KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2024
- Esas no
- 2023/1011
- Karar no
- 2024/897
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 20/12/2023
Karar Metni
774 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalının maliki olduğu... plakalı kamyonet, davacı müvekkil sigorta şirketine 06.03.2022-06.03.2023 tarihleri arasında ... nolu trafik poliçesi ile sigortalı olduğunu, 14.05.2022 tarihinde, davalı sevk ve idaresindeki sigortalı kamyon, Mithatpaşa caddesi üzerinde Güzelbahçe istikametinden Narlıdere istikametine seyir halindeyken, davalının hakimiyetini kaybederek Emniyet müdürlüğünün... seri numaralı mobese direğine ve yanında bulunan aydınlatma direğine çarpması ile maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza akabinde düzenlenen kaza tespit tutanağında,
sigortalı araç sürücüsünün 2.29 promil alkollü olduğu ve KTK madde 52/1-A kuralını ihlal ettiği tespit edildiğini, davacı müvekkil şirketçe; meydana gelen işbu hasar nedeniyle 05.07.2022 tarihinde 50.000,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, müvekkil sigorta şirketi tarafından Trafik Sigorta Poliçesine istinaden ödenen tazminat bedelinin akde muhalefet eden davalı sigortalılarından tahsili gereği doğduğunu,
alacaklarının TTK’nın sigorta hukukuna ilişkin hükümlerine dayalı kanundan doğan bir ticari alacak niteliğinde bulunduğundan alacağın muaccel olduğu ödeme günlerinden itibaren avans faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Müvekkilinin kazada kusuru bulunmadığını, müvekkilinin gerekli hız kurallarına uymuş olmakla birlikte kazanın oluşumundaki etkenin kaygan zemin olduğunu, müvekkilinin alkollü olduğundan bahisle eldeki kaza meydana gelmediğini, sigorta şirketi bu yönüyle eldeki davaya konu kazanın müvekkilin alkol etkisinde olmasından kaynaklı olduğunu ispatlaması gerektiğini, sürücünün alkollü olması,
kazanın oluşumda birebir etkili olup olmadığının saptanması gerekli olup, müvekkilde bulunan alkol oranı, kazanın oluşmasına sebebiyet verecek düzeyde olmadığını, kaygan zemin unsuru dikkate alınmadığını, davacının dosyaya sunduğu fotoğraflarda ve belgelerde de maaliyet artışı yaratarak,
hakkaniyet dengesi bozularak ve basiretli bir tacirin yapmayacağı davranışlarda bulunarak" fahiş miktarlarda bir ödeme yapıldığı görüleceğini, meydana gelen kazada hem işçilik bedelleri hem de malzeme bedelleri gerçek değerinden çok daha fazla yazılarak adeta ... firması lehine bir kazandırıcı işlem yapıldığını, davacının dosyaya sunduğu fotoğraflarda da görüleceği üzere, temel sistemin fiziksel hasar almadığı, kitle beton bütünlüğünün bozulmadığı sabit olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ZMMS poliçesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkindir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Tüm dosya kapsamında yapılan incelemede, dava konusu edilen aracın her ne kadar kamyonet statüsünde olsa da kullanım amacının hususi olduğu, taraflar arasında sigorta sözleşmesi bağlamında bir ilişkinin bulunduğu, uyuşmazlık konusu edilen aracın ticari bir kullanımının olmaması, tüketicinin korunması hakkında yasa kapsamında 3/L maddesi gereği tarafların arasındaki sözleşme ilişkisinin tüketici işlemi kapsamında kaldığı anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine görevli mahkemenin İzmir Tüketici Mahkemeleri olduğunun tespitine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1011, K. 2024/897, 5 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama