KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/57 - 2025/264
- Dosya no
- 2023/57
- Karar no
- 2025/264
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- .... Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- ... - (
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ... Sigorta Anonim Şirketi
- Vekili
- Av.
- Dava
- Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 06.02.2025
Karar Metni
1.437 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/06/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 29/10/2018 tarihinde müvekkilİ ...'in maluliyetine neden olacak şekilde trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün asli kusurlu bulunduğunu, bu kaza neticesinde müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, kazadan dolayı müvekkiline tazminat ödenmesi adına yapılan başvuru nedeniyle şirket tarafından hasar dosyasının açıldığını,
sigorta şirketine karşı usulüne uygun tüm belgelerin gönderilmesine rağmen tazminat ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile 200,00 TL maddi tazminatın (100,00 TL kalıcı ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere) davalı şirketin temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 04.04.2022 tarihli dilekçesi ile dava değerini 144.761,77 TL'ye ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirkete tarihleri arasında ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, yaptırılan aktüer hesaplamaları esas alınarak davacının yaralanması ile ilgili olarak hesaplanan 90.600,00 TL'nin 10/04/2020 tarihinde davacı vekilinin hesabına ödendiğini, müvekkili şirket tarafından poliçeden kaynaklı tüm sorumlulukların yerine getirildiğini, dosyanın kusur tespiti yönünden Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini,
davacının iyileme süresi dikkate alınarak maluliyet oranının ve kaza ile illiyet bağının belirlenebilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamı dışında olduğunu, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğinden ve kesin hüküm sebebi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davanın kabulü ile; 33.946,77 TL geçici iş göremezlikten kaynaklanan, 110.815,00 TL kalıcı iş göremezlikten kaynaklanan olmak üzere toplam 144.761,77 TL maddi tazminatın 10/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; tahkim yargılamasında müvekkili şirket ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadan ibralaşılmış ve karar verilmiş olduğunu bu nedenle davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklı tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğunu, karara dayanak bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından geçici iş göremezlik talebinin kabül edilmesinin, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamı dışında olması nedeniyle kanuna aykırı olduğunu,
yerel mahkeme kararında usuli kazanılmış hakların ihlal edilerek karar verilmesinin yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerekirken ibra tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili istinaf etmiştir.
Davalı vekilinin dava şartı olan kesin hüküm bulunmama şartının gerçekleşmediğine ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Her ne kadar, davacı vekili davaya konu ilgili kaza sebebi ile davacı ... tarafından davalı sigorta şirketine başvuruda bulunmuş olumlu neticelenmemesi nedeni ile ve davacı tarafından Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunulmuş ... esas sayılı başvuru neticesinde sulh olunmuş ve dosya karara çıkmış taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleştiğini belirtmiş ise de; ilk derece mahkemesince Sigorta Tahkim Komisyonuna yazılan müzekkere verilen 28.06.2021 tarihli cevabından, taraflar arasında kesin hükme bağlanmış bir Sigorta Tahkim Komisyonu hakem heyeti kararı bulunmadığı, ... esas sayılı başvuru ön inceleme aşamasında geri çekildiği belirtilmiştir. Bu durumda taraflar arasında kesinleşmiş bir ilam bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı vekilinin davacının tüm zararının karşılandığına ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Dosya içinde mevcut 07.03.2022 tarihli hesap bilirkişi raporunda, davalı sigorta şirketi tarafından 10.04.2020 tarihinde yapılan ödemenin davacının tüm zararını karşılayıp karşılmadığını tespit edebilmek için hesaplama yapılmıştır. TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi ile ödeme tarihi olan 2020 yılı asgari ücret verileri kullanılmak üzere yapılan hesaplamaya göre davacının toplam zarar miktarının 152.802,54 TL olduğu, davalı vekilinin yapmış olduğu ödemenin 85.000,00 TL olduğu dikkate alındığında, 2918 sayılı KTK 111. md.si gereğince ödeme miktarının yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olduğundan davalı vekilinin bu husustaki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı vekilinin muterafik kusur indirimine ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Dosya kapsamında bulunan kolluk kuvvetlerince düzenlenmiş kaza tespit tutanağı incelendiğinde, motosiklet sürücüsü davacının kaza sırasında motosiklet kullanımı için gerekli ve zorunlu koruyucu tertibat olan kask kullanmadığı belirsizdir.
Davacının sürücünün geçici ayak ve bilek kemiği kırığına bağlı oluştuğu, davacının kask ve koruyucu ekipman takmadığını, bu nedenle zararın oluşmasında kendisinin kusurlu olduğunu belirtmiş ise de, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince motosiklet sürücü ve yolcularının koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken, yönetmelikte dizlik veya koruyucu tertibat takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Davacının yaralanmasının omurilikte oluştuğu, buna bağlı olarak kask takılı olmaması oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunmadağı, Karayolları Trafik Kanunu Yönetmeliği gereğince koruyucu ekipman olarak takılması zorunlu olan ekipmanın kask olması gerektiği, davacının maluliyetinin kafa bölgesinde oluşmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haklı görülmemiştir.
Davalı vekilinin geçiçi işgörmezlik zararından sorumlu olmadıklarına ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Diğer yandan, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği geçici işgöremezlik zararının, sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır.
KTK'nın 98. maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır.
Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; Anayasa Mahkemesinin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alınıp TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici işgöremezlik zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine ait olduğundan, davacı için hesap edilen geçici işgöremezlik tazminatının karar altına alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Öte yandan, SGK tarafından davacı 2.875,13 TL geçici işgörmezlik ödemesinde bulunmuştur. Yine hükme esas alınan dosya içinde mevcut 07.03.2022 tarihli hesap bilirkişi raporunda bu ödeme davacının geçici işgörmezilik tazminatından düşülmüştür. Başka bir anlatımla, davacıya mükerrer ödeme yapılacak şekilde bir hesaplama yapılmamıştır. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvuru haksız bulunmuştur.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/57, K. 2025/264, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama