KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/1260 ( KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2024/1749
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- DR.... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/04/2022
- Esas-karar no
- 2019/340 E 2022/256 K
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazıldığı tarih
- 13/01/2025
Karar Metni
1.886 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin solar güneş enerjisi satım ve kurulum işi ile uğraştığını, hücre adı verilen güneş panelinin içerisinde yer alan parçaları yurtdışından getirterek ülkemizde panel olarak imalatını firmalarla anlaşarak yaptırdığını, müvekkilin ... firması ile yapmış olduğu anlaşma gereğince 1000 adet 285 WP ...
Model Hücre ve Hücre Fresi hariç Monokristalden oluşan Fotovoltaik Panel teslimi hususunda anlaştığını, taraflar arasında 27/07/2016 tarih ile sözleşme yapıldığını, aynı gün müvekkili tarafından 15.000,00 USD havale yapıldığını, davalı firmaya sözleşmeye konu ürünlerin müvekkil tarafından sözleşme öncesinden gönderildiğini, imalatçının ürünlerini incelenmesinin sağlandığını, inceleme sonucunda davalının ürünlerin imalata uygun olduğunu söylediğini, davalıya müvekkili tarafından gönderilmiş olan ürünleri kullanarak 119 adet 285 WP Fotovoltaik Panel ürettiğini,
müvekkili tarafından sözlü ve yazılı olarak ürünlerin süresinde teslim edilmesi gerektiğinin davalıya bildirdiğini, firmanın süresinde üretim yapmadığını ve müvekkilini zarara uğrattığını, 30/07/2016 tarihinde davalı firma tarafından kesilen SERİ A SIRA NO: 105296 ile kesilmiş olan faturada sözleşmede belirlenen 1000 adetlik 285 WP Fotovoltaik Panelden sadece 119 tanesini ürettiğini, fatura miktarının müvekkiline sunulan ve üzerinde anlaşmaya varılan fiyat teklifinin aksine daha yüksek miktar üzerinden müvekkiline fatura edildiğini,
müvekkilinin 27/07/2016 tarihinde yapmış olduğu 15.000 $'ı üretilen kısım için anlaşılan fiyat olduğunu ve davalı firmanın fatura ettiğini, davalı firmanın sözleşmeye aykırı hareketi sonucu 4.594,87$'ı haksız ve mesnetsiz bir şekilde müvekkilinden aldığını, davalı ürünlerinin kullanıma elverişsiz olduğunu, davalıya müvekkili tarafından gönderilmiş olan hammaddelere davalının üretim esnasında zarar vererek kullanılamayacak hale getirdiğini, bu ürünlerin müvekkili tarafından geri istendiğini, kırılmış olan ürünlerin bedelini 9.000,00 TL olarak belirlediklerini, bilirkişi incelemesi yapılırsa asıl zararın ortaya çıkacağını,
müvekkilinin davalının işi yapamamasından dolayı ... Enerji firmasıyla olan sözleşmesini yerine getiremediğini, ...
Enerji firması tarafından 14/04/2017 tarihli NO:086330 faturası ile işi gecikmesinden dolayı 17.700,00 TL ceza faturası kestiğini, müvekkilinin davalının kusuru sebebiyle bu cezai şart faturasını ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin ödemiş olduğu cezai şart faturasını davalı firmadan tazminin gerektiğini belirterek olay tarihinden itibaren geçerli olmak üzere müvekkilinin uğramış olduğu 60.273,70 TL ( 17.700,00 TL cezai şart, 13.573,70 TL fazladan alınan bedel, 9.000,00 TL kırılmış hammadde değeri, 20.000,00 TL manevi tazminat) maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 26/11/2021 tarihli dilekçesi ile davayı ıslah ederek talep ettiği kırılmış hammadde bedelini 96.535,00 TL’ ye çıkarmıştır.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacı tarafın müvekkiline 104.890,20 ABD Dolarını 27/07/2016 tarihinde ödeyeceğini, karşılığında sözleşmede yazılı panelleri üretip müvekkiline teslim edeceğini, davacının müvekkiline sadece 15.000 ABD doları ödediğini, müvekkilinin de bu ödemeye karşılık gelen sayıda 119 adet paneli üreterek davacıya teslim ettiğini, bakiye bedel ödenmediğinden müvekkilline teslim edilen hücrelerin davacıya iade edildiğini ve davacının üretimi başka bir şirkete yaptırdığını,
sözleşmede çok açık şekilde tüm bedelin 27/07/2016 tarihinde ödenmesi gerektiğinin yazılı olduğunu ve davacı tarafın bu bedeli ödemediği davacının bu davayı neden ikame ettiğinin anlaşılamadığını, davacı tarafın müvekkil şirkete teslim ettiği panel üretimi için gerekli hücrelerin bir kısmı kullanılarak istenen panellerin üretildiğini ve davacıya teslim edildiğini ancak ödemesi yapılmadığından kalan kısmın üretimde kullanılamadığını, hücrelerin davacı tarafından iade alınarak başka bir üreticide üretim yaptırıldığının davacının yazışmalarından ve dava dilekçesinden anlaşıldığını,
davacının hem müvekkilli tarafından hammaddeye zarar verildiğini hem de müvekkil şirketin çöp hücre olarak nitelendirdiği hammadde ile başka şirkete üretim yaptırdıklarını iddia ettiğini, davacı şirketin üzerine düşen edimi yerine getirmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen 27/07/2016 tarihli ve "2016 ASES 00143" sözleşme numaralı sipariş formuna göre; sözleşmenin "ödeme planı" kısmında herhangi bir vade belirlenmediği, ancak "sözleşmede belirtilen KDV dahil peşin satış tutarı...." ibaresinden davacının bedeli peşin ödemesi gerekirken ödemediğinden davalının imalata devam edemediği,
davacının kendi edimini yerine getirmeden karşı edimi talep edemeyeceği sonucuna varılmakla sözleşmeyi kendi kusuru ile sonlandıran davacının cezai şart ve manevi tazminat talebinin kabul edilemeyeceği, öte yandan dava dışı ... firması tarafından davacıya kesilen cezai şartın davalıya yaptırılan iş karşılığı olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığı da gözetildiğinde cezai şart talebinin reddi gerektiği, davacının diğer taleplerine gelince, davalının 100 adet 25,5 Watt-Pik gücünde polikiristal ile 1000 adet 285 Watt-Pik gücünde monokristal üretimi yapacağı buna karşılık davacının polikristal için 14.790,00 USD,
monokristal için 74.100,00 USD olmak üzere davalıya her iki ürün için 88.890,00 USD (%18 KDV dahil) ödeme yapacağı, davacının sözleşmeyi kurmaya kanıt olarak 15.000,00 USD bağlanma parasını 27/07/2016 tarihinde davalının hesabına gönderdiği, buna karşılık davalının 30/07/2016 tarihli sevk irsaliyesi ile davacıya 119 adet hücre üretip teslim ettiği, davalının davacıya teslim ettiği 119 adet ürünün sözleşme bedelinin KDV dahil 10.405,12 USD olup davacının davalıya 4.594,88 USD fazla ödeme yaptığı, keşif mahallinde tespit edilen tahrip olan hücre bedelinin ise bilirkişilerce 7.938,00 USD olarak belirlendiği,
her ne kadar davacı bu bedelin ıslah tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığını istemişse de belirlenen bedelin dava tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığına hükmetmek gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden-davalı vekili tarafından;
Davacının kısmi dava yoluyla alacaklarını talep ettiğini, zamanaşımı itirazından kurtulabilmek için ıslah edilen bölümün belirsiz alacak davası olarak nitelendirdiklerini, dava tarihinden faiz işletilmesinin doğru olmadığını, sipariş formunda ödeme gününün net bir şekilde yazdığını, ancak davacı yanca ödeme yapılmadığını, davacı yanca iş başkasına yaptırılmadan önce fesih beyanında bulunulmadığını, süresi içerisinde usulüne uygun bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, iddia edildiği gibi hücrelerin müvekkili tarafından kırılmış olması halinde dahi teslim sırasında bu yönde bir tutanak tutulmadığını, incelenen panellerin müvekkilinin iade ettiği paneller olup olmadığı üzerinde de durulmadığını,
İstinaf eden- davacı vekili tarafından;
Dosyaya sunulan somut deliller dikkate alınmadan eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini bildirerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği, sözleşme kapsamında davacının talep edilebilir fazla ödeme, zararının bulunup bulunmadığı ve var ise kapsamı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki 27/07/2016 tarihli ve "2016 ASES 00143" sözleşme numaralı sipariş formuna göre davacının fazladan ödeme yaptığı iddiasına dayalı alacak ve anılan sözleşme kapsamında uğranılan maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin nitelendirmesinin yapılması gerekmektedir.
Dava tarihinde yürürlükte olan ve uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470. maddesinde eser sözleşmesi;
“Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Satım sözleşmesi ise TBK’nın 207. maddesinin birinci fıkrasında;
"Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır.
Bir sözleşme ilişkisinin kurulabilmesi için sözleşme yapmaya ehil (ehliyet) olanlar arasında, öneri ve kabulün gerçekleşmesi, yani tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları (tarafların anlaşması), sözleşme içeriği ve amacının kanunda kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi tutulmamış yani yasaklanmamış (meşru içerik) ve sözleşmenin kanunda öngörülen biçimi varsa buna uyularak (şekil) yapılması sözleşmenin genel unsurlarıdır.
Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir.
Eser sözleşmesinde tarafların edimleri birbirinin karşılığını oluşturmakta olduğundan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Ayrıca niteliği itibariyle sürekli bir sözleşme olmayıp ani edimli bir sözleşmedir.
Bu sözleşmenin unsuru olan meydana getirilecek eser, aynı zamanda sözleşmenin konusunu oluşturur. Ayırt edici diğer bir temel unsuru ise bedeldir. Meydana getirilecek bir sonuç bulunmasına rağmen bedel ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise eser sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Bedel, eser sözleşmesinin unsuru ise de tarafların anlaşırken bedeli kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceğini taraflar biliyor veya bilmesi gerekiyor ise eser sözleşmesinin bulunduğu yine kabul edilecektir.
Eser sözleşmesinin konusu, meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç, bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi, ortadan kaldırılmasına, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle baştan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi mevcut bir eserde yapılacak değişiklik veya ilavelerle farklı bir hâle getirilmesine de ilişkin olabilir.
Eser sözleşmesi tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları ile kurulur ve sözleşmenin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir.
Bir sözleşme ilişkisinin eser sözleşmesi mi yoksa satım sözleşmesi mi olduğunun belirlenmesine gelince; satım sözleşmesinde sözleşme konusu mal hazırdır veya tüm özellikleri önceden belirlenmiş veya bilinen bir mal satışa arz edilmektedir. Eser sözleşmesinde ise özellikleri önceden belli olmayan bir mal, iş sahibinin istediği özelliklere göre imal edilir ve tüm özellikleri de eser ortaya çıktıktan sonra tam olarak bilinebilir hâle gelir.
Eser sözleşmesi özellikleri belirleme, satım sözleşmesi ise önceden belirlenmiş özellikleri beğenme esasına göre kurulmaktadır. Eser sözleşmesinde sözleşmenin konusu, iş sahibinin belirlediği özelliklere göre yapılacak eser iken, satım sözleşmesinde alıcı özelliklerini beğendiği bir malı satın alır. Bu nedenle eser sözleşmesinde kişiye özel üretim yapılırken, satım sözleşmesinde kişiye özel üretim söz konusu değildir.
Satım sözleşmesine konu mal, çoğu zaman toplumsal ihtiyaçlara göre belirlenmiş ölçü ve standartlar esas alınarak üretilmiştir. Eser sözleşmesinde ise ölçü ve standartlar işin tekniği nedeniyle gerekli olabilir ise de asıl olan iş sahibinin istediği ölçü ve isteklere göre eserin meydana getirilecek olmasıdır.
Satım sözleşmesinde satıcı, sözleşmenin yapıldığı sırada bir malın mülkiyetini devretmeyi üstlenirken, eser sözleşmesinde ise yüklenici iş sahibinin istemi üzerine kural olarak bir şey meydana getirmeyi ve bedel karşılığında teslim etmeyi üstlenmektedir.
Sözleşmede beceriye dayalı sonuç unsuru yerine mal teslimi üstün ise eser sözleşmesi değil, satım sözleşmesi söz konusu olacaktır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, taraflar arasındaki 27/07/2016 tarihli ve "2016 ASES 00143" sözleşme numaralı sipariş formu, faturalar dikkate alındığında nitelikli satım sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu kabul edilerek eser sözleşmesi hükümlerine göre inceleme ve değerlendirme yapılmış ise de satım sözleşmesi ile eser sözleşmesindeki hükümlerin farklılık arz etmesi sebebiyle tarafların hukuki durumunun ve sorumluluklarının satım sözleşmesi hükümleri kapsamında incelenerek değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, tarafların istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1260, K. 2024/1749, 23 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama