KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/195 E., 2024/964 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Temlik Eden Davacı Temlik Alan Davacı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
- Esas no
- 2021/195
- Karar no
- 2024/964
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/11/2020
- Numarası
- 2017/927 Esas 2020/481 Karar
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 25/12/2017
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 24/09/2024
Karar Metni
2.133 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davada kararda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen karara karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce duruşma açılmak suretiyle dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile asıl borçlu ...
Ltd.Şti. arasında 26/07/2013 tarihli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafın kefil sıfatı ile borçtan müteselsilen sorumlu olduğunu, davalının 19/04/2006 tarihinden 17/10/2016 tarihine kadar asıl borçlu şirketin ortağı ve temsilcisi olduğunu, sözleşmeye istinaden asıl borçlu şirkete kredi kullandırıldığını, kredilere ilişkin borcun ödenmemesi üzerine davalı tarafa ihtarname gönderildiğini, davalı tarafın her ne kadar söz konusu ihtarnameye ve daha önce gönderilen ihtarnamelere, şirket ortaklığını devir ettikten sonra kullandırılan kredilere kefaletinin olmadığı,
kefaletten rücu ettikten sonra kredi kullandırıldığından bahisle itiraz ettiğini, icra takibine konu kredilerin davalının kefaletine istinaden kullandırılmış olduğunu, şirket hisse devrinin şahsi kefalet ilişkisini sonlandırmadığını, herhangi bir tarihte borç bakiyesinin sıfır vermesi durumunda dahi kefilin kefaletten rücu edemeyeceğini iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 13/10/2016 ayı ve/veya aynı ayda yakın tarihli kredi talimat ve evrakında müvekkili adına atılan imzanın sahte olduğu ve böyle bir imzasının olmadığını, takibe itirazının 13/10/2016 tarihli ve buna bağlı evraklarda sahte imza nedeni ile itiraz ettiklerini, müvekkilinin Ekim 2016 ayı içeresinde şirket ortaklığını, ... adlı kişiye devrettiğini, devir öncesinde de bu genel kredi sözleşmesi kapsamında tüm borcunu ödeyerek tamamen kendi imkanlarıyla kapattığını,
bu ödeme işlemleri sonrası da müvekkilinin o dönem ortağı olduğu muhatap şirket adına şirket yetkilisi sıfatıyla ya da kendi adına (kendisinin de kefil sıfatı taşıdığı) hiçbir şekilde anılan kredi hattından, genel kredi sözleşmesinden ve benzeri nedenle kredi kullanmadığını, nakit çekmediğini, 1310/2017 tarihide müvekkilinin eskiden ortağı olduğu ... Ltd.
Şti.’ne kullandırılan 50.000 TL kredinin 29.09.2017 tarihinde ödenmesi gereken 2.793,51 TL’nin ödenmediğine yönelik ihtarname gönderildiğini, 10/10/2017 tarihinde davacı bankaya gönderdiği ihtarname ile kendi imzası ile şirket ya da kendi adına böyle bir nakit çekimi, kredi kullanımı vb. borç doğurucu işlemi olmadığını, borcu ve imzayı kabul etmediğini belirterek borca ve imzaya itiraz ettiğini, davacı tarafından 30.10.2017 tarihinde ise hesap kat edilerek ödeme emri gönderildiğini, müvekkili tarafından itiraz edildiğini, ayrıca 19.12.2017 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu,
ana borcu doğurduğu iddia edilen belge üzerinde şirket adına atıldığı iddia edilen imza sahte ise anılan borçtan kefil sıfatıyla müvekkilinin şahsen bir sorumluluğunun olmayacağını, takip dosyasında da belirttiği gibi borca, ferilerine ve işletilen faiz ile oranlarına itiraz ettiğini, takibin anapara borcu ve ferileri yönünden haksız olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalıdan, KMH kredisi için 8.615,16 TL asıl alacak, 114,24 TL temerrüt faizi, 5,71 TL BSMV olmak üzere toplam 8.735,11 TL, BCH Kredisi için 53.587,41 TL asıl alacak, 873,87 TL temerrüt faizi, 43,69 TL BSMV olmak üzere toplam 54.504,97 TL alacaklı olduğu, takip tarihinden itibaren asıl alacağın 8.615,16 TL’lik kısmına TCMB tarafından kredi kartları için belirlenen cari temerrüt faizi oranı, 53.587,41 TL’lik kısınma ise yıllık % 34,50 oranından temerrüt faizi hesaplanması gerektiği, bu duruma göre, davacı bankanın.
62.202,57 TL asıl alacak, 988,11 TL temerrüt faizi, 49,40 TL BSMV olmak üzere toplam 63.240,08 TL alacak yönünden itirazının iptalini istemekte haklı olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2017/22347 sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın KMH kredisi için 8.615,16 TL asıl alacak, 114,24 TL temerrüt faizi ve 5,71 TL BSMV yönünden, BCH kredisi için 53.587,41 TL asıl alacak, 873,87 TL temerrüt faizi ve 43,69 TL BSMV yönünden iptaline, 8.615,16 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren TCMB tarafından kredi kartları için belirlenen cari temerrüt faizi,
53.587,41 TL asıl alacağa ise yıllık %34,50 oranında temerrüt faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya dair istemlerin reddine, itirazın haksızlığına karar verilen 63.240,08 TL'nin %20'si oranında inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; şirket hisseleri devir alan ...'in Savcılık dosyasındaki beyanlarının mahkemece dikkate alınmadığını, davacının 17/10/2016 tarihinde şirketteki tüm hisselerini ...'e devrettiğini, ...'in müvekkilinin imzasını taklit ederek 13/10/2016 tarihinde sahte imzalı fotokopi belgeyi bankaya göndererek dava konusu kredinin kullandırıldığını, müvekkilinin bu talimattan haberinin olmadığını ve talimattaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, ...'in kredinin kullandırıldığı tarihte şirketi borçlandırma yetkisine sahip olmadığını, kredinin kullandırımına ilişkin belge aslının bulunmadığını,
belge aslı yoksa takip ve davanın dayanağının olmadığını, ilk derece mahkemesi kararının tamamen subjektif ve yanlış bir yoruma dayandığını, bankanın krediyi kullandırırken özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, dava konusu kredi kullandırılır kullandırılmaz 4 farklı işlem ile ...'in hesabına aktarıldığını, bunun dahi krediden müvekkilinin haberdar olmadığını gösterdiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, 13/10/2016 tarihli faks talimat belgesi fotokopisi, hesap ekstreleri, Ankara Batı C.Başsavcılığının 2018/20803 soruşturma no'lu dosyası, grafolog raporu ve sair deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2017/22347 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı banka tarafından asıl borçlu ... Ltd. Şti. ile davalı müteselsil kefil ... ... aleyhine sözleşme, ihtarname, hesap özetine dayanılarak 64.615,86 TL alacağın tahsili amacıyla 30/11/2017 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinin davalının süresinde itirazı durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK'nun 67.maddesine öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Dairemizce Grafoloji alanında uzman bilirkişiden alınan raporda özetle; tetkike konu ... Bankasınca ... ... adına düzenlenmiş 02.09.2005 tarihli Müşteri Bilgi Formu üzerinde V.... adına atılı bulunan imza ile ... ...'ın mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırma neticesinde, imzanın genel şekli ve tersim tarzı, imzanın başlangıcı ve nihayete erdirilişi, imza içerisindeki karakteristik el hareketlerinin yapılışı, kaligrafik ve itiyadı diğer hususiyetler yönünden benzerlikler bulunduğu, tetkike konu ... Bankasınca ... ... adına düzenlenmiş 02.09.2005 tarihli Müşteri Bilgi Formu üzerinde V.... adına atılı bulunan imzanın ... ... elinden çıktığı belirtilmiştir.
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/38487 soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından dava dışı banka personeli ile şirket muhasebecisi hakkında özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık isnadı ile yapılan şikayet kapsamında yürütülen ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür .
İlk derece mahkemesince alınan 02/10/2019 tarihli bilirkişi kök ve ek raporlarının incelenmesinde; davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalıdan, KMH kredisi için 8.615,16 TL asıl alacak, 114,24 TL temerrüt faizi, 5,71 TL BSMV olmak üzere toplam 8.735,11 TL, BCH Kredisi için 53.587,41 TL asıl alacak, 873,87 TL temerrüt faizi, 43,69 TL BSMV olmak üzere toplam 54.504,97 TL alacaklı olduğu, takip tarihinden itibaren asıl alacağın 8.615,16 TL’lik kısmına TCMB tarafından kredi kartları için belirlenen cari temerrüt faizi oranı, 53.587,41 TL’lik kısınma ise yıllık % 34,50 oranından temerrüt faizi hesaplanması gerektiği bildirilmiştir.
Dairemizce bankacı bilirkişiden alınan 05/09/2023 tarihli raporda özetle; dava dışı asıl borçlu ... ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ne davacı bankaca, davalı ... ...'ın müteselsil kefaletinin bulunduğu bila tarihli 20.500,00 YTL ve 26.07.2013 tarihli 230.000,00 TL'lik Sözleşmelere istinaden.
13.10.2008 tarihinde 10.000,00 TL, 02.09.2013 tarihinde 50.000,00 TL, 31.12.2013 tarihinde 50.000,00 TL, 31.12.2014 tarihinde 50.000,00 TL, 11.11.2015 tarihinde 90.000,00 TL, 04.12.2015 tarihinde 55.000,00 TL, 25.12.2015 tarihinde 25.000,00 TL, 31.12.2015 20.04.2016 tarihinde 50.000,00TL, 31.12.2015 tarihinde 30.000,00 TL, 18.04.2016 tarihinde 70.000,00 TL, 30.06.2016 tarihinde 43.800,00 TL, 30.06.2016 tarihinde 12.500,00 TL ve 13.10.2016 tarihinde de dava konusu olan 50.000,00 TL kredi kullandırıldığı, davacı bankaca yukarıda belirtilen kredilerden 1. sıradaki kredinin Kredili Mevduat Hesabı olduğu,
2, 5, 6, 7, 10 ve 13. sıradaki kredilerin Borçlu Cari Hesap Kredisi(BCH) olduğu ve 20.500,00 YTL ve 26.07.2013 tarihli 230.000,00 TL'lik Sözleşmelere istinaden kullandırıldığı, 3,4,8, 9, 11 ve 12. sıradaki kredilerin de Borçlu Cari Hesap Kredisi olduğu ve 20.500,00 YTL ve 26.07.2013 tarihli 230.000,00 TL'lik Sözleşmelere istinaden açıldığı, ancak bunlarda yeni bir kredi ödemesinin söz konusu olmadığı.
Bankaca BCH Kredilerinin bir vadeli olarak kullandırılması nedeniyle, yıl sonlarında mevcut kredinin kapatılarak, herhangi bir yeni ödeme yapılmaksızın, yeni numaralı krediye aktarılması işlemi olduğu, örneğin. 02.09.2013 tarihinde açılan 12058 nolu kredi bakiyesinin 31.12.2013 tarihinde
yeni açılan 13362 nolu krediye aktarıldığı, rapor ekindeki davacı bankaya ait sistemden alınan "Yazışma Yönetimi" görüntüsü ile faks talimatlarından da görüleceği üzere;
a) 5, 6, 7, 10 ve 13.(13. sıradaki dava konusu olan ödeme) sıradaki kredilere ait kredi kullandırımlarının, dava dışı ...'nın antetli kağıdı üzerine adı geçen firmanın kaşesi ile aynı kişi tarafından imzalanmış görünen faks talimatlarına istinaden yapılmış olduğu, Faks talimatlarının tamamının, dava konusu olan faks talimatı dahil olmak üzere antetli kağıt üzerinde yazılan ve ...'ya ait olan "..." numaradan, Bankanın merkezi sistemi olan "2670862" numarasına gönderildiği,
b) 3, 4, 8, 9, 11 ve 12. sıradaki kredilerde yukarıda da izah edildiği üzere, yeni bir
ödemenin söz konusu olmadığı,
Dava konusu olmayan 2. sıradaki kredi ödemesine ait dekont bulunamadığından, buna ilişkin herhangi bir tespit yapılamadığı,
Rapor ekindeki mevduat ekstrelerinden de görüleceği üzere;
a) Dava konusu olan 13. sıradaki kredi ödemesi dışındaki diğer ödemelerin ...'nın mevduat hesabına aktarılarak, buradan çeşitli ödemeler yapıldığı, 13. sıradaki kredi kullandırımı gibi ...'in hesabına aktarılmadığı,
b) 3, 4, 8, 9, 11 ve 12. sıradaki kredilerde yukarıda da izah edildiği üzere, yeni bir
ödemenin söz konusu olmadığı,
c) Buna karşın yine rapor ekindeki mevduat ekstresinden görüleceği üzere, 13.sıradaki kredi kullandırımı dışında, diğer kredi kullandırımlarında doğrudan ...'ın hesabına aktarım olmamakla birlikte, şirketin mevduat hesabından, mobil bankacılık (İŞCEP) ve
internet bankacılığı kullanılarak, ...'ın hesabına aktarılan tutarlar olduğu,
Adı geçen şirketin diğer kredi kullandırımlarının da dava konusu kredide olduğu gibi faks talimatına istinaden gerçekleştirildiği, buna göre faks ile kredi ödemesinin mutat hale geldiği, kredi şirketin mevduat hesabına geçtikten sonra ikinci aşamada ...'a yapılan transfer, Bankaca şirket yetkilisine teslim edilen şifreye istinaden mobil bankacılık(İŞCEP) uygulaması kullanılarak yapıldığından, bankanın sistemde görünen dışında fiilen uygulamayı kimin kullandığını bilmesinin mümkün olmadığı bildirilmiştir.
Dosya kapsamından, davacı banka ile dava dışı ...
Ltd.Şti. bila tarihli 20.500,00 TL limitli, 26/07/2013 tarihli 230.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, ... ...'ın söz konusu 2 sözleşmeyi ayrı ayrı müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, sözleşmelerin imzalandığı tarihte davalının dava dışı şirketin tek sahibi ve yetkilisi olduğu, kefaletin geçerli olduğu, 17/10/2016 tarihinde şirketteki hisselerini uzun zamandır şirketin muhasebecisi olarak görev yapan ... isimli kişiye devrettiği, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile alacak miktarının tespit edildiği,
gerek ilk derece mahkemesince alınan gerekse Dairemizce alınan bilirkişi raporları ile dava konusu kredinin şirket hesaplarına aktarıldığı, asıl borçlu şirketin diğer kredi kullandırımlarının da dava konusu kredide olduğu gibi faks talimatına istinaden gerçekleştirildiği, buna göre faks ile kredi ödemesinin mutat hale geldiği, kredi şirketin mevduat hesabına geçtikten sonra ikinci aşamada ...'a yapılan transfer, bankaca şirket yetkilisine teslim edilen şifreye istinaden mobil bankacılık (İŞCEP) uygulaması kullanılarak yapıldığından,
bankanın sistemde görünen dışında fiilen uygulamayı kimin kullandığını bilmesinin mümkün olmadığı gibi dava konusu kredi dışında diğer kredi kullandırımlarında doğrudan ...'ın hesabına aktarım olmamakla birlikte, şirketin mevduat hesabından, mobil bankacılık (İŞCEP) ve internet bankacılığı kullanılarak, ...'ın hesabına aktarılan tutarlar olduğu,
...'in dava konusu işlemlerin yapıldığı sırada asıl borçlu şirketin muhasebecisi olması ve şirket adına daha önce benzer işlemler yapmış olması da gözetildiğinde asıl borçlu şirketin söz konusu işlemlere muvafakat ettiği ve davacı bankanın mutad hale gelmiş işlemler nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, her ne kadar davalı tarafından davacı bankaya 02/08/2017 tarihinde kefaletten istifa ettiğine ilişkin ihtarname gönderilmiş ise de, söz konusu ihtarnamede davacının istinaf tarihinden önce tahakkuk eden kredi borçlarını ödeyeceğine dair bir taahhüt bulunmadığı gibi kefaletten tek taraflı vazgeçmenin mümkün olmadığı,
böylelikle davacının dava konusu kredi borcundan sorumlu olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/07/2024 tarih ve 2024/11-254 Esas 2024/374 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere HMK'nun 356/2.maddesi gereğince yapılan tahkikat sonucunda ilk derece mahkemesi kararından ayrı bir sonuca varılmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARŞI OY
Dava ve takip konusu kredinin kullandırılma süreci ve şirket hesabına aktarılan kredi tutarının ...'in hesabına aktarılmasına ilişkin işlemlerde davacı bankanın da kusuru olduğu görüşünde olduğumdan taraflara müterafik kusur ilkesi gereğince kusur verilerek sonuca varılması gerektiği kanısında olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılamamaktayım. 24/09/2024
Başkan-
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2021/195, K. 2024/964, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama