KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1999 E., 2024/1237 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davacı Vekilleri Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- Esas no
- 2022/1999
- Karar no
- 2024/1237
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/06/2022
- Numarası
- 2021/759 Esas 2022/449 Karar
- Dava
- İtirazın iptali
- Dava tarihi
- 13/12/2019
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 20/12/2024
Karar Metni
1.623 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı banka ile dava dışı ... ...
A.Ş arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde davalının müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, sözleşme tarihi itibari ile TBK'nun 586 maddesi kapsamında müteselsil kefalet koşullarının oluştuğu, ödenmeyen alacağın müteselsil kefilden de talep edilebileceği, genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan krediler nedeniyle davalı asıl borçlu yanında müteselsil kefil davalının ödenmeyen kredi borçlarından kefalet limiti oranında ve kendi temerrütünün hukuki sonuçları ile sorumlu olduğu,
genel kredi sözleşmesine dayalı olarak davacı banka tarafından asıl borçlu şirkete kullandırılan krediler kapsamında sözleşme hükümleri dikkate alınarak bilirkişi tarafından yapılan hesaplama neticesinde varlığı ve miktarı kanıtlanan davacı bankanın nakit alacağına ilişkin açılan davanın kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine itirazının 785.139,99 TL asıl alacak, 36.379,67 TL işlemiş akdi faiz, 14.696,16 TL işlemiş temerrüt faizi, 2.457,76 TL BSMV,
1.788,09 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 840.461,67 TL üzerinden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağın 729.080,90 TL'sine %28,60 oranında, 56.059,09 TL'sine %28,80 oranında ve sonrasında TCMB'nin belirlediği kredi kartı temerrüt faiz oranı uygulanmak suretiyle takibin devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, %20 icra inkar tazminatı olan 168.092,33 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; itiraza konu olan hükme esas bilirkişi raporunda temerrüt faiz oranının yanlış hesaplandığını, anılan raporun sonuç ve kanaat kısmında ticari yeniden yapılandırma protokolü doğrultusunda borçlularca herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine,
kredi hesabının kat edilerek sözleşmenin ve borç ödeme protokolünün feshedildiği ve bahse konu bilirkişi raporunda akdi faiz oranının %30 uygulanması yerine ticari kredi ödeme planlarında yer alan %19,68 oranı üzerinden hesaplandığını, temerrüt faizi oranının %39 uygulanması yerine %28,60 oranı üzerinden hesaplandığını, müvekkilinin akdi faiz alacağı ve dolayısıyla da temerrüt faizi alacağının ve ferilerinin eksik hesaplandığını,
borçlular ile müvekkili arasında imzalanan kredi genel sözleşmesinde her durumda alacağın muacceliyet tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar (ödemenin yapıldığı gün de dâhil olmak üzere) temerrüt faizi uygulanır maddesi ile faiz genelgesi doğrultusunda bankaca uygulanan akdi faiz oranı %30, temerrüt faiz oranının ise %39 olduğunu, kredi kartına ve ek hesap riskine icra takibine konu ihtarnamede de görüleceği üzere %28,80 oranında temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, borçlu ve kefillerin,
müvekkili bankadan kullandıkları kredilere uygulanmakta olan faiz oranlarının müşteriye daha önceden ihbarda bulunma zorunluluğu olmaksızın tek taraflı olarak artırmaya bankanın yetkili olduğunu, borçlu ve kefillerin bankadan kullandıkları kredilere ilişkin olarak vadelerinde ödenmeyen anapara ile hesaba tahakkuk ettirilmiş olan fakat zamanında ödenmeyen faiz, komisyon, ücret, masraf, fon kesintisi, vergi ve diğer eklentileri, bunlardan oluşan meblağlara bankaca kredilere uygulanan en yüksek faiz oranına, bu oranın %50’sinin ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden faiz uygulama yetkisine sahip olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini,
bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalarda asıl alacak, işlemiş akdi faiz, işlemiş temerrüt faizi ve ferilerinin eksik hesaplandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı, Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12161 sayılı takip dosyası, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 19/01/2021 tarihli rapor, ipotek resmi senedi, davacı bankanın faiz genelgeleri dosya içerisinde yer almaktadır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda 08/04/2021 tarih 2019/651 Esas 2021/217 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı vekilinin karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Dairemizin 24/11/2021 tarih 2021/1386 Esas 2021/1404 Karar sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verildiği görülmüştür.
Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12161 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 861.713,98 TL alacağın tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edilmediği, davalı borçlunun 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde 18/09/2019 tarihinde icra takibinde yer alan borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 13/12/2019 tarihinde açıldığı görülmüştür.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile, davacının kat tarihine kadar vadesi geldiği halde ödenmeyen taksitlere vadeden itibaren temerrüt faiz uygulama hakkı bulunduğu, kredi ödeme planında temerrüt faizi %39 olarak belirtilmişse de, taksitlerin ödeme durumunu gösteren ödeme planında bu oranın %28,60 olarak gösterildiği, anılan oranın esas alındığı, kredi kartı ve KMH için %28,80 oranının esas alındığı,
davalının 20/08/2019 tarihinde temerrüte düştüğü, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 785.139,99 TL asıl alacak, 36.379,67 TL işlemiş akdi faiz, 14.696,16 TL işlemiş temerrüt faizi, 2.457,76 TL BSMV, 1.788,09 TL masraf olmak üzere toplam 840.461,67 TL alacaklı olduğu, takip tarihinden itibaren asıl alacağın 728.080,90 TL kısmına %28,60, 56.059,09 TL kısmına %28,80 oranında temerrüt faizi işletileceği tespit edilmiştir.
Davacı banka ile dava dışı ... ... A.Ş. arasında 09/04/2018 tarihli 6.000.000,00 TL limitli, 20/04/2017 tarihli 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalının 09/04/2018 tarihli sözleşmede 9.000.000,00 TL limit ile, 20/04/2017 tarihli sözleşmede ise 6.000.000,00 TL limit ile müteselsil kefil olarak imzasının yer aldığını, kefaletlerin sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerinde yer alan şekil koşullarına uygun olduğu dosya içeriğiyle sabittir.
Davacı tarafından kredi borcunun ödenmediği gerekçesiyle dava dışı asıl borçlu ve davalıya 09/08/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek 834.228,66 TL borcun bir gün içinde ödenmesi istenilmiştir. Anılan ihtarname dava dışı asıl borçlunun sözleşmedeki adresine 16/08/2019 tarihinde bila tebliğ edilmiş, davalıya ise 16/08/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Dava dışı ...'nun taşınmazı üzerinde dava dışı asıl borçlunun borçlarını teminat altına almak üzere davacı banka lehine 04/04/2019 tarihli 1.600.000,00 TL limitli ipotek tesis edilmiş olup, ipotek davalı kefilin borçlarının teminatını teşkil etmemektedir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili talebi ile başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınarak yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı banka ile dava dışı şirket arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalının sözleşmelerde müteselsil kefil olarak yer aldığı, borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafından hesabın kat edildiği, davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalının icra takibindeki borcun tamamına itiraz etmesi üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazı kapsamında uyuşmazlık, dava konusu icra takibinde uygulanması gereken akdi ve temerrüt faiz oranı hususundan kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin 13. maddesinde temerrüt faiz oranının bankaca kredilere uygulanan en yüksek faiz oranına, bu oranın %50'sinin ilavesi suretiyle tespit edileceği düzenlenmiştir. Davacı vekilince temerrüt faiz oranının bankanın faiz genelgesi doğrultusunda tespit edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde kredi kartına ve ek hesap riskine uygulanması gereken temerrüt faiz oranının %28,80 olduğu ileri sürülmüş ise de, mahkemece yapılan yargılama sonunda da anılan kalemler yönünden temerrüt faiz oranı %28,80 uygulanmak suretiyle hesaplama yapılmıştır.
Öte yandan, davacı vekili faiz genelgelerine göre en yüksek kredi faiz oranı esas alınarak ticari krediye uygulanacak temerrüt faiz oranının hesaplanması gerektiğini ileri sürmüş ise de, temerrüt faiz oranının hesaplanmasında temerrüt tarihinde bankanın TCMB'ye bildirdiği en yüksek kredi faiz oranı değil, bankanın kredilere fiilen uyguladığı en yüksek kredi faiz oranının esas alınması gerekir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile düzenlenen kredi ödeme planında temerrüt faiz oranı %39 olarak belirtilmişse de taksitlerin ödeme durumunu gösterir ödeme planında bu oran %28,60 olarak gösterildiğinden ticari kredi borcu yönünden %28,60 oranının temerrüt faiz oranı olduğu tespit edilmiştir.
Davacı tarafından davalının kefaletinin bulunduğu kredi borcuna ilişkin düzenlenen taksitlerin ödeme durumunu gösterir ödeme planında açıkça temerrüt faiz oranı %28,60 olarak yer almaktadır. Anılan ödeme planında davacı temerrüt faiz oranına ilişkin tercih hakkını %28,60 oranı olarak kullandığından daha sonra faiz genelgelerine göre temerrüt faiz oranının tespit edilmesi gerektiğini ileri süremeyecektir.
Alınan bilirkişi raporunda uygulanan akdi faiz oranı da ödeme planlarında yer alan akdi faiz oranıdır.
Hal böyle olunca, mahkemece davacı bankanın işbu dava konusu ticari kredi ilişkisinde düzenlenen taksitlerin ödeme durumunu gösterir ödeme planında yer alan temerrüt faiz oranı ile akdi faiz oranı esas alınmak suretiyle ticari kredi alacağını, 5464 sayılı Kanuna uygun olarak da 26. maddesine uygun olarak da kredi kartından kaynaklanan davacı banka alacağını hesaplayan ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu esas alınıp hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/1999, K. 2024/1237, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama