KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/3368 - 2025/122
- Dosya no
- 2022/3368
- Karar no
- 2025/122
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- .... Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacılar
- 1- ...
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ... Sigorta Anonim Şirketi
- Vekilleri
- Av.
- Dava
- Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 16.01.2025
Karar Metni
2.558 kelime·13 dk okuma·7 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/07/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle. 13.02.2018 tarihinde tek taraflı kazanın meydana geldiğini, ... plakalı araçta yolcu olan müvekkilleri ..., ... ve ...'nın kazada ağır bir şekilde yaralandığını, meydana gelen kazada ... plakalı aracın sürücüsü ...'ın K.T.K.'nın 52/1-a-b maddesini ihlalinden tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza tarihinin 13.02.2018 olması nedeniyle;
kaza nedeniyle oluşan sürekli iş gücü kaybı oranın, geçici iş göremezlik oranının ve geçici iş göremezlik süresi boyunca bakıma muhtaç olup olmadığı hususlarının ... ve ... için 20 Şubat 2019 tarihli resmi gazetede yayımlanan erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik çerçevesinde tespit edilmesini, sürekli iş görmezlik tazminatının tahsilini talep ettiklerini, oluşan maluliyet nedeniyle ...
Sigorta A.Ş.'ye başvuru yapıldığını ancak davalı sigorta şirketinin yasal süre geçmesine rağmen başvuruyu sonuçlandırılmadığını, dava şartı olan arabuluculuk görüşmelerinin yapıldığını fakat anlaşamama ile sonuçlandığını, kaza tarihinin 13.02.2018 olması nedeniyle;
kaza nedeniyle oluşan sürekli iş gücü kaybı oranının, geçici iş göremezlik oranının ve geçici iş göremezlik süresi boyunca bakıma muhtaç olup olmadığı hususlarının ... için 20 Şubat 2019 tarihli resmi gazetede yayımlanan çocuklar için özel gereksinim değerlendirmesi hakkında yönetmelik çerçevesinde tespit edilmesini, dava tarihi itibariyla 300,00 TL (her bir müvekkili için 100,00 TL) olmak üzere zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak sürekli iş görmezlik tazminatının sigorta limitini aşmamak üzere, temerrüt tarihinden işletilecek ticari faizi,
yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalıdan tahsilini talep ettiklerini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH
Davacılar vekili 28.03.2022 tarihli dilekçesi ile dava değerini davacı ... yönünden ve sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından 186.123,00 TL'ye arttırmış, bu dilekçeden sonra sunduğu 12.05.2022 tarihli dilekçe ile ise 28.03.2022 tarihli dilekçesinde maddi hata yaptığını ve müvekkilinin adını hatalı olarak bildirdiğini beyan ederek, miktar aynı kalmak üzere, müvekkili davacı ... yönünden dava değerini sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından 186.123,00 TL'ye arttırdığını beyan etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın asliye ticaret mahkemesi sıfatı ile değil, asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise meydana gelen kaza ile ilgili ceza mahkemelerine intikal eden herhangi dosya olup olmadığının araştırılması ve eğer böyle bir dosya varsa "bekletici sorun" yapılması gerektiğini, kusur durumunun belirlenebilmesi için dosyanın adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesine gönderilmesini, mezkur başvuruya konu trafik kazasının iş kazası niteliğinde olduğunu, bu nedenle SGK tarafından başvurana iş göremezlik ödeneği veyahut psd bağlanmış olma ihtimalinin olduğunu,
bu durumun araştırması yapılmaksızın dosyanın karara çıkmasının mükerrer ödemeye sebebiyet vereceğini, davacının temerrüt tarihinden itibaren faiz isteminin kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca faizin türünün ise yasal faiz olması gerektiğini, başvuru konusu talebin trafik kazasından dolayı haksız fiil neticesinde meydana geldiğini, müvekkili sigorta şirketinin yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumluluğu bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacılar ... ve ...'ın açmış olduğu davaların ayrı ayrı reddine, davacı ...'ın davasının kabulü ile, 186.123,00-TL kalıcı iş göremezlik tazminatının 15.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a ödenmesine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacılar vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin maluliyet oranı ve iyileşme sürecinin hayatın olağan akışına aykırı olarak belirlenmiş olması nedeniyle dosyasından aldırılan maluliyete ilişkin raporlara karşı itiraz dilekçeleri sunduklarını ancak yerel mahkemenin bu itirazlarını değerlendirmediğini, talepleri doğrultusunda yeniden maluliyet raporu aldırılmasının gerektiğini ayrıca maluliyet raporlarının hatalı yönetmeliğe göre düzenlendiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davacının davasını ikinci kez ıslah etmesine izin verilmiş olup, taleple bağlılık ilkesinin ihlal edilmiş olduğunu, davacının ilk dilekçesinde maddi hata yapıldığının kabulü ile 2. ıslah dilekçesinin kabulüne karar verilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemece bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasının yasaya aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla yerel mahkemece hatır taşımacılığı hükümleri gereğince indirim yapılmamış olmasının hatalı olduğunu,
kabul anlamına gelmemek kaydıyla ıslahla arttırılan tazminata ancak ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülebileceğini ve kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından eksik vekalet ücretine hükmolunduğunu bildirerek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.
Davalı vekilinin hükme esas alınan kusur raporuna ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Somut olayda, 13.02.2018 günü saat: 22.20 sıralarında, sürücü ..., idaresindeki ... plakalı araç ile ... Bulvarını takiben, ... istikametine sol şeritten seyri sırasında, önüne 45 metre geride sol şeritte bulunan 2,5 cm. derinliğinde ve 1,70 metre genişliğinde, 3,10 metre uzunluğundaki çukuru (kesik asfalt) gördüğünde bu çukura düşmemek için aniden sağa doğru manevra yaptığında, hızından dolayı direksiyon hâkimiyetini kaybederek, aracın ön kısımlarıyla, yolun sağında bulunan no.2 sayılı evin bahçe duvarına çarpıp, devamında aracın sol kısımlarıyla da burada bulunan elektrik direğine çarpması sonucunda ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır.
Bu kazanın oluşumunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın, dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, aracın hızını kavşağa ve yaya geçidine yaklaşırken azaltmayıp, kazaya sebebiyet verdiğinden, Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/a “Sürücüler, kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak zorundadırlar.” maddesini ihlal ettiğinden %80 (yüzdeseksen) oranında kusurlu olduğu,
yolun yapım ve bakımından sorumlu kuruluş ise, aynı kanunun 13 “Karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşlar, karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdür.
Çeşitli kişi, kurum ve kuruluşlar, karayolu yapısında yapacakları ve esasları yönetmelikte belirtilen çalışmalarda; gerekli önlemleri alarak, aldırarak ve devamlılığını sağlayarak, trafik akımını ve güvenliğini bozmayacak tarzda yapmak, zorunlu nedenlerle meydana gelen arıza, engel ve benzerlerini en kısa zamanda ortadan kaldırarak karayolunu kullananlara ve araçlara zarar vermeyecek duruma getirmek zorundadırlar.” maddesini ihlal ettiğinden %20 (yüzdeyirmi) oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davacılar vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporlarına ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir.
Buna göre, davacı ... için mahkemesinde hükme esas alınan 24.09.2021 tarihli ATK 2. İhtisas dairesince düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 13.02.2018 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile kalıcı bir maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
Yine davacı ... için mahkemesinde hükme esas alınan 24.09.2021 tarihli ATK 2. İhtisas dairesince düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 13.02.2018 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile kalıcı bir maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davacı ... için ise mahkemesinde hükme esas alınan 24.09.2021 tarihli ATK 2. İhtisas dairesince düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 13.02.2018 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %10 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı)
İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 22.11.2021 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “…TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin….” tespitlerile davacı ...'nin kalıcı maluliyetten kaynaklı zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin istinaf haklı görülmemiştir
Davalı vekilinin müterafik kusur indirimine ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.
Somut olayda, 13.02.2018 günü saat: 22.20 sıralarında, sürücü ..., idaresindeki ... plakalı araç ile ... Bulvarını takiben, ... istikametine sol şeritten seyri sırasında, önüne 45 metre geride sol şeritte bulunan 2,5 cm. derinliğinde ve 1,70 metre genişliğinde, 3,10 metre uzunluğundaki çukuru (kesik asfalt) gördüğünde bu çukura düşmemek için aniden sağa doğru manevra yaptığında, hızından dolayı direksiyon hâkimiyetini kaybederek, aracın ön kısımlarıyla, yolun sağında bulunan no.2 sayılı evin bahçe duvarına çarpıp, devamında aracın sol kısımlarıyla da burada bulunan elektrik direğine çarpması sonucu tek araçlı, ölümlü, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.
Davacıların kazaya karışan araçta yolcu konumunda olduğu, emniyet kemeri takıp takmadığının belirsiz olduğu, ancak somut olayda, Cumhuriyet Savcılığı ifade tutanakları ve kaza tespit tutanağında anlaşılacağı üzere, davacı ...'nin içinde yolcu olarak bulunduğu aracın cinsinin otomobil olduğu, şöför dahil istiap haddinin 5 kişi olduğu ve kaza esnasında araçta şoför dahil 7 kişi seyahat ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumun davacıda oluşan zararın artmasına neden olacak bu eylem müterafik bir kusur olarak değerlendirildiğinden, haddinin aşılmış olması sebebiyle hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekmektedir.
Buna göre hükme esas alınan 22.11.2021 havale tarihli hesap bilirkişi raporunda davacı ... için tazminat olarak talep edeceği miktarın 186.123,00 TL olduğu, iş bu miktardan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığında gerçek zararının 148.898,40 TL olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. (Yargıtay 17. H.D. 2014/13119 Esas, 2016/10845 Karar - 2009/9970 Esas-2010/2559 Karar)
Davalı vekilinin, davacılar vekili tarafından sunulan ikici ıslah dilekçesinin geçersiz olduğuna ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesnide;
Davacı vekili Mahkemesine sunmuş olduğu 28.03.2022 günlü bedel arttırım dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarına saklı tutarak, davacı ... yönünden dava değerini 186.123,00 TL olacak şekilde arttırmış, daha sonra ise 12.05.2022 tarihli dilekçe ile dava değerinin davacı ... yönünden 186.123,00 TL olduğunu belirtmiştir.
Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesine sunmuş olduğu 12.05.2022 tarihli dilekçesi ikinci bir ıslah dilekçesi olmayıp HMK 124. md.si kapsamında maddi hatanın düzeltilmesinden ibaret olup, buna bağlı olarak esas yönünden ve yine yargılama giderleri yönünden yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmekle, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/3368, K. 2025/122, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama