KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/3369 - 2025/103
- Dosya no
- 2022/3369
- Karar no
- 2025/103
- Başkan
- .....
- Üye
- .....
- Üye
- .....
- Katip
- .....
- İncelenen kararın mahkemesi
- ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/09/2022
- Numarası
- 2021/978 Esas, 2022/778 Karar
- Davacılar
- 1- .......
Karar Metni
1.445 kelime·7 dk okuma·14 bölüm
2- .........
VEKİLİ
Av. ........
DAVALI
....... ŞİRKETİ - .............
VEKİLİ
Av. .......
DAVA
Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ : 14/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/01/2025
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/09/2022 tarih ve 2021/978 Esas, 2022/778 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 01.12.2012 tarihinde sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsiklet ile ... plakalı aracın çarpışması sonucu sürücü ...’in vefat ettiğini, mezkur kazanın meydana gelmesinde müteveffanın tam kusurlu olduğunu, müvekkillerinin müteveffanın anne ve babası olduğunu, vefat sebebiyle oğullarının desteğinden yoksun kaldıklarını, ... plakalı araç sigortacısı olan davalıya başvuru yapıldığını ancak taleplerinin reddedildiğini, iş bu nedenlerle; her bir davacı için 10,00 TL olmak üzere toplam 20,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile hükmen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH
Davacılar vekili 11/08/2022 tarihli dilekçesi ile taleplerin davacı ... için 113.800,40 TL, davacı ... için 111.199,60 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, talebin zamanaşımına uğradığını, davaya konu kazaya karışan ... plakalı aracın 09.02.2012/2013 tarihleri arasında müvekkilleri nezdinde sigortalı olduğunu ve poliçe teminat limitinin 225.000,00 TL olduğunu, kusur durumunun tespiti gerektiğini, söz konusu kazanın oluşumunda müteveffa destek sigortalı aracın sürücüsü olduğu ve asli kusurlu olduğunu, dolayısıyla hak sahiplerinin tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu, faizin hatalı talep edildiğini ve müvekkilleri şirketin temerrüde düşmediğini, müterafik kusur hususunun irdelenmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece davanın kabulü ile, 113.800,40-TL tazminatın 19.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... ...'e ödenmesine, 111.199,60-TL tazminatın 19.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... ...'e ödenmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacılar vekili; davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Karara karşı davalı vekili; davacının talep etmiş olduğu alacağın rücuya tabi olduğunu, müteveffa kendi kusuru ile kazanın meydana geldiğini bu sebeple hak sahipleri kazaya karışan aracın ZMMS poliçesinden tazminat talep edemeyeceğini, hesap raporunu kabul etmediklerini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacıların desteğinin vefatına dayanan destekten yoksun kalınması nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davacılar vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.
Davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun incelemesinde;
Davacılar vekili, her bir davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilerek hatalı hüküm kurulduğunu savunmuştur.
Her bir davacı tarafından talep edilen tazminat talepleri için davacılar arasında HMK 57 ve 58. maddeleri gereği ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu, ihtiyari dava arkadaşlığında davaların birbirinden bağımsız olduğu, mahkemece kabul edilen kısım yönünden davacılar lehine her bir davacı açısından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunması gerektiği değerlendirilmekle, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin rücu haklarının bulunduğu ve müteveffanın kendi kusuruyla vefat etmiş olması nedeniyle hak sahiplerinin 3.kişi olarak kabul edilemeyeceğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Her ne kadar davalı vekili müteveffanın kendi kusuruyla vefat etmiş olduğunu, bu nedenle davacıların destek tazminatı talep haklarının bulunmadığını ileri sürmüş ise de, dava konusu trafik kazasının 26/10/2012 tarihinde yaşanmış olduğu, buna göre 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının bu uyuşmazlıkta uygulanamayacağı kanaatine varılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Yine davalının daha sonra davacılara rücu edebilecek olması davacıların tazminat istemelerine engel olmadığından bu yöndeki istinaf da yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelemesinde;
Her ne kadar davalı vekilince PMF yaşam tablosu ve 1,8 teknik faizin uygulanması gerektiği, olayda 7327 sayılı yasa gereği % 2 iskonto uygulanmak suretiyle hesaplama yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de.
Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun incelemesinde;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Bu hususta mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması hatalı görülmüştür.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.
Dosya kapsamından, ... plakalı motosiklet sürücüsü desteğin kask takıp takmadığının tespiti yapılamamakla birlikte, ölümün kafada kemik kırığına bağlı künt kafa travması/ beyin kanaması sonucu husule geldiği, buna göre müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği kanaatine varılmış ise de, dosya kapsamı incelendiğinde hesaplanan tazminat miktarının poliçe limitini aştığı ve bu nedenle garameten hesaplama yapıldığı, hak kazanılan tazminat miktarı üzerinden % 20 müterafik kusur indirimi yapıldığında yine tazminat miktarının limitin üstünde kalması sebebiyle hükmedilen limitle sınırlı meblağın altında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi ile, HMK 353/1-b-2 maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının düzelterek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/3369, K. 2025/103, 14 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama