KÜNYE
T.C. Adana Bam 3. Hukuk Dairesi T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
- Dosya no
- 2022/3280
- Karar no
- 2025/118
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ... Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 16.01.2025
Karar Metni
2.411 kelime·12 dk okuma·7 bölüm
... Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/05/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı
şirketin KZMMS poliçesi ile sigortacısı olduğu, dava dışı ...’nun sevk ve
idaresindeki ... plakalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki tescilsiz
motosikletin 15.09.2019 tarihinde çarpışması sonucu davacının yaralanarak çalışma
gücünü kaybettiğini ve sakat kaldığını, geçici ve sürekli iş göremezliğe uğradığını, kazadan önce işçi olarak çalışan davacının artık çalışamayacağını veya aynı işi yaparken daha
fazla efor sarf edeceğini, davalıya sigortalı araç sürücünün kazanın meydana
gelmesinde kusurlu olduğunu, davalı şirkete zararın tazmini için müracaat edildiğini
ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuk sürecinde de olumlu netice
alınamadığını bu nedenle dava açmak zorunda kaldıklarını beyan ederek belirsiz alacağın
tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak geçici iş göremezlik ve kalıcı maluliyet
zararından kaynaklı şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren
işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 30.03.2022 tarihli dilekçesi ile dava değerini geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 12.092,80 TL'ye, sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden ise 8.575,38 TL'ye olmak üzere toplamda 20.668,18 TL'ye ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karıştığı belirtilen
aracın müvekkili nezdinde karayolları zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı
olduğunu, davacının dava açmadan önce müvekkiline usulüne uygun şekilde başvuru
yapmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, geçici iş
göremezlik zararı taleplerinin poliçe teminat kapsamında olmadığını, tarafların kusur
oranının ve davacının maluliyet oranının tespiti için dosyanın ATK’na gönderilmesini,
tazminatın poliçe genel şartlarında belirlenen usul ve esaslara göre hesaplanması
gerektiğini, davacının tescilsiz motosiklet ile sürücü belgesi olmadan ve kask takmadan
motosiklet kullanması nedeniyle %20’den az olmamak üzere müterafik kusur indirimi
yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile; 12.092,80 TL geçici iş göremezlik, 8.575,38 TL kalıcı iş göremezlik olmak üzere toplam 20.668,18 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 01/01/2020 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigortadan alınarak (kaza tarihindeki poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere ) davacıya verilmesine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacının maluliyetine ilişkin raporun yanlış yönetmeliğe göre hazırlanmış olduğunu, bu hususta Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile daha önce maluliyet raporlarına yaptıkları itirazlarının göz önüne alınmasının gerektiğini, davacının maluliyetinin dosyada tespit edilenin aksine %1'den çok daha fazla olduğunu ve davacının yaralanma bölgeleri dikkate alındığında, yeterli uzman doktor olmadan rapor düzenlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının geçici iş göremezlik süresine ilişkin hesaplamanın eksik yapılmış olduğunu,
davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden yapılan hesaplamaların yerleşik Yargıtay uygulamalarına aykırı hesap, tablo ve formüller kullanılarak yapıldığını, dava dilekçesinde arabuluculuk vekalet ücreti talep edilmese bile A.A.Ü.T.’nin 16/2-c maddesinde belirtildiği üzere arabuluculuk faaliyetinin eldeki dosyada olduğu şekliyle anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini ancak yerel mahkemenin kararda arabuluculuk vekalet ücretine hükmetmemiş olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce davacı tarafça müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmamış olduğundan, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle başvuru usulden reddinin gerektiğini, aktüer bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, kararda başvuru tarihinden 8 iş günü sonra müvekkili şirketin temerrüte düştüğünün kabulüne karar verilmiş ise de bu hususun hatalı olduğunu,
kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirket aleyhine faize hükmedilecekse ATK maluliyet raporu tarihi olan 08/06/2021 tarihinden itibaren faizin başlatılmasının gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.
Davalı vekilinin dava açılmadan evvel, davalı ... 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun bir başvuruda bulunulmadığına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davacıların dava dilekçesi ekinde 19.12.2019 gününde kaza tespit tutanağı, davacılara ait tc kimlik numarası ve kimlik fotokopisi, araca ait ruhsat bilgisi, kaza tarihini de kapsar şekilde davalı ... tarafından düzenlenen ZMMS poliçe örneği, nüfus kayıt örnekleri, muayene tutunakları ve davacının vekiline ait vekaletname ile davadan önce usulüne uygun bir şekilde başvuru yapmış olduğu, bu başvuruya rağmen davalı ... tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür.
Buna göre başvuran davacıların, dava açmadan evvel önce gerekli evraklar ile zararın karşılanması için 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı bu başvurunun davalı ... tarafından kabul edildiği hatta davalı ... tarafından başvurulan evraklar üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmakla, davalının, usulüne uygun bir şekilde başvuru yapılmadığına ilişkin istinaf başvurusu kabul edilmemiştir.
Davacı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir.
Mahkemesinde hükme esas alınan 08.06.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesi tarafından hazırlanan maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 15.09.2019 tarihinde yürürlükte bulunan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %1 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davacı vekili ve davalı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı)
İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 15.10.2021 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “… TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin….” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin taraf vekillerinin istinaf başvuruları haklı görülmemiştir.
Öte yandan yerleşik yargıtay içtihatlarına göre çalışma yaşının 60 yaşında son bulacağının kabulü ile kalıcı işgörmezlik tazminatı yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması da yerinde görüldüğünden davacı vekilinin istinaf başvurusu da haksız bulunmuştur. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 11.10.2023 tarih ve 2021/21199 Esas, 2023/10622 Kararı)
Davalı vekilinin geçici işgörmezlik tazminatından sorumlu olmadıklarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Diğer yandan, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği geçici işgöremezlik zararının, sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır.
KTK'nın 98. maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır.
Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; Anayasa Mahkemesinin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alınıp TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici işgöremezlik zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine ait olduğundan, davacı için hesap edilen geçici işgöremezlik tazminatının karar altına alınması yerinde görüldüğünden, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı vekilinin, müterafik kusura yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Dosya kapsamında bulunan kolluk kuvvetlerince düzenlenmiş kaza tespit tutanağı incelendiğinde, motosiklet sürücüsü davacının kaza sırasında motosiklet kullanımı için gerekli ve zorunlu koruyucu tertibat olan kask kullanmadığı belirsizdir. Davacının sürücünün maluliyeti omurilik kısıtlılığına bağlı kalıcı maluliyete sebep olmuş olup, davacının kask ve koruyucu ekipman takmadığını anlaşılmıştır.
Dosya kapsamından davacının kaskının olmadığı, maluliyetinin de kafa travmasına bağlı olarak da tespit edilmiştir. Bu durumda mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi gereğince sürücünün kask takmamasından dolayı müterafik kusurunun bulunduğu anlaşıldığından tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Bu nedenle belirlenen tazminattan BK'nın 52. maddesi gereğince takdiren %20 oranında indirim yapılması gerekmektedir.
Buna göre davacının kalıcı ve geçici maluliyetten kaynaklı olarak toplam 20.668,18 TL tazminat alacağı bulunduğu, işbu tazminat miktarından %20 müterafik kusur indirimi yapılması durumunda, talep edebileceği tazminat miktarının 16.534,54 TL olduğu dikkate alınarak davalı vekilinin istinaf başvurusu bu yönüyle haklı bulunmuştur.
Davalı vekilinin hükmedilen faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı ... şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. (Yerleşik yargıtay içtihatlarına göre Güvence Hesabı yönünden ise; 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren ödemesi gerekmekte olup, davalının temerrüte düştüğü kabul edilir.)
Davacı vekili, davalı şirkete 19.12.2019 tarihinde usulüne göre başvuru da bulunduğuna göre 01.01.2020 tarihinde davalının temerrüte düştüğü anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu yönüyle haksız bulunmuştur.
Davacı vekilinin arabuluculuk vekalet ücretine ilişikin hükmedilmeyen yargılama giderine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
6100 sayımı HMK 326 md.sine göre arabuluculuk masrafları (arabulucuk ücreti) yargılama gideri olarak kabul edilmiştir. Bu masraflar için davacı ile davacı vekili arasında arabuluculuk görüşmeleri sırasında vekalet ilişkisinden kaynaklı arabuluculuk vekalet ücreti, arabulucu masrafları içinde sayılmadığından bu husustaki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/3280, K. 2025/118, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama