KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/715
- Karar No
- 2024/692
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
Karar Metni
1.037 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/715 Esas
KARAR NO:2024/692
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/09/2022
KARAR TARİHİ: 19/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
07.11.2020 tarihinde müvekkilinin maliki bulunduğu ------- plakalı aracın, davalı ----- sigortalı bulunan------plakalı araç ile tarihinde karışmış oldukları maddi hasarlı trafik kazasında dava dışı karşı taraf sürücüsü asli kusurlu olduğunu, müvekkili için davalı-borçlu sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen sigorta şirketi kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediğini, müvekkilinin haklarını(tazminatını) sebepsiz yere ödemeyerek ihlal ettiğini, ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürümceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gittiğini,
tahsil edilmesi gereken tazminat alacağının yasal süresinde tahsil edilemediğini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve faizi aşan zararın ortaya çıktığını, ---- başvuru yapılmış olup hasar tazminatı talep edilmiş olup neticede------------ numaralı kararı ile davalı Sigortanın sorumluluğuna karşı hüküm kurulduğunu, müvekkilinin borcu tahsil etmek amacıyla 08/01/2019 tarihinde borçluyu temerrüde düştüğünü ancak alacağını 05.08.2021 tarihinde icra kanalı ile tahsil edebildiğini,
müvekkilinin davalıdan talep ettiği hasar tazminatının temerrüde düşürdüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edeceği tarihteki alım gücü de aynı olmayacağını ve müvekkilinin zarara uğrayacağını, dosyada tahsil edilen yasal faizi ile alacaklı müvekkilinin zararını karşılar nitelikte bir bedel olmadığını belirterek, müvekkilinmin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının davalıdan avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın daha önce aynı olay ve aynı talebe ilişkin sigorta tahkim komisyonu nezdinde "faiz" talebini de içeren dava ikame ettiğin, bu talebi kabul edilerek hüküm kurulduğunu, dolayısıyla, hali hazırda temerrütten kaynaklı faize de hükmedilen kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kazaya karışan ----sayılı araç müvekkili şirket nezdinde ------- sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin bu poliçedeki maddi zararlara ilişkin teminat limiti ise kaza tarihi itibariyle araç başına 36.000,00-TL olduğunu,
dosya üzerinde yapılan tüm ödemelerin poliçe teminat limitinden mahsup edilmesi gerektiğini, asıl alacağa bağlı olarak tahakkuk eden faiz ödendiği için karşı yanın talebinin mesnedi ve karşılığı bulunmadığını, bir an için böyle bir zararın varlığı kabul edilse dahi, munzam zarara ilişkin talepler hukuken dolaylı zarar kapsamında olup dolaylı zararlar 2918 sayılı KTK’nın 92. maddesi uyarınca poliçe teminatı dışında olduğunu, söz konusu zararın somut deliller vasıtasıyla maddi ispat vasıtasıyla kanıtlanması gerekmekte olduğunu belirterek,
kesin hüküm nedeniyle davanın reddi, 2918 sayılı ktk. ve mevzuat gereği teminat dışında kalan "dolaylı zarar" talebinin reddi ve mahrum kalındığı iddia olunan somut munzam zarara ilişkin delil sunulmadığı için ispat edilemeyen taleplerin reddini istemiştir.Mahkememizce ilgili kurumlardan ---- plakalı araçların tescil kayıtları,----kaza tarihi itibariyle---- plakalı araçların tramer kayıtları ve trafik kazası nedeniyle düzenlenen poliçe ve hasar dosyası celp edilerek etraflıca incelenmiş olduğu anlaşılmıştır.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, davacının alacağının zamanında tahsil edememesinden kaynaklı munzam zarar talebine ilişkindir.
Davacı, kaza sonrası davalıya yaptığı müracaat esnasında ödeme yapılmamış olması, ödemenin ----- başvuru neticesinde davanın kabulüne karar verildikten sonra icraya başvurulmasıyla yapılmış olması, süreç içerisinde paranın alım gücünün düşmesi nedeni ile munzam zarar talebinde bulunmuştur.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Aşkın zarar" başlıklı 122'nci maddesinin 1'inci fıkrasında: "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür." denilmiştir.------- sayılı ilamında belirtildiği üzere,"...
Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm, kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut değildir.
İkinci bölüm, temerrüt faizini aşan (munzam) zarara ilişkin olup; temerrüt faizini aşan bir zararı olduğunu iddia eden, bu iddiasını somut delillerle ispat etmek zorundadır..Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Zira davacı, para alacağını zamanında alması halinde bu parayı ne şekilde kullanacağını ispatlayamamıştır.
Ayrıca alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu da ispat etmek zorundadır. Soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve ispatlandığı anlamına gelmez. Davacı tarafından ispatlanması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir.
Örneğin; alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını veya alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde geçekleşen kur farkı sebebiyle daha yüksek miktardan ödemek zorunda kalmayacağı gibi olguları kanıtlamak durumundadır.
Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. İstikrar bulmuş Yargıtay uygulamasına göre, davacı faizi aşan (munzam) zararını yukarıda açıklanan şekilde ispat etmeden bu yöndeki talebin kabul edilmesi mümkün değildir...''
Yapılan incelemede davacı tarafça munzam zararının tespitine ilişkin olarak dosyaya herhangi bir somut delil ve kayıt sunulmadığı, yerleşik Yüksek Mahkeme içtihatlarına göre munzam zararın belirlenmesinde, gerçek zararın belirtilerek ispatlanmasının gerektiği, elde edilemeyen gelir, ihale alacağı, kredi borcu vb. somut gerçek zarar kalemlerinin belirlenmesi gerektiği, davacı tarafça bu hususta bir gerçek zararın belirtilmediği, davacının davalıdan talep edebileceği bir munzam zararının bulunmadığı, netice olarak davanın ispatlanamadığı anlaşılmakla reddine karar vermek gerekmiş, aşağıda açıklandığı üzere hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/715, K. 2024/692, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama