KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/1263
- Karar no
- 2024/1980
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/04/2021 (Dava) - 15/03/2022 (Karar
- Numarası
- 2021/232 Esas - 2022/279 Karar
- Dava
- İtirazın İptali ( Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 25/12/2024
- Karar yazım tarihi
- 25/12/2024
Karar Metni
2.167 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/232 Esas-2022/279 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... San ve Tic. Ltd. Şti. (eski ünvan: ... San ve Tic. Ltd. Şti.) ile müvekkili ...
A.Ş arasında genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmeleri ve ... üyelik sözleşmesi imzalandığını, diğer davalı ...'nın genel kredi sözleşmeleri ve ... üyelik sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığını, borçlarını zamanında ödememeleri üzerine davalı/borçlulara 27/01/2021 tarihli hesap kat ihtarnamesinin gönderildiğini, müvekkili bankanın alacağının ödenmemesi nedeniyle borçlular hakkında İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/48 D.İş-2021/48 Karar sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alındığını ve İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2022 sayılı dosyasında ilamsız icra yoluyla icra takibine konulduğunu,
icra takibine yapılan itiraz neticesinde borçlular hakkında başlatılan takibin durdurulduğunu, davalı/borçluların itirazlarının haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, yapılacak bilirkişi incelemesinde müvekkili bankanın icra takibine konu alacağının ve açtıkları işbu davanın haklılığının ortaya çıkacağını belirterek, borçluların itirazlarının iptaline, icra takibinin devamına, davalı/borçlular aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkillerinin davacı/alacaklı bankaya, akdedilen kredi sözleşmesi ve kullandırılan kredi kartından kaynaklı olarak icra takibi ve dava dilekçesinde yazılı rakamlar tutarında bir borçları bulunmadığını, bu nedenle icra takibine yönelik itirazları aynen devam etmekle birlikte icra takibinin dayanağı olarak kabul edilen genel kredi sözleşmesi ve üyelik sözleşmesine yönelik itirazlarının da bulunduğunu, bankaların genel kredi sözleşmelerinin, sadece bankaların menfaatlerini korumak amacıyla hazırlanan ve kredi müşterilerine,
en ufak bir değişiklik yapma şansı vermeyen bir sözleşme tipi olduğunu, Türk Borçlar Kanunu’nun 20. ile 25. maddeleri arasında düzenlenen genel işlem koşulları denetiminden geçirilmesi gerektiğini, bu kapsamda öncelikle bankanın, genel kredi sözleşmesinin genel işlem koşulları içerdiği konusunda bilgi verip vermediğinin denetlenmesini, tartışılması gereken bir diğer hususun, kabul ettirilmeye çalışılan yüksek faiz oranı olduğunu, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren banka alacaklarına TBK'nın 88. ve 120. maddelerinde öngörülen sınırlar uygulanarak faiz yürütülebildiğini, bu nedenle davacı bankanın,
%26,28 oranında uyguladığı faizin kabul edilemez olduğunu, müvekkili ...’nın tacir sıfatına haiz olmadığının anlaşılacağını, dolayısıyla tacir sıfatına sahip olmayan bir kişi hakkında, bu derece yüksek faiz işletilmesine imkan bulunmadığını, öte yandan dava dilekçesinde, davalı/borçlu ...’nın 27.01.2021 tarih ihtarnamesi ile temerrüde düşürüldüğü iddia edilmiş ise de dosya kapsamından, işbu ihtarnamenin tebliğ edilmeksizin iade edildiğinin görüldüğünü, bu sebeple davalının takip öncesinde temerrüde düşürüldüğü iddiasının da gerçeği yansıtmadığını,
son olarak kefalet sözleşmelerinin geçerliliği sıkı şekil şartlarına bağlı ve kefilin iradesini barındırması gereken özel nitelikte bir sözleşme olduğunu, buna göre somut olaydaki kefaletin geçerli olup olmadığı incelendiğinde ise ... üyelik sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve kefilin, müteselsil kefaleti kabul ettiğine dair kendi el yazısı ile yazılmış açık beyanının bulunmadığının anlaşıldığını,
başlatılan icra takibinde 76.656,66 TL’lik borcun ticari kredi kartından kaynaklandığı belirtilmekte ise de davalı müvekkili ...’nın ... üyelik sözleşmesi açısından yasanın aradığı şartlarda bir kefalet kabulü bulunmadığını, bu nedenle ...’nın şahsına karşı açılan davanın evvela bu hususlar dâhilinde reddi gerektiğini, kaldı ki TBK’nın 584.maddesi gereğince kefalet ilişkisi için eşin yazılı rızasının alınması gerektiğinin de açık olduğunu, lakin somut hadisede davalı ...’nın eşinin kefalet ilişkisini onayladığına yönelik bir beyanı bulunmadığını, müteselsil kefil durumunun hukuken geçerli olmadığının görüldüğünü beyanla,
her iki müvekkili açısından da davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "....Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporuna göre; davalılardan ... ..
Şti ile davacı banka arasında genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi ve ... üyelik sözleşmesi yapıldığı, diğer davalı ...' nın yapılan sözleşmelerin müşterek borçlu ve müteselsil kefili olduğu, yapılan sözleşmeler kapsamında oluşan borçların ödenmemesi sebebiyle hesabın kat edilerek ihtarname gönderildiği, banka alacağının tahsili için davalılar hakkında İzmir 1. İcra Müdürlüğü' nün 2021/2022 sayılı icra takibinin yapıldığı, itirazın iptalinin talep edildiği, alınan bankacı bilirkişi raporuna göre; takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalı asıl borçlu ... ...
Şti' nden toplam 79.437,62-TL alacaklı olduğu, davalı ...' nın şirket ortağı olarak kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefili olarak borçtan sorumlu olduğu, kefalet yönünden yapılan incelemede; bilirkişi tarafından bankalar ile müşterileri arasında yapılan genel kredi sözleşmelerinin içerdiği hükümlerin her türlü borcu kapsadığının belirtilmiş olduğunu, ... sözleşmesinde kefalete ilişkin kısımların boş bırakılmış olmasının ...'yı kefalet yönünden kurtarmadığını, ancak takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiş olup,
taraflar arasında yapılan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi ile ilgili ...' nın kredi sözleşmesinin kefili olduğu, ... sözleşmesine göre ...' nın kefalete ilişkin unsurlarının 6098 sayılı BK' nın 583. maddesinde öngörülen şekil şartlarına uygun olmadığı, alınan bilirkişi raporuna göre banka alacağının ticari kredi kartından kaynaklandığı, ...' nın ticari kredi kartı bakımından sorumluluk üstlenmediği anlaşıldığından, ... yönünden kefalet şartları gerçekleşmediğinden sorumluluğunun bulunmadığı, davalı şirketin ise banka kredi kartı alacağından sorumlu olduğu anlaşılmakla.
DAVALI ... SAN VE TİC. LTD.
ŞTİ YÖNÜNDEN DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, davalının İzmir 1. İcra Müdürlüğü' nün 2021/2022 sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 76.656,66-TL asıl alacak, 1.622,82-TL işlemiş faiz, 81,14-TL % 5 bsmv, 910,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 167,00-TL ihtiyati haciz gideri olmak üzere toplam 79.437,62-TL üzerinden ve icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık % 26,28 oranında temerrüt faizi ve % 5 bsmv uygulamak suretiyle devamına, fazlaya ait istemin reddine, DAVALI ...
ALEYHİNDE AÇILAN DAVA SÜBUT BULMADIĞINDAN REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından, "....İmzalanan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin, kredi müşterileri ile imzalanan çerçeve nitelikli ve belirsiz süreli sözleşmeler olduğunu, müşteriler ile banka arasındaki her türlü borcu kapsar şekilde yapıldığını, ayrıca, davalı ...'nın ticari kredi kartı sözleşmesinde de imzasının bulunduğunu, genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin 1.3.maddesinde;
'Bankanın tüm şubelerinin kullandıracağı nakdi krediler, düzenleyeceği nakdi teminat mektupları, akreditifler, kontrgarantiler, kefaletler, diğer garantiler, kabul ve avaller ve müşterinin diğer yükümlülükleri işbu sözleşme hükümlerine tabi olacaktır' hükmünün bulunduğunu, keza aynı sözleşmenin 1.4.maddesinde;
'müşteri tarafından kullanılacak kredi türlerine veya alınacak teminatlara ilişkin olarak imzalanacak ek sözleşmeler işbu genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz bir parçasıdır' hükmünün düzenlendiğini, tüm bu hükümlerin, genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin davalı şirket ile müvekkili banka arasında imzalanan tüm kredi sözleşmelerini kapsayıcı ve düzenleyici nitelikte olduğunu açıkça gösterdiğini,
davalı şirketin yöneticisi ve sahibi olan ...'nın işbu genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesine müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza atarak işbu sözleşmede ve bu sözleşme hükümleri gereğince düzenlenecek diğer sözleşmeler kapsamında kullandırılan krediye de kefil olduğunu, ... sözleşmesinde de kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu, basiretli tacir sıfatıyla hareket etmek zorunda olan ...'nın davalı şirketin genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi kapsamında tüm kredilerden müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu bilecek konumda olduğunu, ayrıca,
bilirkişi raporunda genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmelerinin içerdiği hükümlerin her türlü borcu kapsar şekilde hazırlanmış olduğu ve müvekkili bankanın davalı ...'dan itiraza konu borçlar tutarında alacaklı olduğunun bilirkişi tarafından açıkça ortaya konulduğunu, davalı ...'nın 3.şahıs konumunda olmadığını, kredi borçlusu şirketin sahibi olup, şirketin ticari faaliyetleri için kullanmakta olduğu tüm kredileri talep eden kişi olduğunu, ayrıca ticari kredi kartının da bizzat şirket sahibi ve yöneticisi olarak ... tarafından kullanıldığını, basiretli tacir sıfatıyla ticari iş ve faaliyetlerini yürüten şirketin,
tamamen kötü niyetli olarak likit nitelikteki borcuna itiraz ederek müvekkili bankanın alacağının sürüncemede kalmasına sebebiyet verdiğini, yargılamaya konu borç bu denli açıkça ortada olmasına rağmen, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken mahkeme tarafından işbu taleplerinin reddedilmesinin davalıların kötü niyetli eylemlerinden menfaat sağlamasına sebebiyet verdiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacak için asıl borçlu ve müteselsil kefile yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı yalnızca davacı banka vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalı şirket ile davacı banka arasında imzalanan iki adet genel kredi sözleşmesine ve business kredi kart üyelik sözleşmesine diğer davalının da müteselsil kefil olarak imza attığı, banka tarafından şirkete verilen ticari kredi karta ait borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek, davalılar hakkında icra takibine başlandığı, takibe itiraz üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır.
2-Mahkemece, bankacı bilirkişiden kök ve ek raporlar alınarak davacı bankanın bahse konu ticari kredi karta dayalı alacağının hesaplatıldığı, davalı kefil bakımından takibe dayanak borcun kaynağı olan business kart sözleşmesinde sadece kefil imzası olup, TBK 583.maddedeki geçerlilik koşullarının sağlanmadığı gerekçesiyle bu davalı bakımından davanın reddine, diğer davalı şirket bakımından ise raporda belirlenen alacak üzerinden takibe itirazın kısmen kabulüne karar verildiği görülmekte olup, davacı bankanın istinaf itirazlarında;
davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürdüğü görülmekle, davaya konu alacağın temelinde genel kredi sözleşmesi bulunmakta olup, alacağın likit/bilinebilir/belirlenebilir olması karşısında, davacı banka vekilinin bu itirazının kabulü gerekmiştir.
Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının kaldırılarak, davalı şirket aleyhine takip asıl alacağı üzerinden %20 icra inkar tazminatına dair Dairemizce karara hüküm fıkrası eklenmek suretiyle yeniden karar tesis edilmesine karar verilmiştir.
3-Davacı bankanın diğer davalı kefil bakımından da davanın kabulü gerektiğine dair itirazının ise reddi gerekmiştir.
Şöyle ki; davalı ..., davalı şirketin ortağı/yetkilisi olup, TBK 584.maddedeki 28.03.2013 tarihli değişiklik sonrası akdedildiği görülen dava konusu sözleşmeler bakımından bu nedenle eş rızası aranmayacağı açık olmakla birlikte, anılan davalının ... üyelik sözleşmesindeki kefalet beyanında TBK 583.madde uyarınca el yazısı ile yazılmış olması gereken kefalet türü, miktarı ve tarihine dair kısımların sözleşmede boş bırakıldığı görülmekle, bu sözleşme uyarınca geçerli bir kefaletinden söz edilemeyeceği, çerçeve nitelikte genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefalete dair kanuni şartlar bulunmakta ise de,
takip dayanağının kredi kartı alacağı olması ve anılan GKS'ler ile ticari kredi kart sözleşmesi hükümlerinde bu sözleşmeler arasında bağlantı kuracak ve davalı ...'ya sorumluluk yükleyecek şekilde hiçbir madde bulunmadığı, GKS'de sayılan nakdi krediler arasında ticari kredi kart kullanımının sayılmadığı,
sözleşmelerin birbirinin eki olduğuna, genel kredi sözleşmesi uyarınca kredi kartı kullandırılıp buna dair borçtan da kefilin sorumlu olacağına dair hiçbir ifadeye yer verilmediği görülmekle, banka tarafından ayrı bir sözleşme şeklinde yapılıp buna göre kullandırılan ticari kredi karta dair alacak iddiası, sözkonusu sözleşmede geçerli kefaleti alınmayan davalı ...'ya karşı ileri sürülemeyeceğinden, davacı banka vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının ise reddi gerekmiştir (Bu yönde bknz.
Yargıtay 11. HD 2020/2528 E.-2020/4088 K).
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı banka vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1263, K. 2024/1980, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama