KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Davacı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2025
- Esas no
- 2022/1518 ( KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2025/31
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/01/2022
- Esas-karar no
- 2017/596 E 2022/16 K
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Alacak
- Yazıldığı tarih
- 11/02/2025
Karar Metni
1.584 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; davacı ... Pazarlama ve Dağıtım Tic.
A.Ş. ile davalılar arasında 01.03.2013 tarihinden geçerli olmak üzere ticari “Açık Satış Noktası Sözleşmesi bağıtlandığını, sözleşmenin 11. maddesine istinaden iş yerinin açılması ve işletilmesine katkı da bulunmak ve iş yerindeki ticari faaliyetlerini arttırmak amacı ile nakit / nakit bazlı katkı sağlandığını, buna ilişkin faturaların düzenlendiğini, ancak davalı tarafın sözleşme hükümlerine uymadığını, sözleşmeyi ihlal ettiğini, iş yerini kapattığını ve sözleşmenin diğer hükümlerine aykırı hareket ettiğini,
belirterek sözleşmenin 18 ve 19. maddelerinin uygulama koşullarının oluşması karşısında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 ABD Doları cezai şart ile mali yardım tutarı olarak ödenen 17.170,42-TL'nin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı ... vekili; davacı ile herhangi bağlayıcı sözleşme imzalanmadığını, 01/03/2013 tarihli sözleşmeden müvekkilinin haberi olmadığı gibi sözleşme altındaki imza ve varsa kaşeninde müvekkiline ait olmadığını, sadece öncesine dayalı olarak bu yerin toprak sahibi olması nedeni ile işletmenin işyeri ve eğlence ruhsatının müvekkili adına kayıtlı olduğunu, dava dilekçesinde diğer borçlu olarak gözüken ...'e işletmeyi kiraladığını ve davacı ile satış konusunda imzayı ...'in attığını ve borcu kabullendiğini, müvekkili açısından davanın usulden reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı ... cevap dilekçesi sunmadığı gibi duruşmalara da katılmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; davanın Açık Satış Noktası Sözleşmesi'nden kaynaklanan cezai şart ve nakit bazlı mali yardım hakkı tutarının iadesi istemine ilişkin olduğu, davacı taraf söz konusu sözleşmeye istinaden davalı tarafın edimlerini yerine getirmediğini ileri sürdüğü, davalılardan ...'nun sözleşmeyi kabul etmediği ve sözleşmedeki kaşe ve imzalara itiraz ettiği, yapılan bilirkişi incelemesine göre sözleşme üzerinde yer alan yazı ve imzaların davalı ...'ya ait olmadığının belirlendiği, bu nedenle sözleşmeden adı geçen davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, öte yandan diğer davalı ...'in duruşmaya katılmadığı gibi cevap dilekçesi de sunmadığı,
ayrıca davalı ...'e davaya konu 01/03/2013 tarihli söz konusu sözleşmede ve ayrıca dava dilekçesi ve ekinde yer alan teslim tutanağı ve faturalarda yer alan yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığı, sözleşmede belirtilen ...
Restorant (...) isimli işletmenin kendisi tarafından işletilip işletilmediği hususunda isticvabı bakımından usulüne uygun şekilde mernis adresine tebligat çıkarıldığı halde davalının duruşmaya katılmadığı, bu yönde herhangi bir beyanda bildirmediği anlaşıldığından, davalı ...'in isticvabı istenilen hususları kabul ettiği sonucuna varıldığı, Mali Müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile; davacının, 01/03/2013 tarihinde başlayan ve 01/03/2017 tarihinde biten Açık Satış Noktası Sözleşmesi'nin 11. maddesine istinaden 24.730,00-TL nakit bazlı katkı payının 17.170,42-TL'sini ...
Restorant (...) İşletmecisi ...'e teslim tutanakları ile ödediği ve sözleşmeye göre işletmeyi ...'e teslim ettiği, her ne kadar vergi idaresi kayıtları, Çorum Valiliğinin verdiği izin belgesi ve TAPDK açık alkollü satış begesinde işletmeci olarak ... olarak kayıtlı ise de; davacı tarafça sunulan söz konusu 01/03/2013 tarihli Açık Satış Noktası Sözleşmesinde ve dava dilekçesine ekli diğer belgelerdeki yazı ve imzaların davalı ...'ya ait olmadığı, teslim belgelerinde "...-..." şeklinde kaşesin ve üzerinde de imzanın yer aldığı, ayrıca davalı ... tarafından davacı tarafa 06.03.2013 tarih ve Seri:A nolu faturanın düzenlendiği,
ayrıca ...'in isticvabı için kendisine usulüne uygun olarak davetiye çıkarıldığı halde ilgilinin duruşmaya katılmadığı, bu nedenle isticvabı istenen hususları kabul etmiş sayıldığı, buna göre sözleşmedeki ve diğer belgelerdeki imzaların davalı ...'ya ait olmadığı ve işletmecinin de ... olmadığı, işletmecinin ... olduğu, işletmecinin davaya konu Açık Satış Noktası Sözleşmesinin 18 ve 19. Maddesi ile diğer maddelerindeki koşulları yerine getirmediği, bahse konu sözleşmenin yukarıda açıklanan hükümleri dikkate alınarak,
davanın davalı ... bakımından kabulüne, ... bakımından ise reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; sözleşmeye taraf olan davalı ... ‘nun işletmenin sahibi olduğunu sözleşmeyi imzaladığını katkı bedeli ve cezai şart alacağından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, ayrıca mahkemece anılan davalı hakkında davanın sözleşmenin tarafı olmaması nedeniyle reddine karar verildiğine göre maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın talepleri gibi kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, taraflar arasında açık satış noktası sözleşmesi kapsamında davacının cezai şart ve katkı payı alacağının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki "Açık Satış Noktası Sözleşmesi" kapsamında katkı tutarı ile cezaî şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davacı yanca davalı 01/03/20113- 01/03/2017 tarihleri arası geçerli olmak üzere, "Kapalı Satış Noktası Sözleşmesi" tanzim edildiği, anılan sözleşme uyarınca, davalının davacı şirketin ürettiği ürünleri distribütör vasıtasıyla tüketici taleplerine uygun, düzenli olarak satın almayı, barındırmayı ve satma, satış taahhüdünün bulunduğu, sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya 17.170,42 TL katkı sağlandığı, davalının ticari faaliyetini sonlandırdığı, bu nedenle sözleşmeyi ihlal ettiği sözleşme gereği 10.000,00 USD cezai şart alacağının ve katkı payı alacağı bulunduğunu belirterek davayı 29/08/2017 tarihinde açmıştır.
Uyuşmazlığın çözümünde davalının tacir olup olmamasına göre, davaya bakma konusunda mahkemenin görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Zira tarafların tacir olup olmamasına göre görevli mahkeme ile birlikte uygulanacak hükümler farklılık göstermektedir. Somut uyuşmazlıkta davalı yanın gerçek kişi olmasına rağmen, esnaf sınırını aşan faaliyette bulunup, tacir olup olmadığı konusunda herhangi bir araştırma yapılmadığı görülmüştür.
Ticaret Mahkemelerinin görevi TTK'nın 5.maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1.bendinde; "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.
Ticari işletme, TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır.
Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir. Yine TTK’nın 15. maddesinde de; "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre, bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da odaya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davalının faaliyetinin esnaf faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari faaliyet boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip, gerekirse bu hususta bilirkişi incelemesi yapılarak davalının tacir-esnaf olduğunun kesin bir şekilde belirlenmesinden sonra işin esasına girişilmesi gerekmektedir.
Mahkemece hükme doğrudan etki edecek şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulamayacağından, mahkemece değinilen hususlarla ilgili inceleme ve değerlendirme yapılıp, gerekirse davalının tacir - esnaf olup olmadığı yönünde rapor alınması, davada tamamen farklı bir sonuca ulaşılabilecek ise delillerin ve taleplerin buna göre değerlendirilerek hüküm kurulması gerekmektedir.
Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, istinaf nedeni olarak dayanılmasa dahi HMK'nın 355.maddesi gereğince re'sen istinaf incelemesi yapılması gereken bir husus olduğundan, istinaf başvurusunun bu gerekçelerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, mahkemenin görevli olup olmadığı hususunda gerekli araştırmayı yaparak bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
Kararın kaldırılma nedenine göre davacının sair istinaf itirazları bu aşamada incelenmemiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1518, K. 2025/31, 31 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama