KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 31. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/1270 Esas
- Karar no
- 2024/1092 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi
Karar Metni
2.607 kelime·13 dk okuma·22 bölüm
HMK 353/1-a-3 ve a-6)
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/10/2020
NUMARASI
2019/263 Esas-2020/511 Karar
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU
Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
KARAR TARİHİ : 17/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 06/01/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İSTEM
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle. Davacı şirket ile davalı şirket arasında sipariş usulü ile yürütmekte oldukları ticari ilişki bulunduğunu, davacı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, ancak davalı şirketin aralarında bulunan cari hesap ilişkisine aykırı davranarak, bakiye borcunu ödememesi üzerine,
davacı şirket tarafından davalıya, Ankara 18. Noterliği'nin 20 Haziran 2018 tarih, 18925 yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnamede bakiye borcun ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, söz konusu ihtarnamede, davalının 2017 yılından kalan 39.999,98 TL borcunun ödenmesi hususunda defalarca gerek sözlü gerek yazılı olarak uyarılmasına rağmen ödemelerini yapmadıklarını, ihtarnamede borcun doğduğu tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tebliğden itibaren 3 gün içinde ödenmesi gerektiğini, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının bildirildiğini,
ihtarname sonrası da herhangi bir ödemenin gerçekleşmediğini ve geri dönüşün olmadığını, davaya konu alacağın tarafların ticari defter kayıtlarında, faturalar ve muavin defter kayıtları ile de sabit olduğunu, söz konusu alacak için davalıya karşı Ankara 30. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12286 esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını ve takibin 12/10/2018 tarihinde açıldığını, söz konusu takip dosyasının davalı tarafça borca ve yetkiye itiraz edilmesi sebebi ile durdurulduğunu, davaya konu alacak nedeni ile arabuluculuk sürecinin başlatıldığını, sürecin anlaşmama nedeni ile sonuçlandığını,
açıklanan ve resen göz önünde bulundurulacak nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 39.999,98 TL alacağın, borcun doğduğu 04/12/2017 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT
Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle.
Davacı şirketin, davalı şirket aleyhine Ankara 30. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12286 Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlattığını, söz konusu icra takibinin davalı şirkete 18/10/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, 19/10/2018 tarihinde 44.434,22 TL tutarındaki asıl alacağa ve ferilerine davalı tarafından itiraz edildiğini, ödeme emrine dayanak olan 27/11/2018 tarihli ve 036054 seri numaralı, 27/11/2018 tarihli ve 18602 seri numaralı faturalara konu hizmetlerin davacı tarafından davalı şirkete tam ve eksiksiz olarak tahsis edilmediğini, bu sebeple davaya konu ödeme emrine itiraz etme zaruretinin hasıl olduğunu,
davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibi ve bilahare ikame edilen huzurdaki itirazın iptali davasının yetkisiz icra müdürlüğü ve mahkeme nezdinde ikame edildiğini, davalı şirketin ikamet ettiği adres bakımından Bakırköy İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu, bu sebeple, haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle yetkisiz mahkemede açılmış olması sebebiyle usulden reddini talep ettiklerini, davaya konu mal satımına ilişkin bedelin tamamen ödendiğini, davalının başkaca bir borcu bulunmadığını, davacının kendisinin düzenlemiş olduğu faturanın ispat aracı olmadığını, davaya konu mal alımı kapsamında,
taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle davalıya tedarik edilen mal karşılığında davacıya ödeme yapıldığını, buna karşılık davacının tedarik edilen mallara ilişkin belirlenen bedelden fazlasını talep ettiğini, talep edilen fazla ödemeye ilişkin kısma davalı tarafça itiraz edildiğini, davacının tahsis etmediği mallara ilişkin de ödeme talep ettiğini, talep edilen miktara karşılık hangi malın satıldığı ve bu malın bedelini ispatla davacının yükümlü olduğunu, davacı şirketin varlığı ispatlanamayan ve/veya muaccel olmayan bir borca ilişkin mahsup beyanının da hukuken geçerli olmadığını, faturaya itiraz edilmemiş olmasının,
davaya konu mal veya malların tedarik edildiğini tek başına ispatlamadığını, faturaya itiraz edilmemiş olunsa dahi, sözleşmeye konu malların veya hizmetin verildiğine ilişkin ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, davacının uyuşmazlığa konu 16.11.2017 tarihli HMP2017000005342 ve 16.11.2017 tarihli HMP20170000005340 nolu faturalara konu malın veya malların verildiğini/tedarik edildiğini ispatlamakla yükümlü olduğunu, davalı şirket tarafından kısmi ödeme yapılmış olmasının da geri kalan miktara ilişkin borcun varlığını ispatlamadığını,
söz konusu fatura uyarınca kısmi ödeme yapılmış olmasının da geri kalan miktara ilişkin davalı şirketin borcu bulunduğunu ispatlamadığını, yapılan ödemeler dışında davalı şirketin, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının vermediği mal ve yapmadığı işler için ücret talep etmesinin haksız olduğunu, öncelikle yetki yönünden itirazlarının kabulü ile davanın yetki yönünden reddine, haksız ve ispatlanamayan davanın esastan reddine, davalı şirketin Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2018/12286 E. sayılı takibine yapmış olduğu itirazının kabulüne, davacının icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine,
yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2020 tarihli ve 2019/263 Esas ve 2020/511 Karar sayılı kararında özetle. Dava tarihi itibarıyla varsa davacı alacağının tespit ve hesaplanması bakımından hem davacının hem de davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Davalıya ait ticari defter ve kayıtlarda inceleme yapmak üzere dosya kendisini tevdi edilen mali müşavir Pervin Vardar tarafından düzenlenip dosyaya sunulan 21/04/2020 tarihli raporda özetle; davalının ticari defterlerinde davacı ... Mak. San. İnş. Tic. Ltd.
Şti.’ye ait işlemlerini 179.521-001 (179 Taşeronlara Verilen Avanslar Hesabı), 159.01.13.002 (159 Verilen Sipariş Avansları Hesabı), 320.01.30.02.16 (320 Satıcılar Hesabı) ve 326.521.01.12 (326 Alınan Depozito ve Teminatlar Hesabı) hesaplarında izlediği, söz konusu hesaplara göre, taraflar arasında geçmişten beri ticari ilişkinin mevcut olduğu; muavin defterde kayıtlı bulunan 179.521,001 (79 Taşeronlara Verilen Avanslar Hesabı), 159.01.13.002 (159 Verilen Sipariş Avansları Hesabı), 320.01.30.02.16 (320 Satıcılar Hesabı) hesaplarına göre.
31/05/2019 dava tarihi itibariyle davalının davacıya borcu olmadığı, bununla birlikte 326.521.01.12 Alınan Depozito ve Teminatlar Hesabına göre 12/10/2018 takip tarihi itibariyle davalının davacıya 40.000,00 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.
Davacıya ait ticari defter ve kayıtlarda inceleme yapmak üzere dosya kendisini tevdi edilen mali müşavir ... tarafından düzenlenip dosyaya sunulan 11/09/2020 tarihli raporda özetle; 120 C05 alıcılar hesabına göre; taraflar arasında çeşitli malzemelerin alım-satımına ilişkin olarak 2015-2018 yıllarında ticari bir ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından davalı adına 2015 yılında 12/02/2015 tarihinde 1 adet; 2016 yılında çeşitli tarihlerde 11 adet; 2017 yılında ise 4 adet satış faturası tanzim edildiği, 2015-2018 yıllarında farklı tarihlerde tahsilatlar yapıldığı, bu işlemler neticesinde davacıya ait ticari defter kayıtlarına göre 31/05/2019 dava tarihi itibariyle davacının davalıdan bakiye 39.999,98 TL alacaklı bulunduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.
Taraflara ait ticari defter kayıtları karşılaştırıldığında; davacı tarafından tanzim edilen ve ödenmediği gerekçesiyle işbu davaya konu edilen ve toplam bedeli 39.999,98 TL tutarındaki cari hesap alacağının davacı ve davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.
Ancak bu alacağın davacıya ait ticari defter kayıtlarında 120 C05 alıcılar hesabında, davalıya ait ticari defterlerinde ise 179.521.001, 159.01.13.002, 326.521.01.12 ve 326.521.01.12 hesaplarında izlendiği görülmüştür.
Davacı, aralarındaki ticari ilişki kapsamında düzenlediği faturalardan dolayı davalıdan 39.999,98 TL alacaklı olduğunu iddia ederken, davalı ise muaccel bir borç bulunmadığını, sözleşmenin ilgili hükümleri kapsamında taraflar arasında davacı tarafından yapılan işte herhangi bir problem çıkması durumunda kullanılacak bir garanti kesinti tutarı belirlendiğini, bu garantinin sözleşmenin asli unsuru olduğunu ve garanti süresinin 24 ay geçmeden muaccel hale gelmeyeceğini ileri sürmektedir.
Davalı tarafça cevap dilekçesinde, yapılan ödemeler dışında davacıya herhangi bir borcun bulunmadığı belirtildiği halde, 21/04/2020 tarihli bilirkişi raporunun dosyaya sunumu sonrası, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre muaccel bir borç bulunmadığı savunması getirilmiş, savunmanın genişletilmesi kapsamında olduğu ileri sürülerek davacı tarafça bu savunmaya muvafakat edilmemiştir.
Mahkememizce iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporlarıyla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu edilen 39.999,98 TL tutarındaki cari hesap alacağının hem davalının hem de davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve dava tarihi itibariyle davacının davalıdan bakiye 39.999,98 TL alacağının bulunduğu, ilk bilirkişi raporu sonrası davalı tarafça getirilen davaya konu alacağın muaccel olmadığı yönündeki savunmanın, savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğu ve davacı tarafça rıza gösterilmemiş olması nedeniyle bu savunmaya itibar edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulüne, 39.999,98 TL alacağın 25/006/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili tarafından verilen 12/01/2021 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibi ve bilahare ikame edilen huzurdaki itirazın iptali davasının yetkisiz icra müdürlüğü ve mahkeme nezdinde ikame edildiğini, somut olayda, HMK’nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesi uyarınca yetkili icra müdürlüklerinin müvekkili şirketin ikamet ettiği adres bakımından Bakırköy İcra Müdürlükleri olduğunu, yerel mahkemece verilen yetki itirazının reddine ilişkin kararın haksız ve hukuka aykırı olduğundan ve davanın öncelikle yetkisiz mahkemede açılmış olması sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini,
mahkeme tarafından borcun muaccel olmadığı yönündeki iddialarının savunmanın genişletilmesi niteliğinde değerlendirildiğinden dikkate alınmadığını, yerel mahkemece verilen bu kararın yerinde olmadığını, 21.04.2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazlarının savunmanın genişletilmesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, sunmuş oldukları itirazlar ve delillerin mevcut vakıanın içeriğine dahil olduğunu, itirazları ve bu itirazlarına dayanak sundukları delillerin hiçbir şekilde yeni iddia veya delil olarak değerlendirilemeyeceğini, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının ihlâlinin,
tarafların cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde gösterdiği vakıaları değiştirmesi ya da bu dilekçelerde gösterilmiş vakıalara yeni bir vakıa eklemesi ile gerçekleşeceğini, eğer ki tarafların mevcut vakıanın içeriğine dâhil olan bir hususu ileri sürüyor ise bu durumun yasağı ihlal etmeyeceğini, davacı ile müvekkili arasında düzenlenmiş olan sözleşme hükümlerine göre muaccel bir borç bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasında imza tarihi 03.12.2015 olan "... ... A. Ş.
Projesi Fırın Grubu Montaj İşleri Alt Yüklenici Sözleşmesi" düzenlendiğini, bu sözleşme içeriğinde işin ve ödemenin nasıl yapılacağının hüküm altına alındığını, işbu sözleşme hükümlerine göre davacının muaccel bir alacağı bulunmadığını, davacı tarafından 12.10.2018 tarihinde icra takibi ile talep edilen alacağın muaccel olmadığını ve icra takibine konu edilemeyeceğinin sözleşme hükümleri ve Yargıtay kararlarıyla sabit olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5 numaralı Garanti başlıklı bölümünde garanti süresinin davacı tarafından yapılan işlerin kesin kabul tarihinden itibaren başladığının belirtildiğini,
sözleşme hükmünden de anlaşıldığı üzere davacı tarafın alacağının muaccel olması için garanti süresinin geçmiş olmasının, garanti süresinin başlaması için de yapılan iş için kesin kabulün gerçekleşmesi gerektiğini, davacı tarafından yapılan işin kesin kabulünün nasıl yapılacağının taraflar arasında imzalanan sözleşmede belirlenmiş olup kesin kabulün yapılıp yapılmadığına ilişkin ispat yükünün davacıya ait olduğunu, yerel mahkemenin dosyasına sunmuş oldukları beyan dilekçeleri ile de belirtilmiş oldukları kesin kabulün yapıldığına ilişkin davacı tarafından herhangi bir delil sunulmadığını,
bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından verilen istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle.
Davalının yetki itirazının yerinde olmadığını, bu nedenle de mahkemece haklı gerekçelerle reddine karar verildiğini, davalı yanın dosyadaki bilirkişi raporuna süresinde beyanda bulunmadıklarını ve cevap dilekçesinde sunmadıkları delillerini sonraki aşamada dosyaya sunduklarını, süresinden sonra dosyaya delil bildirilemeyeceğini, alacağın bilirkişi raporu ile sabit olduğunu ve yine davalının 24 aylık garanti süresine ilişkin beyanlarının da haksız olduğunu, sözleşme tarihinin 05/05/2015 tarihi olup 24 aylık garanti süresinin çoktan dolduğunu,
düzenlenen faturaların davalıya tebliğ edildiğini ve bu faturalara davalının itirazı olmayıp ticari defterlerine de işlenmiş olduğunu, tüm bu sebeplerle davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir.
Davalı vekili davaya cevabında; öncelikle yetki itirazında bulunarak davalının merkezinin Bakırköy'de olduğunu belirterek davanın yetkisiz mahkemede açıldığını belirtmiş ve yetkili mahkemenin Bakırköy Mahkemeleri olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuştur. Devamında da esas yönünden de müvekkilinin borçlu olmadığını, kalan alacağın teminat karşılığı olarak tutulduğunu, bu sebeple ve 24 aylık garanti süresinin de henüz dolmamış olduğundan talep edilen alacağın dava tarihi itibari ile muaccel olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Eser sözleşmesinden kaynaklanan davalar, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerinde (HMK madde 6/1), sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde (HMK m.10), sözleşmeyle yetkili kılınan yer mahkemesinde ( HMK m.17) açılabilir. Davacının seçimlik hakkı mevcut olup, davasını genel ve özel yetkili mahkemelerden herhangi birisinde açabilir.
Somut olayda, davacı davasını Ankara Mahkemelerinde açmış, davalı yan ise müvekkili şirketin yerleşim yerinin Bakırköy olması sebebi ile davanın Bakırköy Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini belirterek süresi içinde yetki ilk itirazında bulunmuştur. Bu sebeple öncelikle davalının yetki ilki itirazının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkemece davalının yetki ilk itirazının 19/12/2019 tarihli celsede, TBK'nın 89. Maddesi gereğince davanın para borcuna ilişkin olması sebebi ile götürülecek borçlardan olduğu ve borcun ifa edileceği yerin davacı alacaklının ikametgahı mahkemesi olan Ankara Batı Mahkemeleri olması nedeniyle davalı vekilinin yetki ilk itirazının reddi ile yargılamaya devam olunmuş ise de, taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu tartışmasızdır.
Eser sözleşmeleri TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nun 6. Maddesi uyarınca davalının ikametgahı mahkemesi yetkili olduğu gibi, sözleşmenin icra olunacağı yer mahkemesinde de dava görülebilir (m. 10). Öte yandan, HMK'nın 17. Maddesi uyarınca tacirler veya kamu tüzel kişileri aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilirler.
Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde açılır. Sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin yerine getirileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. Bu yer belli ise, dava o yerde açılabilir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davada kesin hesabın çıkartılması ve davacının davalı nezdinde teminat olarak tutulan alacağının iadesi talebinin haklı olup olmadığının tartışılması gerekmektedir.
Para borçlarının alacaklının ikametgahında ifa edileceğine dair BK'nın 73. maddesindeki kural salt para alacakları ile ilgili olup eser bedeline ilişkin alacak istemleri yönünden uygulanamayacağı Yargıtay Özel Dairesinin istikrarla uygulanan kararları ile kabul edilmektedir. Öte yandan tacir olan taraflar arasında düzenlenen ve davaya konu uyuşmazlığa esas olan 03/12/2015 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin 40/1.
Maddesinde, işbu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinde görüleceğine dair yetki sözleşmesi düzenlenmiş olduğundan ve bu sebeple dava sadece yetki sözleşmesi ile belirlenen bu yer mahkemesinde görülebileceğinden ve davalı vekili de esasa cevap süresi içinde yetki ilk itirazında bulunmuş olduğundan davalının yetki ilki itirazının kabulü ile İstanbul Mahkemeleri yetkili olduğundan ve davalı da yetki ilk itirazında yetkili mahkeme olan Bakırköy Mahkemelerini yetkili olarak gösterdiğinden mahkemece davalının yetki ilki itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yetki ilk itirazının reddine karar
verilmiş olması sebebi ile davalı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusu dairemizce haklı görülmüştür. (Yargıtay Kapatılan 15.H.D. 2016/3499 Esas 2016/4557 Karar sayılı ilamı)
Yine, kabule göre de taraflar arasındaki alacağın, davalı nezdinde teminat olarak tutulan hakediş alacaklarından kaynaklandığı anlaşılmakla ve davaya konu uyuşmazlıkta işin ifa ile sonuçlandığı anlaşıldığından ve ihtilaf mahkemeye intikal ettiğinden taraflar arasındaki işin kesin hesabının mahkemece atanacak uzman bilirkişiler aracılığıyla yaptırılarak davacının teminat olarak tutulan alacak yönünden taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de değerlendirilmek suretiyle sözleşmedeki kesin teminat ile nakit teminat kesintilerinin iadesi koşullarının dava tarihi itibari ile oluşup oluşmadığı değerlendirilerek davanın esas yönünden
sonuçlandırılması gerekirken mahkemece davaya konu alacağın fatura alacağına ilişkin olduğuna ilişkin yanılgılı kabul ile davanın esastan sonuçlandırılmış olması sebebi ile de davalı vekilinin istinaf başvurusunun dairemizce kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 ve a-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde öncelikle yetkili mahkemenin Bakırköy Mahkemeleri olduğu gözetilerek buna uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2022/1270, K. 2024/1092, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama