KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/595
- Karar No
- 2025/769
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2025
Karar Metni
1.476 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/595
KARAR NO : 2025/769
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 19/11/2020
KARAR TARİHİ : 22/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili ----- annesi olduğunu ve gebelik takibinin dava dışı Dr. ---- tarafından yapıldığını, Dr. ------ Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesinin davalı sigorta şirketi tarafından düzenlendiğini, sigortalı doktorun gebelik takibinde müvekkili anneyi down sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmadığını, küçük ----- down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, down sendromunun gebelikte tespitinin mümkün olduğunu,
tespiti halinde 2827 SK'na göre gebeliğin sonlandırılmasına izin veren bir özür olduğunu, Yargıtay -----.
Hukuk Dairesi'nin hastayı aydınlatmayan doktorun sorumlu olacağını kabul ettiğini ileri sürerek müvekkili ----- için 430.000,00 TL iş göremezlik (bakıcı ücreti dahil maddi) tazminat, 40.000,00 TL manevi tazminat, ----- için 20.000,00 TL manevi tazminat, ------ için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 510.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın süresi içinde açılmadığını ve zaman aşımına uğradığını, davanın Dr. ---- ihbar edilmesi gerektiğini, dava dışı Dr.----- 08/09/2020-08/09/2021 tarihleri arasında müvekkili tarafından sigortalı olup zararın meydana gelmesinde hekimin sorumlu olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, bunun için riziko tarihinin doğru olarak tespitinin yapılması gerektiğini, yasal düzenlemeler uyarınca hekimlik uygulamasının gerçekleştirildiği tarihin değil, hekimin kendisine yahut sigorta şirketine yönelik tazminat talebinde bulunulduğu tarihteki poliçe ile sorumluluğun teminat altına alındığını,
bu hususun da araştırılması gerektiğini,müvekkilinin hukuki sorumluluğundan bahsedilebilmesi için tıbbi uygulama hatası niteliğinde bir kusur bulunması gerektiğini, dava konusu olayda tıbbi uygulama hatası bulunmadığını, günümüz koşullarında down sendromunun anne karnında iken tarama testleri ile kesin olarak tespitinin mümkün olmadığını, down sendromunun anne karnındayken tespitindeki zorluğun hastalığın bir kromozom hastalığı olmasından kaynaklandığını, kromozomların anne karnındayken görüntülenmesinin günümüz koşullarındaki tıbbi imkanlarla mümkün olmadığını,
tarama testi pozitif olan tüm olgularda dahi hastalığın kesin olarak var olduğunun söylenemeyeceğini, anne karnında down sendromunun tespit edilmesi halinde dahi fetüse müdahale imkanı bulunmadığını, hekimin gerekli testlerin yapılmasını önermiş ve sonuçlar negatif çıkmış ise davacıların çocuklarının down sendromlu olarak dünyaya gelmesinde hekime atfedilecek bir kusur olmayacağının açık olduğunu,
bunun yanı sıra davacı yanın anne babanın gebeliğin sonlandırılması imkanının elinden alındığından bahsettiğini ancak anne babanın çocuğun down sendromlu olarak dünyaya geleceğini bilselerdi gebeliğe son verecek olup olmadıkları konusu üzerinde durulması gerektiğini, ikili testin hamileliğin 11-14.haftalarında, üçlü ve dörtlü testin ise 16-20.haftalar arasında yapılabildiğini, tanı konulabilir olsa da TCK 100.maddesinde belirtilen gebelik süresi geçtiğinden bebeğin aldırılmasının mümkün olmadığını, meydana gelen zarara hekimin sebebiyet verip vermediği,
zarar ile uygulanan işlem arasında illiyet bağı olup olmadığı hususlarında Adli Tıp ------.İhtisas Dairesinden rapor alınmasını gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile. Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacılar vekili davacılardan ----- 27/03/2017 tarihinde down sendromlu olarak dünyaya gelmesinde davacı anne ----- gebelik takibini yapan ve davalının sigortalısı durumunda bulunan dava dışı Dr----- sorumluluğunun bulunduğunu, doktorun davacıları aydınlatmaması nedeniyle down sendromlu doğumdan sorumlu olduğunu, usulünce aydınlatılmış onam alındığını, aydınlatma görevini yerine getirdiğini ispat yükünün hekime ait olduğunu iddia ederek TTK 1483 ve devamı maddeleri uyarınca doktorun tıbbi kötü uygulama sigorta poliçesini düzenleyen davalıdan maddi ve manevi tazminat talep ettiklerini bildirmiş,
davalı yan öncelikle zaman aşımı ve husumet itirazında bulunmuş ve davanın usul ve esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın sigortalı doktora ihbarını talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin14/04/2021 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilerek deliller toplanıp, bilirkişi raporları alınmak suretiyle yürütülen tahkikat neticesinde 15/03/2023 tarihli karar verilmiştir.
Mahkememizin------ sayılı " Davanın arttırılan hali ile kabulüne, davacı ----- için 720.000,00 TL maddi tazminat, 40.000,00 TL manevi tazminat, davacı ----- için 20.000,00 TL manevi tazminat ve davacı ----- için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 800.000,00 TL'nin davalı taraftan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacı tarafa ödenmesine...." yönündeki kararı davalı---- vekili tarafından istinaf edilmiş ----- BAM ------ HD nin 06/06/2025 tarih ve ----- Esas ------ Karar sayılı karar ile davalı yanın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.----- BAM -----.
HD nin kararına karşı davalı vekilince temyiz yoluna gidilmiş olup Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2025 tarih ve ----- Esas----- Karar sayılı ilamıyla "....
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Anayasa'nın ''Temel hak ve hürriyetlerin niteliği'' başlıklı 12. maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", ''Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı'' başlıklı 17. maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir.
Öte yandan 31.12.2008 tarihli 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmesinin Giriş bölümünde (h) bendinde, İş bu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup ''Yaşama Hakkı'' başlıklı 10. maddesinde,
Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, ''Kişisel Bütünlüğün Korunması'' başlıklı 17.maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta, down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir.
Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuk ----- yararlanacağı şüphesizdir. Nitekim Dairemizin 23.11.2023 tarihli,------- sayılı kararı da bu doğrultuda olup açıklanan bu hususlar doğrultusunda davacı çocuk hakkında kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın davacı ------ yönünden hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddine,
2-Diğer davacılar yönünden verilen karar kesinleştiğinden tekrar hüküm kurulmasına yer olmadığına,
3-Karar harcı 2.732,40 TL'nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.741,91 TL ile tamamlama harcı olarak yatırılan 991,00 TL. harcın mahsubu ile bakiye 0,51 Tl harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 2.732,40 TL. harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davacılar tarafından yapılan 62,20 TL ilk masraf, 300,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.869,30 TL. ------ Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı raporu masrafı olmak üzere toplam 5.231,50 TL. yargılama giderinden davadaki haklılık oranına göre (%5) 261,57TL 'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalanın davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yapılan 400,00 TL yargılama giderinin davanın reddedilen kısmı dikkate alınarak 380,00 TL'sinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı ---- ve ------- kendisini vekille temsil ettirdiğinden hükmedilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 20.000,00'erTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak bu davacılara verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen maddi tazminat yönünden davanın usulden reddine karar verilmekle AAÜT'nin 7/2 maddesi uyarınca 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı ------( velayeten diğer davacılardan) alınarak davalıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen manevi tazminat yönünden davanın usulden reddine karar verilmekle AAÜT'nin 7/2 maddesi uyarınca 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı -----( velayeten diğer davacılardan) alınarak davalıya verilmesine,
10-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca hazine tarafından karşılanan 1.360,00 TL.arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranlarına göre 1.292,00 TL'sinin -----( velayeten diğer davacılardan) , 68,00 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
11-Davacı ve davalı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı ve davalı tarafa iadesine,HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili, davalı vekilinin ve feri müdahil vekillerinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/595, K. 2025/769, 22 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama