KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/1731 E., 2024/1065 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davalı
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Esas no
- 2022/1731
- Karar no
- 2024/1065
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/06/2022
- Numarası
- 2021/236 Esas 2022/411 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- Şirket Feshi
- Dava tarihi
- 14/04/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 10/10/2024
Karar Metni
1.787 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki şirketin feshi istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 219703 numaralı sicilinde kayıtlı davalı şirketin hem %50 payına sahip olan ortağı olduğunu hem de 10/01/2013 tarihinde yetkisi sona ermiş müdürü olduğunu, davalı şirketin diğer %50 paya sahip ortağının ise ... olduğunu, davalı şirketin 2012 yılından bugüne gayri faal olduğunu, şirketin ticari adresi olarak gözüken adresin diğer ortak ... tarafından boşaltıldığını, bu nedenden ötürü Maltepe Vergi dairesi tarafından da davalı şirketin vergi mükellefiyetinin resen terk gerekçesiyle sonlandırıldığını,
müvekkilinin davalı şirketin diğer ortağı ile ile bir çok kez iletişime geçmek için çaba sarf ettiğini, aradan geçen bunca zaman boyunca ...'in davalı şirketin ticari faaliyetlerinin devamına yönelik herhangi bir irade göstermediğini, bununla birlikte müvekkilinin müdürlük görevinin 10/01/2013 tarihinde sona ermesine rağmen davalı şirkete yeni bir müdür atanmasına yönelik işlem tesis edilmesine yönelik taleplerine karşı da ... tarafından müvekkiline herhangi bir müspet cevap verilmediğini,
müvekkilinin davalı şirkette %50 ortaklık sahibi olsa dahi bunun kendisini etek başına teoride veya pratikte bir karar alma imkan ve salahiyeti vermemesi nedeniyle bugüne kadar herhangi bir tasarrufta bulunmadığını, davalı şirkete ait ticari defterleri ve kayıtları diğer ortağın uhdesinde bulundurduğunu ve müvekkilinden sakladığını, davalı şirketin varlığını sürdürmesinin objektif olarak beklenemeyeceğini, davalı şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin gelinen aşama itibariyle diğer ortağının fiilleriyle veya tutumlarıyla imkansız kılındığını,
yine aynı nedenden ötürü davalı şirketin bu saatten sonra işletme konusunu elde etmesinin imkansız hale geleceğini, ortaya çıkan bu durum üzerine müvekkilinin davalı şirketin tasfiyesinin artık kaçınılmaz olduğunu, %50'şer pay sahibi olan iki ortak olarak bir araya gelerek davalı şirket hakkında tasfiye kararı almaları ve tasfiye usulünü de birlikte belirlemeleri gerektiğini belirterek diğer ortak ...'i davalı şirketin %50 ortağı olan hissedarı hem de göre süresi sona ermiş olsa da son yetkili müdürü olarak ortaklar kuruluna davet ettiğini, ancak toplantı yerine gelmediğini,
diğer ortağın davalı şirketin bu hale gelmesine sebebiyet verdiğini iddia ederek Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 219703 sicil numarasında kayıtlı ... Bilgisayar İletişim Sistemleri Gıda San. Tic. Ltd. Şti'nin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafa tebligat çıkarılmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; feshi istenen şirkete 10/01/2010 tarihinde 3 yıl süre ile davacı şahsın müdür olarak atandığı ancak müdürlük yetkilerinin 10/01/2013 tarihinde sona erdiği, bu tarihten sonra yeni bir müdür atandığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosyada bulunmadığı ve davacının da bu yönde bir iddiasının olmadığı, davalı şirketin organsız kaldığı, bu hali ile şirketin davalı sıfatıyla husumetinin bulunamayacağı, davacı ortağın yasal olarak çağrı yetkisinin bulunduğu,
seçim kararı dahil olağan kararların toplantıda temsil edilen oyların (sermayenin) salt çoğunluğu ile alınabileceği, davacının elinde bulundurduğu sermaye payı itibariyle şirkete yeni müdür atayabileceği, davacı tarafa davalı şirketin ortaklar kurulunu toplayarak organsız kalan şirkete müdür atamak üzere kesin süre verildiği, ancak davacı tarafın kesin süre gereğini yerine getirmediği gerekçeleriyle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, davalı şirkete yapılan tebligatların TK'nun 35.maddesi gereğince usulüne uygun yapıldığını, mahkemece yargılama safahatı boyunca müvekkilinin fiili ve hukuki anlamda hayata geçirilmesi mümkün olmayan müdür atama yükümlülüğüne icbar edilmek suretiyle hukuka aykırı davranıldığını, somut olayda husumetin şirketin organına değil tüzel kişiliğine yöneltildiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; ... Bilgisayar İletişim Sistemleri Gıda San. Tic. Ltd. Şti'nin feshi istemine ilişkindir. Davalı şirketin 24/02/2006 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, aşamalardaki hisse devirleri neticesinde 08/08/2021 tarihi itibariyle davacının ve dava dışı ...'in davalı şirkette %50'şer oranında ortak oldukları, 10/01/2010 tarihli ortaklar kurulu kararıyla davacının 3 yıllığına şirket müdürü olarak seçildiği, bu tarihten sonra şirket müdürünü değiştirildiğine dair herhangi bir ortaklar kurulu kararının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davada taraf ehliyeti, bir davada davacı veya davalı olarak yer alabilme ehliyetidir. Davada taraf ehliyeti, medeni hukuktaki hak ehliyetinin, medeni usul hukuku alanındaki uzantısını oluşturur. Gerçekten, kimlerin taraf ehliyetine sahip bulunduğu Türk Medeni Kanunu'na göre belirlenir. (TMK md. 8;48). HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir.
Hak ehliyeti bulunan her gerçek (TMK md. 8) ve tüzel (TMK md. 48) kişi davada taraf ehliyetine de sahiptir. TMK anlamındaki hak ehliyetinden maksat, hak sahibi olabilme ve borç altına girebilme ehliyetidir. Hak sahibi olmaya ve borç altına girebilmeye ehil olanlara kişi denir. (TMK md. 8;md 48) Kişi olabilmek, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahip olabilmek için tek başına yeterlidir. Medeni Hukuk anlamındaki kişiden maksat, gerçek kişiler ile tüzel kişilerdir.
Dava, gerçek ya da tüzel kişi adına yahut gerçek ya da tüzel kişiye karşı açılır. Gerçek kişiler, sağ ve tam doğdukları anda, hak ehliyetine ve dolayısıyla bu andan itibaren davada taraf ehliyetine sahip olurlar (TMK md. 28; HMK md. 50). Cenin de ileride sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahip olur (TMK md. 28/II;md. 582/I).
Tüzel kişiler de, hak ehliyetini haiz oldukları andan itibaren (TMK md. 48) davada taraf ehliyetini de haiz olurlar. Burada sözü edilen tüzel kişilerden maksat, özel hukuk tüzel kişileridir. Özel hukuk tüzel kişileri ise dernekler, vakıflar, sendikalar ve ticaret ortaklıklarıdır. Dava, özel hukuk tüzel kişisi adına yahut özel hukuk tüzel kişisine karşı açılır. (Prof. Dr. Süha Tanrıöver, Medeni Usul Hukuku cilt 1, Ankara 2016, sh 485 vd.. Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof.
Dr. Ejder Yılmaz, Prof. Dr. Sema Taşpınar Ayvaz. Medeni Usul Hukuku 1. Baskı Ankara 2016 sh 243 vd.)
Davada taraf ehliyeti, taraflara ilişkin dava şartları arasında yer alır (HMK md. 114/I-d). Dolayısıyla, davanın her aşamasında mahkemece re'sen araştırılabileceği gibi taraflar da davanın her aşamasında taraf ehliyetinin bulunmadığı hususunu ileri sürebilirler. Taraf ehliyeti, dava şartlarından olduğu için ilke olarak taraf ehliyetinin yokluğunun tespiti halinde dava şartı noksanlığından ötürü mahkemenin davayı usulden reddetmesi gerekir. (Prof. Dr. Süha Tanrıöver, Medeni Usul Hukuku cilt 1, Ankara 2016, sh 485 vd.; Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Prof. Dr. Sema Taşpınar Ayvaz; Medeni Usul Hukuku 1. Baskı Ankara 2016 sh 250).
Kural olarak, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunan kişinin, dava takip yetkisi de vardır; davayı açanın dava takip yetkisine de sahip olması gerekir. Ancak bazı istisnai durumlarda, davada taraf olarak gösterilen kişinin taraf ve dava ehliyeti mevcut bulunmasına karşın, bu kişinin dava takip yetkisi mevcut olmayabilir.
Örneğin, hakkında iflas kararı verilen kişinin (müflisin), iflas masasına giren mallar üzerindeki tasarruf yetkisi sınırlanır ve müflisin her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüz olur (İİK md. 191). İflas masasının yasal temsilcisi (kanuni mümessili) olan iflas idaresi (İİK md. 227), tasarruf yetkisini kullanır ve müflisin taraf olduğu takiplerde (İİK md. 193) ve hukuk davalarında (İİK md. 194), istisnai durumlar hariç, davayı takip yetkisi iflas idaresine ait olur.
Bu nedenle, müflisin bu hukuk davalarında (taraf ehliyeti ve dava ehliyeti mevcut olmasına rağmen) davayı takip yetkisi bulunmamaktadır. Dava takip yetkisi, bu yetkiye sahip olanın usuli işlemleri yapma ve talep sonucu hakkında hüküm elde etme ehliyeti (yetkisi) anlamına gelir. Bu anlamı ile davada sıfattan farklıdır. Çünkü sıfat maddi hukuka ilişkindir. Dava takip yetkisi ise şeklidir ve usule ilişkindir.
Bu yetkinin bulunması gereken davalarda yetkiye sahip olmayanın açtığı dava, dava şartı yokluğundan dolayı usulden reddedilir. Çünkü davayı takip yetkisi HMK'nun 114/1-e maddesi uyarınca dava şartları arasında sayılmıştır. Dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilir. (Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Prof. Dr. Sema Taşpınar Ayvaz. Medeni Usul Hukuku 1. Baskı Ankara 2016 sh 257-258).
Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi HMK'nun 114. maddesinde dava şartları arasında sayıldığından, HMK’nun 115/1. maddesi uyarınca yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekmektedir.
Mahkemece bu husustaki dava şartlarının gözetilmemesi halinde istinaf yargılaması evresinde, taraflara ilişkin yukarıda yer alan dava şartlarından birinin noksanlığı tespit edilmişse (ki dava şartları kamu düzeninden olduğu için, taraflar ileri sürmemiş olsa bile Bölge Adliye Mahkemesi bunun HMK'nun 115. maddesinin 1. fıkrası ve 355. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca re'sen gözetmek zorundadır) dosya üzerinde ilk derece mahkemesinin kararının esastan incelenmesine geçilmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verilir (HMK md. 353).
Temyiz evresinde yukarıda belirtilen dava şartlarından birinin eksikliği tespit edilmişse, bu durumda, Yargıtayca verilecek olan karar, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının HMK'nun 371. maddesinin (b) bendi uyarınca bozulması kararıdır.(Prof. Dr. Süha Tanrıöver, Medeni Usul Hukuku cilt 1, Ankara 2016, sh 486,497,512).
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesine gelince; İşbu dosyada davacı şirket müdürü olup, görev süresi dolmakla birlikte yeni müdür seçimi için genel kurula çağrıyla yetkili ve acil işlemleri yerine getirme hak ve yükümlülüğüne sahip olsa da eldeki davalı şirketin feshi istemiyle açtığı davada davacı ile davalı şirket arasında menfaat çatışması bulunduğundan mahkemece davalı şirkete temsil kayyımı tayin edilmesi için gerekli işlemlerinin yapılması için süre verilmesi ve taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken davanın yazılı gerekçeyle reddine yönelik verilen karar usul ve yasaya aykırıdır.
Taraf ehliyeti dava şartlarından sayılmıştır. Taraf ehliyetine ilişkin sakatlık adil yargılanma ilkesinin ihlali niteliğinden olup, kamu düzeni çerçevesinde re'sen gözetilmelidir. Taraflara ilişkin temel usul kurallarının ihlali de mutlak istinaf sebebidir. Bu husus her davada aranan genel şarttır (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukuk İstinaf, sh.197). Dava şartlarının HMK’nun 115/1. maddesi uyarınca yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir.
İlk derece mahkemesince bu husustaki dava şartının gözetilmemesi halinde istinaf yargılaması evresinde, dava şartı yokluğu tespit edildiğinde HMK'nun 115/(1) ve 355/(1). maddeleri gereğince re'sen gözetilmesi zorunludur.
Bu hale göre davacının davalı şirketin müdürü olup, görev süresi dolsa da dava ve dava tarihi itibariyle yargılama süresince şirkete yeni müdür atanmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzenine aykırılıktan ötürü davacı vekilinin istinaf başvurusunun diğer istinaf başvuru sebepleri incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355.maddesi gereğince kamu düzenine aykırılıktan ötürü davacı vekilinin diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353/(1)-a.4.maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/1731, K. 2024/1065, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama