İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2016/191 K.2025/898

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2016/191Karar2025/898Tarih14 Ekim 2025Okuma10 dk · 1.987 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
14 Ekim 2025
Esas no
2016/191 Esas
Karar no
2025/898
Dava
Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Dava tarihi
15/02/2016
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.987 kelime·10 dk okuma·1 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davalı şirkette hizmet ile çalışmış ve 19/09/2013 tarihinde kendi isteği ile işten ayrıldığını, daha sonra davalı şirket müvekkili hakkında İzmir...

İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasıyla 203.057.53-TL takip çıkış tutarı ile ilamsız icra takibini başlattığını, takibe ilişkin ödeme emrinin müvekkilinin kullanmadığı adresine tebliğ edildiği takipten haberi olmayan müvekkilinin itiraz olanağını kullanamadığını, böylelikle kesinleşen takip nedeniyle davacı müvekkiline belirtilen takip dosyasından icra işlemlerine maruz kaldığını, ödeme emrinin usulüne aykırı olarak tebliğ nedeniyle yapılan şikayet İzmir ...

İcra Mahkemesi'nin...karar sayılı dosyası ile rededildiğini, iş bu kararın temyiz edildiğini, davalı şirketin müvekkiline karşı başlatıp yürüttüğü haksız ve kötü niyetli icra takibinin yanı sıra bu takibe ve takip konusu sözde alacağına dayanak oluşturmaya dönük bir mizansen ve tamamen dayanıksız ve gerçek dışı iddialarla Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ne müvekkili hakkında şikayette bulunduklarını, davalı şirketin tüm bu asılsız,

maddi dayanaktan yoksun ve mizansen oluşturmaya dönük haksız ve kötü niyetli iddialarına karşı ilgili kurumlar nezdinde gerek davalı müvekkili gerekse suçlanan diğer sigortalı şirketler tarafından ayrıntılı olarak yanıt verildiğini, müşterilerin sigorta poliçesi kesilmesine dair verdikleri tek yetki onaylarının sunulduğunu ve hulasa, tüm bu iddiaların gerçek dışı olduğunu, somut olarak ortaya konulduğunu, keza yine davalı şirket tarafından müvekkili hakkında İzmir C.Başsavcılığı'na aynı amaca dönük olarak ve aynı dayanaksız ve gerçek dışı iddialarla suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkili tarafından İzmir C.Başsavcılığı'nın ...

HZ. Nolu soruşturma dosyasında da gerekli ifadenin verildiğini, bu soruşturma sonucunda açılan dava İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile derdest olduğunu, müvekkilinin davalı şirkete hiç bir borcunun bulunmadığını, davalı şirketin İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip yönünden de müvekkilinden hiç bir alacağının olmadığını, davalı şirketin müvekkiline karşı başlattığı İzmir ...

İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı ilamsız haciz takibinde müvekkiline hizmet sözleşmesi kapsamında imzalatılan 06/02/2012 tarili Gizlilik Sözleşmesi'ne dayandığını, ancak davalı şirketin alacak iddiasını dayandırdığı 06.02.2012 tarihli Gizlilik Sözleşmesinin hiç bir şekilde müvekkili yönünden geçerli ve bağlayıcı bir sözleşme olmadığını, bu sözleşmenin eşit şartlarda iki tarafın bir araya gelerek görüşüp tartışarak sonuçlarını birlikte değerlendirerek özgür irade ile imzaladıkları bir sözleşme olmadığını, bu sözleşme işveren davalı...

Sigorta ve... Brokerliği A.Ş.

İle işçi davacı müvekkili ... arasındaki hizmet sözleşmesi kapsamında müvekkiline bağlı bulunduğu iş akdiyle ilgili olarak dayatılarak imzalatılan bir sözleşme olduğunu, işçi olan müvekkilinin önüne sürülen bu sözleşmeyi işini kaybetmemek için hiç bir şekilde görüşüp müzakere dahi edilmeden, mecburen ve baskı altında imzalandığını, bu tek yanlı sözleşmenin müvekkili yönünden geçersiz ve dolayısıyla geçersiz sözleşmeye dayalı tazminat veya cezai şart koşulu da buna bağlı olarak aynı şekilde hükümsüzdür olduğunu, gizlilik halini ve ihaleden kaynaklanan zararı kanıtlama yükümlülüğünün tamamen davalı şirketin olduğunu,

davalı şirket haksız ve kötü niyetli olarak davacı müvekkili hakkında icra takibini başlattığını,haciz işlemlerini uygulandığını, bu arada müvekkilini aracını satışa çıkardığını, bu nedenle müvekkilinin bu haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle uğradığı zararın giderilmesi için İİK'nun 72/5 maddesi uyarınca takip konusu alacağın %20 'sinde aşağı olmayan oranda tazminat hükmedilmesine talep ettiklerini belirterek haklı nedenle ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla İİK'nun 72. Maddesi uyarınca menfi tespit isteminin kabulü ile davacı müvekkilinin aleyhine yapılan İzmir ...ra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında borçlu

bulunmadığının tespiti ile takip dayanağı yaplan ve davalı şirket tarafından davacı müvekkile hizmet sözleşmesi kapsamında baskı ve dayatma ile imzalatılan 06.02.2012 tarihli Gizlilik Sözleşmesi'nin geçersizliğine, haksız ve kötü niyetli icra takibi nedeniyle davalı şirketin takip konusu yaptığı tutarın %20 'sinden aşağı olmayan oranda tazminatı davacı müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasının haksız ve yersiz olduğunu ve reddinin gerektiğini, davacı ...'ın müvekkili şirkette 05.05.2010 tarihinde işe giren ve 19.09.2013 tarihinde kıdem tazminatı ödenmek suretiyle bildirimli fesih ve iş ilişkisine son verilen müşteri temsilcisi olarak çalışan birisi olduğunu, iş akdi imzalandığı dönem içerisinde 06.02.2012 tarihli Gizlilik Sözleşmesi imzalayan davalının bu sözleşme kapsamında, çalıştığı sürece konumu gereği öğrendiği ticari sırları saklama yükümü altına girdiğini,

gerçi sır saklama yükümlülüğü yasalardan kaynaklandığını ancak işveren tarafından bu sır saklamak yükümlülüğünün sınırları açık ve net olarak çizilmiş ve de okudum anladım denilerek davacının da imzasının alındığını, davacı iş akdinin feshinden 4 gün sonra iş yerine geldiğini ve bilgisayarın başına oturarak 67 adet gizli içerikli ticari sır nitelikle ekonomik açıdan son derece değerli ve şirketin tüm geçmişi bugünü ve gelecek perspektifini içeren dosyaları elektronik ortamda kendi mail adresine attığını, bu durumu müvekkili şirket yetkilisi tarafından şirket sahibinin sağlık sorunları nedeniyle İstanbul'da olduğu dönem sonunda,

müvekkili firmanın bazı müşterilerin ayrılmaları ve başka sigorta şirketlerine yönelmeleri esnasında davacının müvekkili firmaya ait şirket mail adresine gelen maillerden öğrendiğini, güvenlik kameralarının kontrol edildikten sonra maillerin atıldığı saatte davacının işten ayrılmış olmasına rağmen eski masasında bilgisayardan işlemler yaptığının anlaşıldığını, bu nedenle hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu ve hakkında İzmir...

Asliye Ceza Mahkemesinde...esas sayılı dosyasının açıldığını, bu fiilin gerçekleştiği tarihte işten ayrılmış olması değerlendirilirse de eyleminin nitelikli hırsızlık anlamına geldiğini, suç olmanın ötesinde bu rekabet yasağının delindiği gizlilik sözleşmesini ihlal edildiğinin açık olduğunu, davacının yaptığı işlemlere dair , sigorta sektörünün üst kurullarına yapılan başvuruların de yerinde olduğunu ve yapılan işlemlerin disiplin açısından suç olduğunu, davacının davasında haksız olduğunu belirterek haksız ve yersiz açılan davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatına,

yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, iş sözleşmesi bünyesinde düzenlenen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin başlatılan icra takibine karşı açılan menfi tespit istemine ilişkindir.

Menfi tespite konu İzmir... İcra Müdürlüğü' nün...Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, davalı tarafından davacı aleyhine 06/02/2012 tarihli gizlilik sözleşmesi dayanak yapılarak 100.000,00 TL asıl alacağın ve 3.057,53 TL işlemiş faizin tahsili amacı ile takibin başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde itiraz dilekçesi sunulmadığından takibin kesinleştiği görülmüştür.

Delil olarak dayanılan İzmir ... ASCM' nin... Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; dosyamız davacısının sanık olarak yer aldığı, davalı şirketin ise katılan konumunda bulunduğu, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 17/06/2015 tarihinde;

"Her ne kadar sanık hakkında çalıştığı katılana ait iş yerinden ayrılmasından sonra katılan şirkete ait bir kısım müşterilerin e-posta adresi ve benzeri bilgileri kendi bilgisayarına göndermek suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmışsa da,

TCK 155 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun "muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş mal üzerine kendisinin veya başkasının yararına olarak zilyedliğin devir amacı dışında tasarrufta bulunma" olarak tanımlandığı bu suç tanımına göre güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için muhafaza etmek yada belirtli bir şekilde kullanmak üzere devredilmiş maddi değeri olan bir malın sanığa teslim edilmesi ve bu teslim edilen malın sanık tarafından kendisi yararına ya da başkası yararına tasarrufta bulunulmuş olması gerekir.

Sanığın katılan şirketde çalıştığı dönemde bazı müşterilerin e-posta adres ve başka bilgilerini öğrenmiş olması bu bilgilerin TCK 155 maddesinde düzenlenen maddi değeri olan mal kapsamına girmeyeceği, bu nedenle sanığa atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından sanığın beraatine" karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay... C.D. ...Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararı onadığı görülmüştür.

Davacının davalı bünyesinde 05/05/2010-19/09/2013 tarihleri arasında pazarlama ve satış departmanında çalıştığı ve iş akdinin davalının istifası ile sonlandığı, iş akdi devam ederken taraflar arasında " Gizlilik Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin imzalandığı görülmüştür.

Davacı ile davalı şirket arasında imzalanan 06/02/2012 tarihli gizlilik sözleşmesi incelendiğinde, çalışanların işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırları ilgililerin izni olmaksızın açıklamayacağı (m. b), davalı çalışanlarının işyerinde veya işyeri dışında işverenin iş konusu olan veya iş konusu olmasa dahi iş gereği edindiği bilgi , belgeler ile bunların erişim ve her türlü sorgulama şifreleri, metotlar, ticari sırlar, yazılı yada sözlü yoldan öğrenecekleri tüm ticari, mali, teknik bilgiler ve konuşma bilgilerinin gizli bilgi olarak kabul edildiği (m. 1),

-çalışanın işveren tarafından açıklanan ya da işi gereği öğrendiği tüm bilgileri ...tüm bilgi ve dökümanı, müşteri ile alakalı her türlü belge, çalışma, teklif, poliçe ve suretini, şirketin fiziki çalışma alanı dışına gerek yazılı gerekse bilgi teknolojileri alanında herhangi bir kayıt cihazı veya yöntem ile çıkaramayacağı, kopyalamayacağı, kendi özelinde depolamayacağının taahhüt edildiği (m. 2),

-sözleşmeye aykırılık halinde 1.000.000 USD doları maddi/manevi tazminatın herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın işçi tarafından ödeneceğinin (m. 3) yazılı olduğu görülmüştür.

Davacı vekili tarafından rekabet sözleşmesinin geçersiz olduğu savunulmuş ise de; sözleşmenin akdedildiği tarih itibari ile yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK' nun 445.

Madde uyarınca hakim rekabet yasağı sözleşmesini hakkaniyete uygun bir şekilde göz önünde tutmak suretiyle kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir hükmü bulunduğundan; sözleşme hakkaniyete göre uyarlanabileceğinden salt yer ve zaman sınırlamasının bulunmaması yada uygun bir sınırlamanın olmaması cezai şartın geçersizliğe neden olmayacaktır.

Kaldı ki davacının istifa sonrası aynı ilde yaklaşık 2 ay sonra 21/11/2013 tarihinde kendi şahıs firmasını (sigorta üzerine) kurduğu davacının Başbakanlık Hazine Müsteşarlığına hitaben verdiği savunma yazısından görüldüğünden sözleşme geçersiz sayılmayıp işin esasına girilmiştir.

Her ne kadar sunulan savunma yazısında baskı ve tehdit altında gizlilik sözleşmesinin imzalatıldığı belirtilmiş ise de, mahkememize sunulan dava dilekçesinde bu yönde bir iddia bulunmadığından ayrıca bir araştırma yapılmasına gerek görülmemiştir.

Aynı maddenin 2.fıkrasına göre ise "Hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve iş verenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir". TBK.'nın 445.maddesinde düzenlenen geçersizlik hali özel norm niteliğinde olup kesin hükümsüzlük olarak değerlendirilemez. Hakimin müdahalesi ile giderilebilecek bir hükümsüzlük hali olduğunun kabulü gerekir (Yargıtay 11.H.D.'nin 2015/12450 E - 2016/6672 K.sayılı, 16.06.2016 tarihli kararı).

Tüm bu nedenler ile, davacı işçinin davalının iş yerinde pazarlama ve satış departmanında çalıştığı dönemde, müşteriler ile iletişim halinde olduğu ve olması gerektiği, istifa sonrası açmış olduğu kendi işyerinde de davalının faaliyet konusu ile aynı nitelikte faaliyette bulunduğu davacı ile davalı şirketin ortak coğrafi alanda benzer konuda sigortacılık işlemi yaptığından, davanın her her iki tarafınında ortak müşteri portföyüne sahip olabileceği, bu itibarla davalı iş yerinde edinmiş olduğu yönetim deneyimine, gerekse ortak müşteri portföyü ve benzer ürün isim ve içerik bilgilerine sahip olan davacı işçinin,

davalı şirketin gizli bilgilerine sahip olarak, ekonomik alanda davalı şirketi önemli ölçüde zarar yönünde etkileyebileceği sonuç ve kanaati hasıl olmakla somut olayda davacı işçinin rekabet yasağını ihlal ettiği, davalının cezai şart talebinin yerinde (Yargıtay 11. H.D.'nin 2015/8396 E. - 2016/3470 K. sayılı, 30.03.2016 tarihli kararı) olduğu kanaatine varılmıştır.

Davalının cezai şart talep etme hakkı bulunmakla birlikte TBK.'nın 182/son maddesi uyarınca; hakim, fahiş bulduğu cezai şartı resen terkin edebilir. Davaya konu olayda, davalının rekabet yasağını ihlal etmesi halinde 1.000.000 USD cezai şart olarak kararlaştırılmıştır. Bu cezai şart karşılığında, davalı işveren herhangi bir yükümlülük üstlenmemiş olup, 1.000.000 USD tutarının fahiş olduğu, takipte yabancı para cinsi üzerinden alacak talep edilmediğinden takip miktarı üzerinden takdiren indirim yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Davalının, TBK'nın 182/2. maddesi uyarınca, tenkis edilen cezai şart tutarını önceden takdir ve tespit etmesi de mümkün değildir. Bu nedenle, sözleşme ile belirlenen cezai şartın tahsilini talep hakkına sahip davalının, başlattığı takip sonucu açılan menfi tespit davası neticesinde cezai şartın mahkememizce fahiş görülerek tenkisi nedeniyle, tenkis edilen miktardan dolayı davacı yararına vekalet ücretine hükmedilemeyeceği açıktır.

Diğer bir ifadeyle, hakimin takdir hakkını kullanarak TBK'nın 182/son maddesini uygulamak suretiyle yapmış olduğu indirim miktarı vekalet ücretinin hesabında dikkate alınamayacağından, reddolunan kısım üzerinden davacı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmeyerek hüküm kurulması gerekecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/18-421 Esas, 2009/526 Karar sayılı 18/11/2009 günlü içtihadı).

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davacının İzmir ... İcra Müdürlüğü' nün ...Esas sayılı takip dosyasında 50.000,00 TL asıl alacak ve 61,64 TL işlemiş faiz yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

2-Tarafların tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine,

3-Alınması gereken karar ve ilam harcının (615,40 TL) başlangıçta yatan peşin harçtan mahsubuna, artan harcın davacıya iadesine,

3-Davacı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

14/10/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/191, K. 2025/898, 14 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2016/191
Karar No
2025/898
Tarih
14 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2016/268 K.2025/651
  • Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2016/880 K.2025/838
  • Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2016/957 K.2025/875
  • Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2016/1136 K.2025/890
  • İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2017/10 K.2025/749
  • İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2017/58 K.2025/250

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.