KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2421
- Karar No
- 2024/1624
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/10/2022
- Numarası
- ...
- Davanın konusu
- Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
- Yazılma tarihi
- 15/01/2025
Karar Metni
1.535 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 14.06.2019 tarihinde dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın seyri sırasında yoldan çıkması sonucunda meydana gelen kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davacının gelirinin asgari ücret düzeyinde olup davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının sigorta şirketine başvuru tarihi olan 24.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında talebini 264.579,42 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, davacı tarafça usulüne uygun olarak başvuru yapılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, kusura ilişkin olarak Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, maluliyete ilişkin raporun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesini, davacının kaza sırasında emniyet kemeri takmadığından müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılmasını, olayda hatır taşıması söz konusu olup tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olduğu, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın tek taraflı olarak kaza yaptığı ve davacının araçta yolcu konumunda olup kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı, ...
Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 22.03.2022 tarihli raporda davacının maluliyet oranının % 19 olduğunun belirlendiği, olayda hatır taşımasının söz konusu olduğu ve tazminatta % 20 oranında indirim yapıldığı, davacının emniyet kemeri takmadığı ve bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki iddianın kanıtlanamadığı,
aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 01.08.2022 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulü ile 137.726,22 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatının temerrüt tarihi olan 02.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece davacının maluliyeti yönünden Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Yönetmeliği uyarınca tespit edilen maluliyet oranının esas alınması ve maluliyet oranı % 29,2 olarak kabul edilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararı uyarınca Erişkinler İçin Engellilik değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet oranının esas alınmasının doğru olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece hükme esas alınan maluliyete ilişkin rapora itirazlarının nazara alınmadığını, taraflarınca alınan medikal görüş raporundaki maluliyetin daha düşük olduğunu, yaralanma ile maluliyet arasındaki illiyetin belirlenmesi gerektiğini, Adli Tıp Kurumundan maluliyete ilişkin rapor alınması gerektiğini, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve 1.8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda progresif rant yöntemi ile hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, davacı tarafça yapılan başvuruda gerekli belgeler iletilmediğini,
davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini bu nedenle temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yerinde olmadığını, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, avans faizine hükmedilmiş olmasının da taraflarınca kabul edilmediğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 14.06.2019 tarihinde dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın seyri sırasında yoldan çıkması sonucunda meydana gelen kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece davacının araçta yolcu konumunda olup kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı, . ....
Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 22.03.2022 tarihli raporda, davacının maluliyet oranının % 19 olduğunun belirlendiği, olayda hatır taşımasının söz konusu olduğu ve tazminatta % 20 oranında indirim yapıldığı, davacının emniyet kemeri takmadığı ve bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki iddianın kanıtlanamadığı,
aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 01.08.2022 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Mahkemece hükme esas alınan ...
Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 22.03.2022 tarihli raporda, davacının muayenesinde araç içi trafik kazası geçirdiği, Tekirdağ Devlet Hastanesi'nde sağ klavikula kırığı ve sol hemopnömotoraks, toraks travması sebebiyle takip ve tedavi edildiği, sağ omuzun tam kullanamadığını, nefes almakla ağrısının olduğu, nefes almakta zorlandığı, ayrıca sol kasıkta kırık olduğunu ifade ettiği, sağ klavikula üzerinde mükerrer ameliyatlara ait yaklaşık 13 cm'lik ciltten hafif çökük ve 0.3 cm genişliğinde açık renkli cerrahi skar olduğu,
supraklavikular bölgede ve boynun sağ yarısında 15x15 cm'lik bir alanda arada sağlam doku alanlarının da görüldüğü yer yer ciltten koyu renkli yer yer ciltten açık renkli ciltten hafif kabarık çok sayıda skar mevcut olduğu, sol 7-8. kot arasında ve aksiller çizginin 5 cm anteriorunda takılmış toraks tüpüne ait cerrahi 2 cm x 2 cm ciltten çökük hafif koyu renkli skar doku mevcut olduğu, Ortopedi ve Travmatoloji konsültasyon muayenesi istendiği, ...
Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı'nın konsültasyon muayene notunda; sağ klavikula kırığı, sol asetabulum nondeplase kırığı ve toraks travması olduğu, konservatif tedavi edildiği, sağ omuz ekstansiyon 0-20 derece, fleksiyon 0-140 derece, internal rotasyon 0-70 derece, eksternal rotasyon 0-50 derece olduğu, abdüksiyon 0-130 derece, abdüksiyon 0-30 derece olduğu, sol omuz fleksiyon 0-180 derece, ekstansiyon 0-50 derece, abdüksiyon 0-180 derece, addüksiyon 0-50 derece, internal rotasyon 0-90 derece, eksternal rotasyon 0-90 derece tam olduğu,
sol kalça fleksiyonu 0-95 derece, ekstansiyonu tam, iç rotasyonu 0-35 derece, dış rotasyonu 0-30 derece, abdüksiyonu 0-35 derece, addüksiyonu 0-20 derece olduğu, sağ kalça hareketleri tam, emniyet kemeri takmasının mevcut yaralanmayı azaltma olasılığı literatürle uyumlu olarak daha fazla olarak değerlendirildiği kayıtlı olduğu belirtildikten sonra Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre Deri-Hipertrofik skar ve keloid-hafif'e göre % 5, Sinir Sistemi, Nörojenik Kaynaklı Ağrılar'a göre % 5, Kas İskelet Sistemi, Alt Ekstremiteye Ait Sorunlarda Engellilik nedeniyle % 6 ve %5 engel oranı olduğu,
Balthazard formulüne göre müşterek hesaplandığında % 19 engel oranının tespit edildiğinin belirtildiği, ancak raporda davacının görmüş olduğu tedavi sürecini ve sonuçlarını tam olarak yansıtılıp değerlendirilmediği, taraflarca rapora itiraz edildiği, raporun hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece, maluliyete ilişkin rapora itirazlar da değerlendirilmek suretiyle davacıda oluşan yara nedbesinin keloid veya hipertofik skar niteliğinde olup olmadığı, vücud yüzeyinde kapsadığı alanın oranın belirlenip değerlendirilmesi, nörojenik kaynaklı ağrılar nedeniyle gördüğü tedaviler ve kullandığı ilaçlara ait tüm belgelerin getirilmesi, kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği,
araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenerek değerlendirilmesi ve davacının maluliyet oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu heyetten olay tarihinde Yargıtay uygulamalarına göre Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerekirken eksik ve yetersiz rapora göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de talep edilen maddi tazminata dava ve 04.08.2022 tarihli bedel artırım dilekçesinde yasal faiz uygulanması talep edildiği halde 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesine düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak avans faizine hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir. Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2421, K. 2024/1624, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama