KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2426 - 2024/1626
- Esas no
- 2022/2426
- Karar no
- 2024/1626
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/03/2022
- Numarası
- 2020/81 Esas 2022/181 Karar
- Davanın konusu
- Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
- Yazılma tarihi
- 14/01/2025
Karar Metni
1.728 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı ... vekili, 08.07.2018 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının idaresindeki motosikletin çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru bulunmadığını, ceza yargılamasının devam ettiğini, davacının uğramış olduğu maddi zararın tazmini amacıyla davalı sigorta şirketine 18.12.2019 tarihinde başvuru yapıldığını, ancak ödeme yapılmadığını, arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını,
davanın 6100 sayılı HMK’nın 107 maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek talep artırım hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere 12.000,00 L maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında geçici iş göremezlik tazminatı talebini 7.245,72 TL, sürekli iş göremezlik tazminatını 247.963,31 TL, bakıcı gideri talebini 1.522,13 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, davacı tarafça başvuru şartı eksiksiz olarak yerine getirilmeksizin dava açıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacının maluliyetine ilişkin olarak rapor vermeye yetkili sağlık kurum ve kuruluşlarından alınacak raporun dosyaya kazandırılmasını talep ettiklerini, kusur oranlarının tespiti ve maluliyetin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinin sigorta teminatı kapsamında olmadığını, davacı tarafça gelire ilişkin belge sunulmaması durumunda tazminatın asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini,
davacının yeterli ehliyeti olmadığı halde motosiklet kullandığından hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafça yapılan başvuru usulsüz olduğundan dava tarihinden yasal faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 02.02.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 75 oranında, davacının % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ...Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 22.10.2021 tarihli raporda davacının özür oranının % 20 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 180 gün olduğu ve 30 gün bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği,
aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 256.731,16 TL'nin 3.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı katılma yoluyla davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusuru üzerinden değerlendirme yapıldığını, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusura ilişkin itirazları gözetilerek inceleme yapılması gerektiğini, sigortalı araç sürücünün % 50 oranında kusurlu olup yeni bir rapor alınması gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun kabulünün mümkün olmadığını, buna ilişkin medikal görüşü uyarınca psikiyatrik tanılarda 2 yıllık takip ve tedavi süreci sonrasında iyileşme olmaması durumunda karar verildiğini,
aktüer bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, hesaplanan tazminatın fahiş olduğunu, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı talebinin kabulüne ilişkin kararın hatalı olup davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, sigorta teminatı kapsamı dışında olup reddi gerektiğini belirterek, faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, hükme karşı katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulduğunu, yargılama giderlerine ilişkin hükmün eksik ve hatalı olup maluliyet rapor ücretini olan 1.200,00 TL’nin taraflarınca ödenip dekontun sunulmasına rağmen yargılama gideri olarak dikkate alınmadığını, yeniden yargılama yapılacak olması durumunda maluliyet ve kusur oranları ile hesaplamaya esas gelir ve ücretler ile diğer verilerde meydana gelmiş ve gelecek artış ve lehe değişiklikler ile mevzuatta meydana gelecek değişiklikler yönünden haklarını saklı tuttuklarını ve güncel verilerin dikkate alınmasını talep ettiklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 08.07.2018 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının idaresindeki motosikletin çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 02.02.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 75 oranında, davacının % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ...
Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 22.10.2021 tarihli raporda davacının özür oranının % 20 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 180 gün olduğu ve 30 gün bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297/1-c maddesinde hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiğini, Kanun'un 2. fıkrasında ise hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
Davacı tarafından dava dilekçesi ile yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebinde bulunulduğu, ne var ki mahkemece kurulan hükümde maddi tazminat talebine konu zarar kalemlerinin ayrı ayrı gösterilmediği anlaşıldığından hükmün HMK’nın 297. maddesine aykırı olduğu, davacının talep ettiği tüm tazminat kalemleri yönünden ayrı ayrı taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar gösterecek şekilde hüküm oluşturulmak üzere kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin maluliyet raporuna ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Mahkemece hükme esas alınan . ...
Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 22.10.2021 tarihli raporda, motosiklet kazası nedeniyle yaralanan hastanın muayenesinde, sağ frontopariyetal yumuşak doku şişliği ve üzerinde skalp yaralanması, sağ aksiller hat, göğüs alt ve batın bölgesinde geniş çaplı yüzeysel sıyrıklar olduğu, hastanın 01.07.2019 tarihli nörolojik muayenesinde motosiklet kazası sonrası kafa travması,
sol frontotemporal kontüzyon, travmatik subaraknoid kanama, norölojik muayene intakt, beyin tomogrofisinde sağ perietalden sağ temporal squamöz parçasına uzanan eski fraktür ile uyumlu görünümler izlendiği, yine oksipital kemiğin sağ kondilinde eski fraktüre ait görünüm izlendiği, aynı tarihli psikiyatrik muayenesinde depresif bozukluk ön tanısı ile takipleri yapıldığı, psikiyatrik muayene geçmişi incelendiğinde 18.07.2018-14.06.2019 tarihleri arasında ayaktan 9 kez başvurusu olduğu, ilaç tedavileri verildiği,
kişinin geçirmiş olduğu trafik kazası sonrasında ortaya çıkan psikiyatrik yakınmaları nedeniyle tedavi başvurusunda bulunduğu ve depresyon tanısı konulduğu, düzenli tedavi aldığı, halen tedavisinin sürdüğü kanısı oluştuğu belirtildikten sonra Zihinsel, Ruhsal Davranışsal Bozukluklar, Fonksiyon Kaybına Neden Olan Hastalıklar, depresyon tanısı ile kişinin kliniği dikkate alındığında 1/2 indirim yapılarak özür oranının % 20 olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Bu durumda mahkemece, davalı sigorta şirketinin rapora itirazları da değerlendirilerek davacının belirtilen zihinsel ve ruhsal davranışsal bozukluklar ve depresyon nedeniyle gördüğü tedaviler ve kullandığı ilaçlara ait tüm belgelerin getirtilmesi, zihinsel ve ruhsal bozukluğunun kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, depresyon nedeniyle tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde ömür boyu kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi,
yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının tespit edilmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması ve sonucuna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken hüküm kurmaya elverişli bulunmayan rapor hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-6100 sayılı HMK'nin Yargılama giderlerinin kapsamı başlıklı 323/1. maddesinin (e) bendinde "Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler" yargılama giderleri arasında sayılmış, Kanun'un Yargılama giderlerinden sorumluluk başlıklı 326. maddesinde "(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi,
müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Mahkemece hükmün yargılama giderlerine ilişkin 4 numaralı bendinde, davacı tarafça yapıldığı anlaşılan maluliyet rapor ve muayene işlemlerine ilişkin giderin yargılama giderleri arasında gösterilmemiş olması doğru görülmemiştir.
Davalı vekili ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2426, K. 2024/1626, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama