KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/285
- Karar No
- 2024/736
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
Karar Metni
1.066 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/285 Esas
KARAR NO: 2024/736
DAVA
İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/04/2024
KARAR TARİHİ: 03/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, uzun yıllardır ----- araç bakım-onarım vs. işleri ile iştigal ettiğini, yetkili servis olduğunu, davalı, müvekkiline ait olan yetkili servise ----------aracını hasar onarımı için getirdiğini, onaylar alınmak sureti ile aracı yapılmış ve kendisine teslim edildiğini, davalı, aracının kasko ve trafik sigortası olduğunu, onarım bedelini onların ödeyeceğini aksi halde ise kendisi bu bedeli ödeyeceğini aracı servise bıraktığı esnada kabul ve taathhüt ederek müvekkili firmaya aracını bıraktığını, müvekkili firma aracı onarmış lakin davalının sigortası onarım bedelini ödemeyi reddettiğini,
bu durumun davalıya bildirilmiş olduğunu ve davalı sigorta firması ile davasının olduğunu beyan etmek sureti ile müvekkiline onarım bedelini ödemeyi reddettiğin, akabinde yapılan işle ilgili müvekkil şirket tarafından davalı adına ------ tarihli fatura düzenlendiğini, işbu düzenlenen fatura ek olarak sunulmakta olup davalı tarafından müvekkiline yapılan hizmet karşılığında herhangi bir ödeme yapılmamış, faturaya itiraz da söz konusu olmadığını, davalının aldığı hizmet de fatura da sabit olduğunu, sigorta firması ile davalı arasındaki ilişki iç ilişki olduğunu, müvekkili firmayı bağlamadığını,
müvekkili firma davalıdan her türlü onayı almak sureti ile aracını yaptığını, akabinde de sigortasının reddettiği bilgisi de iletilmiş lakin davalı aracın onarım bedleini ödememekte ısrar ettiğin, müvekkili üzerinden zenginleşmeye çalışmakta olduğunu, akabinde müvekkili tarafından -------- dosaysı ile icra takibi başlatıldığını, bu takip sonrasında davalı borcu ödemek yerine haksız ve mesnetsiz olarak borca itiraz ettiğini, itiraz sebebi olarak da herhangi bir durum öne sürmediğini,
sonraki süreçte ------Arabuluculuk daire başkanlığı vasıtası ile arabuluculuk işlemi yapılmış ancak arabuluculuk sürecinde de aynı şekilde ödeme yapmayacağını beyan edildiğini belirterek, borçlunun borca ve icra takibine yaptığı itirazının iptali, Takibin -----sayılı dosyası üzerinden devamı, borçlunun takip konusu borcu işlemiş ticari faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20’sindan az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde. Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine ilişkindir.Davalının gerçek kişi olması nedeniyle Mahkememizce davalının tacir olup olmadığı araştırılmasına gidilmiş ve gelen yazı cevaplarından davalının esnaf kaydının bulunmadığı, adına kayıtlı ticari işletme kaydının bulunmadığı, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, İş hacminin bahsedilen hadlerin altında olduğundan V.U.K. 1
Madde kapsamında 2. sınıf tüccar sınıfına dahil olduğu belirtilmiştir.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK 'nın 5.maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında -------- tarafından re'sen incelenir.
Bu kuralın tek istisnası 6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret kanununun 5/(4). maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması Asliye ticaret mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Başka bir anlatımla, yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir.
Buna karşılık kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması kararın kaldırılmasını gerektirecek bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, ----------belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.---------TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.
Buna göre.
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Somut olayda, davalının ticaret sicil kaydının bulunmadığı, işletme defteri tuttuğu ve kazancının 213 sayılı VUK'un 177/1 fıkrasında yazan limitlerin altında kaldığı ve tacir olmadığından TTK'nın 4.maddesi uyarınca ticari dava niteliğinde bulunmayan uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden Mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ------------
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/285, K. 2024/736, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama