KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/1944 - 2024/1204
- Esas no
- 2022/1944
- Karar no
- 2024/1204
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/06/2022
- Numarası
- 2021/52 Esas 2022/340 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- Yazılma tarihi
- 17/10/2024
Karar Metni
1.013 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.02.2019 tarihinde, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, yolun karşısına geçmek isteyen yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 6.000.00-TL sürekli işgöremezlik tazminatının davalı sigorta şirketine başvuru tarihi olan 12.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 31.838,35-TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirkete usulüne uygun başvuru olmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, tazminat hesaplanması bakımından ZMSS Genel Şartlarında belirlenen usul ve esasların dikkate alınması gerektiğini, davalı şirketin sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün yaya geçidini kullanarak karşıya geçen yayaya yaya geçidi üzerinde çarpması nedeniyle %100 oranında kusurlu olduğu, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 22.03.2022 tarihli raporda, davacı ...'un 06.02.2019 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu oluşan yaralanmasının tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresine göre 90 gün geçici işgöremezliğe neden olduğu, 45 gün süre ile başka birinin bakımına ihtiyacı olduğu,
Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacının daimi maluliyet oranının %5 olduğunun belirtildiği, davacının sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması için aktüer bilirkişiden rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 31.838,35 TL sürekli işgöremezlik tazminatının 26.04.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, raporda belirtilen maluliyetin kaza ile illiyeti bulunmadığını, aktüerya hesabında bilinmeyen dönem için %1.8 teknik faiz yönteminin uygulanması ve kusur yönünden adli tıp kurumundan rapor alınması gerektiğini, kaza nedeniyle SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığını araştırılmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın davacıya çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek sürekli işgöremezlik tazminatı talep etmiştir.
1-Dava konusu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağının incelenmesinde, davacının, kavşakta, yaya geçidini kullanarak karşıya geçmek istediği, yaya geçidi üzerinde iken davalı şirkete sigortalı aracın davacıya çarptığı olayda araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Mahkemece, kusur oranının belirlenmesi yönünden Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda, yaya geçidinden geçmekte olan davacının bir kural ihlalinin bulunmadığı gözetilerek sigortalı araç sürücüsünün kavşağa yaklaşırken hızını ayarlaması, yaya geçidini kullanarak karşıya geçen yayaya çarpması sonucu meydana gelen kazada tam kusurlu olduğunun belirlendiği, raporun, kaza tespit tutanağı ve kazanın oluşumu ile uyumlu olduğu görülmekle hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
2-Mahkemece, davacının daimi maluliyet oranının belirlenmesi yönünden İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından rapor alındığı, dava konusu kazaya ilişkin davacının tedavi evraklarının ve raporlarının incelendiği, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle uygulanmakta olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının, dava konusu kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının belirlendiği, raporun, ayrıntılı ve gerekçeli tanzim edilmekle denetiminin mümkün olduğu görülmekle hükme esas alınmasında bir isabetsizli görülmemiş, davalı vekilinin, maluliyet oranına yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir.
3-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.
Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olduğundan davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098
sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak belirlenmesi gerekir.
Somut olayda, hükme esas alınan aktüerya raporunda, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplanmasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin esas alındığı görüldüğünden davalı vekilinin aktüer bilirkişi raporuna yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
4-Dosyada mevcut İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 12.03.2021 tarihli yazısında, dava konusu kaza nedeniyle davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığının, davacının bu yönde bir başvurusunun bulunmadığının bildirildiği görülmekle davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi de yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/1944, K. 2024/1204, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama