KÜNYE
T.C. Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/226
- Karar No
- 2024/994
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2024
- T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- —
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekilleri
- Av.
Karar Metni
3.924 kelime·20 dk okuma·11 bölüm
Av.
DAVALI
VEKİLLERİ : Av. Av.
DAVA
Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/03/2023
KARAR TARİHİ : 12/11/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 21/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 19.12.2021 tarihinde anlaşma yapılarak 52.000 adet elma fidesi için sipariş verildiğini, 22.04.2022 tarihinde 52.000 adet elma fidesinin teslim edildiğini ve ziraat mühendisi gözetiminde dikiminin gerçekleştiğini, ancak fidelerin büyük bir çoğunluğunun dikimden 45 gün sonra kuruduğunu, Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D. İş Esas - ...
D.iş Karar sayılı dosyası ile tespit yapıldığını ve fidanlar için çok tehlikeli olan kök çürüklüğü hastalığının ve kök boğazı hastalığının tespit edildiğini ve derhal davalıya noter kanalıyla ihtarname gönderildiğini, fidelerin ilk satın alındığı tarihten itibaren var olan kök çürüklüğü ve kök boğazı hastalığı sebebiyle kuruduğunu, müvekkilinin karşılaştığı bu durum nedeniyle fidan ekim süresini kaçırdığını, yaklaşık 1.000.000 TL ekstra maliyet çıktığını, müvekkilinin fidan ekim süresini 1 yıl kaçırdığını ve kazançtan mahrum kaldığını,
davalının müvekkiline satmış olduğu elma fidelerinin ayıplı olması nedeniyle tüm zararların tazmini gerektiğini belirterek müvekkilinin davalı şirketten satın aldığı elma fidelerinden kaynaklı 936.000,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafça davaya karşı süresi içerisinde cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla, HMK hükümleri gereği davanın reddini istediği kabul edilmiştir.
DELİLLER
Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı dosyasının bir sureti ile Kayseri 8. Noterliği'nin 25/10/2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin bir örneği dosyamız arasına getirtilerek incelenmiştir.
Davacının ürün bedelli nedeni ile ne kadar ödeme yaptığı, ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise buna davacının iddia ettiği şekilde kazanç mahrumiyetine sebep olup olmadığı, olmuş ise miktarı, davacının ürün bedeli nedeniyle davalıdan ayıplı ürün miktarı da dikkate alınarak ne kadar alacaklı olacağı hususunda ziraat mühendisi, mali müşavir ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden 15/12/2023 tarihli bilirkişi raporu aldırılmış olup, bilirkişiler ...
15/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda; mali müşavir bilirkişi incelemesinde davacı tarafça 30/10/2023 tarihli dilekçe ekinde sunulan belgelerin incelenmesinden davacının davalıya 460.000,00-TL ödeme yaptığına ilişkin kayıt olduğu, bu ödemelere ilişkin 360.000,00-TL tutarlı banka ödeme dekontu bulunduğu, 31/12/2021 tarihli 100.000,00-TL ödeme kaydına ilişkin belge sunulmadığı,
ayrıca davalının davacıya düzenlemiş olduğu fatura bilgisinin de dosyaya sunulmadığı tespit edilmiş olup, Ziraat Mühendisi bilirkişi incelemesinde dava konusu elma fidanlarında dikim öncesi geçici amaçlı tesis edilen elma fidanlarının ortalama olarak %45'inin vejetasyon süresinin sonlandığı (kuruduğu), dava kousu olan elma fidanlarındaki kurumaların kök boğazı çürüklüğüne bağlı olduğu, etmenin toprak kaynaklı olmadığı ve fidan kaynaklı olduğu,
buna göre Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesi'nce yapılan tespitin güncellenerek yeniden hesaplama yapılması gerektiği, ilk tespitte fidan bedeli hesaplamasında güncel veriler yayınlanmamış olduğundan 2021 yılı verileri kullanıldığı, söz konusu olan Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün 2022 yılı meyve ağaçlarında ortalama birim değeri tablosunda bulunan verilerin kullanılarak ve zarar oranının güncellenmiş hali olan %45 ile hesaplama yapılması gerektiği,
buna göre davacının toplam zararının 1.872.000,00-TL olduğu tespit edilmiş ve son olarak nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişinin incelemesinde davacı tarafından fide bedeline ilişkin talebin 800.000,00-TL olarak belirtildiği, temerrüt tarihi olan 10/12/2022 tarihinden dava açma tarihi olan 10/03/2023 tarihine kadar işleyen avans faizinin 23.506,85-TL ve toplam tutarın 823.506,85-TL olduğu,
ziraat mühendisi bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada fide bedellerine karşılık gelen zarar tutarının 1.872.000,00-TL olduğu hesaplanmış olup, temerrüt tarihi olan 10/12/2022 tarihinden dava açma tarihi olan 10/03/2023 tarihine kadar işleyen avans faizinin 55.006,03-TL ve toplam tutarın 1.927.006,03-TL olduğu tespit edilmiştir.
Yahyalı İlçe Tarım Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak elma ağacına ilişkin 2022 ve 2023 yılı maliyet cetveli dosyamız arasına celbedilmiştir.
Davacı tanığı Serdar Alıcı'nın beyanının alınması için Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazılarak bu mahkemece beyanı alınmış olup, "Ben davalı ile davacının aralarındaki elma fidesi satım aşamasında ve bunların dikimi aşamasında orada değildim, elma fidelerinin dikimi yapıldıktan ne kadar süre sonra fideleri görmeye gittiğimi hatırlamıyorum ama gittiğimde temmuz ayıydı, muhtemelen fidelerin dikiminden yaklaşık 2 ay sonra gitmiştim, gittiğimde tarlanın girişinde az olmak beraber tarlanın arka taraflarında fidelerde kök boğazı çürüklüğü tespit ettim, belirtilen buna benziyordu, ayrıntılı belirleme yapılması gerektiğini ifade ettim,
kesin teşhis koymadım, ben bu kadar yoğun enfeksiyon ilk defa gördüm, bu durum fideleri alırken ortaya çıkmaya bilir, sonradan da ortaya çıkabilir, bu durum kurumaya neden olduğu için fidelerin ürün vermesine engel olmaktadır, dedi. Bilgim ve görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücreti talebim yoktur." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Taraf vekillerince bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine itirazların değerlendirilmesi amacıyla ziraat mühendisi bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, 04/06/2024 tarihli ek rapor dosyaya ibraz edilmiştir.
Ziraat mühendisi bilirkişi...'nın 04/06/2024 tarihli ek raporunda; 22/04/2022 tarihinde alınan 52.000 adet elma fidanının 23.400 adedinin kuruduğu ve kuruyan fidanların 2022 yılı itibarı ile değerinin 1.872.000,00-TL olduğu, kuruyan fidanların tesis edilmiş olduğu ve verim yaşına (3. Yıl) geldiği düşünülerek mahrum kalınan kazancın 2.372.464,34-TL olduğu tespit edilmiştir.
Davacı vekilince 30/09/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, 800.000,00-TL'lik fidanların değerine ilişkin alacaklarını 1.072.000,00-TL artırarak 1.872.000,00-TL'ye; 136.000,00-TL mahrum kalınan kazanca ilişkin alacaklarını ise 2.236.464,34-TL artırarak 2.372.464,34-TL'ye yükselttikleri anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davalı tarafından davacıya satılan malların ayıp olduğundan bahisle zararın giderilmesi isteminden ibarettir.
Davacı davalı ile 19/12/2021 tarihinde yapılan anlaşma kapsamında davalıdan 52.000 adet anaç elma fidesi aldığını, fidelerin 22/04/2022 tarihinde kendisine teslim edildiğini, dikimden 45 gün sonra büyük bir kısmının çürüdüğünü, çürüme olayı nedeniyle delil tespiti yaptırdığını, fidelerin %40'nın çürüdüğü ve bu zararın 936.000,00 TL olduğunun belirlendiğini, davalıya ihtarname çekildiğini, fidenin çürümesinden dolayı 2023 yılında yeniden fidan alınması gerekeceği bunun ekstra maliyet doğurduğunu, fidelerin beşinci yılda ürün vereceği gözetildiğinde beşinci yılda alınacak karı kaçırdığından bu kazançtan mahrum olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 936.000,00-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi vermediğinden yetki itirazı ve zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında fidelerin satışı, sayısı ve teslimi hususunda ihtilaf bulunmamakla birlikte davalı kurumanın sebebinin davacının yetiştirme kusuru, toprağın uygun olmaması ve zamanında dikim yapılmamasından kaynaklandığını ileri sürmektedir.
Tarafların tacir olduğu, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığı hususu tartışmasızdır.
5553 Sayılı Tohumculuk Kanununun " kapsam" başlıklı 2. maddesinde “Bu Kanun; tarla bitkileri, bağ-bahçe bitkileri, orman bitki türleri ve diğer bitki türleri çoğaltım materyaline ait çeşitlerin ve genetik kaynakların kayıt altına alınması, tohumlukların üretimi, sertifikasyonu, ticareti, piyasa denetimi ve kurumsal yapılanmalar ile ilgili düzenlemeleri kapsar.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Tohum ve türevlerinin üretim ve satışı, gerekli izinlerin alınmasının bu Kanun kapsamında düzenlendiği de gözetildiğinde, Kanun'un bu süreçte yer alan gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanması gerekir. Üretilen fide de madde kapsamında ifade edilen tohum ve türevlerine ilişkindir.
Yine, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu'nun 11. maddesi;“Fiillerinin ayrıca suç sayılma hâli saklı kalmak üzere, zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlüdür. Bunlar zararı, kusurları oranında birbirlerine rücu edebilirler. Dava, zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabilir.” düzenlemesini içerir. Bu yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere kusurlu tohumluğu üreten ve satan yanında dağıtan veya başka şekilde piyasaya süren kişiler de müteselsilen diğerleri ile birlikte zarar gören çiftçiye karşı sorumludur.
Yargıtay'ın son dönem uygulamasında; Tohumculuk Kanununda öngörülen hak düşürücü sürenin, tohum veya fideyi satın alan davacının ürünün ayıplı olduğunu öğrenmesinden itibaren değil, bundan dolayı oluşan zararını miktar olarak öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı kabul edilmektedir. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2021/1896 Esas, 2022/2149 Karar sayı ve 10/03/2022 tarih; 2020/6186 Esas, 2021/6857 Karar sayı ve 21/06/2021 tarihli emsal içtihatlar)
Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur” denilmektedir.
Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 23/c. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmeye mecburdur.
Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur.
TTK 23/c. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223/2. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır.
Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanunun 227 maddesinin kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği düzenlenmiştir. Satıcının ağır kusurlu olmadığı durumlarda tacirler arası satış sözleşmelerinde ayıp ihbarının yapıldığının ispatı ise TTK.nun 18. maddesinin 3. fıkrası uyarınca noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.
Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı, TBK’nun 227. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından birini kullanabilecektir.
TBK.nun 227. maddesine göre, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir.
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.
Davacı tarafça fidanların kuruması nedeniyle Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesi'nden delil tespiti talep edildiği, Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik iş sayılı dosyası kapsamında ziraat mühendisi bilirkişi tarafından fidanların kökünden ve topraktan numune aldırılmak suretiyle analiz yaptırıldığı, Zirai Mücadele Merkez Araştırma Enstitüsü'nün analiz sonucuna göre fidanlarda görülen hastalığın kendi üzerinde geldiği, topraktan kaynaklanmadığı, 20.800 adet kuruyan fidandan dolayı zararın 936.000,00-TL olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce bilirkişi heyetince HMK 278.md kapsamında yerinde inceleme yapılarak tanzim edilen raporda kuruyan fidanların %45 civarında olduğu, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Zirai Mücadele Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünün 17.03.2023 tarih ve ... sayılı analiz raporuyla, araziden alınan elma fidanı ve toprak örneğinin analize alındığını, laboratuvarında incelenen elma fidanı örneğinde Kök Boğazı Macrophomina Phaseoline (Tassi) Goidanich ve Pythium spp. tespit edildiği, toprak örneğinde ise kök boğazı çürüklük etmenlerine rastlanmadığının bildirildiği,
sonuç olarak dava konusu olan elma fidanlarındaki kurumaların kök boğazı çürüklüğüne bağlı olduğu, etmenin toprak kaynaklı olmadığı ve fidan kaynaklı olduğu tespit edilmiştir.
Her ne kadar davalı tarafça davacının fidanları yetiştirme, sulama faaliyetinde hatalı faaliyeti ve yanlış zamanda dikim yapılması nedeniyle fidanların kuruduğunu ileri sürmekte ise de davalının iddiasını ispatlayamadığı kaldı ki dikim zamanının hatalı olması, yetiştirme, sulama gibi işlemlerde hata yapılması halinde tüm fidanların kuruması gerekirken yalnız bir kısmının kuruduğu açıktır.
Somut uyuşmazlıkta fidan köklerinden alınan numuneler üzerinde yapılan anaizler neticesinde köklerde hastalık bulunduğunun tespit edildiği, bu halde davacı tarafından, davalıdan satın alınan mallardaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde bulunduğu, (emsal nitelikteki Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin .... E...... K. Sayılı ilamı da bu yöndedir.) davacı tarafından ayıbın, delil tespiti dosyası kapsamında düzenlenen raporun davacıya tebliğ tarihi olan 23/10/2022 tarihinde öğrenildiği ve ayıp ihbarının davalıya gönderilen Kayseri 8. Noterliği'nin 25/10/2022 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile bildirildiği, davacının derhal ayıp ihbarında bulunma yükümlülüğünü, yasada belirtilen usule uygun ve süresi içerisinde yerine getirmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde fide bedeli ve zararlara ilişkin olarak şimdilik 936.000,00 TL talepte bulunulduğu, daha sonra ara karar uyarınca bu bedelin 800.000,00 TL tutarındaki kısmının fide bedeli, 136.000,00 TL tutarındaki bedelin mahrum kalınan kazanç olarak belirtildiği görülmüştür. Hal böyle iken alıcının genel hükümlere göre tazminat talep ettiği görülmektedir.
Davacının davaya konu fidanların kuruduğu ve aynı zamanda dava yılı olan 2022 yılında 23.400 adet kuruyan fidenin yerine aynı nitelikte fidan alması için Tarım ve Orman Müdürlüğü 2022 yılı birim verileri dikkate alınarak yapılan hesaplamada davacının zararının 1.872.000,000-TL olarak hesaplandığı görülmektedir. Bu kapsamda davacının zararının 1.872.000,000-TL olduğu açıktır.
Davacı vekilinin 27/10/2023 tarihli dilekçesinde; normal bir fidanın beşinci yılında ürün vereceğini, elma fidanlarının 2022 yılı içerisinde dikilmesi gerekirken fidanların kuruması nedeniyle 2 dikim sezonunun kaçırıldığını bu sebeple fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 136.000.00 TL mahrum kalınan kazanç talep ettiği beyan edilmiştir.
Ziraat bilirkişisinin ek raporunda açıkladığı üzere; davaya konu olan elma fidanlarının davalı şirketten alındığı yıl tesis edildiği ve dikim yılının 2022 yılı olduğu, dikim aralığının 4 (sıra arası) x 1,5 (sıra üzeri) metre olduğu, tesis edilecek olan fidanların yarı bodur olduğu, fidan sayısının 23.400 adet olduğu, sıra arası ve sıra üzeri mesafeleri dikkat alınarak dekarda 166 adet fidan olduğu, fidanların verim başlangıç yaşına (3.Yıl) gelmiş olduğu düşünülerek mahrum kalınan kazancın 2.372.464,34-TL olacağı hesaplanmış olup bu hesaplamada davacının iki yıllık gecikmesinden kaynaklı kar kaybı dikkate alınmıştır.
Oysa davacının 2022 yılında diktiği fidanların dikimden 45 gün sonra kuruduğunu ileri sürdüğü, aynı yıl içerisinde delil tespiti yaptırdığı bu kapsamda 2023 yılı sezonunda yeniden fidan dikmesinde bir engel durum bulunmadığından mahrum kalınan karın iki yıl olarak değil yalnız 2022 yılındaki gecikmeden dolayı bir yıl olarak değerlendirilmesi uygun görülmüştür.
Nitekim davacı mayıs/2022 yılında ağaçların kuruduğunu ileri sürmekte olup aynı yıl içerisinde delil tespiti yaptırılmış ve davalı tarafa Kayseri 8. Noterliği'nin 25/10/2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek zararın giderilmesi için 30 günlük süre verilmiş, bu süre zarfında zarar giderilmediğinden eldeki dava bu süreçten sonra açılmıştır.
Hal böyle iken davacının ayıbı ve zararı öğrenmesine rağmen 2023 yılında dikim yapmaması zararı arttırıcı bir eylemdir, 2023 yılı yönünden davacının zararın artmasında müterafik kusuru buunduğundan ek raporda iki yıllık gecikmeye göre hesaplanan mahrum kalınan kazanç tek yıla göre dikkate alındığında mahrum kalınan kazanç kaybının (2.372.464,34-TL / 2 = 1.186.232,17-TL) 1.186.232,17-TL olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı tarafından Kayseri 8. Noterliğinin 25/10/2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ayıp ihbarında bulunulmuş, ayıplı mallar nedeniyle meydana gelen zararların ihtarnamenin tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde giderilmesi istenmiştir. Davalı bu tarih sonunda temerrüde düşecektir. İhtarname 10 Kasım 2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup 30 gün sonrasına denk gelen ve davalının temerrüde düştüğü tarih 10 Aralık 2022'dir.
Davacı vekilinin 30/09/2024 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 1.872.000,000-TL fidan bedeli ve 2.372.464,34-TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 4.244.464,34-TL ye yükselttiği gözetilerek davanın kısmen kabulü ile 1.872.000,00-TL fidan bedeli ve 1.186.232,17-TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 3.058.232,17-TL'nin temerrüt tarihi olan 10/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, ticari satımdan kaynaklanan, malın ayıplı olduğundan bahisle 6098 sayılı TBK m.227/I,b.1 ve m.227/II hükümleri çerçevesinde sözleşmeden dönerek zararının (yeni ve ayıpsız ürünlerin piyasadan tedariki için gerekli olan bedel) tazmini ile yoksun kalınan kâr niteliğinde olmak üzere tazminat istemine ilişkindir.
Kanun hükmünde de açıkça ifade edildiği üzere, alıcı m.22/I'de belirtilen, ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme gibi seçimlik haklardan birini kullanabileceği gibi bu seçimlik hakların yanında ve ayrıca genel hükümlere (m.112-116) göre tazminat isteme hakkı bulunmaktadır.
Her şeyden önce TBK m.227/3'e göre satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik hakları kullanmasını önleyebilir. (EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara 2015, s.131)
TBK m.229/2'ye göre satıcı, kusursuz olduğunu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının uğramış olduğu diğer zararlardan sorumludur. Öğretide ve uygulamada bu zararın özellikle de yoksun kalınan kâr olduğu ifade edilmektedir.
Öte yandan TBK m. 227/2'ye göre alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulduğuna göre alıcı isterse bu maddeye göre satıcı aleyhine genel hükümlere göre tazminat davası açabileceği gibi, dilerse de ayıptan sorumluluk hükümlerine de dayanabilir. Genel hükümler TBK m. 112-116 arasında düzenlenmiştir.
Fiili zarar malvarlığında meydana gelen azalmayı, yoksun kalınan kâr ise malvarlığının artma imkanının kaybını ifade eder. Diğer bir deyimle, kârdan yoksun kalma tarzındaki zarar, alacaklının malvarlığının aktifinde çoğalma veya pasifinde azalma imkânının kaybedilmiş olmasıdır. Örneğin kiralanan bir malı kiracının telef ederek iade edememesi halinde, kiralayanın o malın yerine başka bir mal koyuncaya (ikame edinceye) kadar yoksun kalacağı kira bedeli bu niteliktedir (OĞUZMAN/ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt-1, İstanbul 2013, s.400-401).
Genel hükümler çerçevesinde borcun gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle borçlunun tazminata mahkum edilebilmesi için kural olarak, alacaklı borca aykırılık yüzünden uğradığı zararı ispatla yükümlüdür (OĞUZMAN/ÖZ, s.403-404).
Zarar tutarının hâkim tarafından belirlenmesi, kârdan yoksun kalma tarzındaki zarar bakımından ayrı bir önem taşır. Zira, fiili zarar, borca aykırı davranışa uygun nedensellik bağı ile bağlı fiilen uğranılan zarar olması sebebiyle burada nedensellik bağı açıkça görüldüğü halde, kârdan yoksun kalma tahminî (olası) bir nedenselliğe yani varsayımsal (farazi) bir hesaba dayanır (OĞUZMAN/ÖZ, s.404).
Hâkim bu hesabı yaparken, olayların olağan akışına ve alacaklının aldığı önlemlere göre elde edilmesi kuvvetle muhtemel görünen kârı gözönüne almalıdır. Normalin üstündeki kâr ihtimallerini alacaklı ispat etmek zorundadır. Öte yandan, alacaklının normal olarak elde edilecek kârdan daha azını elde edeceğini ise, borçlu ispat etmelidir. Nihayet elde edileceği iddia edilen kârın/ kazancın hukuka ve ahlaka (adaba) aykırı olmaması gerekir (OĞUZMAN/ÖZ, s.404).
Zararın tespiti ve hesaplanmasında esas alınacak tarih, alacaklının takdirine bağlıdır. Alacaklı dilerse zarar, borçlunun borcu ifa zorunda olduğu tarih esas alınarak hesap edilir. Bunun sebebi, borçlu borca uygun olarak borcunu ifa zamanında yerine getirmiş olsaydı, alacaklının malvarlığı bu tarihte artmış olacaktı. Oysa borçlu edimi ifa zamanında yerine getirmemekle alacaklının malvarlığı iradesi dışında azalmış bulunmaktadır.
Alacaklı, dilerse zararın hükmün verildiği tarihte de hesap edilmesini isteyebilir. Özellikle enflasyon oranının yüksek olduğu zamanlarda alacaklının bu ikinci yöntemi seçmesi kendi lehine sonuçlar doğurabilir. Ancak, kuvvetli ve istikrarlı ekonomilerde hükmün verildiği tarih esas alınırsa ihlal anı ile hüküm anı arasında meydana gelen değer azalmalarından alacaklı mağdur olabilir. Bu nedenle, zararın hesaplanmasında alacaklı için en elverişli tarih esas alınmalıdır.
Hakim müstakbel zarar ve miktarının hesaplanmasını mümkün gördüğü takdirde bunu da verdiği hükümde karara bağlayabilir. Buna karşılık borçlunun temerrütünde zararın hesap edileceği tarih, temerrüdün gerçekleştiği veya verilen ek sürenin geçtiği tarihtir (EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2015, s.1053).
Hüküm tarihinde henüz gerçekleşmemiş olup da, sonra gerçekleşeceği belli bulunan zararlar da hesaba katılır.
Alacaklı, borçludan sözleşmeye aykırı davranışı sonunda meydana gelen zararın faizini de talep edebilir.
Zarar hesaplanırken, bundan ihlal fiilinin alacaklıya sağlamış olduğu yararlar zararın denkleştirilmesi ilkesine göre düşürülmeli, mahsup edilmelidir. Örneğin kötü ifa nedeniyle kullanılmaz hale gelen makinanın hurda değeri, alacaklının zararından düşürülmelidir. Zarardan faydanın düşürülebilmesi sözleşmeye aykırı davranışla (kötü ifa ile) gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmasına bağlıdır. Ancak, her yararın zarardan düşürülmesi gerekmez (EREN, Genel Hükümler, s.1069).
Sözleşmeye dayalı (akdi) tazminatta da aynen sözleşme dışı tazminatta olduğu gibi, indirim sebeplerinin bulunması halinde hakim tazminat talebini tamamen reddedebileceği gibi, bundan uygun bir miktar indirim de yapabilir. Bu konuda da TBK m.114/II uyarınca TBK m.51 ve 52'deki indirim sebepleri uygulanır. Bunlar arasında borçlunun kusurunun ağırlık veya hafifliği, ortak kusuru, zarara razı olması, ekonomik sıkıntı içinde bulunması gibi sebepler sayılabilir (EREN, Genel Hükümler, s.1069).
Bu genel açıklamalar çerçevesinde somut olaya gelindiğinde; öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki, davacının, ayıplı maldan kaynaklı malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi için gerekli olan ve sözleşmeden dönme ile birlikte istediği zararının tazmini yönünden benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, mahkeme heyetinin diğer çoğunluğu ile aynı görüşü destekliyor ve katılıyorum.
Zira davacının davaya konu fidanların kuruduğu ve aynı zamanda dava yılı olan 2022 yılında 23.400 adet kuruyan fidenin yerine aynı nitelikte fidan alması için Tarım ve Orman Müdürlüğü 2022 yılı birim verileri dikkate alınarak yapılan hesaplamada davacının zararının 1.872.000,000-TL olarak hesaplandığı görülmektedir. Bu kapsamda davacının zararının 1.872.000,000-TL olduğu açıktır. Bu yönüyle mahkeme heyetinin görüşüne iştirak ediyorum.
Ancak mahkeme heyetinin çoğunluğu tarafından, davacının yoksun kalınan kâr şeklindeki genel hükümlere göre istediği tazminat yönünden görüş ve tespitlerine katılamıyorum. Davacı dava dilekçesinde "kaldı ki fidan ticaretinde alıcı ile satıcı arasında yazılı olmayan kurallara göre 1 yıl önce alınıp ve dikilen fidanların ne kadarı kuruysa satıcı alıcıya bedelsiz olarak ertesi yıl kuruyan fidan adedini iyi niyetli olarak karşılaması gerekmektedir" şeklinde beyanı bulunmaktadır.
Davacının bu yöndeki iddiasının araştırılması hem tazminatın konusunu ve kapsamını belirlemek açısından hem de ayıp ihbarının yapılabileceği makul sürenin belirlenmesi açısından önemlidir. Ancak ne bilirkişi raporunda ne de tanık beyanında bu hususa ilişkin değerlendirme yapılmıştır.
Eğer davacının bu iddiası dikkate alınacak ve değerlendirilecek olursa, taraflar arasında ayıbın giderilmesi bakımından 1 yıllık sürenin esas alınması gerektiği, bu süre içerisinde satıcı tarafından ayıbın giderilmemesi halinde zararın artması bakımından alıcıya yükletilebilecek bir kusur olmadığının kabulü ile zararın belirlenmesi gerekir.
Öte yandan, mahkeme heyetinin çoğunluğu tarafından benimsenmeyen bilirkişi ek raporunda yoksun kalınan kâr bakımından yapılan tespit ve değerlendirmeler sonucu fidanların verim yaşına gelmesine kadar geçecek 2 yıllık süre hesaba katılmamış, fidanların verim yaşına gelecekleri 3. yıl için yoksun kalınan kâr (kazanç kaybı) hesaplaması yapılmış olup, bu hesap 1 (tek) yıllık zarar hesabıdır.
Bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi ilk 2 yıl fidanların büyüme ve yetişmesi için geçecek, henüz verim alınması beklenmeyen bir dönemdir. Bilirkişi ek raporunda da isabetli olarak belirtildiği gibi davacı alıcının fidandan beklediği faydayı yani kazancı elde edeceği dönem fidanların ilk meyvesini vereceği 3. yıldır.
Bilirkişi raporunda da bu nedenle dikim alanı, kg başı verim, satış fiyatı ve benzeri diğer veriler ile birlikte fidanların ilk meyvelerini vereceği 3. yıl bakımından ve yalnız o yıla mahsus davacının elde etmesi muhtemel kazancı hesaplanmıştır.
Dolayısıyla bilirkişinin ek raporda değindiği hususlar, ifade ettiği veriler, zararın hesabına dair diğer görüş ve tespitler bilim ve fenne uygun olup, bu yönüyle davacının yoksun kalınan kâr şeklindeki maddi zararının tespitinde bilirkişi raporunun hükme esas alınması, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının tazminat taleplerinin değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak; dosyada mevcut delil ve belgeler, alınan bilirkişi ek raporu ve bu rapor doğrultusunda davacı tarafın sunduğu ıslah dilekçesi doğrultusunda davacının yoksun kalınan kâr şeklindeki talebinin, iki yıllık bir zarar ziyan talebi değil tek yıllık (fidanların ilk verim yaşına gelecekleri 3. yıl) olduğu gözetilerek davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aksi yöndeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum. 12/11/2024
Üye 120733 · ¸E-imzalıdır
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/226, K. 2024/994, 12 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama