KÜNYE
T.C. Adana Bam 3. Hukuk Dairesi T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/3291
- Karar no
- 2024/3101
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/09/2022
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- ... - ... ...
- Vekilleri
- Av.
- Davalı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 24/12/2024
Karar Metni
1.929 kelime·10 dk okuma·7 bölüm
....Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/09/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
27.10.2016 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobili ile seyir halinde iken tek taraflı trafik kazası yaptığını, arka koltukta yolcu konumunda olan müvekkili ...'ın yaralanmasına ve beden gücü kaybına uğramasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin 15.08.1993 doğumlu olduğunu, kaza geçirip hem koldan hem bacaktan ciddi hasar görüp kalıcı sakatlık yaşadığını, müvekkilinin vücudunun çeşitli yerlerinde çok sayıda platin bulunmakla birlikte bacağında kısalık da mevcut olduğunu,
arz olunan nedenlerle davalı aleyhine beden gücü kaybına uğrayıp daimi maluliyeti olan davacı için şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu taleplere ilişkin müvekkili sigorta şirketine yapılmış başvurusu bulunmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin takdiri ile sürekli sakatlık tazminatı hesabı yapılması halinde özürlülük oranı tespitinin Adli Tıp Kurumu . İhtisas Kurulu tarafından tespit edilmesi gerektiğini, davaya konu kazada davacının yolcu olması nedeniyle kendi can güvenliği korumak için gerekli güvenlik tedbirleri alıp almadığının tespiti gerekitiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkili sigorta şirketi aleyhine açılan tamamen haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep eder.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davacının tedavi giderleri talebi yönünden feragat ettiği anlaşılmakla bu talep yönünden davanın reddine, 247.960,00-TL kalıcı iş görmezlik tazminatı ve 40,00-TL geçici iş görmezlik zararının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili; hatır taşımasına ilişkin indirim yapılıp yapılmayacağı ya da ne kadar indirim yapılacağının somut olayın şartlarına göre belirleneceğini, tamamen kusursuz olan müvekkili hakkında %20 gibi yüksek bir oranda indirim yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, 26.03.2018 tarihli sigorta cevabında sigortaya başvuru tarihinin bu tarihten önce olduğunun anlaşıldığını, bu durumda başvuru tarihinin 26.03.2018 tarihi olarak belirlenmesi gerekirken dava tarihi olarak belirlenmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, faiz başlangıcının kaza tarihi olarak belirlenmeyecekse dahi sigortaya başvuruluş tarihinin kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Karara karşı davalı vekili; davacının usulüne uygun başvurusunun bulunmadığını, davacı tarafın başvuru sırasında sunulması gereken evrakları sunmadığını, usulüne uygun bir başvuru yapılmamasının dava açılmasına sebep olduğundan müvekkili şirket aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 1,8 teknik faiz ve TRH tablosu esas alınmak üzere yeniden rapor alınmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin poliçe kapsamında yalnızca kalıcı sakatlığa yönelik taleplerinin teminat altına alındığını,
davacının ise kalıcı maluliyeti tespit edilmediğinden geçici iş göremezliğe ve bakıcı giderlerine ilişkin ödeme yapılmasının mümkün olmayıp davanın reddinin gerektiğini, hükmedilecek tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, buna uygun olmayan yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, araç sürücüsünün olay anında ehliyetinin bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün ehliyetsiz olduğunun davacı tarafından bilindiğini ve bu durumu bilerek hareket ettiğini, hesaplamaya müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini,
yolcu konumundaki şahısların olay anında emniyet kemeri takıp takmadığı ve kendi can güvenliği için gereken önlemi alıp almadığının büyük önem arz ettiğini, hatır taşıması indiriminin müterafik kusur indirimi ile birlikte uygulanabileceği konusunda da duraksama bulunmadığını, bu takdirde hesaplanan tazminattan %40 oranında indirim yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, yaralamalı trafik kazası sonucu açılmış olan maddi tazminat davasıdır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Usulüne uygun başvuru yapılmadığına yönelik yapılan incelemede:
Davacının dava açmadan önce sigorta şirketine başvurduğu, dosyanın içinde kaza tespit tutanağı, sağlık raporu ve tüm hastane/tedavi evraklarının bulunduğu, şirketçe bir kısım belgelerin (maluliyet raporu) eksik olduğuna ilişkin 26.03.2018 tarihinde cevap verildiği, yargılama sırasında dosyada alınan maluliyet raporunun davalıya tebliğ edildiği, halen dahi ödeme yapılmamış olması da gözetildiğinde başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü gerektiği, yine taraflar arasında 26/04/2019 tarihinde arabuluculuk anlaşmazlık tutanağının düzenlendiği, bu nedenle anılan maddede düzenlenen başvuruya ilişkin dava şartı gerçekleştiğinden uyuşmazlığın esasına girilerek karar verilmesi ve yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması yerinde olmakla bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Geçici iş göremezlik tazminat yönünden yapılan istinaf incelemesinde:
Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği, zararın teminat kapmasında olduğu anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/6271 Esas ve 2020/8104 Karar sayılı 03/12/2020 günlü kararı)
Faiz başlangıç tarihine yönelik yapılan istinaf incelemesinde:
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir.
Somut olayda, söz konusu zararın tazmini davacı vekili tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığı, tam olarak başvuru tarihinin belli olmadığı ancak 26.03.2018 tarihinde cevap verildiğinden başvurunun en geç bu tarihte yapılmış sayılacağı, bu tarihten itibaren 8 iş günü sonrası olan 06.04.2018 tarihinde davalı temerrüte düştüğünden bu tarihten itibaren faizin işletilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı görülmekle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmüş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda PMF yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiğianlaşılmaktadır.
Davalı vekili tarafından 1,8 teknik faiz ve TRH tablosu esas alınmak üzere yeniden rapor alınması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de hesap raporunda esas alınan hesaplama yöntemi doğru olmakla beraber PMF yaşam tablosu değil TRH 2010 yaşam tablosu esas alınmalı ise de, PMF yaşam tablosu davalı lehine olduğundan, TRH 2010 yaşam tablosu istinaf eden davalı aleyhine sonuç doğuracağından, istinaf edenin sıfatı dikkate alınarak bu yöndeki istinaf talebi de yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi, davacı vekilinin hatır taşıması indirimine ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Davacı ile araç sürücüsünün arkadaş oldukları, birlikte dışarıda yemek yiyip alkol aldıkları, davacının araç sürücüsü arkadaşının alkollü olduğunu bilerek aracına bindiği anlaşılmaktadır. Şu halde davacının alkollü sürücünün aracında yolculuk yapmış olması nedeniyle kendi güvenliğini tehlikeye soktuğu, dolayısıyla müterafik kusurunun bulunduğu anlaşıldığından belirlenen tazminattan %20 oranında indirim yapılması gerektiği halde bu yönde indirim yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulü gerekmiştir.
Hatır taşıması indirimi yönünden,
6100 sayılı HMK'nun İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi başlıklı 141. maddesi ile; ''(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; öninceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler... Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.'' hükmü düzenlenmiştir.
Dava konusu uyuşmazlıkta davalı tarafça cevap ve cevap süresi içinde hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği itirazında bulunmamış olmasına rağmen yargılama sırasında ileri sürülmesi sebebiyle belirlenen tazminat miktarından hatır taşıması indirimi yapılması hatalı olmuştur. Bu nedenle süresinde hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği ileri sürülmediğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
Buna göre 05.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının sürekli iş göremezlik zararının 319.720 TL, geçici iş göremezlik zararı 12.603,86 TL olarak belirlenmiş, davacı vekili taleplerini 40,00 TL geçici, 309.960,00 TL sürekli olmak üzere toplam 310.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Bilirkişice belirlenen miktardan % 20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğinden davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik zararı 255.776,00 TL, geçici iş göremezlik zararı 10.083,08 TL olmak üzere toplam 265.859,08 TL'dir. Davacı geçici iş göremezlik yönünden 50,00 TL talep etmiş olduğundan 255.776,00 TL sürekli iş göremezlik, 50,00 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 255.826,00 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince bilirkişice belirlenen toplam tazminat miktarı üzerinden hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken ıslah edilen tutar üzerinden indirim yapılmasının hatalı olduğu, hatır taşıması değil müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması gerektiğinden yine temerrüt tarihi olan 06.04.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/3291, K. 2024/3101, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama