edilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle dosya üzerinde Mali Müşavir bilirkişi ve sektör bilirkişisine tevdi edilerek,
inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen dosyada mübrez bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.Davacı tarafın defter ve kayıtları İzmir'de bulunduğundan davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişisi ile sektör bilirkişi görevlendirilerek inceleme yapılması için dosyanın ---- Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmıştır.---- alınan talimat dosyasındaki mübrez bilirkişi heyet raporunda özetle. Davacı---- incelenmesi.
Davacı tarafın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre tutulması zorunlu olan Ticari defterlerin Elektronik ortamda tutulduğu ve ----- yıllarına ait yevmiye ve defteri kebirlerin açılış ve kapanış beratlarının süresi içinde ------------- gönderilmiş olduğu, fiziki ortamda tutulan ----- yıllarına ait Envanter defterlerinin Noterden açılış onaylarının süresi içerisinde yaptırılmış olduğu davacı tarafın ----- yıllarına ait ticari defterlerinin Türk Ticaret Kanunu’na göre usulüne uygun olarak tutulduğu defter kayıtlarının birbirini doğruladığı,
takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacı tarafın 2016-2020 yıllarına ait ticari defterlerin sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı görüş ve kanaatine varılmıştır. Prim Hesaplamasına ilişkin tespitler.
Firmanın imzalamış olduğu Yetkili Satıcılık sözleşmesi ve ekleri incelenmiştir.---------yıllarına ait Yetkili Satıcılık sözleşmesi ve Ekleri olan Satış Şartları ve Prim Sistemi sözleşmenin imza altına alındığı yılda Taahhüt edilen alım miktarları ve bunların gerçekleşme oranları ve karşılığında elde edilecek prim gelirleri imza altına alınıp mutabakata varılmıştır.
Varılan mutabakat sonucu imza altına alınan dönemlerde yapılan alım miktar ve tutarları Prim Sistemi üzerinden hesaplanarak firmaya fatura edilerek Prim tahsilatı gerçekleştirmiştir. Firma elde etmiş olduğu bu prim gelirlerini-------numarasında yıllar itibariyle takip etmiş olup EK-2- tablosunda 3 er aylık dönemler halinde kayıtlı bulunan yevmiye numaraları da gösterilerek yıllık olarak sunulmuştur.
Firmanın prim ve hesaplama sistemiyle uyumlu olduğu ve muhasebe hesaplarından tespit edilmiştir. Prim hesaplama konusuna tabi başkaca bir prim alacağı olmadığı tespit edilmiştir. Denkleştirme Tazminatı hesaplamasına ilişkin tespitler. Firmanın Son 6 yıllık tüm muhasebe kayıtları incelenmiştir.
Firmanın satışlarını yaptığı ve Tek düzen Muhasebe Sistemine göre müşterilerinin borç ve alacak bakiyelerini takip ettiği muhasebe kodu olan 120 Alıcılar hesabı müşteri bazında yıllar itibariyle yan yana sıralanarak tablo halinde getirilmiştir. 2021 yılı mizanı dikkate alınarak buradaki tüm 120 hesaplar alınmış ve önceki yıllara ticari faaliyetinin olup olmadığı olduysa tutarları tablo halinde EK-3 ‘ de rapor halinde getirilmiştir.
Yapılan inceleme ve analiz sonucunda firmanın sözleşme bitiminden sonraki mali dönem de müşteri sayısında azalma olmadığı tespit edilmiştir. Davacının önceki yıllardaki müşteri listesini koruduğu ve bu müşterilere satış yapmaya devam ettiği tespit edilmiştir. müşteri sayısında eksilme olmadığı ve portföyüne yeni müşteriler ilave ettiği şirketin defterlerinin incelenmesi sonucu olarak tespit edilmiştir.
Şirketin son 6 yıllık Gelir tabloları yan yana tablo haline getirilerek. -------sunulmuştur. Firmanın 2020-2021 yıllarıyla ilgili olarak Satışların maliyeti 2021 yılında % 92,29 2020 yılında ise % 92,88 oranında gerçekleşmiştir.
Brüt Satış Karı veya Zararı 2020 yılında % 7,12 2021 yılında ise % 7,71 oranında faaliyet karı veya zararı 2020 yılında % 0,50 2021 yılında % 2,65 oranında olağan kar veya zarar 2020 yılında %2,77 oranında 2021 yılında % 2,86 oranında dönem karı yada zararı hesabı 2020 yılında % 3,07 oranında 2021 yılında % 3,10 oranında gerçekleştirmiştir. aynı seyirde gittiği tespit edilmiştir. Faaliyet karı hesabında ise 2020 yılına göre pozitif değişim olduğu gözlemlenmiştir.
Sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, müşterilere yapacağı bir satış eksilmesi söz konusu olmayıp hak kaybına ve menfaat kaybına uğramadığı yıllar itibariyle analiz edilen müşteriler hesabından ve gelir tablosu analizlerinden tespit edilmiştir.
Sonuç olarak takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere yukarıda belirtilen nedenler ve ekli sunulan tablolar ışığında denkleştirme tazminatına konu bir durumun oluşmadığı, prim alacağının olmadığı ve Şirketin Ticari sırların ifşasından kaynaklı zarar ya da ziyanın oluşmasını gösteren muhasebesel bir veri Ticari defter ve kayıt incelemelerinde tespit edilmediği kanaatini bildirmiştir. Sektör Bilirkişisi -------görüş ve düşünceleri.
Dava konusu olan taraflar arasında süregelen bayilik anlaşmasının sonlandırılmasından kaynaklı prim alacağının oluşup oluşmadığı, denkleştirme tazminatının oluşup oluşmadığının ve ticari sırların ifşasından kaynaklı yoksun kalınan gelir kaybının camla ilgili teknik bir konu olmadığı,---- yukarıda belirtilen tespitlerinin uygunluğu kanaatinde olduğumu ve dava ile ilgili firmada inceleme yapılacaksa katılabileceği kanaatini bildirmiştir.
Mahkememizin 01/02/2023 tarihli duruşmada verilen ara karar uyarınca; davalı şirketin defter ve kayıtları ile ---------kayıtları üzerinde defterlerinin incelenmesi için gün tayin edilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle dosya üzerinde Mali Müşavir bilirkişi ve sektör bilirkişisine tevdi edilerek, inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen dosyada mübrez bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle.
Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu görev ve yetki ile; davalı ----incelenen yasal ticari defterlerinin; -----onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratları ile Envanter defterlerinin noter onaylarının T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre süresinde ve usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin kendi ticari defter ve kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür.
Davacı------ bulunması sebebiyle, ---- talimat ile görevlendirmiş olduğu ----tarafından yapılan inceleme neticesinde; “…2016-2017-2018-2019-2020 ve 2021 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin; e-defter kullanıcı mükellef olduğu, Yevmiye ve Defter-i Kebir beratları ile Envanter defterlerinin noter onaylarının süresinde ve T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı…” şeklinde belirtildiği
görülmüştür. Davacının Talepleri Yönünden; Taraflar arasında 06/12/2019 tarihli yetkili satıcılık sözleşmesi kapsamında ticari ilişkinin uzun süre devam ettiği, 2020 Nisan ayından itibaren davalı şirket tarafından davacıya herhangi bir mal satışı olmadığı ve sözleşmenin davalı tarafından devam ettirilmediği, raporun 4.b.2. bölümünde davalı şirketin ------- yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtları ile detay mizan raporları üzerinde yapılan incelemede; Prim Hesabı Yönünden; satış şartları ve prim sistemi sözleşmesinin imza altına alındığı yılda taahhüt edilen miktarları ve bunların gerçekleşme oranları ve karşılığında edilecek prim tutarları,
prim sistemi üzerinden hesaplanarak fatura karşılığı prim ödemelerinin davacı şirkete yapıldığı, davalı şirketin prim bedellerini gider hesaplarına naklettiği, Portföy Tazminatı ve Davacının Diğer Talepleri Yönünden; davacı şirketin davalı şirketten aldığı ürünleri piyasada sattığı, davacının portföy tazminatı talebi açısından davalıya kazandırmış olduğu müşterileri ispat etmesi gerektiği, bahse konu ------------sisteminin işleyişinin yetkili satıcı olarak tanımlanan davacının satış miktarlarını belli periyotlarda bu portala kaydettiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sözleşme kapsamında gerçekleştiği,
bu ticari ilişkide davalı şirketin davacının müşterilerinin kimler olduğu kısmı ile ilgilenmediği, bu sebeple incelenen ----------sisteminin davacının portföy tazminatı talebinin ispatına ilişkin somut bir veri sağlamadığı görülmüştür. tüm bu tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde; tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ve bahse konu ----------sistemine yetkili satıcı olarak tanımlanan davacının
satış miktarlarını belli periyotlarda bu portala kaydettiği hususları göz önünde bulundurulduğunda, davacının prim alacağı, denkleştirme tazminatı talebine ilişkin
iddialarının ispata muhtaç kaldığı, hiç şüphesiz nihai, hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu kanaatine varılmıştır. Sayın Mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren tamamen davalı şirketin müdafaaları yönünde hüküm kurmak hususunda da hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, icra
inkâr tazminatı ve sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı kanaatlerini bildirmiştir.
Mahkememizin 03/05/2023 tarihli duruşmada verilen ara karar uyarınca; davalı şirketin ----------kayıtlarının incelenmesi için bilişim uzmanıbilirkişigörevlendirilmesine karar verilmiştir.Dosyada mübrez bilişim uzmanı bilirkişi raporunda özetle; Davacı firma ile davalı firmanın 35 yılı aşkın süre boyunca çalışıyor olmaları,--------- yazılımının davalı
firma tarafından 2009 yılı ve davacı firma tarafından 2011 yılı itibariyle kullanıyor olması, ----
programının davalı firma distribütörleri tarafından kullanım zorunluluğu olmaması ve verilerin istenen
zaman ve istenen şekilde girilebilir olması sebebiyle ----programında yer alan kayıtların güvenilir
olmadığı tarafınca kanaatlerini bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafın davalı yetkili satıcısı/bayisi olduğu noktasında uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasında 06/12/2019 tarihli yetkili satıcılık sözleşmesi imzalandığı, uyuşmazlığın; sözleşmeden kaynaklanan edim yükümlülüklerinin taraflarca yerine getirip getirmediği, sözleşmenin yenilenmemesi durumunun haklı olup olmadığı, sözleşmeden kaynaklanan satış yapmayı durduranın kim olduğu,
sözleşmeden kaynaklanan prim alacağı, portföy (denkleştirme) tazminatı, ticari sırların ifşa edilmesi ve gizliliğin ihlal edilmesi sebebiyle uğranılan zarardan yoksun kalınan kazancın olup olmadığı ve varsa davalıdan tahsil edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı tespit edilmiştir. Her iki tarafın ticari defter ve kayıtları bilirkişi marifeti ile incelenmiş, hazırlanan raporlarda davacının davalıdan prim alacağı ve portföy tazminatının bulunmadığı belirlenmiştir.
Davacı vekilinin itirazları üzerine müşteri kayıtlarının tutulduğu ------------kayıtları üzerinde bilirkişi marifeti ile inceleme yaptırılmış ancak bu kayıtlar üzerinden bir tespit yapılamayacağı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/387, K. 2024/744, 25 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama