KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/3444 - 2025/277
- Dosya no
- 2022/3444
- Karar no
- 2025/277
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/10/2022
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı-karşı davalı
- ...
- Vekili
- Av.
- Davalı
- TÜRKİYE SİGORTA A.Ş. (Eski; ... SİGORTA A.Ş
- Vekili
- Av.
- Davalı-karşı davacı
- ... -
- Vekili
- Av.
- Dava
- Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 06.02.2025
Karar Metni
1.730 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.10.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 8/11/2014 tarihinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu ve ... idaresindeki ... plakalı motor ile davalı ...'a ait olup onun idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, geçici ve kalıcı iş gücü kaybına uğradığını, ... plakalı aracın ...
Sigorta A.Ş tarafından kaza tarihini de kapsayacak şekilde ZMMS poliçesi ile sigortalandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere geçici iş gücü kaybından dolayı 500,00 TL, kalıcı iş gücü kaybından dolayı 1.000,00 TL maddi tazminatı dava tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müteselsilen, 10.000,00 manevi tazminatın ise olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın 17/07/2014-2015 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde müvekkili tarafından sigortalandığını, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispatlanması gerektiğini, maluliyet raporunun ATK'dan alınmasını istediklerini, SGK tarafından yapılan bir ödemenini bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacının müterafik kusurundan dolayı tazminattan indirim yapılması gerektiğini, müvekkilinin dava tarihinden önce temerrüte düşürülmediğini, bu nedenle dava tarihinden önce faiz istenemeyeceğini, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin gerçekleşen kazada kusurunun olmadığını, motosiklet sürücüsüne dava açılmamış olmasının usule aykırı olduğunu, motosiklet üzerinde kurallarına aykırı olarak yolcu taşındığını, davacının kaskının bulunmadığını, motosiklet sürücüsünün ehliyetinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiş, ayrıca kendisine ait aracın kazada hasarlandığını, aracını serviste tamir ettirdiğini ve 1.025,00 TL ödeme yaptığını, aracında 5.000,00 TL değer kaybı oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL'nin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, asıl davada maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 5.000,00 TL manevi tazminatın kazanın gerçekleştiği 18/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davalı karşı davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu olayda müvekkilinden daha fazla kusura sahip olan dava dışı ...'in davaya dahil edilmeden müvekkiline işbu davanın açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının talep ettiği tazmine ilişkin olayda ...'in de kusuru bulunmakta olup davacı lehine hükmedilen manevi tazminatttan müvekkili ile birlikte sorumlu tutulması gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan 19.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda müvekkiline atfedilen kusur %35 iken dava dışı ...'in olayda kusuru %65 olduğunu, bu nedenle davacıya hükmedilen tazminatın kusur oranlarına göre hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece hükmedilen manevi tazminatın çok düşük ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl dava, yaralanmalı trafik kazasından kaynaklanan geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat, karşı dava değer kaybı talebine ilişkindir.
Mahkemece asıl davanın manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne, asıl ve karşı davadaki maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, karar davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekilinin husumete yönelik istinafının incelenmesinde:
Dava haksız fiile ilişkin olup haksız fiile neden olanlar müteselsilen sorumlu ise de bu sorumluluk dava edilenler arasında geçerli olup davacının tüm zarar verenleri ve dolayısıyla yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünü davaya dahil etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Davalı vekilinin davacının yolcu olduğu araç sürücüsüne yönelik olarak da dava açması gerektiğine yönelik istinafı yerinde değildir.
Kusur yönünden yapılan incelemede:
18/11/2014 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı motor ile davalı ... idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazasında ... plakalı motorda yolcu olarak bulunan davacı ... yaralanmıştır. Trafik kazası tespit tutanağında davacıda kask bulunmadığı belirtilmiştir.
.... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında yürütülen yargılama sonunda, 01/12/2015 tarih, ... karar sayılı kararı ile; sanık sürücü ...'ın birden fazla kişinin taksirle yaralanmasına sebep olma suçundan TCK'nın 89/4 maddesi gereğince cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Hükme esas alınan ve ATK Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 11/08/2015 tarihli raporda, sanık ...'ın asli, müşteki ...'in tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece görevlendirilen makine mühendisi bilirkişi ...'ın 03/07/2015 havale tarihli raporunda; ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'in bölünmüş yolda ters şeride girerek ... idaresindeki ve U dönüşü yapmakta olan ...
Plakalı otomobilin sol ön tamponuna çarpması sonucu gerçekleşen kazada aracını, durumun el verdiği oranda gidiş yönüne göre yolun en sağından, yol çok şeritli ise trafik durumuna göre hızının gerektirdiği şeritten sürmek, bölünmüş yollarda karşı yöndeki trafik için ayrılan yol bölümüne girmeleri kurallarını ihlal etmesinden dolayı %50 oranında kusurlu olduğu, kask takmayan ve gerekli emniyet tedbirlerini almadan yolculuk yapan ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu, ...'ın ise Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 95/b maddesini ihlal etmesinden dolayı %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Bu rapora itiraz edilmiş olması ve ayrıca ceza dosyasında alınan raporla çelişmesi nedeniyle İTÜ öğretim üyelerinden alınan 09/12/2016 tarihli raporda; ...'ın %50, ...'in %30 ve ...'ın %20 oranında kusurlu oldukları belirtilmiştir. ...'a kask takmadığı için %20 kusur verilmiştir. İlk derece mahkemesince görevlendirilen bilirkişiler Prof. Dr. ..., Makine Mühendisi ... ve Emniyet Amiri ... 09/10/2017 tarihli raporlarında; ...'ın asli ve %50 oranında, ...'in tali ve %30 oranında ve ...'ın ise kask takmadan yolculuk yaptığı için %20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Karayollar Fen Heyetinden oluşan bilirkişiler kurulunca düzenlenen 19/11/2018 tarihli raporda.
Dava dışı ...'in gece koşullarında farı yanmayan aracı ile karayoluna çıkmak ile gece koşullarında diğer sürücülerin kendisini fark edip tedbir almalarının güç olacağını düşünerek tedbirli davranmamakla, trafiğe salih olmayan araç ile seyir halinde olduğunu göz önüne alıp hızını düşürmemekle, aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gereklerine ayarlamamakla, sağ ön ilerisinde U dönüşü için harekete geçen aracı gördüğünde hızının yüksek olmasının etkisi ile fren tedbiri ile duramayacağını anlayıp önünden geçmeye çalışmakla, bu araç sürücüsünü ses ve ışık cihazı ile uyarmamakla,
manevra yapan aracın boşaltığı alan yerine önünden geçmeye çalışmakla ve fren tedbirine başvurmamakla 1. Derecede ve %65 oranında kusurlu olduğu, ...'ın ise park yerinden çıkarken yakın gerisindeki ve karşı yönden gelmekte olan taşıt trafiğini yeterince dikkatle kontrol etmemekle, bunun sonucu olarak farları yanmamakla birlikte aydınlatma bulunduğundan fark edebileceği motosikleti fark edip tedbir almamakla çizgi ile bölünmüş yolda U dönüşü manevra yapmaya çalışmakla tali derecede ve %35 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Alınan bu son rapor toplanan delillere ve dosya kapsamı ile uyumlu olup ilk derece mahkemesince hükme esas alınmış olması yerindedir. Davalı vekilinin kusura yönelik istinafı haksız bulunmuştur.
Manevi tazminat ve miktarı yönünden yapılan incelemede:
Hâkim, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Manevi tazminat zenginleşme ve cezalandırma aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.
Zira, TMK'nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Bu sebeple hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
İçtihadı Birleştirme Kararı'nın ışığında; her ne kadar davacı maluliyet raporu için ilgili sağlık kuruluşuna başvurmadığından maluliyet raporu alınamamışsa da davaya konu kaza nedeniyle yaralandığının ve ... Hastanesi'nde ve ... Hastanesi'nde tedavi gördüğünün sabit olduğu, bu nedenle davacının bedensel bütünlüğü zedelenmiş olup manevi tazminat isteme hakkı bulunduğu, kazanın oluş şekli, davacının yaralanmasının mahiyeti, tedavi süreci, özel hal ve şartlar, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, hak ve nesafet kuralları gözetilerek davacı için manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olduğu ve tazminat miktarının yüksek olmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple davalı vekilinin istinafı yerinde görülmemiştir.
Davalının karşı davadaki değer kaybı talebi yönünden yapılan incelemede:
Davalı-Karşı Davacı ... karşı davada, aracındaki değer kaybı ile tamir nedeniyle servise ödediği ücreti talep etmiştir. Ancak karşı davanın davalısı ... ... plakalı motorun işleteni ya da sürücüsü değil, araçta yolcudur. Kendisinin kazaya etken bir kusuru bulunmamaktadır. Kask takmadığı için müterafik kusurunun bulunduğu kabul edilse dahi, bu durum kazanın oluşumuna etki eden bir husus değildir. Kazada davalı-karşı davacı ... %35, diğer araç sürücüsü dava dışı ... ise %65 oranında kusurludur. Bu sebeple mahkemece karşı davanın reddine karar verilmiş olması yerindedir. Davalı vekilinin bu yöndeki istinafının reddi gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı karşı davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/3444, K. 2025/277, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama