KÜNYE
- Mercii
- Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/509
- Karar No
- 2025/259
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2025
Karar Metni
2.690 kelime·13 dk okuma·19 bölüm
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... E. - ... K. T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
ESAS NO
KARAR NO
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP
DAVACI
VEKİLİ
DAVALILAR : 1-
VEKİLLERİ
2- ...
VEKİLİ
3- ...
DAVA
MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT
DAVA TARİHİ
KARAR TARİHİ
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 20/07/2022 tarihli dilekçesiyle; davalılardan ...'ın sevk ve idaresindeki, diğer davalı ...'a ait ve ZMMS poliçesi de davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ... plakalı aracın, 04/10/2021 tarihinde yaya olan davacı ... çarpması sonucu, davacının geçici ve sürekli iş gücü kaybı zararı ile SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararına ve bakıcı gideri zararına uğradığını, ayrıca bu olay nedeniyle büyük bir acı ve üzüntü de yaşadığını, kusurun davalı tarafta olduğunu beyan ederek,
geçici iş göremezlik zararından dolayı 100 TL., sürekli iş görememezlik zararından dolayı 100 TL., SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararından dolayı 100 TL. ve bakıcı gideri zararından dolayı 100 TL. olmak üzere toplam 400 TL. maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiz ve poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini ayrıca,
150.000 TL. manevi tazminatın da kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi hariç diğer iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Davalılar davanın reddini istemiştir.
Davacıya vasi tayinine ve vasiye izin verilmesine ilişkin Konya . Sulh Hukuk Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı ilamı ile ... E. ... K. sayılı ek kararı dosyamıza getirtilmiş, gerçek kişi olan tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılmış, SGK'ya müzekkere yazılarak davacıya yapılan ödeme ve bağlanan aylık olup olmadığı sorulmuş, davacı tarafından Konya Selçuk Üniversitesinin 23/09/2022 tarihli erişkinler için engellilik sağlık kurulu raporu ibraz edilmiş, Konya . Çocuk Mahkemesinin ... E. sayılı davasına ilişkin ilgili belge suretleri getirtilmiş, Selçuk Üniversitesi bilirkişi heyetinden 26/05/2023 tarihli 1. maluliyet raporu ve 11/12/2023 tarihli 2. maluliyet raporu alınmıştır.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığından 13/11/2023 tarihli kusur raporu, Ankara Karayolları Fen Heyeti bilirkişilerinden 28/03/2024 tarihli kusur raporu, tazminat bilirkişisinden 15/01/2025 tarihli tazminat raporu, 10/03/2025 tarihli tazminat ek raporu alınmıştır.
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava, "Maddi ve Manevi Tazminat" davasıdır.
Somut olayda ; dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 13/11/2023 tarihli raporu ve Ankara Karayolları Fen Heyeti bilirkişilerinin 28/03/2024 tarihli raporuna göre, meydana gelen kazada davacının %15, davalı sürücü ...'ın %85 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Davacı tarafından, dava öncesi, davalı sigorta şirketine 17/02/2022 tarihinde tarihsiz talep dilekçesi gönderilmiş, dilekçenin davalı sigorta şirketine 21/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve dava öncesi 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince sigorta şirketine başvuruya ilişkin başvuru şartının yerine getirildiği, sigorta şirketinin 2918 s. KTK'nin 99/1. maddesi gereğince 21/02/2022 tarihinden itibaren 8 iş günü sonra 04/03/2022 tarihinde (ödenmeyen tazminatlar yönünden) temerrüte düşmüş olduğu, sigorta şirketi tarafından davacıya 28/04/2022 tarihinde 430.000 TL.'lik ödeme yapıldığı, davacı tarafın da 25/04/2022 tarihli ibraname ile ödenen kısım yönünden davalı sigorta şirketini (kısmen) ibra ettiği belirlenmiştir.
Maddi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ;
Maluliyet (sürekli iş gücü kaybı) yönünden hangi yönetmeliğin uygulanacağına ilişkin KTK'da ve TBK'da açık hüküm bulunmadığından, bu boşluğun içtihatlarla doldurulması gerektiği kabul edilmiştir.
Konya BAM . HD.'nin 13/05/2025 gün ve ... E. ... K. sayılı kararına göre, "haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir."
Ancak Yargıtay. HD'nin (Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair) 30/05/2024 gün ve ... E. ...
K. sayılı kararında, "Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü,
Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasına. Konya Bölge Adliye Mahkemesi. Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi. Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi. Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi.
Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi. Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi. Hukuk Dairesi'nin kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama UYUŞMAZLIKLARININ BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE" karar verilmiştir.
Yargıtay . HD'nin yukarıda yazılı emsal ve istikrar kazanmış içtihadı gereğince, ihtilaflara kazanın meydana geldiği tarihteki ilgili maluliyet yönetmelik hükümlerinin uygulanmasının gerektiği sonucuna varılmış, bu nedenle Konya BAM. HD'nin uygulaması benimsenmemiştir.
Davaya konu trafik kazası 04/10/2021 tarihinde meydana gelmiş olduğundan, yukarıda yazılı Yargıtay . HD'nin kararı gereğince dava konusu ihtilafa Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan ve yine hükme esas alınan yönetmelik hükümlerine göre hazırlanan Konya Selçuk Tıp Fakültesi bilirkişi heyetinin 26.05.2023 tarihli raporuna göre de, davacının geçici işgöremezlik süresinin 12 ay, sürekli işgücü kaybı oranının %100, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin de 55.000 TL. olduğu ve sürekli bakıcıya ihtiyaç duyacağı belirlenmiştir.
Tazminat hesabı yönünden yapılan değerlendirmede ise;
Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda da 2918 s. KTK'da ve 6098 s. TBK'da açık bir düzenleme bulunmadığından, bu kapsamda yapılacak hesaplama yönteminin de yargı kararları ile yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Konya BAM . HD.'nin 27/03/2025 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal kararına göre, "Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi gerekir."
Ancak Yargıtay HGK’nun 06.12.2022 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadına göre ise, "Ülkemizde uzun yıllar 1931 tarihli PMF (Population Mesculine et Fèminine) adı verilen Fransa nüfus verisinden oluşturulan ve cinsiyet ayrımı olmayan Fransız Yaşam Tablosu kullanılmışken daha sonra Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesinin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” kadın ve erkekler için ayrı ayrı hazırlanmıştır.
Yaşam sürelerinin tespitinde kullanılan tablolar arasında farklılık bulunması tazminat miktarını önemli ölçüde etkilemektedir. Şöyle ki. PMF 1931 yaşam tablosu cinsiyet ayırımı gözetmeyen bir tablo olup, kadın-erkek ayrımı yapılmamıştır. Bu tabloda yeni doğan bir insanın ömrü ortalama 56,64 olarak kabul edilmiştir. Oysa TRH 2010 yaşam tablosunda çok yerinde olarak kadın ve erkekler için ikili bir ayrıma gidilmiştir.
TRH 2010 yaşam tablosunda yeni doğan bir insanın ömrü kadınlarda 78,02 erkeklerde ise 71,93 olarak belirlenmiştir. Her iki tablo karşılaştırıldığında başlangıçta yaşam süreleri arasında 15 ilâ 22 yıl arasında değişen sürelerde farklar doğmakta, orta yaşlarda yaşam süreleri birbirine yaklaşmakla birlikte sonuç olarak muhtemel yaşam ve bakiye ömür sürelerinin PMF 1931 tablosunda daha az, TRH 2010 tablosunda daha fazla olduğu anlaşılmaktadır.
Hukuk Genel Kurulunda da hangi yaşam tablosunun esas alınması gerektiği yönündeki uyuşmazlık tartışılmış ve gerçek zarar hesabının özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesaplama olması nedeniyle gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekliliği karşısında bakiye ömür süresinin belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiği sonucuna varılmıştır (Hukuk Genel Kurulunun 02.12.2021 tarihli, ... E., ... K. ve 21.12.2021 tarihli ... E., ... K. sayılı kararları)"
Bu nedenle uygulama birliğinin sağlanması ve adalete olan güvenin korunması, farklı yerlerdeki zarar gören kişilerin farklı yaşam tablosu uygulamalarına maruz kalmalarının önlenmesi gibi sebepler ve hakkaniyet düşüncesiyle, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının daha uygun olacağı sonucuna varılmış, Konya BAM . HD.'nin PMF 1931 yaşam tablosunun uygulanmasına yönelik görüşü benimsenmemiştir.
Tazminat bilirkişisinin dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan ve güncel asgari ücret oranları, TRH 2010 yaşam tablosu ve Mahkememizce kabul edilen maluliyet ve kusur oranlarına göre düzenlenen 15/01/2025 tarihli raporuna göre, davacının geçici iş göremezlik zararının 40.033,22 TL., sürekli iş göremezlik zararının 3.643.546,25 TL., sürekli bakıcı gideri zararının 5.244.914,14 TL., SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararının ise 46.750 TL. olduğu belirlenmiştir.
Tazminat bilirkişisi tarafından hesap yapılırken, davalı sigorta şirketi tarafından sakatlanma ve ölüm klozu içerisinde ödenen ve klozun tamamını içeren 430.000 TL.'lik ödeme güncellenerek mahsup edilmiştir.
Davalı sigorta şirketi tarafından, poliçe kapsamında ödeme yapıldığı ve sorumluluklarının kalmadığı bildirilmiş ise de; yapılan ödemenin sakatlanma ve ölüm klozundan yapıldığı, davacının taleplerinin içerisinde yer alan geçici iş göremezlik, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri ile sürekli bakıcı giderleri zararlarının, tedavi giderlerinin klozu kapsamında teminat altında olduğu, sigorta şirketinin tedavi giderleri klozundan herhangi bir ödemesinin bulunmadığı, tedavi giderleri teminatı dahilinde sorumluluğunun devam ettiği sonucuna varılmıştır.
Davacı vekili 27/02/2025 tarihli talep arttırım dilekçesiyle, tazminat taleplerini geçici iş göremezlik yönünden 40.033,22 TL.'ye, sürekli iş göremezlik yönünden 2.912.091,67 TL.'ye, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri yönünden 46.750 TL.'ye, bakıcı gideri yönünden 4.384.379,14 TL.'ye yükseltmiş, sürekli iş göremezlik tazminatının sigorta şirketi hariç diğer 2 davalıdan, diğer maddi tazminatların ise davalıların tamamından faiziyle beraber tahsilini istemiştir.
Davacının talep arttırım dilekçesindeki talepleri, Mahkememizce esas alınan tazminat raporundaki miktarlar ile karşılaştırıldığında sürekli iş göremezlik ve sürekli bakıcı tazminatı yönünden rapordaki bedelden daha az, diğer talepler yönünden rapordaki bedel ile aynı miktarlar olduğundan davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Dava dilekçesinde davalı sigorta şirketi yönünden sürekli iş göremezlik talebinin teminatla sınırlı olduğu açıkça belirtildiğinden ve talep arttırım dilekçesinde de bu tazminat yönünden sigorta şirketinden talepte bulunulmadığı belirtildiğinden, sigorta şirketinin sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden sorumluluğunun bulunmadığı ve bu tazminat yönünden sigorta şirketine yönelik herhangi bir talep olmadığı sonucuna varılmıştır.
Tedavi giderleri klozundaki teminat miktarının 430.000 TL. olduğu belirlenmiştir. Sürekli iş göremezlik tazminatı hariç diğer tazminat kalemlerine yönelik olarak bu teminatın dağıtılması sonucu, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatı ile SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri tazminatının tamamından ve kalan teminat limiti kadar da (430.000-40.033,22-46.750=343.216,78 TL.) bakıcı giderleri tazminatından sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı taraf, maddi tazminat taleplerine sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesini istemiş ise de; sigorta şirketi hariç diğer davalıların sorumluluklarının haksız fiile dayalı olması nedeniyle diğer davalılar yönünden talep gibi kaza tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden ise yukarıda açıklanan temerrüt tarihi olan 04/03/2022 tarihinden itibaren faize hükmedilebileceği ancak, kazaya karışan aracın hususi araç olması nedeniyle faize avans faizi olarak değil, yasal faiz olarak hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmış, davacı tarafın fer'i nitelikteki fazlaya ilişkin faiz talebi reddedilmiştir.
Manevi tazminat talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise ;
Kazanın meydana geldiği tarih, davacının yaralanmasının derecesi, tarafların kusur durumu, istenilen manevi tazminatın miktarı, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile manevi tazminatın amacı birlikte değerlendirilerek davacının manevi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Manevi tazminata kaza tarihinden itibaren yasal faiz istenilmiştir. Manevi tazminattan sorumlu olan sigorta şirketi hariç diğer davalıların sorumluluğu haksız fiile dayalı olduğundan talep gibi manevi tazminata kaza tarihinden itibaren ve yasal faiz yürütülebileceği sonucuna varılmıştır.
Davacı tarafça dava öncesi arabulucuya başvurulmuş ve arabuluculuk bürosu tarafından zorunlu arabuluculuk anlaşmazlık son tutanağı düzenlenmiş ise de;
2918 s. KTK'nin 97. maddesine göre, "zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir."
6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-18. maddesine göre de, "özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz."
Yargıtay . HD’nin 29/09/2021 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadında da açıklandığı üzere, "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise, özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz."
Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması, davalı işleten ve sürücünün ise zorunlu arabuluculuk uygulamasına tabi olmaması nedeniyle, arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen, gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
Her ne kadar 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu arabuluculuk giderlerinden davacının sorumlu olduğu düşünülmüş ise de;
dava öncesi zorunlu arabuluculuğa başvurulmasının gerekip gerekmediği konusunda, uygulamada farklılıklar bulunduğundan ve bu nedenle davacının hem sigorta şirketine hem de arabulucuya başvurması makul görüldüğünden, Mahkememizce ihtiyari sayılan ve kural olarak davacıya yükletilmesi gereken arabuluculuk giderlerinin, hakkaniyet ve adalet gereğince tacir olmayan davacı ile davalılardan sigorta şirketi arasında davanın kabul ve ret oranına göre dağıtılması gerektiği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan Üye Üye Katip
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/509, K. 2025/259, 21 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama