KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi Davacı Vekilleri
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2024
- Esas-Karar No
- 2022/779 - 2024/1031
- Esas no
- 2022/779
- Karar no
- 2024/1031
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 30/12/2021
- Numarası
- 2021/26 E. - 2021/420 K.
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.382 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/12/2021 tarih ve 2021/26 Esas - 2021/420 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2003/38044, 2016/87123 sayılı ve “...”, "... ..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin "...-..." ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markalarında yer alan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığını, dava konu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkilinin markaları tanınmış olup dava konusu başvurun bu tanınmışlıktan haksız yarar sağlayacağını,
dava konu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2020-M-3901 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüyle sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, davacının markaları ile müvekkilinin dava konusu başvurusu arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, karşılaştırma yapılırken marka ve işaret parçalanmaksızın bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin 35/5. sınıf hizmetler için tanımlayıcı olduğunu ve ticaret hayatında herkesin kullanımına açık bulunduğunu, dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, davacının markalarının tanınmış olduğunun ispatlanamadığını, kötü niyet iddiasının da hukuki mesnetten yoksun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu 2018/119466 sayılı ve “...-...” ibareli marka başvurusu ile davacıya ait 2016 87123, 2003 38044 sayılı "... ...", "..." ibareli markalar arasında karıştırılma ya da ilişkilendirme ihtimali ortaya çıkmayacağı, SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da bulunmadığı, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak yer aldığını, başvuruda yer alan "..." ibaresinin dava konu başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, müvekkilinin markalarının uzun yıllardır yaygın kullanımı sonucu tanınmış hale geldiğini, dava konusu başvurunun müvekkilinin tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı şirketin "...-..." ibaresinin marka olarak tescili için 26.12.2018 tarihinde davalı Kuruma başvurduğu, başvuru kapsamında 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı, Markalar Dairesi Başkalığınca, başvuru kapsamından, SMK'nın 5/1-b-c maddeleri uyarınca 35/5 sınıf hizmetlerin çıkarıldığı, başvurunun 35/1-2-3-4 sınıf hizmetler yönünden ilanı üzerine davacı Şirketin 2003/38044, 2016/87123 sayılı ve "..." ibareli markalarına dayalı olarak iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacı itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği,
davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da YİDK'ın 2020-M-3901 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, anılan kararın 01.12.2020 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 26/01/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olup, davacının istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında, dava konusu olan 351-2-3-4 sınıf hizmetler yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesi uyarınca başvurunun tescili engeli bulunup bulunmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru kapsamında yer alana ve uyuşmazlık konusu olan hizmetler 35 sınıfın 1-2-3-4 alt sınıflarında yer alan hizmetlerdir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, uyuşmazlık konusu olan anılan hizmetler davacının itirazına mesnet markaları kapsamında da yer aldığından, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru "...-..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının itirazına mesnet markalarının asli unsuru da "..." ibaresidir. Görüldüğü üzere davacının markalarının asli unsuru olan "..." ibaresi dava konusu başvuruda aynen asli unsur olarak yer almaktadır.
Dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı kanaatine varıldığından dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında da 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu kabul edilmiştir.
Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/57449-2024/2338 E/K sayılı ilamında da "...-..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalarının benzer olduğu sonucuna varılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Diğer taraftan davacı vekili, somut olay bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/5 . maddesindeki koşulların oluştuğunu ileri sürmüşse de, uyuşmazlık konusu olan tüm hizmetler bakımından taraf markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğu kabul edildiğinden, Dairemizce davacının bu iddiaları yönünden inceleme yapılmasına gerek görülmediği gibi SMK'nın 6/9. maddesine dayanan kötü niyet iddiası da ispatlanamamıştır.
Sonuç olarak; dava konusu "...-..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/06/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/779, K. 2024/1031, 31 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama