KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Vekili Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/1530 - 2024/1369
- Esas no
- 2022/1530 (ESASTAN RET
- Karar no
- 2024/1369
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/05/2022
- Esas-karar no
- 2022/188 E - 2022/291 K
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazıldığı tarih
- 26/11/2024
Karar Metni
1.060 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkil ile davalı arasında ilaç tedariki için sözlü sözleşme yapıldığını, sözleşmeye göre müvekkili tarafından bir kısım ilaçların temin edilmesi için davalının elektronik posta yoluyla proforma gönderdiğini, buna istinaden davalıya ödeme planında belirtildiği gibi önceden tam ücretin(256.500,00 EURO) %10'u yani 25.600,00 EURO göndermesi gerektiğini, sözlü satış sözleşmesinde belirtildiği iptali ile takibin devamına, takip durduğundan ve alacak likit olduğundan %20’den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili; davacı şirketin satın aldığı ürünü Hindistan'da bulunan üretici firmaya sipariş ettiğini, ancak, sözleşme gereği davacı şirketin, 17.12.2018 tarihinde satış bedelinin %40'ı tutarındaki peşinatı ödemediği için, Hindistan'daki üretici firma tarafından siparişlerin iptal edildiğini, davacının vermiş olduğu satış bedelinin %10 tutarındaki avansın ise, günlük hayatta kullanılan kaparo hükmünde bulunduğunu, davacının siparişin iptaline sebep olduğunu, müvekkilini uğrattığı zarar bakımından davacı şirkete yükletilmesi gerektiğini, bildirerek davanın reddine, %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; taraflar arasında ilaç satımına ilişkin 14.12.2018 tarihli proforma fatura düzenlenmiş olup, davacı bu faturaya göre fatura bedelinin %10 'una tekabül eden 25.600,00 Euro'yu 14.12.2018 tarihinde davalı hesabına yatırdığı, proforma faturaya göre ödeme yapan davacının , proforma fatura uyarınca bakiye borcu ödememesi durumunda sözleşmeye aykırılıktan bahsetmenin mümkün olmadığı, bu itibarla geçersiz bir sözleşme uyarınca ödeme yapan davacının ödediği bedeli istemekte haklı olduğu,
davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair bir bilginin bulunmadığı bu nedenle işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile , davalı borçlunun Ankara 32. İcra Dairesinin 2021/16088 esas sayılı dosyasında 349.952,00 TL üzerinden itirazının iptaline, bu miktar yönünden takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, Alacak likit ve itiraz haksız olmakla hükmolunan meblağın %20 'si oranında hesaplanan 69.990,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
I-)Davacı vekili; arabuluculuk görüşmelerine katılmayan taraf lehine vekalet ücretine karar verilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir. II-)Davalı vekili; taraflar arasındaki anlaşma gereği davacının ödediği kaparo bedelinin iadesini istenemeyeceğini sözleşme feshedilmeden icra takibine girişilemeyeceğini bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında ödenen kapora bedelinin iadesinin talep edilip edilemeyeceği hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, bağlanma bedeli olarak ödenen kapora bedelinin malın teslim edilmemesi nedeniyle iadesi için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davacı, davalıya ödenen kaparonun iadesi için giriştiği icra takibine davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 6098 sayılı TBK m. 177 uyarınca, pey akçesinin verilmesi halinde, asıl olan onun akdin vukuuna delil olarak verilmiş olmasıdır. Açıkça cayma tazminatı olduğu şart edilmedikçe kaparo, pey akçesi gibi verilen paralar cayma tazminatı olamayacağından akdi bozmakta haklı olsun olmasın onu veren taraf istirdada yetkilidir.
Cayma akçesi akdin yapıldığı sırada karşı tarafa verilen sözden cayıldığı takdirde karşı tarafta kalması kabul edilen bir paradır.
Somut olayda dava ve takip konusu iadesi talep edilen kaparo bedeli proforma faturada düzenlenen ödeme termini gereği davalıya ödenen ön ödeme miktarı taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında cayma tazminatı olarak öngörülmemiş olduğu gibi taraflarca da yapılan ödemenin ön ödeme olduğu kabul edilerek iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Arabuluculuk Kanunu 18/A-11 maddesinde;" Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." hükmü bulunmaktadır.
Davalı şirketin Hindistan’da mukim bir şirket olduğu Türkiye de vekil sıfatıyla temsilcisinin davalı şirket adına arabuluculuk görüşmelerine katıldığı, toplantıya katıldığı ancak vekaletnamesinde açıkça arabuluculuk görüşmelerine katılmasına dair yetki bulunmadığı anlaşılmakla ilk toplantıya mazeretsiz katılmadıklarından bahsedilemeyecek olmasına, bu kapsamda yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacak bulunmalarına göre davacı tarafın istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle dava konusu satım sözleşmesi kapsamında kapora bedeli olarak davacı tarafça ödeme yapıldığının anlaşılmasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1530, K. 2024/1369, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama