KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/1172 - 2024/1466
- Esas no
- 2022/1172 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN
- Karar no
- 2024/1466 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/03/2022
- Esas no
- 2020/253 E 2022/159 K
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazıldığı tarih
- 12/12/2024
Karar Metni
1.399 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında talep edilen ürünlerin müvekkili tarafından davalıya teslim edildiğini, faturaların anlaşmaya uygun olarak Euro üzerinde düzenlendiğini, davalının peşin olarak ödemesi gereken bedeli geciktirdiğini, kısmi ödemeler yaptığını, TL üzerinden yapılan ödemelerin ödeme günündeki kur üzerinden Euro'ya çevrilerek hesaba işlendiğini, davalının ödemeleri zamanında yapmayarak geciktirdiğini ve kur farkı alacağının doğmasına sebebiyet verdiğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ticari ilişkinin 21/05/2019 tarihli mutabakat ile sona erdirildiğini, tüm satış bedelleri ödendiği halde haksız olarak talepte bulunulduğunu, fatura düzenleme tarihleri ile fatura bedellerinin ödenmesinden sonra davacının TL cinsinden kur farkı faturası düzenlemediğini, müvekkilinden satış bedeli dışında talepte bulunulmadığını savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalının ihtiyacı olan ürünlerin talep üzerine davacı tarafından temin ve teslim edildiği, bu amaçla davacının toplam 20 adet fatura düzenlediği, faturaların tamamının davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların bir kısmının TL cinsinden bir kısmının ise Euro cinsinden düzenlendiği, Euro cinsinden düzenlenen fatura bedellerinin Euro cinsinden ödemesinin yapılacağı konusunda taraflar arasında çekişme bulunmadığı,
davacı her ne kadar Euro cinsinden düzenlenen faturaların ödeme tarihlerinin faturaların düzenleme tarihi olduğunu ileri sürmüş ise de; taraflar arasında teslim edilen ürün bedelinin hangi tarihte ödeneceği, özellikle ödemelerin faturaların üzerinde yer alan tarihlerde yapılması gerektiği konusunda anlaşmaya varıldığının davacı tarafından kanıtlanamadığı,
davalı ödemelerinin belirli bir fatura belirtilmek suretiyle yapılmamış olması nedeniyle ödemelerin davacı tarafından düzenlenen en eski tarihteki fatura bedelinden başlayarak mahsup edilmek suretiyle davacı alacağının olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, hükme esas alınan 30/12/2021 tarihli raporda da belirtildiği üzere Euro cinsinden fatura bedellerinin TL olarak yapılan ödemenin ödeme tarihindeki kur esas alınıp Euro'ya çevrilmesi suretiyle Euro cinsinden fatura bedellerinin de ödendiği,
davacının ödeme tarihinin faturaların üzerinde yazılı tarih olduğuna ilişkin aralarında anlaşma bulunduğunu, kararlaştırılan tarihte ödeme yapılmaması halinde kur farkı talep edebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşme ve anlaşma sunmadığı gibi kur farkının talep edilebileceğine ilişkin taraflar arasında fiili uygulamanın da bulunduğu kanıtlanamadığı için davacının davalıdan kur farkı adı altında alacak talebinde bulunmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, şartları oluşmayan davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece yabancı para üzerinden düzenlenen faturaların yine yabancı para üzerinden ödenmesi gerektiği isabetli olarak tespit edilmesine rağmen davanın reddine karar verilmesinin çelişkili olduğunu, mal bedelinin ödeme tarihinin malın teslim alındığı tarih olduğunu, kur farkının istenebilmesi için uygulama veya teamüle gerek olmadığını, bilirkişi raporlarına göre müvekkilinin alacaklı olduğunu, davalının borcun önemli bir kısmı döviz borcu olmasına rağmen defterlerde zorunlu olarak TL karşılığı gösterilen toplam bedeli ödediğini,
davalının TL olarak yaptığı ödemelerin öncelikle TL borcundan düşüldüğünü, bu nedenle müvekkilinin kayıtlarında davalının TL borcunun görünmediğini, ihtilafın müvekkilinin döviz üzerinden düzenlendiği ancak kayıtlara geçirilirken TL olarak geçirilmek zorunda olunan faturalara karşılık davalının yaptığı ödemeler ile borcun sona erip ermediği noktasında olduğunu, yapılan ödemeler ile döviz faturalarının tamamının ödenmediğini,
her ne kadar düzenleme ve kayıtlara geçen tarihteki TL karşılığı ödense de borcun ödenme günündeki döviz kuru yükseldiği için ödeme tarihindeki kur esas alınarak yani kur farkı gözetilerek yapılacak hesaba göre ödemelerin döviz olarak düşülmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında uzun süreli cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, müvekkilinin ödemeler yaptığının kararda belirtildiğini, davacının kur farkı alacağına yönelik müvekkilinden talepte bulunmadığını, kur farkı faturası düzenlemediğini, doğrudan takip başlatmasının kötüniyetli olduğunu belirterek kötüniyet tazminatı talebinin reddi yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davacının davalı hakkında başlattığı icra takibi nedeniyle alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2019/8420 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 20/06/2019 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 6 adet faturaya dayalı 41.476,29 Euro (TL karşılığı 271.669,70 TL) asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
İİK. 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasında; usulüne uygun yapılmış ve itiraz edilmiş icra takibinin bulunması dava şartıdır. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
Kur farkı alacağının istenebilmesi için, taraflar arasında kur farkının ödeneceğine ilişkin bir sözleşmenin veya dövize endeksli bir ticari ilişkinin bulunması gerekir. Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Bu nitelikteki bir alacağın istenebilmesi için uygulama ya da teamül aranmaz. Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak TL olarak istenebilir.
Davacı taraf toplam 427.430,92 Euro bedelli 6 adet faturaya dayalı 41.476,29 Euro bakiye alacak üzerinden kur farkı alacağı için takip başlatmıştır.
Kur farkı alacağı yabancı para alacağı (döviz) üzerinden düzenlenen faturanın düzenlediği tarihin kuru ile faturanın tahsil edildiği tarihin kuru arasındaki farktan kaynaklanan ve TL olarak doğan bir alacaktır. Kur farkı düzenlenen temel ilişkide asıl alacak miktarı döviz olarak aynı kalmaktadır.
Kur farkı alacağının döviz olarak istenmesi mümkün olmayıp, Türk Lirası olarak talep edilebilecek bir alacaktır. Türk Kanunları’na göre döviz alacağının Türk Lirası olarak istenmesi mümkün ise de, Türk Lirası alacağının dövize çevrilerek istenmesinin mümkün değildir. (Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 26/05/2022 tarih ve E: 2020/6941-K: 2022/4076 sayılı ilamı).
Davacının kur farkı için yabancı para olan "Euro" üzerinden icra takibi başlatıp alacak talebinde bulunması mümkün olmadığından, takibe sıkı sıkıya bağlı itirazın iptaline ilişkin davada usulüne uygun yapılmış bir icra takibi bulunmadığının kabulü gerekir.
Bu durumda mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekirken yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile esastan reddine karar verilmesi doğru bulunmadığından bu yönden tarafların istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde karar verilmiştir (Aynı yönde Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 28/02/2023 Tarih, 2023/379 Esas, 2023/1206 Karar sayılı ilamı) .
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1172, K. 2024/1466, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama