KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/45
- Karar No
- 2025/794
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2025
Karar Metni
1.367 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2021/45 Esas
KARAR NO : 2025/794
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 22/01/2021
KARAR TARİHİ : 19/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle.
Müvekkili --------, küçük -------- annesi olduğunu, gebelik takibinin dava dışı -------- tarafından yapıldığını, ------- tıbbı kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin 01.08.2020-01.08.2021 tarihlerinde geçerli olmak üzere --------- no ile davalı -------- Şirketi tarafından düzenlendiğini, sigortalı doktorun gebelik takibinde davacı anneyi down sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak küçük --------- down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini,
down sendromunun gebelikte tespitinin mümkün olan, tespiti halinde 2827 SK'na göre gebeliğin sonlandırılmasına izin verilen bir özür olduğunu, -------- Hukuk Dairesi'nin ise down sendromunu teşhise yönelik imkanlar konusunda hastayı aydınlatmayan doktorun sorumlu olacağını kabul ettiğini, davanın sigortalı doktorun davacıları aydınlatmaması sebebiyle down sendromlu doğumdan sorumlu olduğu iddiasına dayandığını,
------- Hukuk Dairesi'nin bu konudaki ilke kararının anomaliyi tespit imkanları konusunda aydıntalma yapılmamasının hekimin sorumluluğunu gerektirdiğini ve aydınlatma konusunda da ispat yükünün davalı sigortacıya ait olduğu yönünde olduğunu, müvekkili küçük --------- için 430.000,00 TL işgöremezlik, 40.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili --------- için 20.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili --------- için 20.000,00 Tl manevi tazminat olmak üzere 510.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle;-------- ve eşi gebelik takipleri sırasında bebeklerinin down sendromlu olduğunun tespit edilemediği iddiası ile dava dışı hekim -------- mesleki faaliyetleri nedeniyle verdiği iddia olunan zararlara karşı Müvekkili Şirket tarafından tanzim edilen Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında doğrudan Müvekkil -------Ş. aleyhine toplam 430.000,00-TL maddi ve 80.000,00-TL manevi tazminat talepli işbu dava ikame edildiğini, zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğunu, süresi içerisinde açılmayan davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini,
hekim-hasta arasındaki ilişkiden doğduğu iddia edilen zarar gerekçesiyle davanın doğrudan Sigorta şirketine yöneltilmesinin savunma hakkını kısıtladığını ve hak ihlali teşkil ettiğini, talebin müvekkili sigorta şirketine yöneltilmesine ve müvekkili Sigorta Şirketinin kısıtlı bilgi ve verilerle sınırlı bir savunma yapacağı ve dosyada savunma yapılmasına fırsat tanınmadan karar alma mücadelesine girilmesinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde temel ilke olarak benimsenen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,
hekimin uygulama hatası olduğundan bahisle müvekkili sigorta şirketi aleyhine ikame edilen davanın husumet yöneltilen tarafının anayasa hükümlerine aykırı ve hatalı olması nedeniyle reddi gerektiğini, davanın sigortalı hekim --------- ihbarını talep ettiklerini, dava dilekçesinde davacı --------- hamilelik sürecini takip eden Kadın Doğum Uzmanı --------- 16.09.2015 tarihinde doğan çocuğunun Down Sendromlu olduğunu hamilelik takibinde teşhis edememesi sebebi ile söz konusu hekimin müvekkil şirket nezdinde Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası olduğundan bahisle maddi-manevi tazminat talep ettiğini,
dava dışı hekim -------- müvekkili şirkete -------- nolu Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile 01.08.2020- 01.08.2021 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğundan bahsedebilmek için öncelikle riziko tarihinin doğru belirlenmesi ve söz konusu zararın meydana gelmesinde Hekimin Sorumluluğu olup olmadığı hususunun netleştirilmesi gerektiğini, sigortalı hekimin ve dolayısıyla Müvekkil Sigorta Şirketinin Sorumluluğu için hukuki şartlar oluşmadığını,
huzurdaki davanın tıbbi süreçte yer almayan ve dolayısıyla tedavi evraklarına doğrudan erişim imkanı bulunmayan sigorta şirketine yöneltildiğini, davacıya ait tüm hasta kayıtları dosyaya ibraz edildiğinde beyanda bulunma haklarının saklı tuttuklarını, müvekkili sigorta şirketinin işbu davada hukuki sorumluluğundan bahsedebilmek için öncelikle Genel Şartlar gereğince olguda "Tıbbi Uygulama Hatası" niteliğinde bir kusur bulunması gerektiğini, tıbbi uygulama hatasının söz konusu olabilmesi için de Borçlar Kanunu'nun vekalete ilişkin hükümlerinde tanımlanan şekilde kurulmuş olan hasta - hekim ilişkisi kapsamında.
Hastane - hekim - hasta arasında bir tedavi ilişkisi, hukuka aykırılık, kusurlu davranış, zarar, uygun nedensellik bağı şartlarının birlikte bulunması zorunlu olduğunu, bu şartlardan birinin bulunmadığı bir durumda hekimin ve dolayısıyla sigorta poliçesini düzenleyen Sigorta Şirketinin hukuki sorumluluğundan bahsetmenin mümkün olmayacağını, sorumluluk hukukunun açıklanan temel ilkeleri uyarınca, tıbbi müdahale nedeniyle meydana gelen zarardan müdahaleyi gerçekleştiren hekimin sorumlu tutulabilmesi,
öncelikle hekimin "kusurlu bir davranışının varlığı" ve meydana gelen sonuç ile hekim uygulaması arasında "nedensellik bağının" kurulmasına bağlıdır. Tıbbi uygulamalarda "kusurlu davranış" ise karşımıza "tıbbi uygulama hatası" olarak çıkmaktadır.
Bu nedenle tıbbi uygulama hatasının tanımı ve öncelikle somut olayın Tıbbi Malpraktis (Tıpta Uygulama Hatası) tanımına dahil olup olmayacağının ayrımının büyük önem taşıdığını, sigortalı hekim -------- tıbbi müdahalelerinde herhangi bir ihmal ya da hata söz konusu olmayıp aksine tıbbi kayıtlardan sigortalı hekimin görevini güncel tıp standartlarına uygun ve eksiksiz gerçekleştirdiği,
meydana geldiği iddia olunan zarar ile sigortalı hekimin fiilleri arasında illiyet bağı bulunmadığının anlaşılacağını, bu nedenle sigortalının müdahalelerinde hata bulunduğu iddiasıyla haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olarak Müvekkil Şirket aleyhine ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde.
Dava konusu uyuşmazlığın; davalı nezdinde Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı dava dışı hekim tarafından hamileliğin takibi sonucunda davacı küçüğün down sendromlu olarak doğması olayında, davalı şirket sigortalısı hekim tarafından diğer davacılara gerekli tıbbi müdahale ve bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığı,
bundan dolayı hekimin kusuru bulunup bulunmadığı ve davalı sigorta şirketinin talep edilen maddi ve manevi tazminattan sorumlu olup olmayacağı noktasındadır.Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12 nci maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17 nci maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir.
Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10 uncu maddesinde,
Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17 nci maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir.
Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuğun da yararlanacağı şüphesizdir. Nitekim -------- sayılı kararı da bu doğrultudadır. Davacı küçük hakkında açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle redddine karar vermek gerekmiştir.
Gebelik süresince davacı annenin sigortalı doktor dışında başka doktorlara gittiği ve sürekli sigortalı doktor tarafından takip edilmediği hususunun nazara alındığında ve bu durumun, sigortalı doktorun mesleki ihmali ile çocuğun down sendromlu doğması arasında nedensellik bağı olmadığı anlaşılmaktadır.
Adli Tıp Raporunda listelendiği üzere davacı annenin sadece ihbar olunan doktorda takibini yaptırmadığı bu yönüyle ihbar olunan doktorun sigortasının sorumluluğunun olduğu kabul edilemeyeceğinden davacının anne babanın tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/45, K. 2025/794, 19 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama