KÜNYE
T.C. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2026
- T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2025/11 Esas - 2026/128
- Esas no
- 2025/11 Esas
- Karar no
- 2026/128
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Alacak (Mevduat Rehin Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen
- Dava tarihi
- 06/01/2025
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 30/03/2026
Karar Metni
1.059 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Mevduat Rehin Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı tarafın iddiaları: Davalı şirketin ... nezdinde kullandığı Ticari Krediye davacının kefil olduğunu ve bu kredinin davalı tarafından ödenmemesi üzerine kefil olan davacının hesabından ... numaralı kredi alacağının 02.12.2024 tarihinde bankaca tahsil edildiğini, davalının yapılan müracaata rağmen davacıya bu borcu ödemediğini, Sakarya Arabuluculuk Bürosunun 2024/171519 ve 2024/997 numaralı dosya üzerinden yapılan arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek TBK 596 maddesi uyarınca rücu imkanı bulunan davacının yapmış olduğu ödemenin davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf; Davalı tebligata rağmen cevap vermemiş vakıaları inkar etmiş sayılmıştır.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Davalının kullanmış olduğu kredi borcunun kefil olan davacı tarafından ödenmiş olması sebebiyle davacının davalıdan rücuen alacak hakkının bulunup bulunmadığı, varsa alacak miktarı ve işletilecek faiz hususlarınadır.
...den davalı ...'nin ... nolu kredisine ilişkin belge ve bilgiler ve ayrıca davacı ...'nun yaptığı ödemelere ilişkin kayıtlar getirtilmiştir. Dava konusu kredi ödemesinin neye istinaden yapıldığı, davacının hesabından banka tarafından doğrudan kredi borcunun tahsil edilip edilmediği, davacının nakit rehin sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, bu kredi ödemesinin nakit rehin sözleşmesi kapsamında yapılıp yapılmadığı hususları ayrıca sorulmuş ve banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bankacı bilirkişi raporunda;
"Davalı ... Firması ile ... arasında 27.11.2023 tarih, ... seri numaralı 10.000.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi düzenlendiği, 27.11.2023 tarih, ... seri numaralı 10.000.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesinde borçlu sıfatıyla yer alan davalı ... Firması adına imzanın (kaşe üzerindeki imza) davacı ... tarafından atıldığı fakat Genel Kredi Sözleşmesinde davacı ...’nun müteselsil kefil (şahsi) imzasının bulunmadığı,
Taraflar arasında; davalı ... Firmasının ‘‘Lehine Rehin Verilen/Borçlu’’, davacı ...’nun ‘‘Rehin Veren’’, Dava dışı ...’nin ‘‘Rehin Alan/Banka’’ sıfatıyla yer aldığı toplam tutarı 30.000.000,00 TL olan iki adet Cari Katılma Hesabı Rehin Sözleşmesi düzenlendiği, rehin sözleşmelerinin ilişkilendirilen krediler bölümünün doldurulmadığı, boş bırakıldığı,
27.11.2023 tarih, ... seri numaralı 10.000.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında Dava dışı ... tarafından davalı ... Firmasına 04.12.2023 tarihinde %43,00 faiz oranından/kâr payından İşletme Destek Finansmanı Kredisi adı verilmiş 2.296.737,05 TL tutarlı 02.01.2024 vadeli tek ödemeli (spot) kredi kullandırıldığı, söz konusu kredinin 02.01.2024 vade sonunda 3.345.234,81 TL anapara + faiz ve eklentileri ile tek seferde kapanması gerektiği,
Taraflar arasında düzenlenen Cari Katılma Hesabı Rehin Sözleşmeleri kapsamında; dava dışı ... Bankası tarafından Davacı ... hesabından 02.12.2024 tarihinde 3.345.234,81 TL’lik tahsilat yapıldığı, söz konusu tahsilat ile davalı ... Firmasının ... Adapazarı Şubesi nezdindeki ‘‘4903007 302 no.lu kredinin tahsilatı’’ açıklamasıyla 3.345.234,81 TL’lik kredi riskinin kapatıldığı/sıfırlandığı," tespit edilmiştir.
Mevduat rehni TMK nun 955 maddesi kapsamında alacak rehni hükmündedir. Davacı ile banka arasındaki mevduat rehni sözleşmesi şekil itibariyle geçerlidir. Davalının hesabından ... Bankası tarafından davalı şirketin kredi borcu için yapılan kesintinin davacının davalı lehine verdiği mevduat rehni kapsamında yapıldığı, rehin alan bankanın davalı şirketten olan ve muaccel hale gelmiş ve ödenmemiş kredi alacağını rehin veren davacının hesabındaki para ile takas ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı davalı şirketin bankaya olan kredi borcunu rehin veren sıfatı ile ödemiş olmakla banka yerine geçerek alacaklı konumuna gelmiştir. Bu alacak davacı ile davalı şirket arasındaki ortaklık ilişkisinden kaynaklanmayıp bağımsız nitelikteki rehin sözleşmesinden doğmaktadır.
Borçlar hukuku anlamında halefiyetin dar ve teknik bir anlamı vardır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (818 sayılı Eski Borçlar Kanunu’nda olduğu gibi) halefiyetin bir tanımı bulunmamaktadır.
Öğretide ise halefiyet; “üçüncü bir kişinin borçlunun edimini, alacaklıya ifa etmek suretiyle onu tatmin ettiği ölçüde alacaklının yerine geçmesi, onun borç ilişkisinden doğan asli ve feri haklarına halef olması” (..., ... , Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yetkin yayınları, Ankara, 2012, s. 931), “üçüncü bir kişinin alacaklıya ifada bulunması ile borçluya karşı alacaklının yerine geçmesi” (..., ... , Müteselsil Sorumluluk, Seçkin, Ankara, 2015, s.92), “başkasına ait bir borcu eda eden kişinin yasa hükmüne dayanarak alacaklının yerine geçmesi,
onun hak ve yetkilerine kanunen sahip olması” (..., ..., Müteselsil Borçlulukta İç ve Dış ilişkiler, İstanbul, 2003, s.131) “başkasına ait bir borç dolayısıyla alacaklıyı tatmin eden kişinin, onun haklarını, kanunda belirtilen hallerde ve tatmin ettiği oranda kendiliğinden elde etmesi” olarak tanımlanmaktadır.
Davacı rehin veren olarak davalı şirketin bankaya olan borcunu ödemiş olması ve halefiyet kuralları gereği bankanın yerine geçerek alacaklı konumuna gelmesi itibariyle ödediği miktarı davalıdan istemekte haklıdır. Ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilmesi de mümkündür. Açıklanan gerekçelerle davacının talebinde haklı olduğu sonucuna varılmış ve davasının kabulüne karar verilmiş, faiz türü açısından taleple bağlı kalınarak ödeme tarihinden itibaren yasal faize ayrıca hükmedilmiştir.
Davacı yargılamanın sona ereceği aşamada mahkememizin 2026/187 Esas sayılı dosyasında Şirketin ortağı olan ...'nun ortak olduğu dönemde şirket hesabından çekmiş olduğu paraların tahsili talepli başka bir dava açıldığını belirterek davaların birleştirilmesini ya da bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de; davalar arasında bağlantı bulunmadığı, konularının para alacağı olmasının bağlantı olarak kabul edilemeyeceği, farklı hukuki sebeplere dayanıldığı, eldeki davanın rehin sebebiyle halefiyet kurallarına istinaden açıldığı, diğer davanın ise şirket ve ortağı arasındaki uyuşmazlığa ilişkin olduğu,
farklı yargılama usullerine tabi oldukları, eldeki davanın bir yılı aşkın bir süre önce açılmış olması ve tüm süreçlerin tamamlanması, diğer davanın ise henüz dilekçeler aşamasında bulunması itibariyle birleştirme veya bekletici mesele yapılma talepleri kabul görmemiştir. Ayrıca davalı süresinde cevap vermemiş, usule uygun takas defi ileri sürmemiş, takasa konu alacağını süresinde karşı dava olarak da açmamıştır.
Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/11, K. 2026/128, 26 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama