KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1184
- Karar No
- 2024/1082
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- *** Esas - ***
- Esas no
- ***
- Karar no
- ***
- Hakim
- ***
- Katip
- ***
- Davacı
- ***
- Vekilleri
- Av.
Karar Metni
2.330 kelime·12 dk okuma·10 bölüm
Av.
DAVALILAR : 1- ***
2- ***
DAVA
Menfi Tespit (Kooperatif Üyesi Olmadığının Tespiti ve Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalı kooperatifçe 2011 yalıda yapılan genel kurul kararı gereği kooperatifin yap-sata çevrilmesi ve fazla yapılan dairelerin satışı kararı alındığını, bu doğrultuda Kayseri ili, ... ilçesi ...
Ada | parsel numaralı gayrimenkul üzerindeki binanın 12. Kat 50 numaralı bağımsız bölümü müvekkil tarafından satın alındığını, müvekkilinin bu satın alma işlemi ile ilgili kooperatifin o zamanki yöneticilerinden ... ile muhatap olduğunu, müvekkilinin söz Konusu dairenin ödemesini ...'a yaptığını, kooperatif yöneticisi ...'da müvekkiline tapusunun verilmesini sağladığını, mesken kullanma izin belgeleri vs. alınması için gerekli abonman da ...'ın şahsına verildiğini, müvekkilinin daireyi satın alıp, tapusunu aldığını, müvekkili davalı kooperatife hiçbir zaman üyelik dilekçesi verip üye olmamış,
üyelik devralmamış ve kooperatife aidat vs. adı altında hiçbir ödeme yapmadığını, müvekkilinin kooperatif genel kurulların çağırmışsalar da müvekkil genel kurullara üye olmadığı için katılmadığını, sonradan kendisi gibi daire satın alan bazı şahıslardan formalite icabı diye üyelik müracaat ğilekçesi alınıp üye kaydedildikleri ve ek para taleplerinde bulunulduğunu öğrendiğini, uyanık yöneticiler müvekkilinden de böyle bir dilekçe talep ettilerse de müvekkilinin daire satın aldığını beyanla üyelik müracaat dilekçesi vs. vermediğini, sonradan kendisinden vaki ek para taleplerini de yerine getirmediğini,
dolayısıyla müvekkilinin kooperatife üye olma dilekçesi ve iradesi söz konusu olmadığı için müvekkilinin kooperatifin üyesi olmadığını, bu konuda kendisinden telefonla haksız bir talepte bulunulması özeline tarafımızca arabuluculuğa müracaat edildiğini, ...
E. sayılı arabuluculuk dosyası ile yapılan görüşmeler sonucunda müvekkilinin kooperatife 37.500,00 TL borcu olmadığı ve kooperatife üye olmadığına ilişkin davalı kooperatifle anlaşma sağlanamadığını, bugüne kadar kooperatif tarafından icra takibi veya resmi talep dilekçesi ile müvekkiline ödeme yapması için herhangi bir talepte bulunulmadığından dolayı arabuluculuğa müracaat etmemize rağmen dava açma girişiminde bulunmadıklarını ancak Kayseri 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin ...
E. sayılı dosyası ile açılan davada müvekkili ve davalı kooperatifin de davalısı olduğu tasarrufun iptali davasında, müvekkilinin üye olmadığının ispatının öneminin bulunması sebebiyle işbu davayı şimdi açtıklarını, müvekkilinin davalı kooperatife üye ve | borcu olmadığının ve kendisinden şifahen talep edilen 37.500,00 TL'yi kooperatife borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER
Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Bilirkişi Nitelikli Hesap Uzmanı Mehmet Ermiş'ten alınan 13/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
1-Davacıya ait Kayseri İli ... İlçesi, ... Mahallesi ada ... parsel V'de 750 m? arsa alanlı “16 katlı betonarme apartman ve arsası” olarak kayıtlı taşınmazdaki |2/696 arsa paylı 12. Kat 50 bağımsız bölüm nolu mesken niteliğindeki taşınmazın kooperatif tarafından tahsis edilmeyip davacı ... tarafından 29.05.2012 tarihinde ...'dan satın alınmış olup davacının satın aldığı ...'a da bu dairenin kooperatif tarafından ferdileştirme suretiyle tahsis edildiğine dair herhangi bir bilgi ve bulguya rastlanılmamış olduğuna,
2-Davacınım davalı kooperatife üye olup olmadığıyla ilgili yapılan incelemede davacının davalı kooperatife herhangi bir üyeliği için başvurduğuna dair herhangi bir belgeye rastlanmamış, Yine yapılan incelemede davacının herhangi bir aidat ödemesi yaptığına dair de bir belgeye rastlanılmamış, her ne kadar hazirun listelerinin birinde ismi bulunduğu ancak imzası bulunmadığı da tespit edildiğinden davacının davalı kooperatife üye olmadığının tespit edilmiş olduğuna,
3-Davacının davalı kooperatife üye olmadığı tespit edilmiş olduğundan davacının davalı kooperatife borcunun olmadığının tespit edilmiş olduğuna, olduğu kanaatini mahkememize bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyanlarını sunduğu görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Davacı müflis saklı bahçe konut yapı kooperatifinin üyesi olmadığını 2011 yılında alınan genel kurul kararınca ... ilçesi ... Ada 1 parselde yer alan 50 nolu bağımsız bölümü müflis kooperatiften satın aldığını, ödemeleri o zamanki yöneticisi ...'a yaptığını, şifai olarak kendisinden 37.500,00 TL kooperatifçe istendiğini ayrıca Kayseri 3. Asliye hukuk mahkemesinin ... E sayılı dosyasında kendisi hakkında tasarrufun iptali davası açıldığından bahisle kooperatif üyesi olmadığını ve 37.500 TL miktarınca kooperatife borçlu olmadığının tespiti dilemiştir. Dava, kooperatif üyeliğinin olmadığının ve menfi tespit istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının müflis kooperatifin üyesi olup olmadığı, kooperatif tarafından davacıdan 37.500 TL alacak talep edilip edilmediği, edildi ise bu miktar üzerinden kooperatife borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Kayseri Genel İcra Dairesinin ... sayılı iflas dosyasından borçlu müflis kooperatifin herhangi bir taşınır taşınmaz malı bulunmadığı için tasfiyenin tatiline karar verilmiş ve iflas dosyasının kapatılması için de Kayseri 1. Asliye Ticaret mahkemesine yazı yazılmış ancak devam eden davalar nedeniyle iflasın kapatılması Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince reddedildiği, tasfiyenin tatili kararı nedeniyle alacaklılar toplantısı yapılmadığı, ve iflas idaresi heyeti de oluşmamış ve 2. Alacaklılar toplantısı da yapılmadığı,
devam eden davaların neticesine göre kooperatif lehine bir alacak veya mal doğması halinde tasfiye ye devam edileceği, bu aşamada tasfiyenin tatili kararı gereği iflas dosyasının durdurulması nedeniyle dosyamızdan tasfiyenin devamına yönelik herhangi bir işlem yapılmadığı iflas idaresi yazı cevapları ile anlaşılmıştır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 194/1 maddesi gereğince iflasın açılması ile acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 194/2 maddesine göre de dava durduğu müddetçe zamanaşımı ve hakkı düşüren müddetler işlemez. Anılan maddeler gereğince mahkemece ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraya kadar beklenmesi gerekmektedir. Ancak somut olayda ikinci alacaklılar toplantısının yapılamamış olması, iflasın tatil edilmesi de nazara alınarak yargılamayı sürümcemede bırakmamak için iflas dosyasına tebligat çıkarılarak yargılama yapılmıştır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun (1163 sayılı Kanun) 8 inci maddesi şöyledir:
"Kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzelkişiler, kooperatif anasözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. (Ek cümle:21/10/2021-7339/1 md.) Yönetim kurulu başvuruyu bir ay içinde sonuçlandırır ve başvuru sahibine kararı taahhütlü mektupla veya elden imza karşılığında tebliğ eder. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olmak isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi halinde değer taşır,...
Kooperatif, 1163 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde; “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” şeklinde tanımlanmıştır. Öte yandan Türk Hukuk Lûgatında da kooperatifin 1163 sayılı Kanun’da düzenlenen tanımı aynen muhafaza edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 712).
Kooperatiflerde ortaklık sıfatının kazanılması beş hâlde söz konusu olabilir. İlk olarak kooperatifin kuruluşunda kurucu ortaklar, kuruluşun gerçekleşmesiyle ortak sıfatını aslen kazanırlar. Daha sonraki evrede ise giriş talebinin kabulü yoluyla veya payın bir başkası tarafından devir alınmasının yönetim kurulu tarafından kabulüyle ortaklık gerçekleşir. Bir diğer ihtimal olarak ortaklığın taşınmaz mülkiyetine veya bir teşebbüsün işletilmesine bağlandığı durumlarda, taşınmazın veya işletmenin devir alınması hâlinde ortaklık sıfatı kazanılır.
Kooperatifler Kanunu’nun “Ortaklığa girme şartları ve ortak sayısı” başlıklı 8 inci maddesine göre; kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler, kooperatif ana sözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olmak isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi hâlinde değer taşır.
Yönetim Kurulu; ortaklar ile ortak olmak için müracaat edenlerin ana sözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırmak zorundadır.
Yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısı genel kurulca belirlenir. Yönetim kurulu, genel kurulca kararlaştırılan sayının üzerinde ortak kaydedemez.
Kooperatif ortakları bakımından geçerli olan ve öğretide "açık kapı ilkesi" olarak kabul edilen ilke uyarınca ortaklık şartlarını taşıyan ve kooperatife ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler kooperatife girmekte serbest olduğu gibi kooperatiften çıkarken de serbesttir. Açık kapı ilkesi kooperatiflere özgün bir nitelik katar ve onu diğer ticaret şirketlerinden ayırır. Ancak bu kural mutlak olarak serbestlik anlamına da gelmemektedir.
Zira açık kapı ilkesinin bir uzantısı olup onu tamamlar nitelikte olan "kooperatifin korunması ilkesi" gereğince ortağın kooperatiften çıkışı kooperatife zarar vermemelidir. Kooperatifin korunması ve varlığını sürdürebilmesi için ana sözleşme ile birtakım koruyucu ve sınırlandırıcı hükümler getirilebilir, ancak ana sözleşmeye konulan sınırlandırıcı hükümler hiçbir şekilde ortağın kooperatiften çıkmasını önleyemez ve kooperatiften ayrılmayı da haksız olarak güçleştiremez.
Ortaklık devredilebilir, ancak ortaklık sıfatı payın devralınması ile otomatik kazanılamaz, devralanın 1163 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca giriş isteminde bulunması, yönetim kurulunun da aynı maddenin 2 nci fıkrasına göre gerekli incelemeyi yapması ve bu kişinin ortak olabilmek için gerekli şartlara sahip bulunması hâlinde, anılan kişiyi kooperatife kabul etmesi, aksi hâlde talebin reddedilmesi gerekir.
Kanun “devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması hâlinde” o kişiyi kabul etmesi zorunluluğunu yüklemiştir. Yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması hâlinde, bu kişiyi ortaklığa kabul eder (1163 sayılı Kanun md. 14). Devralanın kooperatif tarafından ortaklığa kabulü ile devir eden kooperatiften çıkmış olur. Ortaklığın devri için alacağın temliki hükümleri uygulanır, ancak devrin kooperatifçe kabulü şarttır.
Kooperatif kabul etmemiş ise yapılan devir geçersizdir (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2005, s. 966, 972). Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2022 tarihli ve 2017/(23)6-867 Esas, 2022/369 Karar ile 23.03.2021 tarihli ve 2017/(23)15-846 Esas, 2021/327 Karar sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Bu aşamada TMK'nın 2 nci maddesi ile düzenlenen “dürüstlük kuralı” ve “hakkın kötüye kullanılması yasağı” hakkında bilgi verilmesinde yarar vardır. Türk Medeni Kanunu’nun “Dürüst davranma” alt başlıklı 2 nci maddesinde; hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki temel ilkeye yer verilmiş olup, öncelikle hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 2/1 inci maddesinde belirtilen dürüstlük kuralı, herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralıdır. Genel olarak dürüstlük kuralı, kişilerin tarafı oldukları hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlâklı ve diğer kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade eder.
Buna göre belirli bir hukuki ilişkide dürüstlük kuralına uygun davranış; toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimidir. Dürüstlük kuralına uygun bu davranışın belirlenmesinde, toplumda geçerli olan genel ahlâk kuralları, günün âdet ve uygulamaları, davranışın söz konusu olduğu hukuki ilişkilerin içerik ve amaçları da dikkate alınacaktır (Mustafa Dural, Suat Sarı, Türk Özel Hukuku C.
I, İstanbul 2018, s. 244).
Dürüstlük kuralı, hakların ve borçların nasıl ve hangi kurallara riayet edilerek kullanılacağını ve nasıl yerine getirileceğini gösterir. Başka bir deyişle “haklarını kullanan” ve “borçlarını yerine getiren” herkesin dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranması gerektiğini belirtmektedir. TMK’nın 2 nci maddesi anlamında dürüstlük kuralı, tüm hakların kullanılmasının sınırını çizmek suretiyle hakların ve borçların kapsamını belirlemektedir. Bu hakların sözleşmeden ya da kanundan doğmuş olması bakımından bir fark yoktur. Hakların ve borçların içeriğini belirleyen bu kural, herkese yönelik olup hem alacaklıya hem de borçluya hitap etmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 2/2 nci maddesinde belirtilen hakkın kötüye kullanılması yasağı ile hiçbir hakkın, o hakkın kötüye kullanılması şeklinde bir yetkiyi içermediği, bu nedenle içerdiği yetkiyi aşan şekilde bir kullanımın hak olarak hukuk düzeni tarafından korunmayacağı belirtilmiştir. Bu durumda getirilen sınırlama, bütün haklar yönünden genel ahlâki bir sınırlama niteliğindedir. Bu sınırın aşıldığı durumlarda, hakkın sahibine tanıdığı yetkilerin dışına çıkılmış olmakta, bir hakkın kullanıldığı görüntüsü altında haksız bir davranış gerçekleştirilmektedir. Hakkın dışına çıkıldığı için de doğal olarak hukuk düzeni bu davranışa herhangi bir koruma sağlamamaktadır (Dural/Sarı, s. 256).
Türk Medeni Kanunu’nun “başlangıç hükümleri” arasında yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı diğer başlangıç hükümleri gibi bir “genel kural”dır. Bu sebeple medeni hukuk dışındaki hukuk dallarında da uygulama alanı bulmaktadır. Bu kurallara uyma zorunluluğu hakları kullanan ve borçları ifa eden herkes için geçerlidir.
Somut olaya geldiğimizde, davacıya ait Kayseri İli ... İlçesi, ... Mahallesi ada ... parselde 750 m2 arsa alanlı “16 katlı betonarme apartman ve arsası” olarak kayıtlı taşınmazdaki |2/696 arsa paylı 12. Kat 50 bağımsız bölüm nolu mesken niteliğindeki taşınmazın kooperatif tarafından tahsis edilmeyip davacı ... tarafından 29.05.2012 tarihinde ...'dan satın aldığı görülmüştür. Mahkememizce davalı defterleri ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmıştır.
Anılan bilirkişi raporu uyarınca davacının davalı kooperatife herhangi bir üyeliği için başvurduğuna dair herhangi bir belge olmadığı, yine yapılan incelemede davacının herhangi bir aidat ödemesi yaptığına dair de bir belgeye rastlanılmadığı, davacının hazirun listelerinin birinde ismi bulunduğu ancak imzası bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davalı kooperatifin davacıyı üye hazirun cetvellerinde yer vermesi göze alındığında davacıyı üye olarak kabul ettiğinden ve davacının sunulan kayıtlar ve rapor uyarınca davalı kooperatifin üyesi olmadığı anlaşıldığından ilgili istem kabul edilmiştir. Davacı tarafın davalı kooperatif tarafından davacıdan 37.500 TL alacak talep edildiğine ilişkin iddia ispatlanmadığından bu talep reddedilmiştir.
Katip *** · e-imzalıdır Hakim *** · e-imzalıdır
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1184, K. 2024/1082, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama