KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/466
- Karar No
- 2025/683
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
Karar Metni
1.119 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2025/466 Esas
KARAR NO: 2025/683
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/05/2025
KARAR TARİHİ: 02/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle. Dava öncesi zorunlu arabuluculuk faaliyeti kapsamında yapılan toplantı anlaşmama ile sonuçlandığını, E imzalı anlaşmama tutanağını dilekçe ekinde sunduklarını, müvekkili ---------- meyve sebze ticareti kabzımallık ve ticari faaliyetler ile geçimini sağladığını, müvekkil ile davalı arasında nar ticareti konusunda ticari anlaşma sağlandığını,
yapılan sözlü anlaşmaya binaen müvekkilin ortakları ve çalışanları tarafından nar teslimi yapıldığını ve ilgili ticaret ile alakalı olarak fatura düzenlendiğini ve davalıya e fatura olarak düzenlenen ve tebliğ edilen evrakların ödeme günü geçmesine ve mal teslimi yapılmasına rağmen davalının borcunu ödemediğini ve sürekli olarak müvekkilihe ve ortaklarına ödeme yapmayacağını hususunda beyan ve telkinlerde bulunduğunu, taraflarınca Ticaret konusu faturaların---------Numaralı dosya kapsamında taraflarınca icra takibi başlatıldığını,
işbu takibe davalı tarafça böyle bir ticari faaliyetin olmadığı hususu beyan edilerek haksız şekilde itiraz edildiğini, işbu haksız itirazların iptali maksatlı olarak dava ikame etme zorunluluğu hasıl olduğunu, faturaya itiraz süresi 8 gündür. Bu süre, fatura alıcısına ulaştıktan sonra başlar.
Eğer bu süre içinde faturaya itiraz edilmezse, fatura hukuki olarak kabul edilmiş sayılır.Eğer itiraz süresi içinde bir geri bildirim yapılmazsa: Fatura, hukuki açıdan kabul edilmiş sayılır. Fatura bedeli, borçlu tarafından ödenmek zorunda kalınır.
Söz konusu ticari faaliyet sözlü satım sözleşmesi ile anlaşılan bir nar alım satım sözleşmesi söz konusu olduğunu, işbu konuda irsaliyeli olarak kesilen faturanın karşı tarafa tebliğ edilmesine rağmen yasal süresi içerisinde ödeme yapılmadığı gibi itiraz yapılmaması sebebi ile fatura kaynaklı ticari ilişkide kabul edildiğini, işbu sebeple yasal süresi içerisinde tebliği yapılan faturanın içeriği davalı tarafından aynen kabul edilmiş sayılır. davalı ve müvekkili arasında yaşanan sözlü satım sözleşmesinin kurulmasının tanık beyanları ile ispat edileceğini,
davalının faturaları tebliğ almasına ve itiraz etmemesine rağmen işbu borca haksız şekilde itiraz ettiğini, müvekkiline ait ticari defter kayıtları maliye ödemeleri ve davalının----------halinde meyve alım satım kabzımallık işi ile uğraştığı incelendiğinde söz konusu alacağın ticari ilişkiden kaynaklı haklı bir alacak olduğu tecilli olarak aşikar olduğunu, davalının itirazlarının haksız ve hukuki temelden yoksun olduğunu, sadece alacağın tahsilini geciktirmek amacını taşıdığını, alacağın likit bir alacak olup, davalının kötü niyetli itirazı sonucu takibin durduğunu, müvekkili ------- halihazırda cezaevinde hükümlü olarak bulunduğunu,
üzerine kayıtlı herhangi bir mal varlığı ve gelir bulunmadığını, müvekkili ailesinin ve çocuklarının bakımını dahi zor sağladığını, ayrıca alacaklarından mahrum kalması sebebi ile ekonomik olarak zor durumda olduğunu, İşbu sebeple adli yardım taleplerinin kabulünü, müvekkili şirketin mağdur olduğunu, bu nedenle alacağın %20’sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini ve itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle.
Davacı tarafın müvekkili aleyhine --------Numaralı dosya kapsamında taraflarınca icra takibi başlatmış iş bu haksız ve kötüniyetli takibe taraflarınca itiraz edilmiş ve iş bu takibin durduğunu, davacı tarafın , taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, söz konusu faturaya dayalı ticari ilişkinin bulunduğunu ,ilgili malların müvekkile teslim edildiğini ticaretin arkadaşlar aracılığı ile yapıldığını işbu hususun tanık anlatımları ile ispatlanacağını beyanla davasının kabülünü ve icra inkar tazmiantına hükmedilmesini talep etmiş olup iş bu taleplerin taraflarınca kabülü mümkün olmadığını,
davacı tarafın sunmuş olduğu tüm iddia ve savunmalara itiraz ettiklerini, müvekkilinin adresi itibariyle dava yetkili mahkemede açılmadığını, davanın usulden reddini talep ettiklerini, ayrıca dava icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde de açılabilecek olup yetkili mahkemenin İstanbul Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yetki itirazlarının kabulünü, davacı tarafın dava dilekçesinde taraflar arasında icari ilişki olduğunu beyan etmiş olup ,taraflar arasında sözlü bir satım sözleşmesi kurulduğunu beyanla iş bu hususun tanık beyanları ile ispatlayacağını beyan ettiğini,
dava konusu faturaların bedelinin yaklaşık 11 milyon TL civarında olup iş bu bedel tanıkla ispat sınırının çok çok üstünde bir tutar olup tanık delili ile ispatı mümkün olmadığını, davacı /alacaklı taraf icra dosyası ekinde sunmuş oldukları faturaları dayanak göstemiş olup iş bu fatura sahte düzenlenmiş,hiçbir mal ve hizmet karşılığı olmayan bir fatura olduğunu, müvekkili ve davacı tarafa ait ticari defterlerin ivedilikle incelenmesi gerektiğini, müvekkiline ait ticaret sicil, Sgk ve hal kayıtlarının celbini talep ettiklerini, davalı tarafça yetkisiz mahkemede açılan iş bu davanın usulden reddine karar verilmesini,
mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve kötü olan alacaklı olduğunu iddia eden davacı hakkında takip % 20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminata mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde. Huzurda görülen dava itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak davasıdır.
Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır.
Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre; yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir (HMK 19/1).
Yetkinin kesin olmadığı davalarda ise yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi halde dinlenemez (HMK 117/1). Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir (HMK 19/4). Yetki itirazından vazgeçilmiş ise yetki itirazı bulunmadığı kabul edilerek değerlendirme yapılmalıdır. Bunun yanı sıra dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır.
Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler ve tarafların dinlenmesine gerek görmezse dosya üzerinden karar verir. (HMK m. 137/1 ve m. 138)HMK'nın 6. maddesi, genel yetkili mahkemeyi düzenlemiştir. Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Somut olayda davacının alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür.
Davalı tarafından mahkememizin yetkisine süresi içerisinde itiraz edilmiştir. Dosyamız arasına celp edilen icra dosyasının incelenmesinde huzurda görülen davanın davalı aleyhine de icra takibi başlatıldığı; söz konusu davalının adresinin ------ yer aldığı; davalının icra takibine itiraz etmediği gibi davacının -------Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine hitaben dava dilekçesini hazırladığı ve davalının da süresinde yetki itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde -----Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkilidir. Açıklanan nedenlerle mahkememizin yetkili olmaması nedenleri ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
1-Mahkememiz yetkisizliği sebebiyle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
2-Karar kesinleştiğinde 6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince davacının iki hafta içinde mahkememize başvurması halinde dava dosyasının görevli ve yetkili ------- NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi halde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3-Yargılama giderlerinin HMK 331/2 maddesi uyarınca yetkisizlik kararından sonra davaya devam edecek olan İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNCE hükmedilmesine, yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmez ise talep halinde yargılama giderleri hakkında Mahkememizce karar verilmesine,
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/466, K. 2025/683, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama