KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2025
- Esas-Karar No
- 2023/752 - 2025/1096
- Esas no
- 2023/752
- Karar no
- 2025/1096
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/12/2022
- Numarası
- 2021/530 E. - 2022/840 K.
- Asıl davanın konusu
- İtirazın İptali
- Karşı davanın konusu
- Maddi Tazminat
Karar Metni
1.997 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/12/2022 tarih ve 2021/530 Esas - 2022/840 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı karşı davalı, davalı karşı davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Asıl davada davacı vekili, davalıya ait eşyanın taşınması nedeni ile oluşan taşıma ücreti alacaklarının ödenmemesi üzerine, tahsili için davalı aleyhine Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğunu belirtip, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ve karşı davanın ise çalışanlarının kusuru olmadığı için reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı .......A.Ş. vekili ; Davalı şirket merkezi itibarı ile icra takibi ve davanın yetkili olmayan yerlerde başlatıldığını, icra takibine konu davacı alacağının kendilerinde olduğunu, davacının taşıma sırasında eşyaya verdiği zarar nedeni ile taşıma ücretinden kaynaklanan borçları mahsup edildikten sonra kendilerinin davacıdan 33.980,18 TL alacaklı olduğunu, takas mahsup nedeni ile itirazın iptali davasının reddine, 33.980,18-TL'nin karşı davalarının kabulü ile karşı davalı taşıma şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, asıl davada taşıma işi yapan davacı Kargokar şirketinin bu iş nedeni ile davalı/karşı davacı ... şirketinden 6.608,18 TL alacağı bulunduğu karşı tarafın kabulünde olduğu için bu konuda ayrıca araştırma yapılmasına gerek olmadığı kabul edilmiştir, bu davadaki yetkisizlik itirazının davacı ... şirketi ile davalı ... şirketi arasında taşıma işini konu alan ticari ilişki bulunması ve davacı ... şirketinin bu ticari ilişkide para alacaklısı olması nedeni ile,
BK nun 89. maddesi uyarınca davacı taşımacının kendi yerleşim yeri olan Ankara'da icra takibi başlatabileceği gibi, itirazın iptali davasının da aynı nedenle Ankara'da açılması mümkün olduğu için yetkisizlik itirazlarının yerinde olmadığı, taşınan eşyada usulüne uygun ambalajlama yapılmaması nedeniyle oluşan zararın 18.771,07 TL olduğu, taşıyıcı ...
Şirketi adına hareket eden araç sürücüsünün ambalajlama ve yükleme sırasında refakat ve uyarı görevini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle olayda %50 oranında kusurlu kabul edilmesi karşısında, oluşan zararın %50'sine karşılık gelen 9.385,53 TL zarar miktarı açısından karşı davada davalı ... Şirketi'nin üretici davacı ... Şirketi'ne karşı sorumlu olması gerektiği, asıl davada ... Şirketi'nin taşıma ücretinden kaynaklanan ve ...
Şirketi'nin kabulünde olan 6.608,16 TL taşıma ücreti alacağının taşıma nedeniyle yine aynı şirketin sorumluluğunda olan karşı davadaki 9.385,53 TL'den mahsup edildiğinde, asıl davada davacı ... Şirketi'nin takas ve mahsup nedeniyle alacağı kalmadığı için asıl davanın reddi gerektiği, karşı dava yönünden ise taşıma nedeniyle oluşan ...
Şirketi zararı olan 9.385,53 TL'den asıl davadaki taşıma ücreti bedeli olan 6.608,16 TL mahsup edildiğinde karşı dava yönünden karşı davacının 2.777,37 TL alacağı bulunduğu, bu alacağın ... AŞ'den tahsili ile ... AŞ'ye ödenmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın takas mahsup nedeniyle reddine , karşı davanın kısmen kabulü ile 2.777,37 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davada davacı karşı davada davalı vekili, hükme esas alına bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, taşına emtiada meydana gelen zarardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkili şirketin taşınan emtianın ne olduğu konusunda bilgi sahibi olmadığını, taşınan emtianın hasar sebebiyle değil hatalı gönderim sebebiyle iade edildiğini, kabul anlamına gelmek kaydıyla taşınan emtianın şase parçası olduğunun ve hasarlı olduğunun varsayımında dahi hasarın ne zamana meydana geldiğinin belli olmadığını, taşın emtia dava dışı alıcı şirket tarafından ambalajlı şekil iade edildiğini,
hal böyle iken emtianın sadece taşıma sırasında hasar göreceğinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, taşınan emtia ilk gönderimde hasarlı olabileceği gibi alıcı tarafında da hasarla verilmiş olabileceği, müvekkili şirketin taşınma ilişkin gerekli özeni gösterdiğini, dava konusu hasarın ambalaj hatasında meydana geldiğini, taşıma konusu eşyanın naylon ile ambalajlandığını, naylonun metal malzemeyi korumaya yetmeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, takas mahsup defi nedeniyle asıl davanı reddi ile karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, asıl davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğin ileri sürerek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını asıl davanın kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı karşı davada davacı vekili, asıl davaya ilişkin verilen kararın yerinde olduğunu, ancak karşı davada verilen kararın yerinde olmadığını zira müvekkili tarafından dava dışı ... firmasına gönderilen ürünlerin montaj yapılmamış olması nedeniyle geri iade edilmesi noktasında ambalajlama ve yükleme işleminin hangi vakaya dayanılarak dava dışı ... firması tarafından yapıldığı kanaatine varıldığının anlaşılmadığını, bu hususun dava dışı firmadan sorulmadan delillendirilemediğini, bu hususların kabulünde dahi emtiayı kimin yüklendiğinin müvekkilini bağlamayacağını,
dava dışı şirket ile davası taşıyıcının müvekkiline karşı müteselsilen sorumlu olduklarını, ayırca tespit edilen zarara miktarının da düşük olduğunu, diğer taraftan karşı davada davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin AAÜT'nin 13/2 maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının karşı dava yönünden kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
1-Mahkemece, karşı davanın 2.777,37 TL yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş olup, HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca, miktar ve değeri 05.10.2021 karşı dava tarihi itibariyle 5.880 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Karşı davada kabul edilen miktar karşı davada davalı yönünden dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırının altında kaldığından, aynı Kanun'un 352. maddesi uyarınca asıl davada davacı karşı davada davalı vekili karşı dava yönünden istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
2- Asıl davada davacı karşı davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf itirazları ile asıl davada davalı karşı davada davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; asıl dava, faturaya dayalı taşıma ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, karşı dava ise taşıma sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, asıl davada davalı karşı davada davacının göndereni olduğu malların, dava dışı alıcısına teslim edilmek üzere asıl davada davacı karşı davada davalı tarafından taşındığı, dava dışı alıcının malları, montajlarının yapılmamış olması nedeniyle, teslim almaması üzerine,
malların asıl davada davalı karşı davada davacı gönderene iade edilmek üzere asıl davada davacı karşı davada davalı tarafından taşınması sırasında hasarlandığının taşımanın yapıldığı araç şoförünün de imzasının bulunduğu 08.03.2021 tarihli hasar tutanağı ile sabit olduğu, hasarın ambalajlama ve yükleme hatasından kaynaklandığının mahkemece alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği, kural olarak ambalajlama ve yüklemenin taşıyıcının sorumluluğunda olmadığı,
dava konusu malların alıcısı tarafından teslim alınmaması üzerine malların gönderene iadesi için yapılan ambalajlama ve yükleme işleminin asıl dava davacı karşı davada davlı taşıyan tarafından yapıldığının da dosya kapsamı ile ispatlanmadığı, hal böyle olmakla birlikte TTK'nın 863/1 maddesine göre taşıyıcının da gözetim ve denetim yükümlülüğünün bulunduğu, somut olay bakımından anılan yükümlüğünün yerine getirmediği anlaşılan asıl davada davacı karşı davada davalı taşıyanın, karşı davanın ve asıl davada takas/mahsup definin konusu oluşturan hasardan % 50 oranında müterafik kusurlu olduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı,
mahkemece alınan bilirkişi raporunda tespit edilen zarar miktarının usulünce belirlendiği ve bu zarar miktarının da asıl davada davacı karşı dava davalı taşıyıcının TTK'nın 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumlu olduğu tutarın altında kaldığı anlaşılmakla asıl davada davacı karşı davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik tüm, asıl davada davalı karşı davada davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
3-Ancak, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/3 maddesinde maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlenmiş olup mahkemece karşı davada reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden karşı davada davacı yararına belirlenen vekalet ücretini aşar miktarda karşı davada davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden asıl davada davalı karşı dava davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş, Dairemizce, ilk derece mahkemesince kurulan hükmün esasına ilişkin bir değişiklik yapılmayıp,
sadece feri nitelikteki vekalet ücretine ilişkin kısım için yeniden hüküm kurulduğundan, ilk derece mahkemesinin kararının verildiği tarihte geçerli bulunan Tarife hükümleri dikkate alınarak karşı davada davalı yararına vekalet ücretine hükmetmek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/06/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/752, K. 2025/1096, 23 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama