KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Numarası ...
- Esas No
- 2022/2406
- Karar No
- 2024/1637
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/10/2022
- Davanın konusu
- Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat
- Yazılma tarihi
- 13/01/2025
Karar Metni
1.653 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle. 19.06.2015 tarihinde, davalı sürücü ... idaresindeki, davalı ... adına kayıtlı, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, yolun karşısına geçmeye çalışan ve davacıların murisi olan ... çarpması ile meydana gelen kaza sonucunda murisin vefat ettiğini, davacı ...'in eşini kayıp etmesi nedeni ile destekten yoksun kaldığını, diğer davacıların ise annelerini kayıp ettiklerini belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı ... için 500,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davacı eş için 10.000,00-TL, davacı çocuklar için ayrı ayrı 5.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile destekten yoksun kalma tazminatı talebini 93.360,67 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın meydana gelmesinde hız sınırlarına uygun olarak seyir eden davalı sürücünün kusurunun bulunmadığını, kazanın ani olarak yola fırlayan müteveffa yayanın tam kusuru ile meydana geldiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, davalının ise araç maliki olarak kazanın oluşunda kusurunun olmadığını ve kazanın müteveffanın kusuru ile meydana gelmesi nedeni ile davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı ... şirketi tarafından yapıldığını, kaza nedeni ile doğan zarardan davalı şirketin poliçe limiti ile sınırlı olarak ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, somut olayda işletenin kusuru olmaması nedeni ile davalı ... şirketinin de sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2021/2401 Esas 2022/680 Karar sayılı kararında, ceza yargılamasında belirlenen kazanın oluş şekli ile eldeki dosyada alınan bilirkişi raporlarında belirlenen kazanın oluş şeklinin aynı olduğu, ceza hakimince davalı sürücünün kusursuz kabul edilmesinin hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olmadığı belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı sonrası dosyada mevcut İTÜ’den alınan kusur raporunun hükme esas alındığı,
buna göre kazanın meydana gelmesinde desteğin %60, davalı sürücünün %40 oranında kusurlu olduğu, davacı ...’nun destekten yoksun kalma zararının hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile davacı ... için talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulüne, 93.860,67 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... şirketi bakımından 30.09.2015, davalılar ..., ... bakımından kaza tarihi olan 19.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, davacılardan ... yönünden takdiren 7.500,00 TL, diğer davacılar yönünden ise ayrı ayrı 2.500,00-TL olmak üzere toplam 15.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ..., ...’den kaza tarihi olan 19.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... şirketi hakkında açılan manevi tazminat davasının reddine, karar verilmiş, karara karşı davalılar ... ve ... vekili ile davalı ...
Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın oluşumu yönünden alınan kusur raporları arasında çelişki olduğunu, ceza mahkemesi tarafından alınan Adli Tıp Kurumunun 22.12.2017 tarihli raporunda sanık yönetimindeki aracın teknik özelliği, durma mesafesi ve sanığın çarpma anından önce almış olduğu tedbirler itibariyle sanık sürücünün yolun sağ tarafından seyri sırasında tüm tedbirleri almasına rağmen vasıtalar arasından kontrolsüz bir şekilde seyir yoluna girerek karşıdan karşıya geçmekte olan ölene çarpmayı önleyemediği,
yönündeki olayın oluş biçimine dair tespitin ve TBK’nıın 74. Maddesi gereğince bu tespitteki maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aktüer raporuna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, bakiye yaşam süresinin Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre belirlenmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...
Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyada mevcut iki kusur raporu arasında çelişki olduğunu, çelişkinin giderilmediğini, ceza mahkemesi dosyasında sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun belirlendiğini, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınması gerektiğini, TBK'nın 74. Maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi olgunun bağlayıcı olduğunu, desteğin anne ve babasının hayatta olup olmadığının gözetilmediğini, onların da desteğin gelirinden pay sahibi olduğunu, davacının payının fazla hesaplandığını, aktüerya hesabında %1.8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini,
ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Davacılar vekili, davalı sürücü ... idaresindeki, davalı ... adına kayıtlı, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, yaya konumundaki davacılar desteğine çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek davalılardan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep etmiştir.
1-Dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusur oranı yönünden hükme esas alınan İTÜ raporunun, kaza tespit tutanağındaki bilgiler ve kazanın oluşumu ile uyumlu olduğu,TBK'nın 74. Maddesi gereğince hukuk hakiminin ceza mahkemesi tarafından verilen beraat kararı ve kusur oranları ile bağlı olmadığı, ancak maddi vakıa ile bağlı olduğu, ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıa ile mahkemece belirlen maddi vakıanın yani kazanın oluşuna ilişkin farklılık bulunmadığı, kusur oranlarının farklı olduğu,
kazanın oluş şekli yönünden yaya desteğin, karşıya geçmek istediği üç şeritli yolun ilk iki şeridini geçtikten sonra en sol şeritte seyir halinde olan ve hızlı şekilde seyir halinde olduğu anlaşılan davalı ... idaresindeki aracın çarpması sonucu davacıların desteği yayanın vefat ettiği, raporda tarafların kural ihlallerinin isabetli şekilde belirlendiği, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde tanzim edilmekle denetiminin mümkün olduğu görülmekle İTÜ raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiş davalıların kusur oranına yönelik istinaf itirazları reddedilmiştir.
2-Davacı eş ...’nun destekten yoksun kalma zararının hesabı yönünden hükme esas alınan aktüerya raporunun, yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yönteminin kullanıldığı, desteğin anne ve babasının, destekten önce vefat ettiği, 1970,1972 ve 1975 doğumlu çocuklarının kaza tarihi olan 19.06.2015 tarihi itibariyle destek alacak yaşı geçtikleri nüfus kayıt tablosundan görülmekle desteğin gelirinden pay ayrılmamasının isabetli olduğu anlaşıldığından davalıların aktüer bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir.
3-Davacıların manevi tazminat istemi 6098 TBK'nın 56. maddesi hükmüne dayanmakta olup anılan maddede “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır.
Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)
Mahkemece 19.06.2015 tarihinde davalı sürücünün idaresindeki araçla sol şeritten hızla seyrederken yolun ilk iki şeridi bitiren yayaya sol şerit üzerinde çarpması sonucu yayanın vefatı ile sonuçlanan olayda kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacılar üzerindeki etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki paranın alım gücü nazara alındığında davacılar için belirlenen manevi tazminat tutarlarının uygun takdir edildiği anlaşıldığından manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
4-26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur.
Mahkemece, davalı ... şirketinin dava açılmadan önce temerrüde düşürüldüğünün ispat edilemediği gerekçesi ile hükmedilen tazminata dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesinin davalı lehine olduğu, davanın açılması ile birlikte davalının temerrüde düştüğü kabul edilmekle ıslah ile artırılan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğine yönelik istinaf itirazının da yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... Şirketi vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2406, K. 2024/1637, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama