KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/470
- Karar No
- 2025/298
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2025
Karar Metni
1.608 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2020/470 Esas
KARAR NO: 2025/298
DAVA
Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 20/10/2020
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkil Bankanın Dudullu Ticari Şubesi ile dava dışı ----------Ş. arasında Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmeleri imzalandığı, davalıların bu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, dava dışı ----------Ş.'ye taksitli ticari kredili mevduat ve ticari kredi kartı kullandırıldığı, kredi borçlarının keşide edilen ihtarnameye rağmen ödenmemesi nedeniyle ---------- İcra Müdürlüğü’nün ---------- Esas sayılı dosyasından haciz yoluyla ilamsız takibe geçildiği,
ancak Davalı borçluların haksız ve hukuka aykırı olarak takibi sürüncemede bırakmak ve müvekkil bankanın alacağının tahsilini geciktirmek için takibe itiraz edildiği belirtilerek, itirazın iptali ile takibin borçlu kefiller açısından devamı ve bu tutara % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı talebi ile dava edilmiştir.
Davalılar vekilinin cevap dilekçesini özetle.
Davalılar vekili icra dosyasına sunduğu 19.08.2019 tarihli itiraz dilekçesinde, ''İcra Dairesinin yetkisine itiraz ederek, borcun zamanaşımına uğradığı, Genel Kredi sözleşmesindeki imzanın ----------- ait olmadığı, borcu kabul etmediklerini, borca ve fer'ilerine itiraz ettiklerini' belirtilerek, müvekkiller ile davacı banka arasındaki ilişkisinin kefalet sözleşmesinden kaynaklandığı için görev itirazı ile, İcra Müdürlüğü yetki alanına itiraz ettiklerini, davasının hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı,
takibe konu borç zamanaşımına uğradığını, müvekkil hakkında hangi sözleşmeye istinaden borç iddia edildiğinin belirsiz olduğunu, davacı tarafından müvekkillere gönderilen --------- Noterliği’nin 02.05.2019 Tarih ---------, 04.07.2019 tarih -------- ve 23.05.2019 tarih ----------- yevmiye no’lu ihtarnameler;
---------- Noterliği ----------- yevmiye numaralı 09.07.2019 tarihli ve -------- Noterliği ---------- yevmiye numaralı 28.05.2019 Tarihli ihtarnameler ile itiraz edildiğini, genel kredi sözleşmesi ve eklerindeki imzalar ile kefil tarafından elle yazılması gereken kefalet türünün, kefalet limiti, kefalet tarihi yazıları müvekkillere ait olmadığını, imza inkarlarının olduğunu, mahkemece yapılacak imza ve yazı incelemesi neticesinde genel kredi sözleşmesi ve ekinde yer alan imzaların ve yazıların müvekkillerine ait olmadığının ortaya çıkacağını,
davacı tarafın genel kredi sözleşmesinin tamamını sunmadığı için yeterince inceleme imkanı olmadığı ancak, Sözleşmenin niteliği itibariyle dava konusu genel kredi sözleşmesinin genel işlem koşulları ihtiva ettiğini,
ticari bir kuruluş olan bankanın önceden tek başına hazırlayarak ve karşı taraf ile müzakere etmeksizin karşı tarafa sunduğu sözleşme koşullarının benzer nitelikte başka kredi sözleşmelerinde de kullandığı göz önünde tutulduğunda dava konusu edilen genel kredi sözleşmesi hükümleri genel işlem koşulu niteliğinde olduğu ve Sayın Mahkemece genel kredi sözleşmesinin genel işlem koşulları yönünden değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini, kefalet sözleşmesinin niteliği gereği asıl borcun miktarının belirli yahut en azından belirlenebilir ve öngörülebilir olması gerektiğini.
İcra takibinde davalıların %66 oranındaki temerrüt faiz oranından sorumlu tutulduğunu, Sözleşmenin faizle ilgili maddeleri tamamıyla bankanın inisiyatifine bırakıldığı ve hesaplama oranı belirsiz ve haksızca banka tarafından yorumlanabilecek şekilde düzenlendiğini, belirsizlik ilkesinin hakim olduğu ve hükmün içeriği ile ilgili anlaşmazlık bulunan bu maddenin de yazılmamış sayılması gerektiği ve temerrüt faizinden müvekkilin sorumlu tutulmaması gerektiğini, müvekkillerin 1.450.000,00- TL olan kefalet limitleri "kefalet tutarında artış" adı altında 1.750.000,00-TL'ye çıkarıldığı,
kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmayacağını ve kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağını, müvekkillerin 1.450.000,00- TL olan kefalet limitleri "kefalet tutarında artış" adı altında 1.750.000,00-TL'ye çıkarılırken kefalet artış tarihi yazılmadığı için yasal şekil şartları sağlanmadığından kefalet limiti artırımının geçersiz olduğunu,
01.12.2014 tarihinde müvekkillerin kefalet limitleri 1.750.000,00 TL den 3.000.000,00 TL ve 1.000.000,00 TL'ye çıkarıldığı, geçersiz işleme binaen yapılan kefalet limit artırımı da geçersiz olduğu ve kefalet limitinin 1.450.000,00 TL olarak kabulü gerektiğini, davacı bankanın geçersiz icra takibini devam ettirmek için müvekkillerin hiçbir borcu olmamasına rağmen kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açtığını, müvekkillerin dava dilekçesinde iddia edilenin aksine genel kredi sözleşmesinde imzası ve el yazısı olmadığı,
ancak aksi durumda dahi genel kredi sözleşmesinin gerek genel işlem koşulları gerekse TBK kefalet sözleşmesi hükümleri açısından değerlendirilmesi halinde müvekkilin bu borçtan sorumlu tutulamayacağı, haksız ve hukuka aykırı olarak başlattığı icra takibinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve davacı banka aleyhinde %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve beyan etmiştir.
Birleşen dosyada davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; ---------- İcra Müdürlüğü'nün ----------- Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde anapara ve bu anaparaya karşı yapılmış masraf, işlemiş ve işleyecek faiz, faiz oranı, BSMV ve tüm ferilere karşı yapılan itirazlarının iptali ile takibin borçlu kefiller açısından devamını, davalıların % 20'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; haksız ve kötü niyetli açılan itirazın iptali davasının öncelikle usulden aksi halde esastan reddini, talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde. Dava İİK 67. Maddesi gereği itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı bankanın ---------- Şubesi ile dava dışı ---------Ş arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi kredi sözleşmelerine müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalayarak kefil olan davalıların kredi borcunun ödenmemesi nedeni ile davacı banka tarafından hesabın kat edilmesi sonrası başlatılan icra takibi nedeni ile davacı bankanın takibe konu kredi alacağı nedeni ile takip tutarı kadar davalılardan alacaklı olup olmadığı, davalıların takibe itirazının haklı olup olmadığı, genel kredi sözleşmesindeki kefil imzalarının davalılara ait olup olmadığı, kredi sözleşmesindeki hükümlerin genel işlem koşulu oluşturulup oluşturulmadığı,
davacı bankanın davalıları kefalet limitine 1.450.000,00 TL den 1.750.000,00 TL ye çıkartıp çıkartılmadığı, çıkartmış ise bunun kefalet için öngörülen şekle uygun olup olmadığı, kefalet limit arttırımının geçersiz olup olmadığı yine davalıların kefalet limitinin 1.750.000,00 TL den 3.000.000,00 TL ye ve 1.000.000,00 TL ye çıkartılmasına ilişkin kefalet limit arttırımının geçerli olup olmadığı konusunda ihtilaf bulunduğu anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre, Kanunda aksine hüküm yoksa herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. HMK’nın 190. maddesine göre de, İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspatın hangi delillerle yapılacağı HMK’da ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HMK’ya göre, ikibinbeşyüzlirayı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur.
HMK’ya gore, ikrar edilen olguların aksinin ispatı gerekmez.
Bu nedenle, eldeki davanın çözümünde tarafların ispatla mükellef olduğu hususların ayrıntılı bir şekilde belirlenerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir.Dava dosyasına mübrez Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesine göre davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu ---------Ş. arasında 30.07.2013 tarihinde 1.450.000,00 TL ve 1.000.000,00 USD limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış, dava dışı asıl borçlunun sözleşme limiti artırılarak 3.000.000,00 TL ve 1.000.000,00 USD'ya yükseltilmiştir.
İmzalanan genel kredi sözleşmesinde davalılar ---------- ve ---------Ş ve ------------ ile birlikte dava dışı ----------- kefalet imzalarının olduğu görülmüştür.
Davalı ----------- 30.07.2013 tarihinde 1.450.000,00 TL kefalet limiti ile sözleşmeyi imzaladığı, Bila tarihli olarak kefalet tutarı 300.000,00 TL artırılarak kefalet limitinin 1.750.000,00 TL'ya yükseltildiği, Mevcut 1.750.000,00 TL kefalet tutarı 01.12.2014 tarihinde 1.250.000,00 TL ve 1.000.000,00 USD artırılarak kefalet tutarının 3.000.000,00 TL ve 1.000.000,00 USD 'ya baliğ olduğu, Davalı şirket kaşesiyle 30.07.2013 tarihinde 1.450.000,00 TL kefalet limiti ile sözleşmeyi imzalandığı, Bila tarihli olarak kefalet Tutarı 300.000,00 TL artırılarak kefalet limitinin 1.750.000,00 TL'ya yükseltildiği,
Mevcut 1.750.000,00 TL kefalet tutarı 01.12.2014 tarihinde 1.250.000,00 TL ve 1.000.000,00 USD artırılarak kefalet tutarının 3.000.000,00 TL ve 1.000.000,00 USD 'ya baliğ olduğu, Her iki davalı açısından değerlendirildiğinde 300.000,00 TL'lık kefalet limiti artırımında tarih olmamakla birlikte en son 01.02.2014 tarihinde kefalet tutarının 3.000.000,00 TL ve 1.000.000,00 USD olarak kabul edildiği, en son kabul edilen 01.12.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile kefalet tutarı, kefalet tarihi ve müteselsil kefil ibaresinin el yazası ile yazılarak davalılar tarafından imzalandığı görülmüştür.
Yapılan yargılama sonucunda dosya kapsamındaki tüm deliler ile alınan bilirkişi son ek raporu ve tarafların rapora karşı beyanları doğrultusunda aşağıdaki şekilde asıl ve birleşen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Takip konusu alacak likit olduğundan İcra İflas Kanununun 67 maddesi gereğince davacı lehine asıl alacağın % 20 sine tekabul eden icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/470, K. 2025/298, 9 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama