KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Asıl Dava Dosyasında;
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Esas no
- 2022/1842
- Karar no
- 2024/1126
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31/05/2022
- Numarası
- 2020/297 Esas 2022/447 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazılma tarihi
- 22/10/2024
Karar Metni
3.122 kelime·16 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalısı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Asıl davada davacı vekili, davacıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı davalıya ait sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla 03.08.2010 tarihinde istiap haddinin aşılması nedeniyle yaptığı tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan ve yaralanan şahısların tedavileri nedeniyle davacı ... tarafından Sağlık Bakanlığı'na 9.324,00.-TL, yaralanarak malul kalan ...'a 32.071,00.-TL olmak üzere toplam 41.395,00.-TL ödeme yaptığını, kazanın davalının kusurundan kaynaklanması nedeniyle davalı taraftan KTK.
95. madde ve Trafik Sigortası Poliçesi Genel Şartları 4/ç maddesine göre rücuen tahsili için Eskişehir 2. İcra Dairesinin 2017/439 Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlattıklarını, ancak davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durmasına sebebiyet verdiğini belirterek davalının Eskişehir 2. İcra Dairesinin 2017/439 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının alacağın %20'si oranında tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı ... vekili, dava konusu 03.08.2010 tarihli kazanın istiap haddinin aşılmasından değil şerit izleme kurallarına aykırılıktan meydana geldiğini, rücu koşullarının oluşmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere zarar ile illiyet bağının davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan, zarar yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddi ile %20 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Birleşen davada davacı ... vekili, davalıya Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı davacıya ait sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla 03.08.2010 tarihinde yaptığı tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan ve yaralanan kişilerin tedavi olmaları sebebiyle davalı ... tarafından Sağlık Bakanlığı'na ödenmiş olan 9324 TL ile yaralanarak malul kalan ...'a ödenmiş olan 32.071 TL olmak üzere toplam 41395 TL'nin rücuen tahsili için davacı ... hakkında Eskişehir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/439 E sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davacının takibe itiraz ettiğini,
Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/634 E sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, açılan davada rücu koşulları olmadığından sigorta şirketinin davasının reddedildiğini, davacının kazaya ilişkin olarak davalı ... şirketine 4.600 TL gereksiz yere ödeme yaptığını,
Eskişehir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2018/5511 E sayılı dosyası ile davacıdan gereksiz yere ve haksız olarak alınan 18.400 TL asıl alacak ve 3.172,50 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.572,50 TL'nin tahsili amacıyla takip yapıldığını ancak takibe davalı ... şirketince haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilerek takibin durmasına neden olunduğunu belirterek davalının Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2018/5511 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı ... vekili savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın davalı sigortalının kurallara aykırı olarak araçta kapasitesini aşan şekilde, şoför dışında 3 yolcu taşırken tek taraflı yaptığı kazada yolcuların yaralanması sonucu ... ile tedavi masrafları olarak Sağlık Bakanlığı'na yapılan ödeme tutarı 41.395 TL alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve davalının tazminata mahkum edilmesi talebine yönelik olduğu,
mahkemenin 22.05.2018 tarih ve 2017/634 E, 2018/489 K sayılı kararı ile davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 2018/2202 E, 2020/286 K sayılı kararı ile kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, kaldırma kararından sonra İTÜ'den seçilen ...'den 09.07.2020 tarihli ve 08.08.2021 tarihli ek rapor alındığı,
bilirkişilerin rapor ve ek raporlarında dava konusu trafik kazasının münhasıran aracın istiap haddinin üzerinde yük taşıması nedeniyle meydana geldiği şeklinde mütalaada bulunduğu, davalı vekilinin itirazı üzerine İstanbul ATK'dan alınan 31.12.2021 tarihli raporda "davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki kamyonet ve kamyonetin arkasına takılı inşaatlarda kullanılan makine ile seyir halinde iken, sevk ve idare hatası nedeni ile sağa yönelip direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kamyonetin devrildiği,
kamyonetin arkasına takılı olan inşaatlarda kullanılan makine kütlesinin kamyon kütlesine göre küçük olduğu dikkate alındığında aracın devrilmesine katkıda bulunduğu ancak kamyonetin devrilmesinin salt bu sebebe (kamyonetin arkasına takılı olan makineye) bağlanamayacağı kanaatini bildirir müşterek rapordur"şeklinde mütalaada bulunulduğu,
İTÜ ve ATK'ndan alınan raporlarda kazanın aracın arkasına bağlanan harç makinasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususundaki varılan sonuçlar tamamen farklı olmakla raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve kazanın salt olarak kamyonetin arkasına harç makinasının bağlı olarak kullanılması sebebiyle meydana gelip gelmediğinin tespiti hususunda Ankara ATK'dan 29.03.2022 tarihli rapor alındığı,
raporda gerekçeleri açıklandığı üzere sonuç olarak;"Davalı sürücü ..., beş adet yolcusu ile birlikte sevk ve idaresindeki kamyonet ve bu kamyonetin arkasında takılı olan inşaat beton makinesi ile bölünmüş yolun sağını takiben seyir halindeyken, düz ve eğimsiz yol bölümü olan olay mahalli yaklaşımında, direksiyon hakimiyetine gerekli özen ve önemi göstermeden yaklaşması sonucu hakimiyetini kaybettiği aracı ile yoldan çıkmasıyla meydana gelen kazanın oluşumunda asıl nedenin sevk ve idare hatası olduğuna,
kamyonetin arkasında takılı olan harç makinesinin kazanın oluşumunda salt olarak etkili olmadığına oy birliğiyle karar verildiği kanaatini bildirir müşterek rapordur."şeklinde mütalaada bulunulduğu, her ne kadar İTÜ uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulundan alınan 09.07.2020 tarihli rapor ve 08.08.2021 tarihli ek raporlarda kazanın kamyonetin arkasına takılı harç makinasına bağlı olarak münhasıran aracın istiap haddinin üzerinde yük taşıması nedeniyle meydana geldiği belirtilmiş ise de, İstanbul ATK'dan alınan 31.12.2021 tarihli rapor ile Ankara ATK'dan alınan 29.03.2022 tarihli raporlarda davalı sürücü ...,
beş adet yolcusu ile birlikte sevk ve idaresindeki kamyonet ve bu kamyonetin arkasında takılı olan inşaat beton makinesi ile bölünmüş yolun sağını takiben seyir halindeyken, düz ve eğimsiz yol bölümü olan olay mahalli yaklaşımında, direksiyon hakimiyetine gerekli özen ve önemi göstermeden yaklaşması sonucu hakimiyetini kaybettiği aracı ile yoldan çıkmasıyla meydana gelen kazanın oluşumunda asıl nedenin sevk ve idare hatası olduğu,
kamyonetin arkasında takılı olan harç makinesinin kazanın oluşumunda salt olarak etkili olmadığı belirlenmiş olup birbirini doğrulayan iki farklı ATK raporu ile raporlar arasındaki çelişkinin de giderilmesi suretiyle davaya konu kazanın münhasıran aracın istiap haddini aşması sebebiyle meydana gelmediğinin tespit edilmiş olması,
bu belirlemenin dosya kapsamına uygun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli kabul edilmesi nedeniyle, davacı ... şirketinin ödediği tazminatın rücu şartının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ;hükme karşı asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalısı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaza anında araç sürücüsü olan davalı ...'un %100 kusurlu olduğu noktasında herhangi bir tereddüt bulunmadığını, bu noktadaki tereddütlerin kazanın oluş nedeni ve oluş şekli üzerinde toplandığını, bu kapsamda yapılması gereken değerlendirme kazanın oluşumunda Karayolları Trafik Kanununun 95. maddesi ile Trafik Poliçesi Genel Şartlarının 4/e maddesi kapsamında bir ihlalin bulunup bulunmadığı ve kazanın istiab haddinden fazla yolcu ve yük taşınımından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti olduğunu,
mahkeme tarafından Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/634 Esas ve 2018/489 Karar sayılı dosyasında verilen ilk kararda istiap haddinin aşılmış olmasının kazaya sebebiyet vermediği değerlendirilerek dava reddedilmiş ise de kararın istinaf edilmesi neticesinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 2018/2202 Esas ve 2020/286 Karar sayılı kararı ile Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasın karar verildiğini,
İstinaf Mahkemesinin kaldırma kararının ardından Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/297 Esas sayılı dosyasında istinaf kararına uygun olarak İTÜ'den seçilen 3 kişilik uzman bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 09.07.2020 tanzim tarihli raporda istinaf mahkemesi kararında belirtildiği üzere "kazaya karışan aracın taşıma kapasitesi, kaza anındaki yük durumun, yolun ve hava şartlarının durumu, araca bağlı bulunan beton makinesi, araçta bulunan kişilerin ifadeleri bir bütün olarak değerlendirilmiş ve aracın markası, modeli kaza tarihinde 25 yaşında olduğundan ekonomik ömrünü tamamlamış olduğu, eski ve yıpranmış olduğu,
teknik olarak arkasına bağlı bir yük taşımak için tasalanmamış olduğu, yükün kasa bölümünde taşınması gerektiği, kaza tarihinde kaza oluşumuna neden olabilecek trafikten kaynaklanan bir etken bulunmadığı, sürücünün yorgun, uykusuz, dalgın ya da alkollü olmadığı da dikkate alındığında düz yolda seyir halindeki bir aracın aniden sağa sola savrulmasında ve yol dışı kalmasında arkasına takılı dengesiz yükün tamamen etkili olduğu ve kazanın münhasıran istiap haddinin aşılması nedeniyle meydana geldiği" kanaatinin aktarıldığını,
İTÜ'den seçilen 3 kişilik uzman bilirkişi heyetinden alınan bu rapora davalı tarafça itiraz edilmiş olması nedeniyle bilirkişi heyeti tarafından 08.08.2021 tanzim tarihli ek raporda "Sürücü ... yukarıda özetlenen ve dosyada buluna ifadesinde yükünün ağır olduğunu ve aracının arkasına beton makinası bağlı olduğunu belirtmiştir. Kamyonetin arkasında inşaatlarda kullanılan iş makinası bağlı olduğu dosyada bulunan trafik kazası tespit tutanağında da belirtilmiştir.
Sürücü ... ifadesinde belirttiği gibi ağır ağır gidiyor olsa bile, yanından geçen tırın uyarısıyla aniden direksiyonu kırıp yoldan çıkmış olması, yola ve trafiğe gereken dikkat ve özeni vererek sürüşünü gerçekleştirmediğini göstermektedir. Zaten, kendi ifadesinde de belirttiği gibi heyecanlanarak aniden direksiyonu çevirmiştir.
Oysa, ağır yükünün yanı sıra arkasından çekilen beton makinası bulunacak şekilde mevcut yükleme şekliyle ani yön değiştirmesi sonucunda, kamyonetin oluşan yüksek atalet kuvvetlerine ve momentlere maruz kalacağı tekniğin bilinen bir hususudur. Nitekim dava konusu kazanın oluşumu da, ani direksiyon kırma sonucu meydana gelen yüksek savrulma kuvvetlerine ve devrilmeyle yol açan momentlere bağlı olarak meydana gelmiştir.
Özellikle kamyonetin arkasında çekili bulunan beton makinasının, ani yön değiştirme halinde, arkasına çekili araç takılı tüm taşıtlarda olduğu üzere, ani yön değiştirmenin aksi doğrultuya yönelerek savrulacağı ve bu durumun direksiyon hakimiyetinin kaybedilip kamyoneti kontrolden çıkması yanı sıra, devrilmesini de tetikleyeceği katı cisimler mekaniğini biliminin kinematik ve dinamik konularının aşikar hususlarındandır.
Bu sebeple dava konusu kamyonetin belirtilen ağır yüküne ek olarak arkasından çekilen beton makinasının bulunması haliyle aşırı zorlanmış yani, diğer bir ifadeyle güvenli sürüş için gereken istihap haddinin aşılmış olması, dava konusu tek araçlı trafik kazasının meydana gelmesine yol açan esas sebeptir.
Devrilen kamyonet mevcut şekliyle yüklenmemiş olsaydı yön değiştirmesi aniden olsa bile, kontrolden çıkacak şekilde savrulmayacak, güvenli sürüş için gereken yol tutuşuna sahip olabilecek idi." değerlendirmesine yer verildiğini, ek rapor ile yapılan detaylı değerlendirme neticesinde kazanın oluşumu için başkaca herhangi bir etken olmadığı, tanık ve taraf beyanları doğrultusunda aracın istiap haddinin aşılmış olması nedeniyle kontrol altına alınamadığı,
kazanın bu nedenle meydana geldiği açıkça ve bir kez daha mütalaa edilmiş olup yaşanan kazayı tüm detaylarıyla ve somut oluş şekliyle taraf ifadelerini de göz önüne alarak bilimsel gerçekler ışığında değerlendiren kök ve ek rapor neticesinde kazanın münhasıran istiap haddinin aşılması neticesinde gerçekleştiği ispatlanmış olmasına rağmen dosyanın yeni bir rapor tanzim edilmek üzere ATK'ya gönderilmesine karar verildiğini,
yerel Mahkeme kararı gereğince İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim edilen ve yalnızca bir (1) sayfa şeklinde tanzim edilmiş olan 31.12.2021 tarihli raporda gerekçe olarak "kazanın yukarıda "olay" kısmında açıklandığı şekilde gerçekleştiği" belirtilerek kazanın münhasıran istiap haddinin aşılması nedeniyle gerçekleşmediği kanaatinin bildirildiğini, ortada hiç bir çelişki bulunmadığı,
alanında uzman kişilerden kurulu İTÜ heyeti tarafından hükme elverişli ve bilimsel bir rapor tanzimi yapıldığı halde ATK'dan alınan, yalnızca bir sayfadan ibaret olan ve hükme esas alınması mümkün olmayan rapor neticesinde çelişki yaratılarak bir kez de Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığından rapor alınmasına karar verildiğini, Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından tanzim edilerek dosyaya sunulan 29.03.2022 tanzim tarihli raporda İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim edilen 31.12.2021 tarihli rapora paralel olarak yalnızca bir sayfadan oluşmakta ve hiçbir şekilde hükme elverişli bir gerekçe barındırmadığını,
ancak buna rağmen ATK'dan alınan raporlar yeterli görülerek davanın reddine karar verilmiş ise de yerel mahkeme kararının yasaya aykırı olduğunu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 2018/2202 Esas ve 2020/286 Karar Sayılı kararında açıkça kazanın oluşumunun "dosya kapsamındaki tüm iddia ve savunmalar ile taşıt sicil kayıtları, davalı araçta bulunan kişilerin ifadeleri, KTT, kazanın oluş şekli, araçta kaza anında bulunan kişilerin sayısı, aracın arkasına bağlı bulunan beton makinesi, sigortalı aracın teknik özellikleri, aracın yolcu ve yük kapasitesi,
hava ve yol koşulları gibi unsurlar ve tüm deliller değerlendirilmek suretiyle İTU veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek uzman bilirkişi heyetinden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınarak karar verilmesi gerektiği" belirtilmiş olup İTÜ öğretim üyelerinden kurulu Uzman Bilirkişi Heyeti tarafından dosyaya sunulan raporda, meydan gelen kaza dosya içerisindeki tüm deliller, taraf beyanları, aracın teknik durumu, yaşı, yol ve hava durumu,
sürücünün beyanları" kapsamında oldukça detaylı ve fizik bilimi ilkeleri çerçevesinde değerlendirilme yapılmasına rağmen yerel Mahkeme kararında bu değerlendirmeleri yok sayarak tek sayfadan ibaret olan ve özetle "kaza direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi nedeniyle" gerçekleşmiştir gibi hiç bir bilimsel değerlendirme içermeyen raporları esas alarak hüküm kurulduğunu, İstinaf Mahkemesinin kaldırma kararı gereğince hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirilmesi gerektiği belirtilen, "araç sürücüsünün ve yolcuların beyanları, yol ve hava şartlarının durumu, aracın teknik ve fiziki durumu,
araca bağlı olan beton mikserinin teknik ve fiziki durumu, araçta bulunan yolcu sayısı, aracın taşıma kapasitesi ve şekli, aracın yaşı, kullanım durumunun" hükme esas alınan ATK raporlarının değerlendirilmediğini, belirtildiği üzere elbetteki söz konusu kazanın araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde ve %100 sürücü kusuruyla meydana geldiğini, bu noktada herhangi bir tereddüt bulunmadığını,
yargılama neticesinde tespit edilmesi gereken hususun hakimiyetin kaybedilme dolayısıyla kazanın meydana gelme sebebi olup istiap haddinin aşılmış olması dışında kazanın meydana gelmesine sebebiyet verebilecek bir durumun varlığının davalı tarafça ispatlanmadığı gibi, ifadelerde yer almadığını, buna rağmen AKT’ca hiç bir bilimsel karşılık sunulmadan kazanın münhasıran istiap haddinin aşılmasından meydana gelmediği mütalaa edilmiş olup yerel Mahkeme tarafından da bu mütalaalar doğrultusunda hüküm kurulduğunu,
verilen kararın hukuken kabulü mümkün olmadığı gibi İTÜ'den seçilen 3 kişilik Uzman Bilirkişi Heyeti tarafından hazırlanan 09.07.2020 tanzim tarihli raporda ve 08.08.2021 tanzim tarihli ek raporda açıkça yer aldığı üzere ATK raporlarının bilimsel olarak da kabulünün mümkün olmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına asıl davanın davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Asıl dava; ZMSS poliçesinden kaynaklanan, davacı şirkete trafik sigortalı aracın, davalı sigortalı yönetiminde iken gerçekleşen tek taraflı trafik kazası sonucu araçta yolcu konumunda bulunan ve yaralanan kişiler için davacı ... tarafından Sağlık Bakanlığına ödenen tedavi gideri ile mağdura ödenen maluliyet tazminatının, kazanın istiap haddinin aşılması nedeniyle meydana geldiğinden bahisle davalı sigortalı aleyhinde itirazın iptali şeklinde açılan rücuen tazminat istemine, birleşen davanın ise rücu koşulları oluşmadığı halde davacı sigortalı tarafından sigorta şirketine ödenen tazminatların istirdatı amacıyla yapılan icra takibine sigorta şirketi tarafından yapılan itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.
Davacı vekili asıl davada, davacıya Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı davalıya ait sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla 03.08.2010 tarihinde istiap haddinin aşılması nedeniyle yaptığı tek taraflı trafik kazasında davacının araçta yolcu olarak bulunan ve yaralanan şahısların tedavileri nedeniyle T.C.
Sağlık Bakanlığı'na 9.324,00.-TL, yaralanarak malul kalan ...'a 32.071,00.-TL olmak üzere toplam 41.395,00.-TL ödeme yaptığını, kazanın davalının kusurundan kaynaklanması nedeniyle davalı taraftan KTK.
95. madde ve Trafik Sigortası Poliçesi Genel Şartları 4/Ç maddesine göre rücuen tahsili için davalı sigortalı hakkında Eskişehir 2. İcra Dairesinin 2017/439 Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlattıklarını, ancak davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durmasına sebebiyet verdiğini belirterek davalının Eskişehir 2. İcra Dairesinin 2017/439 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının alacağın %20'si oranında tazminata mahkum edilmesini talep etmiş, birleşen davada davacı vekili,
davalıya Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı davacıya ait sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla 03.08.2010 tarihinde yaptığı tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan dava dışı kişilerin yaralandığını,
davacı tarafından davalıya 18.400 TL ödenmiş olmasına rağmen ödemenin yasal dayanağı bulunmadığından davacı tarafından davalıya yapılan ödemenin istirdatı amacıyla Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2018/5511 sayalı dosyası ile yapılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek davalının Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2018/5511 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline takibin devamına karar verilmesini talep etmiş, mahkemece asıl dava yönünden dava konusu kazanın istiap haddinin aşılmasından kaynaklanmadığı dolasıyla rücu koşulları bulunmadığından davanın reddine,
asıl dava ile birleşen Eskişehir Ticaret Mahkemesinin 2018/705 Esas sayılı dosyası yönünden ise olumlu olumsuz karar verilmemiş, asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı vekili tarafından asıl dava yönünden dava konusu kazanın istiap haddinin aşılmasından kaynaklandığını dolasıyla rücu koşullarının bulunduğuna yönelik istinaf sebebi ileri sürmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde, mahkeme kararlarının tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve Hukuki sebepleri, hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini, hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını, gerekçeli kararın yazıldığı tarihi içermesi,
hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir.
Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 Esas, 2007/611 Karar, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
HMK’nın 166/1 maddesi “Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir.Birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar diğer mahkemeyi bağlar” hükmünü içermektedir.
6100 Sayılı HMK'nın 297/1-2 maddeleri gereğince mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi ve HMK'nın 166. Maddesine göre ise birleştirilen dava dosyaları birbirlerinden bağımsız ayrı bir dava olup, birleştirilen her dava hakkında usul hükümlerine göre ayrı ayrı hüküm kurulması , harç ve diğer yargılama giderlerinin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.
Somut olayda davacı sigortalı tarafından sigorta şirketi aleyhine açılan mahkemenin 2018/705 Esas sayılı dosyasının 06.10.2020 tarihli karar ile sigorta şirketi tarafından sigortalı aleyhine açılan mahkemenin 2020/297 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, asıl ve birleşen davaların bağımsızlıklarını koruduğu dolasıyla asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması, karar başlığında asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken birleştirilen dava dosyası ile ilgili olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmediğinden asıl dava dosyası davacısı sigorta şirketi vekilinin istinaf sebepleri incelenmeksizin birleştirilen dava dosyası ile ilgili bir karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına, karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü HMK'nın 353/1.a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı ... vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/1842, K. 2024/1126, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama