KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi Davalı İstinafa Talebinde Kararın Yazıldığı
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/1993 - 2024/1468
- Dosya no
- 2022/1993
- Karar no
- 2024/1468
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/12/2020
- Numarası
- 2015/982 E.- 2020/660 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- İTİRAZIN İPTALİ
- Bulunan
- TARAF VEKİLLERİ
- Tarih
- 08/11/2024
Karar Metni
1.020 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında elektrik abone sözleşmesinin bulunduğunu, davacının sözleşme hükümlerine uyarak yükümlülüklerini tam ve eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalının ödeme ile ilgili yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının 2012/Şubat dönemine ilişkin olarak toplam 58.266,27 TL borcunun bulunduğunu, bu borcun tahsili amacı ile davalı aleyhine Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2014/7744 E sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını belirterek, takibe vâki itirazın iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalının elektrik enerjisi bedellerini süresi içerisinde ödediğini, davacının 29/02/2012 tarihli yazısı ile davalıya sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, davacının bu feshini doğrulayan TEİAŞ ve AYEDAŞ'ın da davalıya gönderdikleri yazılarda elektrik dağıtım konusunda davacının 2012/Ocak ayı sonu itibariyle herhangi bir yetkisinin kalmadığını, 2012/Şubat ayından itibaren ve bu döneme ait elektrik enerjisinin kendileri tarafından karşılanacağı ve davacı tarafından düzenlenecek 2012/Şubat dönemine ait faturalara itibar edilmemesi gerektiğinin bildirilmesi üzerine dava konusu 2012/Şubat dönemine ait 1 adet fatura bedelinin AYEDAŞ'a ödendiğini belirterek, haksız açılan davanın reddi ile davalı lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile Ankara 4.İcra Müdürlüğünün 2014/7744 E. sayılı takip dosyasına davalı borçlunun yaptığı itirazın kısmen iptaline ve takibin 44.485,66 TL asıl alacak (KDV dahil) ve 8.428,79 TL gecikme bedeli (KDV dahil) olmak üzere toplam 52.914,45 TL üzerinden aynı şartlarda devamına, icra inkar ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş, hükme karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf talebinde, takibe konu alacağın likit olması nedeni ile davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın aleyhe olan kısımlarının kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ise istinaf talebinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, tarafların ve ihbar olunan şirketlerin defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği halde bunun yapılmadığını, 29.02.2012 tarihli feshin dikkate alınmadığını, TEİAŞ ve AYEDAŞ'ın talimatları doğrultusunda 2012/Şubat dönemi faturalarının AYEDAŞ'a ödenmiş olması nedeniyle davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi için gerekli yasal koşulların da oluşmadığını belirterek, kısmen kabul kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında davacının tedarik ettiği 2012/Şubat dönemine ait elektrik tüketim bedeline ilişkin fark fatura tutarının ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacı vekilinin istinaf talebi yönünden;
HMK'nın 341/2 maddesinde, miktar veya değeri 1.500,00 TL’yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 02.12.2016 tarih, 29906 S. R.G'de yayımlanan 6763 sayılı yasanın 41.maddesi ile de maddede yer alan "binbeşyüz" ibaresi, "üçbin" şeklinde değiştirilmek suretiyle, söz konusu kesinlik sınırı üçbin Türk Lirasına çıkarılmış ve her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir.
Bu durumda, istinaf edenin (davacı) sıfatına göre, karar tarihi itibariyle asıl istemin kabul edilmeyen bölümü 5.351,82 TL olduğu, HMK'nın 341/2. maddesinde açıklanan 5.390,00 TL istinaf başvuru sınırının altında kaldığı anlaşıldığından, HMK'nın 352.maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf dilekçesinin miktar itibariyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin istinaf talebinin incelenmesi neticesinde ise; Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı hakkında düzenlenen fark faturasından davalı abonenin sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yargılama sırasında dosyaya kazandırılan 22/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda; " Davacının takip tarihi itibariyle. 1-Davacı tarafça düzenlenen 27/02/2014 tarihli fark faturasının dikkate alınması halinde, 37.699,71 TL asıl alacaavacının takip tarihi itibariyle.
1-Davacı tarafça düzenlenen 27/02/2014 tarihli fark faturasının dikkate alınması halinde, 37.699,71 TL asıl alacak, 6.785,95 TL asıl alacak KDV'si, 228,71 TL işlemiş faiz ve 41,17 TL işlemiş faiz KDV'si olmak üzere toplam 44.755,54 TL alacaklı olduğu, yapılan takipte 13.510,73 TL fazlalık bulunduğu, 2-Davacı tarafça düzenlenen takipte yer verilen 20/02/2013 tarihli fark faturasının dikkate alınması halinde 37.699,71 TL asıl alacak, 6.785,95 TL asıl alacak KDV'si, 7.143,04 TL işlemiş faiz ve 1.285,75 TL işlemiş faiz KDV'si olmak üzere toplam 52.914,45 TL alacaklı olduğu, yapılan takipte 5.351,82 TL fazlalık bulunduğu" tespit edilmiştir.
Raporun, hüküm kurmaya ve istinaf denetimine elverişli olduğu anlaşılmıştır.
Belirtilen nedenlerle, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece; kurulan hükümde isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf talebinin HMK.'nun 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
İhbar olunanlar vekillerinin istinaf taleplerinin incelenmesi neticesinde;
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 61-64. maddelerine göre dava ihbar olunan gerçek ve tüzel kişi, davada taraf sıfatını kazanamaz. Bir davada hüküm, davanın tarafları arasında kurulur. Bu nedenle hükmü istinaf etme hakkı davada taraf olan kişilere aittir. Kural olarak kendisine dava ihbar olunan davaya katılmadıkça (müdahil olmadıkça) mahkemece verilen kararı istinaf etme hakkı yoktur. Ancak, mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak taraf sıfatını almayan ihbar olunan kişi hakkında hüküm kurulmuşsa, ihbar olunan hükmün kendisiyle ilgili bölümünü istinaf edebilir. Olayda ihbar olunan feri müdahil olmadığından ve aleyhine verilmiş bir hüküm de bulunmadığından, ihbar olunanlar vekillerinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nun 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, E. 2022/1993, K. 2024/1468, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama