KÜNYE
T.C. Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C.
- Esas No
- 2022/1303
- Karar No
- 2024/1057
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2024
- Esas no
- Esas
- Karar no
- —
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... (T.C. ...) ...
- Vekili
- Av. ... -
- Davalı
- ... - ... ...
- Vekili
- Av. ... -
- Dava
- 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 14/12/2022
- Karar yazım tarihi
- 27/11/2024
Karar Metni
1.736 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı ile davalı kooperatif arasında 2 adet daireye denk gelecek şekilde ilişkin anlaşma sağlanmış ve üyelik kaydı yapılmış olduğunu, bu kapsamda davacı adına 201788 ve 130021442 numaraları ile üyelik işlemleri gerçekleştirildiğini, yapılan anlaşma kapsamında davacını 2 adet daire için çeşitli bankalar üzerinden düzenli olarak ödemeler gerçekleştirmeye başlamış olduğunu,
davacının Kayseri İli Kocasinan İlçesi 4141 ada 2 parsel numaralı B Blok Kat ... daire no:... numaralı daire ile Kayseri İli Kocasinan İlçesi 4136 ada 2 parsel numaralı A Blok Kat ....daire no:.... olan ..adet taşınmaz için gerekli ödemelerin tamamını uzun süre önce geçekleştirerek tamamlamış olduğunu, hali hazırda davacının bahsolunan daireler açısından davalı kooperatife herhangi borcu bulunmadığını, davacının her 2 daire bedelinin tamamını ödemiş ve tapu devirleri de davacı adına gerçekleştirilmiş olmasına rağmen davalı kooperatif konut kesin maliyet bedeli adı altında bedel talebi ile davacıya ihtarname göndermiş olduğunu,
davalı kooperatifin herhangi bir borcu bulunmayan davacıdan kesin maliyet bedeli isteme hakkı olmamasına rağmen böyle bir talepte bulunuyor olması iyi niyet ilkeleriyle bağdaşmadığını, davalı kooperatif davacı gibi borcu bulunmayan onlarca üyesine de ihtarname göndermek suretiyle kesin maliyet bedeli adı altında çeşitli miktarda bedel talebinde bulunarak mağduriyet yaşatmış olduğunu, davalı kooperatif kötü niyetli hareketiyle gerek davacı gerekse diğer üyelerden haksız kazanç elde etmeye çalışmakta olduğunu,
davacının davalı kooperatife herhangi bir borcu bulunmadığı gerek yapılan ödemelerden gerekse dinlenecek olan tanık beyanlarından anlaşılacak olduğunu, davalı kooperatifin yürürlükte olan yasalar gereğince her ne ad altında olursa olsun davacıdan bedel talep etme hakkı olmadığını ve işlemin hükümsüz olduğunu, 15.06.2022 tarih ve 31867 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7410 sayılı Çevre Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na eklenen geçici 11. Maddesinin dikkate alınması gerektiğini,
bahsolunan kanun kapsamında davalı kooperatifin davacıdan kesin maliyet bedeli talep etmesi mümkün olmayıp tapu devirleri adına gerçekleştirilmiş olan davacının davalı kooperatife hiç bir ad altında borcu bulunmadığını, usul açısından; işbu menfi tespit davasını açmadan önce arabuluculuğa başvuru şartı bulunmamakta olduğunu, davalı kooperatif açıkça kötü niyetli olup davacının haksız ihtarnameler sebebiyle davalıya borcunun olmadığının tespiti amacıyla iş bu davayı açma zarureti hasıl olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları şimdilik saklı kalmak kaydıyla;
davacının davalı kooperatife 2 adet üyeliğinden kaynaklı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
HMK m. 114/1-h dava ikamesinde hukuki yararın varlığını aramakta olduğunu, davalı kooperatifte süre gelen usulsüzlükler bir kısım şikayetler yapılmış olup bu şikayetler neticesinde Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığından inceleme amaçlı müfettiş gönderilmiş olduğunu, yapılan müfettiş incelemesi sonucunda davalı kooperatifin YK ve DK üyeleri bakanlıkça tedbiren görevden el çektirildiğini, bu sırada kooperatif ortaklarının %10 ortakları olağanüstü genel kurul çağrısı ile kooperatife kayyım atanmasını talep etmiş, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...
E. Sayılı dosyası ile mahkemece kooperatifin GK unu yapmak üzere kayyım görevlendirilmiş ve daha sonra 2022 Eylül ayında yapılan GK toplantısı ile yeni yönetim seçilmiş olduğunu, seçilen yeni yönetime eski kooperatif yöneticileri tarafından hiç bir evrak teslim edilmediğini, bu nedenle davalı kooperatifçe davacı yana ait hiç bir evrak sunulamamakta olduğunu, yeni yönetim seçildikten sonra ilk iş olarak eski yönetimin usulsüz olarak çıkarmış olduğu maliyet hesaplarını geri çekmiş ve Kayseri Ticaret Mahkemelerinde devam eden maliyet kaynaklı davalardan feragat ettiğini,
hali hazırda davalı kooperatif üyelerden sadece kooperatifin yönetim giderini talep etmekte olduğunu, hal böyle iken davacının kendisine yönelik borçlandırıcı bir işlem tesis edilmeden açmış olduğu menfi tespit davasının hukuki yarar yokluğundan reddi gerekmekte olduğunu, 7410 sayılı Çevre Kanunun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair Kanunun 2. Maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa eklenen geçici 11. Madde ile yeni bir düzenleme yapılmış olduğunu,
bu düzenleme ile Kooperatif Kanunun temeli olan eşitlik ilkesi yok sayılmış ve kooperatiflerin tüm finansal düzeni bozulmuş olup dairesini teslim alamayan kooperatif ortakları ise dairelerini alamayacak duruma gelmiş olduğunu, Kanun koyucu yapmış olduğu bu düzenleme birçok kişi ciddi anlamda mağdur edilmiş ve özel hukuk normlarının geçmişe etkili olmama ilkesi yok sayılmış olduğunu, Madde yazımında 4 unsuru birlikte taşıyan kooperatif üyelerinin genel yönetim giderleri hariç akçeli hükümlerden sorumlu olmayacağını emretmiş olduğunu, bu şartların.
İnşaatların etaplar halinde yapılarak teslim edilmesi, Terkin edilmemiş olması, Yapımı tamamlanan etapta bağımsız bölüm malikine kooperatifçe tahakkuk ettirilen bedelin ödenmiş olması olarak belirlendiğini, davalı kooperatifin bu şartlardan ikisine uymadığını, bunlardan birincisi etap halinde inşaat yapılmamış olup tüm inşaatlar tek etaptan ibaret olduğunu, ilgili madde kanun yapım tekniğine aykırı olup,
özel hukuk alanında değiştirilen kanunların geçmişe etkili olmayacağı yönündeki evrensel hukuk kuralına muhalefet etmekle birlikte üniter devlet yapımıza aykırı fedaratif bir devletmiş gibi bir coğrafyaya -Kayseri iline- özgü yapılması nedeni ile açıkça Anayasamıza aykırı olduğunu, Kanun koyucu iş bu madde ile yapılan değişik ile dairelerini alamayan ve istifa ederek çıkma payı alacağını tahsil etmeyi bekleyen bir çok kooperatif mağdurunu mağduriyetini çözümsüz hale getirmiş olduğunu, uygulamada kooperatifçe yapılan inşaatlar kat irtifak tapusunu geçtikten sonra üyelere tapu devri yapılmakta inşaatın bitip bitmediğine bakılmadığını,
Kat irtifak tapusunun devredilmesi için inşaata başlanması dahi yeterli olduğunu, aynı miktarda ödeme yapan iki üyenin biri dairesini teslim almışken diğer üyenin inşaatına henüz başlamamış dahi olabileceğini ve bu durumda dairesini teslim alamayan üye diğer üyelerin ödeme yapmaması nedeni ile onların eksik ödediği kadar kendisinin ödemesi gerekecek olduğunu, ne yazık ki kanun koyucu kooperatif pratiğini hiçe sayarak bir değişikliğe gitmiş ve bir kısım kooperatifleri çözümü imkansız mağduriyetlere gebe bıraktığını,
ilgili maddenin son fıkrasında ise mahkemelerce verilen kesin hükümleri ortadan kaldırmaya yönelik bir başvurunun önünü açarak hukuki güvenlik ilkesi de ihlal edildiğini, hatta mahkeme kararına riayet etmeyerek ödemede direnen şahısları korumuş bu şahıslara menfi tespit davası açması için yetki ve süre vermiş ancak mahkeme kararına riayet ederek ödeme yapan vatandaşların ödemesinin istirdatı için bir yol göstermemiş olduğunu, ilgili maddenin burada izah edilemeyen bir çok açıdan Anayasaya aykırı olup davalı kooperatif yönünden uygulama alanı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, Davacının 7410 sayılı Çevre Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. Maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na eklenen geçici 11. Maddesi gereğince davalı kooperatife borcu olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Kayseri Çevre Şehircilik İl Müdürlüğüne, Türkiye Vakıflar Bankası A.Ş'ye, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na, Türkiye Halk Bankası A.Ş'ye, Garanti Bankası A.Ş'ye, Alternatif Bank'a, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş'ye, QNB Finansbank A.Ş'ye yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.
Bilirkişi heyetinden alınan 08/01/2024 havale tarihli raporda özetle; " Davacı taraf davalı kooperatifte 2 ayrı üyeliği bulunduğunu, söz konusu üyelik sebebiyle gerekli ödemeleri yaptığını ve dairelere ilişkin tapularını aldığını belirtmektedir. Davacı taraf
davalının kesin maliyet adı altında davacıdan talepte bulunduğunu ve kesin maliyet sebebiyle borçlu
olmadığını ileri sürmektedir.
Dosya kapsamında davalı kooperatifçe hazırlanmış bir kesin maliyet raporu
bulunmadığı için kooperatifler kanunu ve ana sözleşme hükümlerine göre bir maliyet çalışması olup
olmadığına ilişkin tespit yapılamamıştır. Davalı kooperatif vekili 2022/Eylül döneminde genel kurul yapıldığını ve yeni yönetim
seçildiğini, eski yönetim tarafından çıkarılan kesin maliyetlerin usulüne uygun olmadığını, davacıdan
bu konuda bir talebin bulunmadığını, mahkemelerde davam eden davalardan feragat edildiğini
belirtmektedir. Davacı tarafça dosya kapsamına bir kısım ödeme belgeleri sunulmuştur. Ancak bu
ödeme belgelerinden bir kısmında ... ve ... ismi yazılıdır. Ayrıca davacının
bankadan çekmiş olduğu tutara ilişkin dekontlar da sunulmuştur. Dekontların çoğu
okunamamaktadır. Davacı ödemelerinin somut olarak tespit edilebilmesi için davalı kooperatifin
hesaplarının bulunduğu bankalardan davacının yaptığı ödemelerin filtrelenerek tarih, tutar ve üyelik
numarası olarak celbi gerektiği düşünülmektedir (bankalara müzekkere yazılırken kooperatifin
bankadaki hesabına ilişkin tüm döküm istenmemeli, davacının yaptığı ödemelerin filtrelenerek
çıkartılması istenilmeli).
Dosya kapsamında mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde kesin maliyet
raporunun bulunmadığı ve ödemelerin somut olarak tespit edilemediği belirtilmiştir. Bu durumda
davacının davasını açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı/haklılık durumunun tespiti
bakımından öncelikle borç durumunun tespit edilmesi gerekmekte olup bu aşamada davacı
bakımından hukuki yararın bulunup bulunmadığı/haklılık durumu tespit edilemediği" sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi heyetinden alınan 02/07/2024 havale tarihli ek raporda özetle; " Davacının davalı kooperatifte 2 ayrı üyeliği ve bu üyeliklere yönelik; 358
pafta 4141 ada 2 parsel B blok 2. Kat 8 numaralı ve 358 pafta 4141 ada 2 parsel A
Blok .... kat ....numaralı daire tapularının verildiği dosyadaki tapu fotokopilerinden
anlaşılmaktadır. Kooperatif genel kurul kararlarına göre dava tarihi itibariyle 130 m2 daire
için ödenmesi lazım gelen toplam aidat ve ara ödeme tutarı raporumuz içinde
hesaplanmış olup 172.955 TL’dir. Davacının 2 ayrı üyeliği olması sebebiyle ödenecek
tutar 345.910 TL olarak tespit edilmektedir. Bu tutar sadece aidatlar yönünden tespit
edilmiştir. Kesin maliyet çalışması ile belirlenecek tutarı ve şerefiye bedelini
kapsamamaktadır. Davacı tarafça dosyaya sunulan ve davalı kooperatife ödendiği tespit edilen
tutar 131.715 TL’dir. Bu durumda davacının davalı kooperatife 214.195 TL borcu
hesaplanmaktadır. Raporumuz içinde de belirttiğimiz üzere, tasfiyesi tamamlanmamış
kooperatiflerde peşin bedelli sabit fiyatlı ortaklar ile arsa karşılığı üye yapılan ortaklar
dışındaki normal statülü ortaklar yönünden kooperatife (kesin hüküm tesis edecek
şekilde) borçlu olmadığını tespit etmenin -takdiri mahkemeye ait olmak üzere-
mümkün olmayacağı " sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin sunmuş olduğu 20/11/2024 havale tarihli dilekçesinde, müvekkilinden almış olduğu talimat gereğince davadan feragat ettiklerini, davalıdan herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, gereğinin yapılmasını talep etmiş olduğu görülmüştür.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu 20/11/2024 havale tarihli dilekçesinde, davacı tarafça feragat edilmesi halinde yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan etmiş olduğu görülmüştür.
HMK'nun 307. maddesi gereğince feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup HMK.nın 311 maddesi gereğince de feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuran ve davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olduğundan, davacı vekilinin feragat beyanı nazara alınarak davanın reddine karar verilmiş, HMK.nın 312 ve devamı maddeleri gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1303, K. 2024/1057, 25 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama