KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Esas no
- 2022/1390 ( KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2024/1411
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/09/2020
- Esas-karar no
- 2016/366 E 2020/361 K
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 19/12/2024
Karar Metni
1.147 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taş kırma, eleme ve redüktör makinalarının davalı tarafından imali konusunda tarafların anlaştığını, müvekkilinin davalıya 9 adet çek verdiğini, davalının imalatı yapmadığını belirterek ödenen çekler yönünden 20.000,00 TL'nin istirdatına, ödenmeyen çekler yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davalının ticari defterlerini ibraz etmediği, davacının ticari defterlerinde çeklerin kayıtlı olduğu, ancak teslim bordrosu düzenlenmediğinden hangi amaçla verildiğinin belirlenemediği, davacının yemin deliline dayandığı, yemin metni tebliğ edilmesine rağmen davalı şirket yetkilisinin duruşmaya gelmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, çekler nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenen çekler yönünden toplam 125.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkiline Tebligat Kanunu 35.maddeye göre tebligatların yapıldığını, tebligatların usulsüz olduğunu, ilk tebligat tarihinden önceye ait vergi dairesinin müvekkilinin adreste bulunmadığına dair yoklama tutanaklarının bulunduğunu, müvekkilinin adres değişikliğinin 19/09/2016 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, bu tarihten sonra da tebligatların eski adrese gönderildiğini, müvekkili şirket yetkilileri ile davacı şirket yetkilileri arasında hukuk ve ceza davalarının bulunduğunu,
davacı şirketin müvekkilinin ilgi adreste bulunmadığını bilmesine rağmen o adrese tebligat yapılmasına kötüniyetli olarak itiraz etmediğini, yemin teklif metninin ve gerekçeli kararın da güncel adrese tebliğ edilmediğini, müvekkilinin icra dosyasında yapılan tebligat ile karardan haberdar olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece 07/07/2022 tarihli ek karar ile, süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Davalı şirket vekili ek karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ek kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkiline yargılama sürecinde yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, ticaret sicil gazetesinde ilan edilen adres değişikliğinden sonraki tebligatların eski adrese gönderildiğini, davacının durumu bilmesine rağmen kötüniyetli olarak tebligatlara itiraz etmediğini, yemin ve gerekçeli karar tebliğinin usulsüz olduğunu ileri sürerek ek kararın ve gerekçeli kararın kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, istinaf isteminin süreden reddine ilişkin ek kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı, ek kararın yerinde olmaması halinde davanın esasına ilişkin mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit ve alacak istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz.
Hukuki dinlenilme hakkı Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur.
Bu hak ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.” şeklinde düzenlenmekle birlikte bu ifadeleri de kapsayan çok daha geniş bir anlama sahiptir.
Kamu düzeni ile ilgili olan hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın davanın taraflarına usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde tarafların hukuki dinlenilme ve bu kapsamda adil yargılanma hakları ihlal edilmiş olacaktır.
Davetin nasıl yapılacağı 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Tüzüğü'nde belirlenmiştir.
Tebligat Kanunu ve bu kanunun uygulanması için çıkarılan tüzüğün hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir. Dolayısı ile bir davada yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını hakim doğrudan, kendiliğinden denetlemelidir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi; ''Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği taktirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır.
Daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşı, yurt dışı adresini değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran mercie bildirmez, adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, bu kişinin yurt dışında daha önce tebligat yapılan adresine Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğunca 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda; dava tarihi 19/04/2016 olup davalı şirketin “...” ticaret sicil adresine çıkartılan tebligatın iade edilmesi üzerine aynı adrese dava dilekçesi 10/08/2016 tarihinde, tensip zaptı 12/08/2016 tarihinde Tebligat Kanunu 35.maddeye göre tebliğ edildiği, iş bu tarihlerden sonra 19/09/2016 tarihli ticaret sicil gazetesinde davalı şirketin adresinin "..." olarak değiştirildiği, adres değişikliğinden sonraki tebligatların (defter ibrazı, bilirkişi raporu, yemin davetiyesi, gerekçeli karar) yeni sicil adresine tebliğ edilmesi gerekirken eski sicil adresine tebliğ edildiği görülmüştür.
Bu durumda davalıya savunma imkanı sağlanmaksızın hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, davalı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1390, K. 2024/1411, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama